|
|
|
Yaşlanma süreci
akli ve fiziksel değişikliklerle birlikte gerçekleşir. Yaşlı
kişiler çoğunlukla bu değişiklikleri benimsemekte zorluk
çekerler, ancak bu değişikliklere alışmayı öğrenmeleri
önemlidir. Son yüzyılda yaşlı insanların sayısı hızla artmıştır
ve toplumdaki konumları büyük ölçüde değişmiştir. Günümüzde
insanlar genellikle 65 yaşından sonra çalışmazlar. Oysa eskiden
sürekli hasta oluncaya ya da ölünceye kadar çalışmaya devam
ederlerdi. Yaşlı kimseler genellikle içinde birkaç kuşağı
barındıran ailenin bir parçasını oluştururlar. Ama pek çok
kimsesiz yaşlı da yardım gereksinimi içindedir. |
|
|
|
Yaşlılar, için gösterilen özen
artmaktadır. Türkiye'de 1935'den beri yaşlıların sayısı 2
misliden fazla artmıştır. Ortalama yaşam süresi de artmıştır:
erkekler için 56 yıl ve kadınlar için 60 yıl. Tıp biliminin
gelişmesi bu olguya katkıda bulunmuştur. Tüberküloz ve şeker
hastalığı gibi eskiden ölümle sonuçlanan birçok hastalık şimdi
tedavi edilebilmektedir. Ancak yaşlanma süresi önlenemez.
Yaşlanma sürecinin temelinin neye dayandığı açık değildir. Zaman
geçtikçe beden hücrelerinin temel bileşimlerinin yıprandığı
sanılmaktadır. İnsan bedenini oluşturan maddelerde belirli
değişiklikler olduğu gözlenmiştir: örneğin hücrelerin içerdiği
potasyum, magnezyum, fosfor ve protein miktarlarında bir azalma
ve sodyum klorür, kalsiyum, su ve yağlarda bir artış olmaktadır. |
|
Yaşlılık
genellikle belirli bir organın ya da bütün bir organ sisteminin
faaliyetinin azalması ile açıklanır. Bazen bir organ
diğerlerinden daha çok yıpranır ama genellikle organlardaki
değişiklikler birlikte ortaya çıkar. Örneğin deride, hareket
ettirici sistemde (eklemlerin sertleşmesi), belirli duyularda
(görme ve işitme duyularının azalması) ve kan damarlarında
(damar sertliği) değişiklikler görülür. Bu yaşlılık belirtileri
yaşlıların hareketlerini son derece kısıtlayabilir ve kişinin
kendisini bu duruma psikolojik olarak alıştırabilmesini
gerektirir. Yaşlılıkta en çok görülen hastalıklar kalp ve damar
hastalıkları, kanser (bu hastalığın gelişmesi genellikle daha
yavaş olur), solunum sisteminde ve akciğerlerde görülen çeşitli
rahatsızlıklar eklemlerin sertleşmesi ve kemiklerin kireçten
yoksun kalmasıdır (kalsiyum eksikliği). |
|
|
|
Yaşlılardaki
hastalıkların bir özelliği genellikle birkaç hastalığın ve
rahatsızlığın aynı zamanda ortaya çıkmasıdır. Yaşlılık
sorunlarıyla uğraşan tıp dalına geriatri denir. Ayrıca ger
ontoloji normal yaşlanma sürecini inceler. Son zamanlarda bu
bilim dallarına geropsikiyatri bilim dalına katılmaktadır, bu
dal yaşlıların psikiyatrik problemleriyle uğraşmakta ve
yaşlılara problemlerine göre tedavi uygulanmaktadır. Bazı
bozukluklar yaşlıların bakımını çok güçleştirir. Bunlardan biri
idrara çıkmanın denetlenmemesidir. Bu, kadınlarda çoğunlukla
dölyatağının aşağı sarkmasının, erkeklerde ise prostat
büyümesinin bir sonucudur. Yaşlı insanların beslenmesi de bir
sorun olabilir. Biryandan, fazla yemek yemek çok kilo alınmasına
yol açabilir. Bu da eklem rahatsızlıklarını daha çok
arttırabilir. Öte yandan, kötü beslenme ya da susuz kalmak (çok
az sıvı almak) yalnız başına yaşayan yaşlılar arasında
yaygındır.
Yaşlanma
sürecinde boy kısalmaya başlar. Omuzlar sarkar ve öne doğru
çıkar. Bu da kolların, olduğundan daha uzun görünmesine neden
olur. Saçlar ağarmış ve canlılıklarını yitirmişlerdir. Gözlerde
irisin çevresinde beyazımsı bir halka belirir. Deri solar,
kırışır ve sertleşir. Damarların esnekliğini yitirmesi sonucu
kalp görevini tam olarak yerine getiremez. Pompalanan kan
miktarının azalmasıyla dokulara taşınan oksijen de azalır. Bu
sistemdeki yaşlılık belirtileri kalp hastalıklarının ortaya
çıkışını kolaylaştırır. Buna bağlantı olarak solunum güçlükleri
belirir. Tüm hastalıklardan gençlere oranla çok daha kolay
etkilenen yaşlı insanlarda ayrıca kansere, eklemlerin
sertleşmesine ve kemiklerin kireçten yoksun kalmasına (kalsiyum
eksikliği) çok sık rastlanır. |
|
Yaşlılıkta
karşılaşılan önemli bir sorun bellek zayıflığıdır. Çok uzak
anılar canlı bir biçimde anımsanabildiği halde, yakın zamanda
edinilen izlenimler hemen unutulur. Bu nedenle birçok yaşlı
insan geçmiş hakkında saatlerce konuşabildikleri halde son
birkaç gün içinde neler yaptıklarını anımsamakta çok güçlük
çekerler.
İnsan eşini,
arkadaşlarını ya da tanıdıklarını yitirdikten sonra yeni
tanışmalar edinemezse yalnız kalır. Ancak kendi yaşıtları olan
pek çok insan da ölmüş olduğu için ortak bir geçmişi olan
insanlarla karşılaşma olasılıkları daha azdır. Yıllar geçtikçe
beden de toplumsal ilişkilere çeşitli sınırlamalar getirecektir.
Yaşlı insanlarda gözlemlenen bazı depresyon belirtileri
kendilerini "çökmüş" hissetmeleri, ilgilerini yitirmeleri,
enerjilerinin azalması, iştahlarının kesilmesi, kötü uyumaları
ve bir şey üzerine yoğunlaşamamalarıdır. Yaşlılardaki zihin
karışıklığı genellikle beyne giden kan miktarının azalması gibi
fiziksel etmenlere bağlıdır. Bu, kişinin geceleri tedirgin
olmasına yol açabilir. Kahve, dolaşımı uyardığı için gece
yatmadan önce bir fincan kahve içmek bazen rahatlatıcı bir etki
yaratabilir. Ancak bunun kişinin uyumasını güçleştirmek gibi bir
sakıncası vardır. Yaşlılıkta görülen en önemli psikolojik
bozukluklar bunama kavramı altında özetlenmektedir. Bunun en
belirgin özellikleri bellek ve uyum bozukluklarıdır. Bazı yaşlı
kişiler kim ya da nerede olduklarını ya da hangi günde
bulunduklarını bilmezler. Bazen kendi durumlarının tamamen
dışındadırlar. Yaşlı kimseler yalnızca korktukları için ya da
yalnızlığın, depresyonun, bir hastalığın ya da kullandıkları bir
ilacın sonucu olarak olduklarından daha bunamış görünebilirler.
Yaşlılıkta bunama bazen yalnızca normal yaşlanma sürecinin bir
sonucudur. Bu durumda bunama ya beyin dokusunda bir azalmanın ya
da damar sertliği nedeniyle beyine az kan gitmesinin bir
sonucudur. Orta yaşlılarda görülen bunamaya yaşlılık öncesi
bunama denir. Pick hastalığı ve presenil demans gibi belirli
beyin hastalıklarının bir özelliğidir. |
|
Çağımızdaki
toplumsal gelişmeler aslında yaşlılar için bazı sorunlar
yaratılmasına neden olmuştur. Bunların en önemlileri belki de
görece erken bir yaşta emeklilik olanağı ve geleneksel
genişletilmiş aile yapılarının yavaş yavaş azalmasıdır. |
|
Eskiden aile
yaşamı genellikle üç kuşağı bir arada barındıracak biçimde
örgütlenirdi. Bu toplumda yaşlı kişiler saygıdeğer, hatta egemen
bir konuma sahiptiler. Özelliği yaşlı kişilere gösterilen büyük
saygı olan benzer aile yapıları batı dünyasının dışında kalan
birçok ülkede hâlâ görülebilir.
Batı
dünyasında geniş aile yerini çekirdek aileye bırakmıştır.
Çekirdek aile anne, baba ve çocuklardan oluşur. Bu, yaşlı
insanların durumunu büyük ölçüde değiştirmiştir. Son çocuğun da
evden ayrılmasıyla anne baba yalnız kalır. Yaşlı kişilerin
çocuklarından biriyle birlikte yaşaması giderek istenmemektedir.
Çocuklar anne babanın evinden ayrıldıkları için, çocuklarla ve
torunlarla yoğun ilişki kurulabilmesi daha güçleşmektedir.
İlişkiler, çoğunlukla hafta sonlarında yapılan "ziyaret"ler
biçimini alır ve içten gelen ziyaretlere hemen hemen hiç
rastlanmaz. Üstelik anne baba bu ziyaretlere çocuklardan daha
çok önem verirler ve toplumsal ilişkileri için giderek daha çok
çocuklarına bağımlı olurlar.
Bu nedenle
çağımızdaki yaşlılık sorununun en önemli yönlerinden birisi
yalnızlıktır. Yaşamının sonuna doğru yaşlı insan kendisini
yalnızca aile bağlarından koparılmış (eşini yitirmesi bu duyguyu
daha da güçlendirir) hissetmekle kalmaz, aynı zamanda tüm yaşamı
boyunca yapmış olduğu işle ilişkili olan birçok toplumsal
ilişkisinden de koparılmış olduğunu hisseder. |
|
Yaşlılık
sorununun bu üçüncü yönü nüfusun yaşlanmasıdır. Bu 65 yaşını
aşmış kişilerin sayısının giderek artmasıdır. Bu, yaşlılık
sorununu yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda ekonomik bir
sorun haline getirmektedir. Bu açıdan yaşlı insanlar ekonomik
etkinliğin dışındadır ve nüfusun etkin kısmı tarafından
geçimlerinin sağlanması gerekir. |
|
Çözümler |
|
Emeklilik
maaşlarının yanı sıra yaşlılar için huzur evlerinin inşası ve
bakımı için kaynaklar bulunmalıdır. Yaşlı insanların bir arada
yaşamasını sağlayacak maliyet sorununa kısmen bir çözüm
getirilebilir. Ancak bu kurumların yaşlı insanların dış dünyadan
uzaklaştırılarak, kapatıldığı yerler olma özelliğini almaları
sakıncası vardır. Bu şekilde yaşlanmanın içerdiği tehdit edici
ve hoş olmayan yönler gözden uzak tutulur ve bastırılır.
Yaşlılık sorununu yaşlı insanları huzur evlerine 'kaldırarak'
çözmeye çalıştığımız sürece genç ve orta yaşlı insanlar yaşlılık
olgusuyla yüz yüze gelmeyi erteleyeceklerdir.
Yaşlı
insanları olanaklı olduğu ölçüde kendi çevreleri içinde bırakmak
ve gerekli hizmet ve bakımı sağlamak yönünde çaba harcamak doğal
olarak yeğlenir. Eğer insanlar, yaşlılığın getirdiği sorunlara
hazırlanmazlarsa kendileri de hoş olmayan benzer bir durumla
karşılaşacaklardır. Çocukluğa ve yetişkinliğe ek olarak 'yaşamın
üçüncü evresinin de insan yaşamı içinde aynı şekilde iyi
belirlenmiş bir evre olduğunun kavranması önemlidir. |
|
|