Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Yuva Öncesi Dönem
Yuva öncesi dönem yaklaşık olarak bir yaşından başlar, üç yaş sonuna kadar devam eder. Bu dönemde çocuk çiş ve kakasını söylemek ve yürümesini öğrenmek gibi bazı önemli gelişmeleri sağlar. Çevresinde kendi yerinin (kendine ait bir yer) olduğunu ve de kendi iradesine sahip olduğunu algılaması da bu dönemde gelişir. Bu nedenle birçok çocuk inatçı bir davranış dönemine girer. Bu, çocuğun bağımsızlığına doğru ilk adımdır. Çocuk anne babasıyla ilişkisinde de özel bir döneme girer (ödip evresi). Anne babadan karşıt cinste olanı çocuk için büyük bir çekicilik kazanır, hemcinsini ise kendine rakip olarak görür. Bu durum genellikle, çelişkili duygulara ve davranışa yol açar.
  
 

Çocuk bir yaşında olunca, yaklaşık olarak dördüncü yıldönümüne kadar devam edecek olan yuva öncesi döneme girer. Bu evrede çocuk gittikçe daha bağımsız davranmayı öğrenir. Gelişen fiziksel yetenekleri onun birçok yeni şeyin üstesinden gelmesini sağlar. Bu nedenle, çoğunlukla, belirli şeylere izin verilmediğinin çocuğa açıkça anlatılması gerekir; kendi isteklerinin her zaman başkalarınınkilerle uyuşmadığını gayet iyi anlayacaktır. Kendi bireysellik duygusu konuşması geliştikçe daha da artacaktır. Kendisinden adı ile söz etmeyip "ben" diyecektir. Çocuk kendi kendine giyinmek, yemek yemek, tuvalete gitmek vb. gibi her tür yeteneği edindikçe bağımsızlık duygusu artar.

Fiziksel Gelişme

Kasların, kemik çatısının ve büyük ölçüde sinirlerin gelişmesi çocuğun ne zaman oturabileceğini, emekleyebileceğini ve yürüyebileceğini belirler.

Genellikle bir yaş civarında çocuk ayakta durmasını ve yardımsız yürümesini öğrenir. İlk iki, üç yılda erkek ve kız çocukları arasında kiloları ve boyları açısından pek bir farklılık yoktur. Erkeklere göre kızlar, bedenlerinde biraz daha fazla kas dokusu ve daha az sıvı vardır. Üç yaşında erkeklere göre kızlar, ortalama olarak biraz daha küçük ve daha az kilolu olur. Bu farklılıklar ergenlik çağına kadar sürer. Bir buçuk yaşındaki bir çocuğun boyu 75cm kadardır ve yaklaşık 11 ile 13 kilo ağırlığındadır. İki yaşında boy 80 ile 90cm'e, ağırlık da 14 ile 16 kiloya çıkar. Bu yaştaki bir çocuk gayet iyi yürüyebilir hatta koşabilir de. Yuva dönemine giren bir çocuk, yani 3 ile 4 yaşında hemen hemen bir yetişkin kadar iyi yürüyebilir ve koşabilir.

  
 
Tuvalet Eğitimi

İki dört yaş arasındaki bir çocuk için önemli bir başarı çiş ve kakasını haber vermeyi öğrenmesidir. Yürüme ve konuşmanın aksine, bu olgunlaşma sürecinin bir parçası olarak kendiliğinden olan bir gelişme değildir. Daha çok, çevresinin istekle tepki olarak çocuğun sağladığı bir başarıdır. Günümüzde, çocuk oturmayı ve yürümeyi, büzgen kaslarını denetlemeyi ve hiç olmazsa birazcık konuşmayı öğrenene kadar tuvalet eğitimi ertelenmesi tavsiye edilmektedir. Özellikle sonuncusu önemlidir, çünkü çocuk ancak konuşmaya başladıktan sonra tuvalete gitmek istediğini kendisi söyleyebilir. Çoğu durumda, bu evreye iki yaşındayken ulaşılır. Kızlar, genellikle erkeklerden daha önce öğrenirler ve kas denetiminin gelişmesine uygun bir biçimde idrar eğitimi kaka eğitiminden sonra gelir. Tuvalet eğitiminin yaşı çocuklar arasında büyük farklılıklar gösterir, çocuğun beş yaşına kadar yatağını ıslatması normal gelişme sınırları içinde kabul edilmektedir. Çok erken tuvalet eğitimi genellikle hayvan eğitimine benzer, sonuca ödül ve ceza verilerek ulaşılır. Çok erken başlayan, çok ciddi tutulan ya da çok ani olan tuvalet eğitiminin çocuğun daha sonraki duygusal gelişmesi üzerinde olumsuz sonuçları olabilir. Daha önce yasaklanmamış olan harekete ağır ceza vermek çocuğu tedirgin edebilir ve saldırgan ya da içe dönük davranışa yol açabilir.

Daha Sonraki Gelişmeler

Yuva öncesi dönemdeki çocuk, bebekten diğer şeylerin yanı sıra algıları ve hareketleriyle çevresine uyum sağlamasıyla da ayrılır. Şimdi artık pratik bir zekâdan söz etmek olanaklıdır; örneğin çocuk, canı istediğine bisküvi kavanozuna gidip istediğini alabilir. İkinci yılın sonuna doğru çocuğun en önemli davranışları keşif amacıyla yaptıklarıdır. Başlangıçta herhangi bir şey yapmaya çalışır ve sonucunu bekler (sınama-yanılma öğrenmesi). Yavaş yavaş pratik deneyleri arttıkça, çocuğun davranışı daha amaçlı olmaya başlar. Çocuğun, bu şekilde önce düşüncesinde basit şeyleri yapmayı öğrendiği ve sonra bunları uyguladığı sanılmaktadır. Buna bazen algısal-devrimsel düşünme denir.

Çocuğun zekâsının gelişmesinde iki yaşından dört yaşına kadar olan evreye kavramsallaştırma öncesi evre denir. Bu evrede çocuk somut kavramları öğrenir, ancak bu yalnızca doğrudan algılarının belirlediği ölçüdedir. Bu, aşağıdaki örnekte açıklanmaktadır. Bir çocuğa aynı sayıda çiçek ve vazo verilmiş ve her vazoya bir çiçek koyması istenmiştir. Bu, onun için güç değildir. Sonra çiçekler vazolardan çıkarılıp masanın üzerine yayılmış, vazolar da bir araya toplanmıştır. Çocuğa vazoların mı yoksa çiçeklerin mi daha çok olduğu sorulduğunda dört yaşından küçük bir çocuk, çoğunlukla çiçekler daha büyük bir alan kapladığı için çiçeklerin daha çok olduğunu söyleyecektir. Çocuk, nesneler farklı bir düzende yerleştirilince toplam sayının değişmediğini henüz anlamaz. Bu yaştaki bir çocuk aynı anda birden fazla şey düşünemez ve de düşündüğü şey kendisiyle ilişkili olur. Örneğin bir erkek ve bir kız kardeşi olduğunu söyleyebilir ama erkek kardeşinin de bir kız kardeşi olup olmadığı sorulunca çocuk olumsuz cevap verir. Çocuk, erkek ya da kız kardeş kavramını yalnızca kendisiyle ilişkili olarak düşünür ve kız kardeşinin de aynı erkek kardeşe sahip olduğunu henüz kavrayamaz. Çocuğun tüm gelişmesi, yani fiziksel yeteneklerinin, zihinsel yeteneklerinin ve çevresiyle ilişkinin gelişmesi belirli duygularla birlikte olur. Her yeni evre beraberinde yeni ve farklı duygular getirir. Bu nedenle çocuk, aynı zamanda duygusal bir gelişme de gösterir.

Çocuk iki yaşına girdikten sonra, ailesinin diğer üyelerini daha çok tanımaya başlar. Anne babayla ilişkisi daha kişisel olur ve çocuk yetişkinler arasında kendisine bir yer kazanabilmek için her tür çabayı gösterir. Çoğunlukla kardeşleriyle tam bir rekabet içindedir. Bu evrede çocuk anne babasına karşı çok özel bir tavır alır, buna ödip evresi de denir. Çocuk, anne babasından karşı cinsten olana büyük bir çekicilik duyar, bu aşkla karışık bir çekiciliktir. Örneğin bir kız çocuğu babasını çok çekici bulur ve annesinin yerini almak ister. Ancak, hala annesinin sevgi ve bakımına gereksinme duyduğu için, bir tür çift rol oynamak zorundadır. Bir an annesinin ölmesini ister (burada ölüm, annenin çocuğun yolundan çekilmesinden başka bir şey değildir), bir an sonra annesinin kendisini avutması için onun kucağına koşar.

Çocuk kendisinden ne istenip, ne istenmediğini gittikçe daha açık bir biçimde anlar. Aynı zamanda, bu isteklere her zaman uymak zorunda olmadığını, bazen de kendi istediklerini yapabileceğini keşfeder. Yalnız tuvalet eğitimiyle ilişkili olarak değil, başka şeylere karşı da çocuk inatçı bir tavır alabilir (inatçılık devresi). Hayır diyebilerek, bir şeye karşı çıkarak, çocuk kendisinin bağımsız bir varlık olduğunu kavramaya başlar. Anne baba da zaman zaman çocuğun isteklerini kabul ederek, akıllı bir biçimde davranılırsa çocuğun daha sonraki yaşamındaki bağımsızlık duygusuna önemli bir katkıda bulunmuş olabilirler.

Çocuk, anne babasının göstereceği sert bir tavrı ilk başarılarının bir küçümsenmesi ya da yadsınması olarak algılayabilir ve bu tavır kuşku ve utanca yol açar. Üç yaşına gelen çocuklar kendi bedenleriyle çok ilgilenmeye başlarlar ve erkek ya da kız olduklarını keşfederler. Çocuk, cinsel organlarına çok ilgi gösterir hoş bir duygu verdiği için sık sık eller. Cinsel organlar arasındaki farklılık ilgisini çeker ve çok soru sormasına yol açar. Bu aşamada çocuğa biraz cinsel bilgi vermek iyi olur, ancak bunu onun anlayabileceği düzeyde vermek gerekir.

Oyun

İlk yıl boyunca çocuk yalnızca alıştırma oyunları oynar. Belirli bir amacı olmayan birçok şey yapar. Bunun bir örneği içmeyen bir bebeğin emmeyi sürdürmesidir; emme eyleminin kendisi çocuğa zevk verir. Aynı şey bir çıngırakla oynadığı zaman da geçerlidir.

İkinci yılda yeni bir oyun türü belirir: kurguya (düşe) dayalı oyun. Örneğin çocuk bebeğinin ağladığını, masanın üstüne yaydığı çikolata parçalarının yağmur olduğunu, iskemlenin bir kayık, halının deniz olduğunu vb. varsayar. Bu düşsel oyun aracılığıyla çocuk zor duyguların üstesinden gelmeyi öğrenir. Örneğin çocuk yatmak istemediği için annesini kızdırmışsa, daha sonra yatmak istemeyen yaramaz bir bebeğini cezalandırabilir. Bu şekilde çocuk kendisinin edilgen kalmış olduğu bir durumu bu kez etkin bir biçimde yineler. Bu, onun korku ve kızgınlık duygularının üstesinden daha iyi gelmesini sağlar. Bu yöntem, çoğunlukla hoş olmayan tıbbi bir müdahale geçirmiş olan çocuklara yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Örneğin çocuk, oyun içinde kendisi doktor olur ve bebeğine sürekli iğne yaparak yaşamış olduğu deneyin duygusal olarak üstesinden gelebilir.

Konuşma

Hepimizin bildiği gibi çocuklar ilk önce da-da, ba-ba, ma-ma gibi anlamsız sesler çıkararak konuşmaya başlarlar. Yirmi aylıkken tüm çocukların gerçek sözcüklerden oluşan bir dağarcıkları vardır.

Konuşmaya başladıklarında pek çok sözcüğü yanlış söylerler; bunları ancak anne ve baba anlayabilir. Başkaları anlamayınca çocukların kızdığı bile görülür. Bu aşamada bazı konuşma bozuklukları da görülebilir. Ancak çocuk yeni sözcükler öğrendiği sürece bu bozuklukların önemsenmemesi, geçici olduğu düşünülerek sorun haline getirilmemesi gerekir. Yine de bu dönemde çocuğun anne ve babasının yardımına ve anlayışına gereksinmesi olacaktır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot