Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Sorunlu Çocuklar

Sorunlu çocuklar gelişmelerini engelleyen bir güçsüzlük içinde olmaları ile normal çocuklardan ayrılırlar. Çevre güçsüz olan insanları aşağıladığı için bu tür insanlar fazladan bir güçlük ile daha karşı karşıyadırlar. Sorunlu çocukların incelenmesi ve eğitilmesi ile uğraşan bilime ortopedagoji denir. Sorunlu çocukların önemli bir grubunu öğrenme güçlüğü olan çocuklar oluşturur. Bu çocuklar başlangıçta normal bir gelişme gösterirler, ancak okulda okuma ya da matematik gibi konularda güçlükleri olan çocukların normal bir zekâsı vardır, bu nedenle de zihinsel geriliği olan çocuklardan ayrılırlar.

  
 
Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklar

Çocuğun okulda bir ya da daha çok konuda güçlük çekmesi onun öğrenme bozukluğu içinde olduğunu göstermez. Ancak çocuk bir konuda son derece yavaş bir hızda bile ilerlemeyi ve bu konuyla başa çıkmayı hiç bir şekilde başaramazsa, bir öğrenme güçlüğünden söz edilebilir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Birincil öğrenme bozukluklarında, çocuğun bilgisel gelişmesinde bir bozukluk (işlev bozukluğu) olduğundan söz edilebilir. Bu, çocuğun bilgi açısından geri kaldığı ve geri kalışının nedeninin başka bir fiziksel ya da zihinsel bozukluğun sonucu olmadığı anlamına gelir. Böyle bir durumda, yetersiz bir gelişme olduğu ya da hatta çocuğun psikolojik işlevlerinin hasar gördüğü söylenebilir. Örneğin, çocuğun olguları anımsama ya da bunlar üzerinde yoğunlaşma yeteneği son derece sınırlı olabilir ya da dil ve işaret ile harfleri kavramada güçlük çekebilir. Bu çocuklar genellikle normal zekâya sahip oldukları halde bu izlenimi vermezler. Diğer çocuklardan daha geri olmamalarına karşın, çoğunlukla özel eğitim gerektirirler. Çocuğun sorunları belirli bir aksaklığın sonucu ise ikincil öğrenme bozukluklarından söz edilir. Bunlar, hareketsel (motor) bir bozukluk (örneğin felç), duyusal bozukluk (örneğin körlük, sağırlık), ya da duygusal alanda çarpıklıklar (örneğin özellikle saldırgan davranış), zihinsel alanda çarpıklıklar (çok düşük zeka düzeyi) olabileceği gibi yetiştirilmesinin çok yetersiz olması nedeniyle çocuğun önemli ölçüde geri kalmasından da kaynaklanabilir.

  
 
Öğrenme Bozukluğu Türleri

Öğrenme bozuklukları bir kaç bozukluk türü için birden kullanılan toplu kavramdır. Bunların en önemlileri konuşma ve kavrama bozukluğu (disfazi), okuma güçlüğü (disleksia), yazı yazma güçlüğü (disortografi) ve hesap yapma güçlüğüdür (diskalkulia).

Konuşma ve kavrama güçlüğü olması halinde, çocuk kendisini ifade etmede yazılı ya da sözlü| dili anlamada güçlük çeker. Bu, oldukça önemsiz bir dil yetersizliğidir. Örneğin çocuk konuşmaya başlayınca iyi bilinen ya da her gün kullanılan sözcükleri hatırlamada güçlük çeker ya da başkalarını dinlerken iyi bilinen sözcüklere anlam vermeye çalışır. Okuma güçlüğü en yaygın olanıdır. Çocuk dil seslerini doğru harf işaretleri ile ilişkilendirmede güçlük çeker. Bunun nedeni yazılı harfleri iyi kavramamasında (sözcük körlüğü ya da görsel okuma bozukluğu) ya da iyi işitemediği için sesleri belirli harflerle birleştirme yeteneği gösterememesinde yatabilir. Örneğin çocuk p ile b arasındaki farkı duymuyorsa, bu harfleri okumada da bir güçlüğe yol açacaktır (işitsel bozukluğu). Bu iki güçlük genellikle birlikte olur. Yazı yazma güçlüğünde, çocuk bir metni kopya etmede ya da söylenen sözcükleri yazmada güçlük çeker. Çocuğun yalnızca her harfi doğru yazmayı bilmesi yeterli değildir, aynı zamanda her harfin sözcük içindeki yerini ve sonra da sözcüğün cümle içindeki yerini bilmesi gerekir. Bu nedenle yazı yazma bozukluğu genellikle bir okuma güçlüğünün sonucudur ve çoğunlukla birlikte ortaya çıkarlar. Okunaklı yazı yazmamak hiç bir şekilde bu bozukluk ile ilişkili değildir, hareketsel denetimin zayıf olmasından kaynaklanır. Bu nedenle ikincil öğrenme bozukluklarından birisidir.

Hesap yapma güçlüğü şu üç biçimden birini alabilir:

* Çocuk temel matematik işlemler sürecini kavrayamaz (toplama, çıkarma, çarpma ve bölme); * Çocuk bu temel matematik işlemleri kavrar ancak bunları yapması gerektiğinde çok fazla zaman ayırmak zorunda kalır ve bunları kendiliğinden yapamaz.

* Çocuk bütün bu temel işlemleri hiç bir güçlük çekmeden yapabilir. Ancak bunlarla bir problem biçiminde karşılaştığı zaman ne istendiğini anlamakta güçlük çeker. Örneğin, bir adam saatte 5km hız ile A noktasından B noktasına doğru yürür. Saatte 10km hız ile yürüyen bir diğer adam 10 dakika sonra A noktasından yola çıkar. İkinci adam birinci adama ne zaman yetişir? Gibi bir problemi bu tür bir çocuk çözemez. Okuma güçlüğü üzerinde en çok araştırma yapılmış olan öğrenme bozukluğudur, okuma güçlüğü çekenlerin % 80'inin kalıtsal bir nedene sahip olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak, öğrenme bozuklukları merkezi sinir sisteminin yani beynin zedelenmesinden de kaynaklanabilir.

Öğrenme Bozukluğu Tedavisi

Öğrenme bozuklukları olduğu sanılan çocukların incelenmesi bir kaç evreyi içerir. Diğer şeylerin yanı sıra, bozukluğun birincil mi yoksa ikincil mi olduğunun saptanması amaçlanır. Çocuğun okulda gösterdiği başarılar denetlenerek çocuğun gerçekten kendi yaşıtlarının gerisinde kalıp kalmadığı saptanabilir. Sinir sistemine ilişkin (nörolojik) bir testle çocuğun sinir sistemi incelenir. Görsel ve işitsel uyarmaların çocuk tarafından tam olarak alınıp alınmadığı saptanır. Daha sonra psikolojik bir sınav çocuğun yeteneklerini ve zekâsını saptamaya yardımcı olur. Bunu izleyen diğer bir inceleme de çocuğun içinde bulunduğu güçlüklerin ailesiyle olan sorunlardan mı, kendi kişiliğinden mi yoksa eğitim sorunlarından mı kaynaklandığım saptamayı amaçlar. Herhangi bir şekilde olanaklı olması halinde, öğrenme bozuklukları olan çocuklar normal ilkokullara devam ederler. Bazen bu okullarda bu çocukların sorunlarına çözüm getirmeyi amaçlayan bir öğretmen bulunur. Bu çocuklar için özel okullarda özel eğitim de olanaklıdır.

Zihinsel Gerilik Gösteren Çocuklar

Zihinsel açıdan geri olan çocuklar normal çocuklara göre zekâ kapasiteleri düşük olan çocuklardır. Bu tür durumlarda zihinsel gerilikten ya da geri zekâlılıktan (oligofreni) söz edilir. Zihinsel geriliğin

Değerlendirilmesin de, zekâ katsayısının (IQ) zekânın derecesini belirten rakam saptanması her zaman önemli bir rol oynamıştır. Burada zihinsel geriliğin önemine dayanarak bazı ayırımlar yapılmıştır: aptal (idyot) (zeka katsayısı 30'dan düşük), budala (embesil) (zeka katsayısı 30 ile 50) arası, geri kalmış (Retarded) (zeka katsayısı 50 ile 80 arası) gibi. Günümüzde çocukları yalnızca zekâ katsayısına göre sınıflandırmaktan vazgeçilmekte ve başka etmenler de dikkate alınmaktadır. Böylece, bir çocuk tuvalet eğitimini kavramış olup olmamasına, kendi kendine yemek yemeyi ve giyinmeyi (kendi başına davranabilme yeteneği) öğrenip öğrenmemiş olmasına göre de değerlendirilmektedir. Ayrıca çocuğun dil (konuşma) gelişimi, oyun oynarken gösterdiği davranış ve diğer kişilere karşı gösterdiği tepkiler, hareketsel denetimi vb. de gözlemlenmektedir. Kısacası, çocuk daha sonra toplum içinde göstereceği başarının derecesine göre değerlendirilmektedir. En ağır durumlarda, bunun hiç bir zaman olanaklı olmayacağı daha ilk aşamalarda açıkça anlaşılır. Ancak ağır olmayan durumlarda, örneğin geri kalmış çocuklarda bozukluk ancak yuva evresinde ya da daha sonra fark edilir. İçsel ve dışsal nedenlerden kaynaklanan zihinsel bozukluklar için bir ayrım yapılır:

- Zihinsel gerilik doğuştandır, kromozomlardaki çarpıklıkların (mongolizm), kalıtsal bozuklukların ve doğuştan çarpıklıkların bir sonucudur. Örneğin beyimde su toplanması (hidrosefali)

- Dışsal bir neden, bir kaza ya da örneğin bulaşıcı bir hastalık sonucunda beynin zedelenmiş olması söz konusu olabilir. Bir bebeğin beyni doğum sırasında da zedelenebilir. Duygusal ya da davranışsal sorunlar zihinsel gerilik gösteren çocuklarda diğer çocuklara göre daha yaygındır. Bu büyük ölçüde, bu çocukların çevrelerine yeterince iyi uyum sağlamayı öğrenememeleri olgusundan kaynaklanır.

Zihinsel Gerilik Gösteren Çocukların Tedavisi

Zihinsel olarak geri olan çocuklara yardımın, çoğunlukla çok erken bir yaşta başlaması ve genellikle tüm yaşamları boyunca sürdürülmesi gerekir. Bazı ülkelerde bu çocuklar ve çok ciddi öğrenme bozuklukları olan çocuklar için özel günlük bakım merkezleri vardır. Uzmanlar zihinsel gerilik gösteren çocukların hasta olarak ele alınmaları halinde, bunların eğitiminin ve sahip oldukları yeteneklerin geliştirilmesinin ihmal edileceğini belirterek bu görüşün haksız olduğunu vurgulamaktadırlar.

Özellikle söz konusu çocuğa yönelik bir tedaviyle bu yetenekler olumlu bir biçimde değerlendirilmeli ve çocuğun daha sonra kendi başına uyum sağlayabilmesini olanaklı kılabilecek potansiyel yeteneklerine özel bir dikkat gösterilmelidir.

Tedavi, çocuğun en dengeli bir biçimde geliştirilmesine yönelik olmalıdır ve bozukluğun derecesine ve çocuğun yaşına göre ya belirli bir kurumda ya da evde uygulanmalıdır. Evde olması halinde tedavi dışarıdan yardım ile desteklenmelidir.

Duygusal Bozuklukları Olan Çocuklar

Çevrelerine uyum sağlamakta sürekli olarak zorluk çeken çocuklar vardır. Bu güçlüklerin bazıları oldukça garip biçimlerde ortaya çıkabilir. Bazen çocuğun tüm davranışı söz konusudur, bazen ise yalnızca bir davranış bozukluğu örneğin parmak emme, yatak ıslatma ya da yemek yeme veya uyuma güçlükleri ile sınırlıdır. Belirtili davranış sorunları denen bu bozukluklar çoğunlukla çocuk ile anne baba arasındaki duygusal ilişkinin düzensiz olmasından kaynaklanmakla birlikte, fiziksel bir nedene de dayanabilir. Parmak emmek küçük çocuklarda normal bir olgudur çocuğun büyüdükten sonra da parmak emmeye devam etmesi halinde bir sorun olur. Bazı anne babalar çocuğa müdahale ederek, çocuğun bu alışkanlığından vazgeçmesini sağlamaya çalışırlar. Öte yandan başka anne babalar hiç karşı çıkmazlar ve çocuk yalnız anne babası ile birlikte olduğu sürece hiç bir sorun ortaya çıkmaz. 

Ancak çocuk büyüdükçe ve diğer kişilerle daha çok birlikte oldukça bu hareketin yakışıksız bulunması ve onaylanmaması olasılığı da artar. Büyüklerin uyarıları ve diğer çocukların alayları bu alışkanlığı bir sorun haline getirebilir ve çocuk denetleyemediği bu huyundan dolayı utanç duyabilir. Kendi içlerine kapanan ve görünüş de çevreleriyle ilgili olmayan çocuklarda var olan duygusal bozukluklar daha zor fark edilir. Devamlı düşe dalarlar ve bir düş dünyasında yaşarlar; bu çocuklarla ilişki kurmak olanaklıdır, ancak "normal" sayılan çocukların hoşlandıkları faaliyetler onları ilgilendirmez.

Yadsımacı Davranış

Toplumun ilke ve düzenlemelerine uyum sağlamada anormal derecede, güçlük çeken çocuklarda farklı bir duygusal bozukluk biçimi vardır. Günümüzde buna daha çok duygusal gelişme bozukluğu denmektedir. Bu çocuklar daha itaatsiz olurlar ve meydan okuyan bir davranış biçimi gösterirler. Çoğunlukla küstah olurlar ve duygusal tepkileri yüzeysel görünür. Her tür bahaneye, kaçamağa başvururlar ve başka kişileri suçlama eğilimi içinde olurlar.

Başkalarının duygu olarak adlandırdıkları şeyi zayıflık olarak kabul ettikleri için bu çocukların duygularına seslenebilmek oldukça güçtür. Bu sorunların nedenleri bilinmemektedir. Bazıları beyin zedelenmesinin (bu çoğunlukla, bu çocukların denetimsiz ve atılgan davranışlarını açıklar) ya da pedagojik ve/veya sevgi eksikliğinin bir sonucudur. Pedagojik ihmal anne babanın çocuklarına eğitim vermede başarısız olduklarını gösterir. Sevgi eksikliği anne ve çocuk arasındaki ilişkinin düzensiz olmasının bir sonucudur. Örneğin, çocuk kendisinin ailesi tarafından kabul edilmediğine inanabilir ya da çok küçükken sevgiden yoksun kalmış olabilir. Bu durumda çocuk kendisini tüm duygulara karşı kapatarak, bu ilişki düzensizliklerinin sonucu olarak ortaya çıkan güvensizlik ve tehdit duygularına karşı tepki gösterir. Ayrıca daha çok küçük yaşta bu çocukların başı polisle derde girdiği için kendilerine ve başkalarına karşı duydukları güven duygusu daha da azalır.

İçe Kapanıklık (Otizm)

Sürekli olarak çevreleri ile çelişki içinde olan çocukların ve kendi içine kapanan çocukların yanı sıra kendisini çevresinden tamamen koparan bir grup daha vardır. Bu çocukların dış dünyayla en ufak bir ilişkileri olmadığı gibi, dış dünya bu çocukları ilgilendirmez de. Girişkenlikten yoksundurlar, birden bire çok garip davranabilir ya da amaçsız hareketleri sürekli yineleyebilirler (zorlayıcı hareketler). Çok inatçı oldukları için etkilenmeleri ya da eğitilmeleri ancak büyük güçlükle gerçekleşebilir. Bunun özellikleri çocuğun göz göze bakamaması ve hatlarda, hareketlerde ya da konuşmada çok az ifade olmasıdır. Bu belirtiler daha bebeklikten fark edilebilir.

Bu çocuklar başkalarını nasıl kızdıracaklarını çok iyi bilirler ve çoğunlukla, özellikle hoş olmayan davranışlarda bulunarak bu durumu istismar ederler. Anne babaları genellikle bu davranışları engelleyemezler (kötü niyetli içedönüklük). Bu çocuklar çoğunlukla, diğer çocuklar kadar zeki olmalarına karşın, diğer çocuklarla ve büyüklerle hiç ilişkileri olmadığı için daha aptal görünürler.

Yaşamın yollarını çoğunlukla kendileri keşfetmek isterler. Özellikle zeki çocuklar, son derece yaratıcı bir biçimde öğrenirler ancak bunların ilgi alanı ve bu nedenle gelişimleri genellikle yalnızca küçük bir alanı kapsar. İçe dönüklüğün nedenlerine ilişkin çeşitli kuramlar vardır; bunlar kabaca iki yaklaşıma ayrılırlar. Birincisi içedönüklüğün doğuştan gelen bir eğilim olduğu düşüncesine dayanır: anne baba (ve doğal olarak özellikle anne) başkalarıyla ilişkide bulunmada güçlük çeken ve kendileri, doğaları, nedeniyle az ilişkide bulunan kişilerdir. Ancak anne babada bu özellik çocuklarında olduğu kadar güçlük olmayabilir. Diğer kurama göre, anne baba (ve burada da özellikle anne) çok zekidir. Ancak kendiişleri nedeniyle çocuklarına çok az zaman ayırmışlardır.

İçe Kapanıklık Tedavisi

Duygusal bozuklukları olan çocuklara çeşitli biçimlerde yardım edilebilir. Gerek çocuk, gerekse anne baba açısından günlük yaşamın düzenini en az bozan tedavi biçimi çocuğun anne babasıyla evinde kalıp, örneğin haftada bir gibi, düzenli tedavi görmesidir. Bu tedavi bir akıl sağlığı merkezinde yapılabilir. Burada gerek çocuğa gerekse anne babaya yardımcı olabilecek uzmanlar vardır. Tedavinin amacı çocukla ilişki kurabilmek ve onu kendi başınalığından kurtarabilmektir. Bu bazen oyun ya da davranışa yönelik tedavi aracılığıyla sağlanabilir. Bu tedavi biçiminde çocuğun davranışı incelenir. Bazen de tedavi temelde anne babaya ve öğretmenlere öğüt verilmesi biçiminde olur. Bunların birlikte uygulanmasına aile tedavisi denir. Bu genellikle, belirtili davranışları olan çocuklar için uygulanır. Uç noktada içe dönük bir çocuğun ise tedavi için yatılı bir okula ya da yeniden eğitim için bir kuruma gönderilmesi yani kurumsallaşmış bakım görmesi gerekir. Bu çocuklar, tedavi olabilmeleri için bu tür bir kuruma genellikle çok erken yaşta gönderilirler.

Fiziksel Sakatlığı Olan Çocuklar

Fiziksel sakalığı olan çocuklar hiç hareket edemeyen ya da büyük güçlükle hareket edebilen ya da hareketleri arasında gerekli eşgüdümü büyük güçlükle ya da hiç kuramayan çocuklardır. Genellikle bu çocukların sinir sistemi zedelenerek kol ve bacak kaslarından biri ya da daha fazlasının felç olmasına neden olmuştur.

Beyin zedelenmesi genellikle spastik (kasılma) felcine yol açar. Gevşek felce, genellikle omuriliğindeki ve kaslara giden sinirlerdeki bozukluklar neden olur. Çocuk felci de gevşek felce yol açabilir. Özel bir felç türü de kasların yetersiz beslenmeleri (distrofi) nedeniyle erimeleri ve felcin gittikçe ağırlaşmasıdır. Kazalar da fiziksel sakatlıkların önemli bir nedenidir. Spastik (kasılma) felce yol açan beyin zedelenmesi doğumdan önce, doğum sırasında ya da hemen doğum sonrasında olabilir.

Doğmamış çocuklarda, annenin gebelik sırasında geçirdiği hastalıklar da buna yol açabilir ( kızamıkçık). Doğum sırasında ya da hemen doğum sonrasında oksijen yetersizliği beynin zedelenmesine (göbek kordonunun dolanması, nefes almaya başlamada gecikme Rh faktörü olan çocuklarda alyuvarların parçalanması) yol açabilir. Bu tür beyin zedelenmeleri bazen yalnızca hareket ettirici motor kaslarda bir bozukluğa yol açmakla kalmaz ağız, dil ve boyun kaslarını da etkileyerek işitme, görme ya da konuşma bozukluklarına (duygusal sakatlıkları olan çocuklar) da yol açabilir.

Fiziksel sakatlığı olan çocuklar, hatta sakatlığı beyin zedelenmesinin sonucu olan çocuklar bile çoğunlukla normal bir eğitim görebilirler. Aklen normal iseler gelişimleri ilke olarak normal biçimde olabilir.

Fiziksel Sakatlığı Olan Çocukların Tedavisi

Anne ve babanın çocuklarının sakat olduğunu kabul edebilmeleri için düzenli yardım görmeleri gerektiği kanıtlanmıştır. Eğer çocuk, diğer çocuklar gibi düzenli olarak okula gidebilirse bu kabul etme süreci çoğunlukla çok daha kolay olur. Ancak anne baba çocuklarının sakatlığını kabul etmede güçlük çekerlerse, bu çocuğun kendini çok güvensiz hissetmesine neden olur. Ayrıca da anne babanın suçluluk duymalarına yol açabilir. Bu nedenle fiziksel sakatlığı olan çocukları olanaklı olduğu kadar erken bir yaşta kendi sakatlıklarına uygun bir çevre içine sokmak daha iyi olur. Burada çeşitli incelemeler ve tedavi uygulamaları yapılabilir. Çevre çocuğun sakatlığına uygun bir hale getirilirse, çocuk kendisini çevresindeki dünyaya daha kolay alıştırabilir.

Fiziksel sakatlığı olan çocuklar ve de beyin zedelenmelerinden doğan bozuklukları olan çocuklar normal zihinsel yeteneklere sahip oldukları için, bu çocukların duygusal ve zihinsel gelişimleri, ilke olarak normal bir seyir gösterebilir. Tıbbın ilerlemesi nedeniyle fiziksel bir sakatlıkla doğan çocukların sayısı kesinlikle azalmaktadır. Ancak öte yandan gittikçe artan sayıda çocuk trafik kazalarından sakat kalmaktadır. Bu çocuklar kazaya uğramadan önce birkaç yıl normal gelişme gösterdikleri için, doğuştan sakat olan çocukların karşılaştığı sorunlardan farklı sorunlarla uğraşmak zorunda kalırlar. Bundan böyle her zaman sakat kalacakları olgusunu kabul etmeyi anne babaları gibi kendileri de öğrenmelidirler. Fiziksel sakatlığı olan çocuklar bakım merkezlerinde tedavi görebilirler. Duyum sorunları olan çocuklar sağır, görüş bozukluğu olan ya da kör çocuklar dahil genellikle çok erken bir yaştan (üç yaşında) itibaren özel yatılı okullara gönderilirler. Zihinsel bozukluğun yanı sıra fiziksel bir sakatlığı da olan çocuklar için de ülkemizde bazı özel okullar vardır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot