|
Her yeni
doğmuş bebek ısısını düzenlemede zorluk çeker. Bir bebeğin,
özellikle yeni doğmuş bir bebeğin, bedeni çok çabuk soğur. Bunun
temel nedeni kilosuna göre deri yüzeyinin çok geniş olmasıdır
(bir insan bedeninin hemen hemen tüm ısısı deriden geçerek
kaybolur). Üstelik yeni doğmuş bebekte, yalıtkanlık
sağlayabilecek olan deri altı yağ tabakası hemen hemen hiç
yoktur ve de bebek titreyerek fazladan ısı sağlayabilecek
durumda değildir. Ancak yeni doğmuş bebekte bir cins yağ
(kahverengi yağ) vardır ve bu, ısı üretimi için kullanılabilir.
Doğum sırasında bağırsaklar düzenli bir biçimde çalışmazlar.
Bebeğin doğumdan önce amniyos suyundan içtiği ve bunu sindirdiği
doğrudur. Ancak, gerçek besinin sindirilmesi bir kaç gün sonra
gerçekleşebilir.
Bu nedenle
yeni doğmuş bebeğe verilen besin miktarı çok yavaş
arttırılmalıdır. Çocuk emziriliyorsa, anne sütü yavaş yavaş
artacağı için, bebeğin aldığı besin miktarında da artış
kendiliğinden yavaş olacaktır. Yeni doğmuş bebeklerin büyük
çoğunluğu ilk dışkılarını 24 saat içinde yaparlar. Bu koyu
kahverengi ya da siyah renktedir ve çok yapışkandır (mekonyum).
Mekonyum yutulan amniyos suyunun, bağırsak sularının safranın ve
bağırsak duvarının ölü hücrelerinin kalıntılarını içerir. Üçüncü
günde dışkı daha sert ve daha açık renkli olacaktır. Gebeliğin
daha 14. haftasından itibaren böbrekler çalışmaya başlar; yeni
doğmuş bebekler genellikle hemen doğumdan sonra idrarlarını
yaparlar.
Ancak,
böbreklerin ilk bir kaç ay boyunca daha da gelişmesi gerekir.
Doğumdan sonraki ikinci ya da üçüncü günde çoğu çocukların benzi
sararır. Yeni doğmuş bebekte sarılık (fizyolojik sarılık)
normaldir. Doğumdan sonra kırmızı kan küreciklerinin yok
olmalarının hızlanması ve ciğerin henüz yeterince çalışmaması bu
sarılığa neden olur. Bu durumda, kırmızı kan pigmentinin artık
ürünü olan bilirubin (safra boyası) bedende birikmeye başlar.
Kandaki bilirubin düzeyi çok yükselirse, beyin hasar görebilir.
Bu sarımsı renk en iyi normal gün ışığında görülür ve en çok göz
beyazında belli olur. Işığın (özellikle ultraviyole ışınların)
yardımı ile bilirubin bebeğin idrarı ile birlikte atabileceği
bir maddeye dönüştürülebilir; bu nedenle önemli bir sarılığı
olan bebekler, çok ışık alabilmeleri için, pencereye yakın bir
yerde yatırılırlar. Bu bebeklerin tedavisinde büyük miktarda
ultraviyole ışık sağlayan bir "mavi lamba" da kullanılır, yeni
doğmuş bebeklerin bedeni henüz bağışıklık maddeleri (antikor)
üretemediği için, bunlar hastalığa karşı çok hassastırlar.
Ancak, bebek (kızamık, kızamıkçık, kabakulak, çiçek hastalığı,
çocuk felci gibi) bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlayan
maddeleri (antikorları) annesinden almıştır ve bu antikorlar bir
kaç ay kanında kalır. Annenin sütündeki antikorlar kana
geçmediği için yalnızca bağırsak hastalıklarının önlenmesinde
bir rol oynarlar. Yeni doğmuş bebeklerde bulaşıcı hastalıkların
fark edilmesi genellikle çok güçtür.
Bazen tek
belirti çocuğun çok az su ya da süt içmesi ya da hiç
içmemesidir. Bebek duygularını belirtmek istediği zaman,
yapabileceği tek şey ağlamaktır. Bu nedenle aç olan ya da üşüyen
bir bebek ağlar. Açlığın bir diğer belirtisi elin ya da
parmakların emilmesidir.
Bebek, ilk
yıl içinde kaybolacak olan birçok refleksle doğar. İyi bilinen
bir refleks tutma kavrama refleksidir.
Bebeğin
avucuna dokunursanız, parmağınızı sıkıca tutar. Esneme ya da
hıçkırık tutması gibi diğer normal refleksler de doğumdan
itibaren vardır.
Yeni doğmuş
bebekler genellikle başlangıçta öksüremezler, ama sık sık
aksırırlar. Ancak bu aksırmalar bebeğin üşütmüş olmasını
gerektirmez |