Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
Yeni doğmuş hasta bebeklerin önemli bir bölümünü erken doğmuş yani gebeliğin 38. haftasından önce doğmuş bebekler oluşturur. Çocuk ne kadar erken doğarsa, sorunlar o kadar çok olur. Geç doğan (42. haftadan sonra doğan) çocukların yaşama şansı ise azdır. Kan uyuşmazlığı olan (rhesus) çocukların durumu çok ciddidir; anne  tarafından üretilen antikorlar kanlarını sürekli yok eder. Doğum sırasında çocukta bazı zedelenmeler olabilir. Bu doğum zedelenmeleri çoğunlukla önemli değildir, ancak doğum sırasında oksijen yetersizliği beynin zedelenmesine yol açabilir.
  
 

Normal olarak bir çocuk gebeliğin 38. haftası ile 42. haftası arasında doğar (bu süre son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır). Çocuk dünyaya gelmeye hazırdır.

Eskiden doğum kilosu 2.500 gramdan az olan çocuklara erken doğmuş (prematüre) denirdi. Ancak günümüzde gebeliğin 28. haftası ile 38. haftası arasında doğan çocuklara erken doğmuş (prematüre) denmektedir. Organların gelişmişliği kilodan çok gebelik süresine bağlıdır.

Prematüre bir çocukta özellikle akciğerler tam gelişmemiştir. Solunum sırasında akciğer kabarcıklarının katlanmasını önlemek için gerekli olan özel bir madde (yüzey aktif) bu çocuklarda çoğunlukla yeterince gelişmemiş olur. Bu tür durumlarda ciddi bir hastalık (saydam zar hastalığı) ortaya çıkabilir. Bu hastalık şeker hastası (diyabetik) olan annelerin çocuklarında ve sezaryenle doğan çocuklarda da görülebilir.

Çok küçük prematüre çocuklarda beyindeki solunum merkezi henüz tam gelişmemiş olduğu için, solunum zaman zaman durabilir (apne). Çocuğun sırtına hafifçe vurularak solunumun devam etmesi sağlanır. Prematüre bebeklerde ısı düzeni çok bozuktur ve hastalığa yakalanma tehlikesi çok büyüktür. Durumlarının ciddi olması halinde özel bir aygıta (enkübatörde) konularak bakılmalıdırlar.

  
 

Bazı refleksler henüz gelişmemiş ya da az gelişmiş olabilir. Yutma refleksinin olmaması nedeniyle, çocuğa verilen besinin nefes borusuna girme tehlikesi vardır.

Zamanında doğan bebeklere kıyasla, prematüre bebeklerde "normal" sarılık daha çabuk belirir ve daha uzun sürer. Erken doğum nedenleri ya anneden ya da çocuktan kaynaklanır. Zeka geriliği (mongolizm), kalp çarpıklıkları gibi doğuştan olan bozukluklar önem kazanır. Erken doğum sorunları gebeliğin 16. haftası ile 28. haftası arasında doğan bebeklerde daha da ağırlaşır. Gebeliğin 42. haftasından sonra doğan çocuğun da yaşama şansı azdır. Plasenta, 40. haftadan sonra bozulmaya (yozlaşmaya) başladığı için bebek tehlikeli bir duruma girer.

Geç doğumun nedenleri ise tam olarak bilinmemektedir. Çocuğun kilosu, gebelik süresine göre beklenen ağırlıktan daha az ise, az gelişmişlikten ya da gelişme güçlüğünden söz edilir. Gelişme güçlüğünün nedeni çocuktan olabileceği gibi anneden ya da plasentadan da ileri gelebilir. Ancak, genellikle açık bir neden bulunamaz. Gelişme güçlüğü olan çocuklar incedir, kuru, kırışık, açık pembe bir derileri vardır ve çoğunlukla uyanık ve çok canlıdırlar. Bunlar, küçük ama ince olmayan kırmızı bir derileri olan ve epey hareketsiz prematüre çocukların aksine özellikler gösterirler.

Rhesus Çocukları

Rhesus çocukları her zaman (Rh +) grubundandır: yani, alyuvarlarında rhesus faktörü vardır. Böyle durumlarda anne her zaman (Rh-) grubundandır. Bu kalıtsal bir özellik olduğu için, çocuğa bu faktör (Rh +) grubu olan babadan geçmiş olmalıdır. Hiç kimsenin rhesus faktörüne karşı doğal antikorları yoktur. (Rh +) grubunda olan kişiler için rhesus faktörü bedenlerinde doğal olarak var olan bir madde olduğu için, bu insanlarda antikor üretilmez. Ama (Rh-) grubunda olanlar antikor üretebilirler. Bu olay (Rh +)grubunda bir çocuğu olan (Rh-) grubundaki annelerin yaklaşık üçte birinde görülür (rhesus uzlaşmazlığı). Annede üretilen antikorlar anne için zararlı değildir, ama çocuğun kanına girerek Rh + olan alyuvarları yok etmeye başlarlar. Bu, yeni doğan bebekte kansızlığın yanı sıra kan hastalığına ve

Karaciğer ve dalak gibi yerlerde ve kemik iliğinde alyuvar üretiminin artmasına yol açar. Ayrıca, (Rh-) çocuklarda, beyne zarar veren alyuvar artıkları nedeniyle hemen doğum sonrasında ağır bir sarılık ortaya çıkar. Bu hastalık genellikle öldürücüdür ve yaşamlarını sürdürebilen çocuklar geri zekalı ya da spastik olabilirler.

Çocuğun alyuvarları annenin kanına geçerse, anne rhesus faktörüne karşı antikorlar üretir. Bu, bir ölçüde gebeliğin son üç ayı içinde ancak temel olarak, doğumdan hemen önce ve  doğum sırasında gerçekleşir. Sezaryen gibi ameliyatlar çocuğun kanının annenin damarlarına girmesini büyük ölçüde arttırır. Bu nedenle (Rh + )grubunda olan ilk çocukta kan hastalığı çok az görülür, ikinci ve üçüncü (Rh +) çocuklarda hastalığın ciddiyeti artar. Gebelik sırasında çocuğun durumu annenin bedenindeki antikorlar incelenerek saptanabilir. Ancak bu belirtiler yalnızca ilk gebelik sırasında açıkça anlaşılabilir. Amniyos suyunda alyuvarların artıklarının olup olmadığının incelenmesi daha büyük bir kesinlik sağlar. Çocuğun çok kötü bir durumda olmasına karşın yaşama olasılığının olduğu anlaşılırsa, doğum yapay olarak başlatılır ve doğumdan sonra çocuğun kanı değiştirilir. Çocuğun göbek damarına takılan bir sonda aracılığıyla (Rh +) kanın bir kısmı (Rh-) kan ile değiştirilir. Bu kan antikorlar tarafından yok edilmediği gibi, birçok antikor da bu şekilde yok edilir. Bir kaç hafta sonra antikorlar kendiliğinden kaybolurlar. Günümüzde, henüz doğmamış olan çocuğa da kan nakli yaparak kanını değiştirmek olanaklı olduğu için kansızlık tedavi edilebilmektedir. Yaşama şansı çok az olan, çok kötü durumdaki çocuklara uygulanır. Alyuvarlar annenin karnından çocuğun karın boşluğuna şırınga edilir. Bunlar buradan çocuğun kanına geçerler. Bu işlemi gerçekleştirmek için çocuğun karın boşluğunun yerini saptayabilmek amacıyla zıt renkli bir madde amniyos suyuna şırınga edilir. Çocuk bunu içer ve 24 saat sonra alınan bir röntgen filminde bağırsaklar açıkça görülür. Çocuk tehlikeden kurtuluncaya kadar, kan nakli işlemi bir kaç kez yinelenir. Ender olarak kan hastalığı rhesus faktörü nedeniyle değil de, kan uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu, annenin kan grubunun O (bu durumda annenin kanında doğal olarak A ve B kan gruplarına karşı antikorlar bulunur) ve çocuğun kan grubunun ya da B olması halinde olanaklıdır.

Önleme

Yeni doğmuş bebekten kan hastalığı, ilk (Rh +) çocuğun doğumundan hemen sonra anneye D-gammaglobulin iğnesi yapılarak önlenebilir, antikorlar annenin bedenine girmiş olan (Rh +) alyuvarlara karşı tepki oluşturarak, annenin kendisinin antikor üretmesini engellerler. Anti-D-gammaglobulin bedenlerinde yüksek miktarda antikor bulunan kadınların kanından hazırlanır. Eğer anne zaten antikor üretmiş ise, bu uygulama yararsızdır.

Doğum Zedelenmeleri ve Diğer Durumlar

Çocuğun doğum sırasında bir zedelenmeye uğraması sonucu oluşan doğum zedelenmelerine ve gebelik dönemindeki bozukluklara doğuştan olan bozukluklar denir. Yaygın olan doğum zedelenmeleri genellikle doğumların neden olduğu felç ve kırıklardır. Kırıkların içinde köprücük kemiği kırığı en sık rastlanılanıdır. Bu durumda kolu göğsün yanına bağlamak tedavi için yeterlidir. Önemli bir doğum zedelenmesi doğum sırasında oksijenin yetersiz olması nedeniyle beynin zarar görmesidir. Bunun sonucunda solunum merkezi felç olur ve solunum yeterince çalışmaya başlamaz. Kalp ve kan dolaşımı da oksijen yetersizliği nedeniyle aksar. Solunumu duran bir çocuk hemen tedavi edilmezse beyin zedelenmesi süreklilik kazanır ve çocuk fiziksel ya da akli olarak sakat kalabilir. Plasentada bir kanama, göbek kordonunun sıkışması ya da anneye doğum sırasında verilen ağrı kesici ilaçlar çocuğun solunum merkezinin felç olmasına yol açarak çocuğun solunumunun durmasına neden olabilir.

Yeni Doğan Bebeğin Muayenesi

İlkin bebeğin kalbi stetoskop ile dinlenerek normalin dışında sesler gelip gelmediği kontrol edilir. Nefes alışına dikkat edilir; hızlı hızlı ya da zorlukla nefes almaması gerekir. Genel bir muayene bunları izler: gözleri incelenir; damağının yarık olup olmadığına, diline bakılıp parmakları sayılır. Elle karnı ve çevresi yoklanarak iç organlarının, özellikle böbreklerinin normal büyüklükte olup olmadığı anlaşır. Cinsel organlar da dikkatle gözden geçirilir.

Erkek çocuklarda erbezlerinin skrotumun içine inip inmediği önemlidir. Bacaklar, kalça çıkığı olup olmadığını anlamak üzere muayene edilir. Bu, özellikle makatla gelen çocuklarda doğum sırasında meydana gelen bir bozukluktur. Basit bir tedavi ile düzeltilebilecek olan bu bozukluk zamanında saptanamazsa ileride tedavisi güçleşir ve ameliyat gerektirebilir. Ayrıca refleksler de kontrol edilerek beyin ve kasların normal çalışıp çalışmadıkları kontrol edilir.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot