Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Yuva Dönemi
Çocuklarda dört ile altı yaş arası yuva dönemidir. Bu dönemde çocuğun özellikle boyu uzar ve beden yapısı yetişkinlerinkine daha çok benzemeye başlar. Koşma, atlama ve ellerini kullanma gibi fiziksel yetenekleri de sürekli gelişir ve incelik kazanır.
  
 

Bu evrede çocuk, daha önce olduğu gibi, her şeyi yalnızca kendi küçük dünyasıyla ilişkili görmekten çıkarak, düşüncesinde yeni kavramlar geliştirir. Çocuk, yuvada birçok yeni insan ile tanışır, yeni şeyler öğrenir. Edindiği izlenimleri oyunlarına uygulayarak, bunlarla kendi yaşamında yakınlık kurar. Oyun, aynı zamanda hoşa gitmeyen her tür duygunun ifade edilmesine bir olanak sağlar.

Çocuğun yuva öncesi dönemden yuva evresine geçişi oldukça yavaştır ve çocuktan çocuğa değişiklik gösterir. Genel olarak, yuva dönemi yaklaşık dört yaşında başlar ve altı yaşında biter. Çocuk yuvadan ayrıldıktan sonra ilkokula başlar. Fiziksel olarak, bu evredeki çocuğun en çok boyu uzar. Dört yaşındaki bir çocuğun hâlâ kalın, bodur bir yapısı vardır ama altı yaşına gelen çocuğun bedeni bir yetişkinin bedenine benzemeye başar.

Çocuğun bu evredeki boyuna bakarak, büyüdüğü zaman uzun boylu olup olmayacağını söylemek çoğunlukla olanaklıdır. Bu evrede uzun boylu olan çocuklar büyüdüklerinde genellikle uzun boylu olurlar. Yuva döneminde fiziksel yetenekler yavaş yavaş gelişir ve belirli bir incelik kazanmaya başlar. Seksek oyunu gibi oyunlar, top atıp tutma, bisiklete binme ve benzeri oyunlar çocuğun devimsel yeteneklerini geliştirdiği için çok önemlidir.

  
 

Çocuğun düşünme biçimi de bu dönemde yavaş yavaş değişir. Yuva öncesi dönemde çocuk kendisini hala dünyanın merkezi olarak görür. Çevresindeki şeyleri yalnızca kendi küçük dünyası ile ilişkili olarak ele alır. Bu düşünme biçimine ben-içinci (bene-yönelik) düşünme denir.

Yuva dönemine gelen çocuk yavaş yavaş birden fazla kategoride düşünebilmeye başlarlar. Örneğin bir erkek ve bir kız kardeşi varsa artık, kız kardeşinin aynı zamanda erkek kardeşinin de kardeşi olduğunu anlayabilecektir. Oysa yuva öncesi dönemde çocuk yalnız kendisinin bir kız kardeşi olduğunu söyleyecektir. Yuva çağındaki çocuklar farklı biçim, büyüklük ve renkte olan birçok nesne arasından tek bir cinsi (örneğin kırmızı olan bütün nesneleri) ayırabilirler. Her tür şey arasındaki bağlantıyı görebilirler ama bu henüz sezgisel düzeydedir.

Anlarlar ama açıklayamazlar. Bu düşünme biçimine sezgisel düşünme denir. Yuva çağındaki çocuklar kavramların ve sembollerin kullanımını bu şekilde öğrenirler. Bu süreç, daha sonra iyi okuyup, yazabilmek açısından da önem taşır. Ancak kavramları kullanış biçimi henüz mantıksal değildir. Örneğin önüne sekiz, kırmızıya, ikisi beyaza boyanmış on tane tahtadan yapılmış boncuk konup, tahta boncukların mı yoksa kırmızı boncukların mı daha çok olduğu sorulduğunda, yalnızca iki tane beyaz boncuk gördüğü için kırmızı boncukların daha çok olduğunu söyleyebilir. Ancak, bütün ve bir bütünün parçası gibi kavramları yavaş yavaş daha iyi anlamaya başlar. Nihayet, korunum kavramını da anlamaya başlar. Burada "korunum," bir maddenin dış biçimi değişse de hacim, ağırlık ve kitle özelliklerini koruması anlamına gelir.

Altı yaşlarında bir çocuk aynı büyüklükte olan, topraktan yapılmış iki toptan birine uzun bir sosis biçimi verilmesi halinde, her iki cisimdeki toprak miktarının yine aynı olduğunu bilecektir

Yuva

Çocuğun alışkın olduğu ev çevresinden yuvaya geçiş çocuk için çok köklü bir değişikliktir. Birdenbire bir ok yabancı çocuk ve yetişkin ile tanışır. Diğer çocukların çok farklı davrandıklarını ve her birinin farklı bir biçimde yetiştirilmiş olduğunu görür. Yavaş, ama güvenli bir biçimde diğer çocukların arasında kendi yerini alır. Bu yaşta önderlik, utangaçlık gibi davranışsal özellikler gelişmeye başlar. Çocuk bu evrede kendisinden evde istenen şeylerden çok farklı şeyler isteyen öğretmen gibi otorite sahibi yeni büyükler de tanımaya başlar. Yuvada kurallara uyması ve kendisinden belirli şeylerin beklenmesine alışması gerekir. Örneğin canı,  diğer çocuklarla birlikte şarkı söylemek istemediği zaman, kalkıp sınıftan çıkamaz. Aynı zamanda evde olduğundan çok daha farklı bir biçimde yargılanır ve değerlendirilir. Burada, sınıftaki davranış diğer çocuklarla nasıl geçindiği ve okulda yapması gereken işlere karşı gösterdiği tavır önem kazanır. Bunların tümü, çoğunlukla çocuğun önemli ölçüde uyum göstermesini gerektirir. Burada, çocuğun ne denli bağımsız olduğu ve kendi başına davranabildiği büyük önem kazanır.

Çocuk yuvaya erken başlarsa kolaylıkla okuldan soğuyabilir ya da daha ciddi durumlarda, çocuğa bir okul fobisi (mantıksal olmayan büyük bir okul korkusu) gelebilir. Çocuk okula gitmemek için her türlü bahaneye, çoğunlukla hasta numarasına başvurur. Bu tür durumlarda çocuğu bir kaç ay evde tutmak daha iyi olur. Daha sonra çocuğun okula gitmeyi isteyip istemediğini anlamak için yeni bir girişimde daha bulunulur.

Evdeki koşullar da çocuğun okula gitmekten hoşlanıp hoşlanmamasında önemli bir rol oynar. Küçük kardeşini kıskanan bir çocuk her gün evden uzaklaşmak istemez. Kendisi evde olmayınca annesinin tüm ilgisini kardeşine vereceğini düşünür. Öte yandan, çevrede oyun arkadaşı olmayan bir çocuk okula gitmekten hoşlanır.

Genellikle, çoğu çocuk yuvada birçok arkadaş ile karşılaştığı, orada birçok yeni şey öğrendiği ve evdekilerin bilmediği ve bu nedenle de yalnız kendisinin olan tamamıyla yepyeni bir çevre edindiği için okula gitmekten hoşlanır

Duygusal Gelişme

Yuva evresinde çocuğun anne babasına karşı davranışı da değişir. Beş yaşlarında, yuva öncesi dönemde başlamış olan ödip devresi yavaş yavaş sona erer. Ödip devresinde çocuk karşı cinsinden olan anne ya da babayla yakın ilişkide olmayı ister ve hem cinsi olanı bir rakip olarak görür. Yuva çağındaki çocuk kendisinin anne ya da babasına bir rakip olamayacak kadar küçük olduğunu anlamaya başlar. Anne ya da babaya karşı duyulan şiddetli çelişkili duygular yavaş yavaş zayıflar; çocuk hem cinsi olan anne ya da babasıyla da ilişkisinin iyi olmasını istediği için sonunda tümüyle kaybolur. Üç ve dört yaşlarında güçlü bir cinsel eğilimden kaynaklanan büyük merak çok daha genel bir bilme isteğine dönüşür. Ödip devresinden iyi bir biçimde geçmek çocuğun sonraki gelişimi açısından çok önemlidir. Örneğin eğer bir kız çocuğu babası tarafından kabul edilmezse daha sonraları bir kadın olmaktan aşağılık duygusuna kapılacaktır. Ancak bunun tersine, babası ile olan ilişkisi çok güçlü olursa daha sonra kendisine eş olarak babası gibi birisini seçmeye yönelebilecektir.

Oyun

Yuva evresindeki çocuk fiziksel yeteneklerini geliştirdikçe oynadığı oyunlar da biçim değiştirmeye başlar.

Yürümek, koşmak, atlamak, vb. artık bir sorun değildir. Bu yaş çocukları bu tür yeteneklerini geliştirmek ve bunları oyunlarında kullanmak isterler. Düşe dayalı oyun hala çok önemlidir ama yuva öncesi dönemdeki düşe dayalı oyunlardan farklıdır. Yuva çağındaki çocuk çevresini çok daha iyi tanımıştır ve bu nedenle birçok şeyin nasıl yapıldığını daha iyi anlar. Örneğin, belirli olayların hangi düzen içinde oluştuğunu çok daha iyi algılayabilir. Bu evredeki çocuğun düşe dayalı oyunu, gerçeklikle daha yakından ilişkili olduğu için kendi içinde daha bütünsellik gösterir ve daha mantıksal olur. Çocuklar düşe dayalı bu oyunlara dalıp giderler. Ters çevrilmiş bir sandalye üzerinde oturan bir çocuk şoför olduğunu düşünür (şoförcülük oynar) ve dikkatsiz yayaları uyarmak için bağırarak korna çalar. Çocuklar genellikle büyüklerin bu düşsel oyunlarını kesmesine kızarlar. Bunun nedeni yalnızca oyunun kesilmesi olması değil, aynı zamanda büyüğün çocuğun o anda oynadığı rolü dikkate almamış olmasıdır. Düşsel oyun, çocuğun yeni izlenimleri sindirmesine yardımcı olduğu için çok değerlidir. Trenle yolculuk ettikten sonra, çocuk bir kaç gün boyunca trencilik oynayacaktır. Tren yolculuğu deneyimi böylece çocuğun dış dünyaya ilişkin bilgisinin bir parçası olacaktır. Çocuk, bu şekilde çevresi üstünde daha büyük bir denetim kazanır. Oyun seçilen nesneler çocuğun nerede yaşadığına göre büyük değişiklik gösterir. Bir kent çocuğu bir köy çocuğundan farklı bir köy çocuğundan farklı bir oyun dünyası kuracaktır. Anne babanın toplumsal konumları ya da anne babanın bilinçli etkileri de belirleyici olabilir. Oyun, çocuğun yaşadığı ürkütücü ya da hoş olmayan olayları sindirmesinde de yararlı bir araçtır. Oyun sırasında olay bir kaç kez yinelendiği için çocuk olaya alışır ve korku duygusu kaybolur. Bu şekilde çocuk kendi sorunlarını da çözüme kavuşturur. Örneğin bir kız çocuğu, çoğunlukla kendisinin kabahatli olduğu bir şey için bebeğini sürekli olarak cezalandırabilir. Bu genellikle, oyunun konusundan (özellikle sık sık yinelendiği zaman) anlaşılır. Bu evredeki çocuklar daha sık birlikte oynamaya başlar. Ancak henüz grup içinde tam bir işbirliği yoktur. Çocuklar daha çok kendileri ile ilgilidirler. Aynı tavır birbirleri ile olan konuşmalarında da görülebilir. Bu henüz bir konuşma değildir, her çocuk kendi öyküsünü anlatmaktadır. Oyun çocuk için toplumsal bir eğitim olarak ele alınabilir. Toplumumuz gittikçe daha karmaşık bir nitelik aldığına göre, çocukların oyun oynamak için yeterli olanağa sahip olmaları çok önemlidir. Basit oyuncaklar hayal gücünü imgelemi çok daha etkin bir biçimde uyardığı için pahalı ve karmaşık oyuncaklar gereksizdir. Gerekli olan şey, özellikle günümüzde sokakta oynamak gittikçe daha tehlikeli olduğu için evde oynayacak yeterince yer sağlanmasıdır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot