|
Ağır
Enfeksiyonlar |
Yaşlılarda genellikle vücut direnci
azalmış olduğundan enfeksiyonlar çok ağır gidişli olabilir. Bu
nedenle sağlık ve temizlik kurallarına özenle uyulmalı, zayıf
düşmüş kişilerde bazen tanı amacıyla yapılan araştırmaların bile
mikropların vücuda girip yayılmasına aracılık edebileceği
unutulmamalıdır.
Ağır enfeksiyonlar her yaşta görülebilir. Ama kronik
hastalıklar, yetersiz beslenme ve uzun süreli ilaç kullanma
yüzünden organizmanın savunmasının çeşitli biçimlerde
zayıfladığı yaşlılarda daha sık ortaya çıkar. |
|
|
Burada "ağır" terimine ve son
zamanlarda bu terimin nasıl anlam değiştirdiğine bir göz atalım.
İçinde bulunduğumuz antibiyotik çağında enfeksiyona yol açan
mikrobun türü belirleyici önem kazanmıştır. Pnömokokların yol
açtığı bir akciğer iltihabı eskiden yaşlıların yaşamını tehdit
ederken bugün bu tehlike çok azalmıştır. Buna karşılık bazı
mikroplar hastalığı ağırlaştırıcı duruma gelmiş, buna
mikropların kendi özelliklerine ya da yerleşme yerlerine bağlı
olarak antibiyotiklere direnç kazanması neden olmuştur.
Bu bakteriyolojik evrim en çok yaşlıları etkilemektedir. Çünkü
yaşlılar genel olarak bakterilere karşı daha az bir tepki
göstermemekle birlikte antibiyotiklere dirençli mikropların
vücutlarına yerleşmesini kolaylaştıracak koşullar içinde
bulunurlar. Hastalığın ağırlık derecesini büyük ölçüde bu
dirençli bakteriler belirlediğinden günümüzde en çok korkulan
bunlardır. Gene de sürekli olarak yeni antibiyotiklerin
geliştirilmesi sayesinde bugün hemen her mikroorganizmayla
mücadele edilebilmektedir. |
|
Mikroplara Bağlı Ağır Enfeksiyonlar |
Enfeksiyonlara yol açan mikropların
başlıcaları koli basili, proteus, klebsiella ve anaerob
bakteriler gibi çeşitli gram-negatif bakterilerle staphylococcus
aureus'tur. Staphylococcus aureus antibiyotiklere daha az
duyarlı olduğundan gram-negatif bakterilerden daha kötü sonuçlar
doğurur.
Bu mikroplar vücudun herhangi bir bölgesine yerleşebilir, ama
daha çok idrar yollarını etkiler, çünkü sonda takılması ya da
tanı amacıyla aletli girişimlerde bulunulması sırasında idrar
yollarına girmeleri kolaydır.
Gram-negatif bakteriler hem antibiyotiklere dirençli olduğundan,
hem de tanınması ve tedavisi güç çok ağır tablolara yol
açtığından bu mikroorganizmalara bağlı enfeksiyonlar
şiddetlidir. Yaşlılarda özgül olmayan başka belirtilerin de
ortaya çıkabilmesi (bilinç bulanıklığı, sinirlilik ve
huzursuzluk, idrar kaçırma vb.) zamanında tanı koyulmasını
güçleştirir. |
|
|
|
Yeri
Nedeniyle Ağır Seyreden Enfeksiyonlar |
Bazı enfeksiyonlar hastalığın
özelliklerinden dolayı değil, mikropların yerleştiği bölgeden
dolayı ağır seyreder. Bunlara örnek olarak endokardit (kalp iç
zarı iltihabı), menenjit ve septisemi (kanda bakteri üremesi)
verilebilir.
Enfeksiyona bağlı kalp iç zarı iltihabının ortaya çıkabilmesi
için bu bölgede koşulların hastalığa elverişli olması gerekir.
Yaşlı insanlarda çoğu kez daha önceki rahatsızlıkların
ilerlemesiyle bu koşullar zaten bulunmaktadır. Hastalığın ortaya
çıkması için yaşlı insanın genel durumunun önemli ölçüde bozuk
olması gerekmez. Bazı hastalıklar tek başına fazla ağır
olmamakla birlikte vücudu zorlayıcı tanı ve tedavi girişimlerini
gerektirerek kanda mikropların yayılmasına ve kalp kapağını
örten zar bölgesinde enfeksiyonlara yol açabilir; prostat
hastalığı bunun tipik bir örneğidir.
Ayrıca yaşlı insanlarda çeşitli bozukluklar enfeksiyonun kalp iç
zarına (endokart) nasıl yerleştiğinin tam olarak anlaşılmasını
engelleyebilir. Yaşlılarda mikroplar daha önce belirlenmiş
herhangi bir bozukluk olmayan kalp kapakçıklarına da
yerleşebilmektedir. Oysa gençlerde mikropların kalp
kapakçıklarına yerleşebilmesi için bunlarda önceden bir bozukluk
olması gerekir.
Kalp iç zarı iltihabını kolaylaştıran başlıca etkenler travma
sonrasında oluşan lezyonlar, oluşum bozuklukları ve doğumsal
bozukluklardır. Oysa yaşlılarda gelişen kalp iç zarı iltihabında
kapakçıklardaki doku yıkımının (dejeneratif lezyonlar)
belirleyici rol oynadığı anlaşılmaktadır; ayrıca yeni tanı
yöntemleri daha önceden sanıldığının tersine kalp içine pıhtı
kümelerinin yerleşmesinin de yaşlılarda bu hastalığın
gelişmesinde önemli bir etken olduğunu göstermiştir.
Enfeksiyona bağlı kalp iç zarı iltihabının ateş, kalpte ek
sesler, pıhtı tıkacı (emboli) oluşumu gibi klinik belirtileri
yaşlılarda her zaman açıkça ortaya çıkmaz. Bu durum çoğu olguda
tanı koymanın güçleşmesine ve tedavinin gecikmesine yol açar.
Bu nedenle yaşlı hastanın geçmişinde belirli bir kalp hastalığı
olmasa bile her zaman kalp iç zan iltihabından kuşkulanmak
gerekir. Ayrıca zaman geçirmeden kan kültürü incelemeleri
yapılmalı, ilk testler olumsuz çıkarsa kültür yinelenmeli ve
tanıyı yönlendirici diğer incelemelere başvurulmalıdır. |
|
Hastane Enfeksiyonları |
Hastanede kapılan enfeksiyonlar,
tıbbın ve toplumun geleceği açısından büyük önem taşıyan çok
karmaşık ve tartışmalı bir sorun oluşturur, insanlara hastane,
bakımevi gibi tedavi ortamlarında bulaşan bu enfeksiyonların
etkeni genellikle bütün ilaçlara çok dirençli olan gram-negatif
bakterilerdir. Bunlar solunum sisteminde ve idrar yollarında çok
ağır enfeksiyonlara yol açabileceği gibi kanda üreyerek
(septisemi) bütün vücuda yayılabilir.
Sağlık personelinin genel sağlık ve temizlik kurallarına tam
olarak uyduklarını, özellikle de ellerini sık sık yıkadıklarını
kabul etsek bile vücutları uzun süreli bir hastalık nedeniyle
zayıf düşmüş, çeşitli tanı ve tedavi girişimleriyle zorlanmış
yaşlıların hastanelerde bu tür enfeksiyonları kapması çok
kolaydır. |
|
Menenjit |
Benzer bir durum menenjit için de
geçerlidir. İleri yaşlarda menenjitin görülme sıklığı belirgin
bir biçimde artmasa da ortaya çıkışı ve seyri çok sinsi bir
gelişme göstermektedir.
Menenjite başka enfeksiyonların eşlik ettiğini ve bütün bunların
vücudu çok zayıf düşürdüğünü unutmamak gerekir. Menenjit
yaşlılarda genellikle gizli ya da subakut olarak seyreden ve
çoğunlukla göz ardı edilen kulak ve sinüs gibi beyne komşu
yapılardaki enfeksiyonların kafaiçine yayılmasıyla ortaya çıkar.
Bazı olgularda da verem menenjiti söz konusudur. Verem menenjiti
akciğerdeki bir lezyonun ilerlemesiyle oluşur ve çok ağır bir
yayılmanın belirtisidir. |
|
Septisemi |
Septisemi kanda bakteri üremesinin
çok ağır bir biçimidir. Tanıya yönelik ya da cerrahi girişimler
sonucunda ortaya çıkabildiği gibi bazen sıradan nedenlerle,
örneğin bir diş çekme sonrasında da görülebilir.
Bu nedenle genel durumu bozulan yaşlı insanlarda bunun
septisemiden kaynaklanabileceği unutulmamalı ve zaman
geçirilmeden gerekli incelemeler yapılmalıdır. Önce tanıyı
kesinleştirmek, daha sonra da doğru tedavi uygulayabilmek için
bu durumda kan kültürü yapılmalıdır. |
|
"Alışılmadık" Enfeksiyonlar |
Genel durumu çok bozuk olan ve bu
açıdan uyuşturucu bağımlılarına benzeyen bazı yaşlılarda
"alışılmadık" mikroplara bağlı ağır ya da ağırlaşmaya eğilimli
enfeksiyonlar ortaya çıkar. Yaşlılarla sınırlı olmayan bu
enfeksiyonlar yukarıda belirtilen ağır enfeksiyon bölgelerinde
yerleşebildiği gibi vücudun başka yerlerinde de görülebilir.
Bunlardan kısaca da olsa söz etmek gerekir, çünkü antibiyotik
tedavisinin başarısız kalması durumunda bu tür bir enfeksiyondan
kuşkulanılmalıdır. Listeria monocitogenes ve Pneumocystis
cariniMen çeşitli mantarlara kadar değişen bu mikroorganizmalar
solunum sistemine, beyin ve beyin zarlarına yerleşebilir ya da
kan yoluyla bütün vücuda yayılabilir. Bunlar fırsatçı enfeksiyon
etkenleridir; hastanede tedavi sırasında vücuda yerleşebilir ve
ağır enfeksiyonlara yol açabilirler. Normal bir organizmada
enfeksiyon oluşturmazken vücut direncinin çok azaldığı ya da
aşırı antibiyotik kullanımı sonucunda vücut florasının değiştiği
kişilerde enfeksiyon oluştururlar. Özellikle yaşlı kişilerde
görülen fırsatçı enfeksiyonlar veremden zonaya kadar
değişebilir. |
|
Tedavi |
Yaşlılarda ağır enfeksiyonların
tedavisi diğer yaş gruplarından farklı değildir. Yaşlı
hastalarda da bu tür enfeksiyonlara karşı antibiyotik ve ilaç
tedavisine başvurulur.
Ama yaşlılarla ilgili bazı özel koşullar nedeniyle bazen bu
ilaçlar çok az etkili olabilir ya da tümüyle etkisiz kalabilir.
Bu durum hiçbir tedavi girişiminin etkili olmayacağı anlamına
gelmez. Ağır enfeksiyonların yaşlılarda ölüme yol açma olasılığı
yüksek olduğundan yalnızca mikroorganizmaya yönelik tedaviyle
yetinilmemeli, vücudun direncini artıncı destek tedaviler de
uygulanmalıdır.
Dolayısıyla bu tip enfeksiyonlarda hiç zaman geçirmeden en yeni
ve etkili tedavi önlemlerine başvurmak gerekir. Böylece
hastaneye yatırılması gereken hasta sayısı da önemli ölçüde
azalır. |