|
|
|
Üretken dönem
erkek ya da kadının bir çocuğun doğabilmesi için gerekli
koşulları kendi yönünden oluşturabildiği dönemdir. Bir erkek ilk
meni boşalmasından bazen çok yaşlanıncaya kadar sürekli olarak
üretkendir. Kadın ise ancak iki adet arasının ortalarında bir
zamanda olan ovülasyon (yumurtlama) sırasında ya da hemen
ovülasyondan sonra üretkendir. Kadınların üretken dönemi
adetlerin sona erdiği 45 ile 50 yaşlarında tamamlanır. Özellikle
kadınlarda bu dönemin bunalımlı olması çeşitli yakınmalara yol
açar. Adet devresi karmaşık bir süreçtir. Bu süreç içinde hormon
faaliyeti bir yumurta hücresinin olgunlaşmasına ve cinsiyet
organlarının olasılıklı bir gebelik için hazırlanmasına yol
açar. |
|
|
|
Bir erkeğin
üretken dönemi bir kadını döllendirebildiği yani sperm
üretebildiği dönemdir. Genellikle ergenliğe geçişten hemen sonra
başlar. Pek çok toplumda bu 14 yaş civarındadır. Birçok erkek
çok yaşlanıncaya kadar, hatta bazen 70 yaşından sonra bile
üretken kalmaktadır.
Penisin
düzenli sertleşmesi her zaman üretkenliğin bir göstergesi
değildir; bu küçücük çocuklarda da sık sık görülür. Cinsel
ilişkide bulunma isteği de üretkenliğin bir göstergesi sayılmaz.
Bir kadının
üretken döneminin saptanması çok daha kolaydır. İlk adet
görmesinden son gördüğü adete kadar sürer. Adet kesilmesi
ortalama 50 yaşlarında olur. Bir kadın üretken döneminin her
anında üretken değildir.
Üretkenlik
her adet devresinin tek bir günü, yani ovülasyonu izleyen 12saat
ile sınırlıdır. Erkek ise genellikle her zaman üretkendir. |
|
Üretken
döneminde olan bir kadının tipik özelliği adet görmesidir.
Kanama, yaklaşık dört hafta süren bir adet döneminin sona
erdiğini gösterir. Bu dönem bittikten sonra, yumurtalıklardaki
bir yumurta hücresinin olgunlaşması ve dölyatağı iç zarının (mukozasanın)
kalınlaşmasıyla başlar. Dönemin yaklaşık olarak ortalarında olan
ovülasyon sırasında olgunlaşan yumurta kesesinden (Graaf
folikülünden) ayrılır ve fallop borularına girer. Burada
döllenebilir. Döllenme olursa, yumurta birkaç gün sonra
dölyatağına iner. Bu arada dölyatağı içi zarı salgılama
evresindedir ve yumurta hücresi buraya gömülür. Döllenmemiş bir
yumurta ise dölyatağını örten iç zar ile birlikte dışarı atılır.
Birçok kadın adet öncesinde tedirgin, kararsız olur ve daha
kolaylıkla yorulur; buna adet öncesi gerilimi denir. Bu
rahatsızlıklar hormon dengesindeki değişikliklerin sonucudur.
Adet dönemini belirleyen cinsel hormonlar
yalnızca cinsiyet organlarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda
bedendeki diğer dokuları ve organları da etkiler. Ayrıca adetin
kendisi de bazen adet sancılarına ya da adet güçlüklerine yol
açar. Bunlar bazen çok ağır ve kasılmalı olur ve baş ağrısı ile
bulantıya yol açabilir. |
|
İki tür adet
düzensizliği vardır: adedin tümüyle bastırılması ya da olmaması
da normal düzenlilikten ve normal kanamadan sapması. Bunların
nedenleri dölyatağında, yumurtalıklarda ve düzenleyici
hormonları salgılayan organlarda (hipofiz, hipotalamus) hastalık
ya da ur (tümör) bulunması olabilir. Daha az önemli nedenler de
olanaklıdır. Bazen duygusal gerilim tüm adet düzenini bozabilir;
örneğin yoğun bir korku ya da gerginlikten (örneğin bir sınav)
sonra ya da endişe ve savaş dönemlerinde.
Adet
kesilmesi gebelikte ve emzirme döneminde normaldir, ancak
yalancı gebeliklerde de bu durum ortaya çıkabilir. Yalancı
gebeliğin belirtileri gerçek bir gebeliğin belirtilerinden
dışsal olarak ayırt edilemez. Hatta dokuz ay sonra doğum
sancıları bile başlayabilir. Yalancı gebelikler genellikle güçlü
bir annelik isteğinin tatmin edilmemiş olmasının sonucudur.
Doktoru
kadına gerçekten gebe olmadığını söyledikten sonra bile kadında
bu belirtiler çoğunlukla devam eder. Bu durumda psikiyatrik
yardım gerekebilir. Normal adet dönemi 26 ile 28 gün sürer,
ancak daha kısa ya da daha uzun dönemler de yaygındır.
Birçok
kadının adet dönemleri düzensizdir ama bu endişelenecek bir şey
değildir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda adet dönemi
hapın düzenine göre belirlenir.
Bazen kadın düzenli olarak adet gördüğü
halde, iki adet arasında da önemli bir kanaması olur. Bu bazen
kansızlığa yol açabilir, kansızlık adet gören kadınlarda diğer
insanlarda olduğundan daha sık görülür. Adet kanaması çok yoğun
olursa ya da çok uzun sürerse çok önemli ölçüde kansızlığa yol
açabilir. Bu özellikle dölyatağında kas hücrelerinden ur
oluşması (miyon) durumunda ortaya çıkar. İki adet arasındaki
kanama, aşırı kanama ya da düzensiz kanama olması halinde bir
doktora danışmak gerekir. |
|
Bir kadının
üretken döneminin sonlarına doğru adetleri daha düzensiz bir
nitelik alır. Son adete kadar süren bu döneme menopoz (adetten
kesilme) denir. Bu dönemde birçok kadın fiziksel yakınmalardan
acı çeker. Bunların bazıları fiziksel değişikliklerle
ilişkilidir. Adet dönemi yalnızca cinsiyet organlarını değil,
aynı zamanda bedenin diğer kısımlarını da etkileyen hormonlar
tarafından belirlenir. Menopoz döneminde hormon dengesi
düzensizdir. Bu menopoz belirtileri hormonların kararsızlığından
kaynaklanabilir ancak çoğu yakınmanın duygusal sorunlardan
kaynaklandığı sanılmaktadır.
Farklı
koşullarda duygusal sorunları olan insanlar kalp çarpıntısından,
yorgunluktan, baş ağrısından, uykusuzluktan, can sıkıntısından,
korkudan, bunalımdan yakınırlar ya da bazen belirsiz mide
ağrıları olur. Menopozda bunlar daha çok kadının yaşlanma
korkusundan karşı cins için çekiciliğini ya da tüm cinsel
isteklerini yitirme korkusundan ya da artık çocuk doğuramayacağı
için istenmediğine ya da kendisine gereksinme duyulmadığına
ilişkin genel bir duygudan kaynaklanmaktadır. Genellikle
çocukların evden ayrılmaları bu döneme rastlar. Bu sorunları
olmayan kadınlar çoğunlukla çok az tedirgin olurlar.
Kadının tüm
yaşamı boyunca yalnızca ailesinin bakımı ile uğraşmış olup
olmaması önem verdiği başka işlerinin bulunup bulunmaması son
derece önemlidir. Birçok doktor yalnızca gündüzleri ya da
geceleri ani ateş basmalarının ve dölyolunun kısalıp
küçülmesinin doğrudan hormonların etkilerine bağlanabileceği
görüşündedir. Çok ağır durumlarda durumu düzeltebilecek olan
hormon tedavisi uygulanabilir. Ani ateş basmaları önce göğüste
bir sıcaklık duyumu ile başlar. Bu sonra boyuna, yüze çıkar ve
bedenin diğer taraflarına yayılabilir. Bazen bir karıncalanma
duygusu gelir ve çoğunlukla şiddetli bir terleme olur.
Dölyolunun
küçülmesi ve kısalması dölyolunu örten içi zarın erimesi ve
bozulması sonucudur. Bundan sonra dölyolu daha kuru olur, daha
kolaylıkla tahriş olur ve hastalık kapar; bazen cinsel ilişki
hoşa gitmez. Dölyolunun böyle bir hal alması çok az cinsel
ilişkide bulunmuş ya da hiç bulunmamış kadınlarda daha
yaygındır. Hormon içeren bir dölyolu kremi bu yakınmaları hızla
giderebilir. Erkeklerde kesin bir buhranlı dönem olması çok
enderdir.
Hormon üretimi yaşlanmayla birlikte yavaş
yavaş düşer ve cinsel güç giderek azalır. Ancak sağlıklı
erkekler oldukça yaşlanıncaya kadar cinsel ilişkide
bulunabilirler. |
|
Adetten
kesilmeye menopoz ve bunu izleyen döneme de menopoz sonrası
denir. Ancak günlük konuşmada menopoz terime menopoz sonrası
dönemi belirtmek için kullanılır. Menopoz sonrası dönemin
özelliği yaşlılığın tipik belirtilerinin giderek artmasıdır.
Deri yumuşaklığını yitirir ve kırışmaya başlar, dölyatağı ve
yumurtalıklar küçülür (büzülür) ve kemiklerin kireç miktarı
azalabilir (osteoporoz, kemik dokusunun içinde anormal derecede
boşlukların oluşması). Bütün bunlar dişi cinsiyet hormonlarının
miktarının azalmasının sonucudur. Dölyolunun büzülmesi bu
dönemde de endişelendirici olmaya devam eder. Sakal çıkması da
söz konusu olabilir. Çok ağır durumlarda hormon tedavisi iyi
gelebilir, ancak uzun bir süre devam ederse tehlikeli olabilir.
Ancak osteoporoz ve dölyolu üstünde olumlu etkileri vardır.
Menopoz sonrası dönemde kadında erkek hormonlarının üretimi
azalmadan sürer ve bu hormonlar, temel olarak, cinsel güdüyü
belirlediği için kadının cinsel yaşamının daha kısıtlı ya da
daha az doyurucu olması kesinlikle gerekmez. Birçok kadın artık
istenmeyen gebeliklere ilişkin endişelerden kurtuldukları için
cinsel ilişkiden daha da çok zevk alırlar. |
|
|