|
|
|
Yeni
Doğmuş Bebek Hastalıkları |
|
Yeni doğmuş
hasta bebeklerin önemli bir bölümünü erken doğmuş yani gebeliğin
38. haftasından önce doğmuş bebekler oluşturur. Çocuk ne kadar
erken doğarsa, sorunlar o kadar çok olur. Geç doğan (42.
haftadan sonra doğan) çocukların yaşama şansı ise azdır. Kan
uyuşmazlığı olan (rhesus) çocukların durumu çok ciddidir; anne
tarafından üretilen antikorlar kanlarını sürekli yok eder.
Doğum sırasında çocukta bazı zedelenmeler olabilir. Bu doğum
zedelenmeleri çoğunlukla önemli değildir, ancak doğum sırasında
oksijen yetersizliği beynin zedelenmesine yol açabilir. |
|
|
|
Normal olarak
bir çocuk gebeliğin 38. haftası ile 42. haftası arasında doğar
(bu süre son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır). Çocuk
dünyaya gelmeye hazırdır.
Eskiden doğum
kilosu 2.500 gramdan az olan çocuklara erken doğmuş (prematüre)
denirdi. Ancak günümüzde gebeliğin 28. haftası ile 38. haftası
arasında doğan çocuklara erken doğmuş (prematüre) denmektedir.
Organların gelişmişliği kilodan çok gebelik süresine bağlıdır.
Prematüre bir
çocukta özellikle akciğerler tam gelişmemiştir. Solunum
sırasında akciğer kabarcıklarının katlanmasını önlemek için
gerekli olan özel bir madde (yüzey aktif) bu çocuklarda
çoğunlukla yeterince gelişmemiş olur. Bu tür durumlarda ciddi
bir hastalık (saydam zar hastalığı) ortaya çıkabilir. Bu
hastalık şeker hastası (diyabetik) olan annelerin çocuklarında
ve sezaryenle doğan çocuklarda da görülebilir.
Çok küçük
prematüre çocuklarda beyindeki solunum merkezi henüz tam
gelişmemiş olduğu için, solunum zaman zaman durabilir (apne).
Çocuğun sırtına hafifçe vurularak solunumun devam etmesi
sağlanır. Prematüre bebeklerde ısı düzeni çok bozuktur ve
hastalığa yakalanma tehlikesi çok büyüktür. Durumlarının ciddi
olması halinde özel bir aygıta (enkübatörde) konularak
bakılmalıdırlar.
|
|
|
|
Bazı
refleksler henüz gelişmemiş ya da az gelişmiş olabilir. Yutma
refleksinin olmaması nedeniyle, çocuğa verilen besinin nefes
borusuna girme tehlikesi vardır.
Zamanında
doğan bebeklere kıyasla, prematüre bebeklerde "normal" sarılık
daha çabuk belirir ve daha uzun sürer. Erken doğum nedenleri ya
anneden ya da çocuktan kaynaklanır. Zeka geriliği (mongolizm),
kalp çarpıklıkları gibi doğuştan olan bozukluklar önem kazanır.
Erken doğum sorunları gebeliğin 16. haftası ile 28. haftası
arasında doğan bebeklerde daha da ağırlaşır. Gebeliğin 42.
haftasından sonra doğan çocuğun da yaşama şansı azdır. Plasenta,
40. haftadan sonra bozulmaya (yozlaşmaya) başladığı için bebek
tehlikeli bir duruma girer.
Geç doğumun
nedenleri ise tam olarak bilinmemektedir. Çocuğun kilosu,
gebelik süresine göre beklenen ağırlıktan daha az ise, az
gelişmişlikten ya da gelişme güçlüğünden söz edilir. Gelişme
güçlüğünün nedeni çocuktan olabileceği gibi anneden ya da
plasentadan da ileri gelebilir. Ancak, genellikle açık bir neden
bulunamaz. Gelişme güçlüğü olan çocuklar incedir, kuru, kırışık,
açık pembe bir derileri vardır ve çoğunlukla uyanık ve çok
canlıdırlar. Bunlar, küçük ama ince olmayan kırmızı bir derileri
olan ve epey hareketsiz prematüre çocukların aksine özellikler
gösterirler. |
|
Rhesus
çocukları her zaman (Rh +) grubundandır: yani, alyuvarlarında
rhesus faktörü vardır. Böyle durumlarda anne her zaman (Rh-)
grubundandır. Bu kalıtsal bir özellik olduğu için, çocuğa bu
faktör (Rh +) grubu olan babadan geçmiş olmalıdır. Hiç kimsenin
rhesus faktörüne karşı doğal antikorları yoktur. (Rh +) grubunda
olan kişiler için rhesus faktörü bedenlerinde doğal olarak var
olan bir madde olduğu için, bu insanlarda antikor üretilmez. Ama
(Rh-) grubunda olanlar antikor üretebilirler. Bu olay (Rh
+)grubunda bir çocuğu olan (Rh-) grubundaki annelerin yaklaşık
üçte birinde görülür (rhesus uzlaşmazlığı). Annede üretilen
antikorlar anne için zararlı değildir, ama çocuğun kanına
girerek Rh + olan alyuvarları yok etmeye başlarlar. Bu, yeni
doğan bebekte kansızlığın yanı sıra kan hastalığına ve
Karaciğer ve
dalak gibi yerlerde ve kemik iliğinde alyuvar üretiminin
artmasına yol açar. Ayrıca, (Rh-) çocuklarda, beyne zarar veren
alyuvar artıkları nedeniyle hemen doğum sonrasında ağır bir
sarılık ortaya çıkar. Bu hastalık genellikle öldürücüdür ve
yaşamlarını sürdürebilen çocuklar geri zekalı ya da spastik
olabilirler.
Çocuğun
alyuvarları annenin kanına geçerse, anne rhesus faktörüne karşı
antikorlar üretir. Bu, bir ölçüde gebeliğin son üç ayı içinde
ancak temel olarak, doğumdan hemen önce ve doğum sırasında
gerçekleşir. Sezaryen gibi ameliyatlar çocuğun kanının annenin
damarlarına girmesini büyük ölçüde arttırır. Bu nedenle (Rh +
)grubunda olan ilk çocukta kan hastalığı çok az görülür, ikinci
ve üçüncü (Rh +) çocuklarda hastalığın ciddiyeti artar. Gebelik
sırasında çocuğun durumu annenin bedenindeki antikorlar
incelenerek saptanabilir. Ancak bu belirtiler yalnızca ilk
gebelik sırasında açıkça anlaşılabilir. Amniyos suyunda
alyuvarların artıklarının olup olmadığının incelenmesi daha
büyük bir kesinlik sağlar. Çocuğun çok kötü bir durumda olmasına
karşın yaşama olasılığının olduğu anlaşılırsa, doğum yapay
olarak başlatılır ve doğumdan sonra çocuğun kanı değiştirilir.
Çocuğun göbek damarına takılan bir sonda aracılığıyla (Rh +)
kanın bir kısmı (Rh-) kan ile değiştirilir. Bu kan antikorlar
tarafından yok edilmediği gibi, birçok antikor da bu şekilde yok
edilir. Bir kaç hafta sonra antikorlar kendiliğinden
kaybolurlar. Günümüzde, henüz doğmamış olan çocuğa da kan nakli
yaparak kanını değiştirmek olanaklı olduğu için kansızlık tedavi
edilebilmektedir. Yaşama şansı çok az olan, çok kötü durumdaki
çocuklara uygulanır. Alyuvarlar annenin karnından çocuğun karın
boşluğuna şırınga edilir. Bunlar buradan çocuğun kanına
geçerler. Bu işlemi gerçekleştirmek için çocuğun karın
boşluğunun yerini saptayabilmek amacıyla zıt renkli bir madde
amniyos suyuna şırınga edilir. Çocuk bunu içer ve 24 saat sonra
alınan bir röntgen filminde bağırsaklar açıkça görülür. Çocuk
tehlikeden kurtuluncaya kadar, kan nakli işlemi bir kaç kez
yinelenir. Ender olarak kan hastalığı rhesus faktörü nedeniyle
değil de, kan uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu,
annenin kan grubunun O (bu durumda annenin kanında doğal olarak
A ve B kan gruplarına karşı antikorlar bulunur) ve çocuğun kan
grubunun ya da B olması halinde olanaklıdır. |
|
Yeni doğmuş
bebekten kan hastalığı, ilk (Rh +) çocuğun doğumundan hemen
sonra anneye D-gammaglobulin iğnesi yapılarak önlenebilir,
antikorlar annenin bedenine girmiş olan (Rh +) alyuvarlara karşı
tepki oluşturarak, annenin kendisinin antikor üretmesini
engellerler. Anti-D-gammaglobulin bedenlerinde yüksek miktarda
antikor bulunan kadınların kanından hazırlanır. Eğer anne zaten
antikor üretmiş ise, bu uygulama yararsızdır. |
|
Doğum Zedelenmeleri ve Diğer Durumlar |
|
Çocuğun doğum
sırasında bir zedelenmeye uğraması sonucu oluşan doğum
zedelenmelerine ve gebelik dönemindeki bozukluklara doğuştan
olan bozukluklar denir. Yaygın olan doğum zedelenmeleri
genellikle doğumların neden olduğu felç ve kırıklardır.
Kırıkların içinde köprücük kemiği kırığı en sık rastlanılanıdır.
Bu durumda kolu göğsün yanına bağlamak tedavi için yeterlidir.
Önemli bir doğum zedelenmesi doğum sırasında oksijenin yetersiz
olması nedeniyle beynin zarar görmesidir. Bunun sonucunda
solunum merkezi felç olur ve solunum yeterince çalışmaya
başlamaz. Kalp ve kan dolaşımı da oksijen yetersizliği nedeniyle
aksar. Solunumu duran bir çocuk hemen tedavi edilmezse beyin
zedelenmesi süreklilik kazanır ve çocuk fiziksel ya da akli
olarak sakat kalabilir. Plasentada bir kanama, göbek kordonunun
sıkışması ya da anneye doğum sırasında verilen ağrı kesici
ilaçlar çocuğun solunum merkezinin felç olmasına yol açarak
çocuğun solunumunun durmasına neden olabilir. |
|
Yeni Doğan Bebeğin Muayenesi |
|
İlkin bebeğin
kalbi stetoskop ile dinlenerek normalin dışında sesler gelip
gelmediği kontrol edilir. Nefes alışına dikkat edilir; hızlı
hızlı ya da zorlukla nefes almaması gerekir. Genel bir muayene
bunları izler: gözleri incelenir; damağının yarık olup
olmadığına, diline bakılıp parmakları sayılır. Elle karnı ve
çevresi yoklanarak iç organlarının, özellikle böbreklerinin
normal büyüklükte olup olmadığı anlaşır. Cinsel organlar da
dikkatle gözden geçirilir.
Erkek
çocuklarda erbezlerinin skrotumun içine inip inmediği önemlidir.
Bacaklar, kalça çıkığı olup olmadığını anlamak üzere muayene
edilir. Bu, özellikle makatla gelen çocuklarda doğum sırasında
meydana gelen bir bozukluktur. Basit bir tedavi ile
düzeltilebilecek olan bu bozukluk zamanında saptanamazsa ileride
tedavisi güçleşir ve ameliyat gerektirebilir. Ayrıca refleksler
de kontrol edilerek beyin ve kasların normal çalışıp
çalışmadıkları kontrol edilir. |
|
|