|
|
|
Yaşlılıkta Şeker Hastalığı |
Şeker hastalığı yaş ilerledikçe
daha sık görülür ve 65 yaşın üzerindeki pek çok hastada
genellikle ağır, hatta uzun süreli hastane tedavisi gerektiren
özel belirtilere yol açar. Bu durum başta toplumsal olmak üzere
pek çok sorun yaratır.
Demografik araştırmalar sanayileşmiş toplumlarda nüfusun yüzde
15'inin 65 yaşın, yüzde 6'sının da 75 yaşın üzerinde olduğunu
göstermektedir. 1990 nüfus sayımı sonuçlarına göre Türkiye
nüfusunun yaklaşık yüzde 5'i 65 yaşın üzerindedir. |
|
|
Şeker hastalığının görülme sıklığı
yaşla birlikte artar. Şeker hastalarının yüzde 45'ini 65 yaşın
üzerindekiler oluşturur; 65-74 yaş grubunda tip II şeker
hastalığının ortaya çıkma sıklığı yüzde 20'dir. 75 yaşından
sonra bu oran geriler; hastalık kadınlarda daha sık ortaya
çıkar.
65 yaşın üzerindekilerin yüzde 10-30' unda şeker yüklemesine
verilen yanıt bozulmuştur. Ayrıca yaşla birlikte kan şekeri
düzeyi de yavaş yavaş yükselmekte ve vücudun şeker kullanımı
azalmaktadır.
Klinik belirti veren şeker hastalığına dönecek olursak,
hastaneye yatırılan şeker hastalarının 2/3'ünün 65 yaşın
üzerinde olduğu ve hastanedeki yatakların yüzde 3'ünün yaşlı
şeker hastalarına ayrıldığı belirtilmelidir.
Bu nedenle ileri yaşlardaki şeker hastalığı sağlık açısından
olduğu kadar toplumsal ve ekonomik yönden de çok önemli bir
sorun oluşturur.
İleri yaşlarda tipik şeker hastalığı belirtileriyle ya da
açlıkta 140 mg/dl, toklukta 180 mg/dl kan şekeri düzeyiyle
ortaya çıkan hastalık hem erişkin tipi (Tip II), hem de genç
tipi (Tip I) şeker hastalığından farklı özellikler gösterebilir.
Hastalık çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir:
• İnsüline bağımlı olmayan erişkin tipi şeker hastalığı önemli
ölçüde ailesel yatkınlığa bağlı olarak, şişman insanlarda ve geç
dönemde ortaya çıkabilir ya da ancak geç yaşlarda belirlenebilir
ve genellikle belirti vermez.
• İnsüline bağımlı olmayan erişkin tipi şeker hastalığı geç
yaşlarda ortaya çıkabilir ya da belirlenebilir, belirtilidir,
daha çok normal kilolu kişilerde, araya giren bir enfeksiyondan
sonra kendini gösterir. |
|
|
• İnsüline bağımlı olmayan erişkin
tipi şeker hastalığı belirtisiz ve geçici özellikte olabilir,
daha çok ilaç (idrar söktürücüler, steroitler) gibi ek bir
etkenin araya girmesiyle ortaya çıkabilir ya da başka iç
salgıbezi hastalıklarına bağlı olarak (ikincil şeker hastalığı)
gelişebilir.
• İnsüline bağımlı şeker hastalığının tipik özellikleri olan
ketoza eğilim, insülin eksikliği ve zayıflama görülebilir.
• İnsüline bağımlı şeker hastalığı klinik açıdan genç tipi şeker
hastalığının tipik özelliklerini taşıyabilir, ama oluşum
mekanizması farklıdır ve büyük olasılıkla daha önce var olan
erişkin tipi hastalık gözden kaçarak araya giren bazı etkenler
nedeniyle insüline bağımlı hale gelmiştir.
Yaşlılıkta ortaya çıkan bu çeşitli şeker hastalığı biçimleri,
genç ya da erişkin tip şeker hastalığından tam olarak ayırt
edilemez ve çok ileri yaşlarda kendiliğinden değişime uğrar. |
|
Klinik Özellikler |
Yaşlılıkta ortaya çıkan şeker
hastalığının sınıflandırılmasında ve değerlendirilmesinde ileri
yaşlarda beliren karbonhidrat metabolizmasında görülen
fizyolojik değişikliklerin de göz önünde tutulması gerekir.
Yaşlı hastaların şekeri kaldıramaması pek çok etkenin yol
açabileceği bir dizi bozukluğa bağlıdır. Bu etkenler arasında
beslenme bozukluğu, fiziksel etkinlikte bulunmamak, glikozu
alan, depolayan ve kullanan yağ dokusunun azalması, insülin
salgılanmasında bozukluklar ve insüline karşıt işlevli maddeler
sayılabilir.
Yaş ilerledikçe çevre dokuların insüline duyarlılığı azalırken,
pankreas hücreleri insülin salgılamayı sürdürme eğilimi
gösterir.
İnsülinin etkisine duyarlılığın azalması öncelikle kas
kütlesinin, dolayısıyla da glikoz kullanımının azalmasına
bağlanabilir.
Birincil şeker hastalığına bağlı olmadan kan şekerini yükseltici
nedenlerin bulunabileceğini de dikkate almak gerekir.
Bu ayrımların yapılması tedavi programının belirlenmesi
açısından çok önemlidir. |
|
Yaşlılıkta Görülen Şeker Hastalığı Tipleri |
I) Birincil şeker hastalığı
• İnsüline bağımlı olmayan, şişmanlarda görülen ve belirti
vermeyen şeker hastalığı (tip II).
• İnsüline bağımlı olmayan, normal kilolu kişilerde görülen ve
genellikle belirti vermeyen şeker hastalığı (tip I).
• Hastada zayıflama ve ketoz görülen, insüline bağımlı şeker
hastalığı (tip I).
II) İkincil şeker hastalığı
• Pankreas hastalıkları
• İç salgı bezi bozuklukları
• İlaçlar ve kimyasal maddeler
• İnsülin alıcılarında bozukluklar
• Kalıtsal hastalıklar |
|
Belirtileri |
Herhangi bir hastalık nedeniyle
yapılan incelemeler sırasında idrarda şeker ve kan şekeri
düzeyinde yükselme saptanabilir. Hastada çoğunlukla şeker
hastalığının başka bir belirtisi yoktur.
İlk belirtiler daha çok komplikasyonlarla ilgilidir. Bunların
başında katarakt nedeniyle görmede azalma, aralıklı topallama,
ayak uçlarında kangrenler, tıkayıcı bir damar hastalığı
nedeniyle anjina tipi ağrılar, halsizlik ve çevrel sinir
hastalığına bağlı karıncalanma gelir.
Kadınlarda dış cinsel organlarda mantar enfeksiyonlarına bağlı
kaşıntılara sık rastlanır.
Şeker hastalığının klasik belirtileri olan idrar miktarında
artma, aşırı susama ve yeme, zayıflama ve yorgunluk yaşlılarda
ender görülür. İdrar artışı çok miktarda şekerin vücuttan
atılabilmesi için böbreklerden fazla su atılmasına bağlıdır.
Bunun sonucunda hastanın aşırı susamasına karşın sıvı dengesi
bozulur ve vücut su yitirir. Kilo kaybı hastanın enerji
gereksinimini kendi kas ve yağ dokusunu yakarak karşılamasından
kaynaklanır. Bunun nedeni ise en kolay kullanılabilen enerji
kaynağı olan glikozu normal miktarlarda alamaması ve
yakamamasıdır.
Yaşlılarda ani koma ya da koma öncesi durum ender görülür. Bu
durum ancak henüz insüline bağımlı aşamaya gelmemiş genç tipi
şeker hastalığı olan yaşlılarda akut bir enfeksiyon ya da genel
bir hastalık nedeniyle şeker hastalığının ketozlu tipe
dönüşmesiyle ortaya çıkabilir. Gelişmesi birkaç saat ya da gün
alabilir, ama hiçbir zaman kan şekeri düşmesine bağlı şeker
koması kadar ani değildir. Sık görülen belirtiler ise karın
ağrısı, sıvı kaybının daha da ağırlaşmasına yol açan kusma ve
görme keskinliğinin hızla yitirilmesidir.
İdrarda büyük miktarda şeker ve keton cisimcikleri bulunur; kan
şekeri de 250 mg/dl'yi aşar. |
|
Komplikasyonlar |
Şeker hastalığının başlıca
komplikasyonları yalnız yaşlılarda değil, gençlerde de görülen
atardamar ve kılcal damar bozukluklarıdır.
Etkilenen başlıca organlar ağtabaka (retina) ve böbreklerdir.
Ağtabaka atardamarlarında çok küçük balonlaşmalar ve kanamalar
ortaya çıkar; bunlar özellikle sarı lekede görüldüğünde önemli
görme bozukluklarına yol açar. Böbreklerde ise glomerüllerdeki
(kılcal damar yumağı) lezyonlar böbrek yetmezliğiyle sonuçlanır.
Bu iki komplikasyon genç tipi şeker hastalığında genellikle geç
dönemde, yaşlılarda ise daha az görülür.
Damarla ilgili ikinci bir tip komplikasyon büyük damarlarda
görülür; özellikle kalp kasını besleyen koroner damarlarla beyin
ve bacak atardamarlarını etkiler. Koroner damar bozuklukları
şeker hastalığında ölümlerin en sık rastlanan nedenidir. Bu
lezyonlar, şeker hastası olmayanlarda görülen tıkayıcı
arteriyosklerozdaki (damar sertliği) lezyonlardan farklı
değildir. Ama daha erken ortaya çıkıp, daha hızlı ilerler.
Yaygın bir hastalık olan arteriyoskleroz şeker hastası olmayan
erişkin nüfusta da başlıca ölüm nedenlerinden biridir.
Yaşlı şeker hastalarında yüksek tansiyonu bu hastalığın bir
komplikasyonu olarak kabul etmek güçtür, çünkü yüksek tansiyon
ya önceden vardır ya da şeker hastalığıyla birlikte ortaya
çıkmıştır. Ama her iki durumda da damar komplikasyonlarının
önlenmesi ya da hafifletilmesi için tansiyon normal sınırlar
içinde tutulmalıdır.
Yaşlılarda şeker hastalığına bağlı sık rastlanan
komplikasyonlardan biri de sinir sistemi bozukluklarıdır.
Bu durum yaşlılarda şeker hastalığının belki en tipik
komplikasyonu olan ve dolaşım bozukluğunun da eklenmesiyle
ortaya çıkması kolaylaşan "şeker hastası ayağı" adlı sorunun
başlıca nedenidir. Eklem hareketlerinin kısıtlanması, kapanmayan
yaraların açılması, kemik erimesi, doku ölümü ve kangren çözümü
güç sorunlara yol açar. Ayaklarında lezyonlar olan yaşlı şeker
hastaları hastanelerde ampütasyon uygulanan (parmak ayak ya da
bacağı kesilen) hastaların yaklaşık yarısını oluşturmakta, şeker
hastalarında kangrenler ileri yaşlarda 50 kat daha sık
görülmektedir.
Kafa sinirlerinin hastalıkları da yaşlı şeker hastalığında sık
görülür; daha çok 3. ve 6. kafa çiftleri etkilenir. Şeker
hastalığına bağlı amiyotrofi (ilerleyici kas zayıflaması ve
erimesi) enderdir, ama yaşlılarda gençlerden çok daha sık
görülür.
Benzer biçimde idrar yolları ve solunum sistemi enfeksiyonları
da yaşlılarda sık görülür ve metabolizmayı bozar. |
|
Şeker Hastalığında Kan Şekeri
Yükselmesinin Nedenleri |
Akut stres
• beyin damarlarının tıkanması;
• miyokart enfarktüsü;
• akut enfeksiyonlar.
İlaçlar
• idrar söktürücüler;
• kortikosteroitler.
İkincil şeker hastalığı
• ACTH (adrenokortikotrop hormon) salgılayan bronş tümörleri;
• pankreas hastalıkları. |
|
Yaşlılıkta Görülen Şeker
Hastalığının Komplikasyonları |
Damar
Büyük ya da orta çaplı atardamarlarda tıkanma: Koroner damarlar,
beyin atardamarları, bacak atardamarları. Kılcal damarlardaki
lezyonlar: Ağtabaka hastalıkları, böbrek hastalıkları.
Göz
Katarakt.
Camsı cisimde matlaşma. Göz tansiyonu (genellikle ağtabaka
hastalığına bağlı).
Sinir dokusu
Çevrel sinirlerde lezyonlar.
Otonom sinir sistemi bozuklukları: Yutma güçlüğü, ishal,
iktidarsızlık.
Metabolizma
Hücre dışı sıvı geçişmesinin yüksekliği nedeniyle kanda keton
cisimciklerinin artmadığı şeker koması (hiperosmolar nonketotik
koma). Şeker koması (kan şekerinde yükselme, ketoasidoz).
Hipoglisemi koması (kan şekerinin düşmesine bağlı koma; insülin
ya da başka ilaçlar nedeniyle).
Çeşitli
Deri enfeksiyonları, idrar yollan enfeksiyonlaru ve akciğer
veremine yatkınlık. |
|
Yaşlılıkta şeker hastalığı konusunun devamı için
tıklayın >> |
|
|