Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

Okul Çağındaki Çocuk
 
 
 
 
Çocuk, yedi ile on iki yaşları arasında ilkokula gider. Bu yaşlar arasındaki çocuğa okul çocuğu denir. Ailesinin yanı sıra okul da çocuğun dünyasının önemli bir bölümünü oluşturur. Çocuk arkadaşlar edinmeye başlar ve çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte sokağa çıkar. Okulda yazı yazmayı ve aritmetiği öğrenmeye başlayınca sembolleri kullanmayı öğrenirler. Bu çocukların daha çok kavram kullanmalarının bir sonucu olarak, düşünce biçimlerini de yavaş yavaş değiştirir. Çocuk şimdi daha çok yetişkini tanımaya başladığı için onlarla olan ilişkileri daha kişisel bir nitelik kazanır. Gittikçe daha gelişmiş bir kişiliğe ve buna uygun davranışlara yönelir.
 
 

Toplumumuzda yedi ile on iki yaşları arasındaki çocuklar ilkokula gittikleri için bunlara okul çağındaki çocuklar denir. Eskiden bu yaşlardaki çocuklar iş gücünün bir kısmını oluştururlardı. Bu nedenle de günümüzde kabul edilenden çok daha erken bir yaşta olgunlaştıkları kabul edilirdi. Gerek eğitimin zorunlu olması, gerekse toplumun giderek daha karmaşık bir nitelik alması çocuğun yetişkinlerin yaptıkları işleri yapmasından önce geçen süreyi uzatmıştır. Bu sürenin ana özelliği çocuğa yetişkinlerin dünyasında bir yer hazırlanmasıdır.

Fiziksel Gelişme

Yaklaşık altı yaşında olunca, yuva öncesi dönemin temel özelliği olan hızlı büyüme süreci yavaşlar. Bodurumsu beden şekli kaybolmaya ve bir yetişkinin bedenine benzeyen bir beden yapısı onun yerini almaya başlar. Beden orantılarında yine değişiklikler olacaktır ama artık bunlar büyük değişiklikler değildir. Okul çağındaki çocuk görece yavaş büyür, ancak kız ve erkek çocuklar arasında farklılıklar görülür. On yaşlarına kadar erkek çocuklar kızlardan daha uzun boylu ve daha kilolu olurlar. Ancak on ile on beş yaş arasında bu durum tersine döner ve kızlar daha boylu ve daha ağır olurlar. Okul çağında çocukların kasları da önemli ölçüde gelişir, bu gelişme erkek çocuklarda daha fazla olur. Yedi yaşlarında önemli bir değişiklik daha gerçekleşir: süt dişleri dökülür ve yeni dişlerin çıkmasına yer hazırlar. Bu yaşlardaki çocuğun kendi bedeni üzerindeki kontrol gücü o kadar çoktur ki, bir yetişkinin yapabileceği hemen her şeyi yapabilir.

 
Oyunlar

Denge gerektiren oyun ve etkinlikler çok sevilir: bisiklete binme, paten kayma vb. Çevresindeki değişik nesneler büyük bir çekicilik kazanır. Bir ağaca tırmanarak onu fethedebilir, duvarların üstünde yürüyerek onlara egemen olur vb. Çocuk yeteneklerinin en uç sınırlarını keşfetmeye çalıştığı zaman, kolaylıkla dikkatsizleşebilir. Biraz daha büyüyünce, çoğunlukla sekiz yaşından sonra arkadaşlarıyla birlikte gezintilere çıkar ve oyun alanı genişler. Bu arkadaş gruplarında çoğunlukla karşılıklı rekabet hüküm sürer.

Birbirleriyle kavga eden çocuklar anne babalarını endişelendirirler. Bazı anne babalar çocuklarını örgütlü oyun alanlarına, spor sahalarına, kamplara vb. göndererek dikkatsizliği ve kazaları önlemeye çalışırlar. Ancak, başlangıçta buradaki faaliyetleri büyükler yönettiği için, bu tür yerler çocuklar için çekici değildir. Çocuklar kendiliğinden keşfetmenin verdiği zevki yeğlerler.

Okul çağına gelmiş bir çocuk pek çok sporu da yapabilecek yetkinliğe ulaşmıştır. Ancak sporun çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimine yardımcı bir etmen olduğu unutulmamalı ve bedenine uygun olmayan dallarda özendirilmemelidir.

Koşmak, top oyunları, bisiklete binme ve yüzme bu yaş grubundakiler için en uygun sporlar olarak sayılabilir. Koşma, hareket kontrolünü geliştirir bacak kasları ve ayakları çalıştırır. Top sporları ise özellikle refleksleri geliştirmesi ve hareket uyumu sağlaması açısından önemlidir. Yüzerken tüm beden kasları ve özellikle akciğerler çalışır.

Okul

Çocuk altı ya da yedi yaşına gelince ilkokula başlar. Burada çocuktan gerek fiziksel, gerekse zihinsel birçok şey beklenir. Oyun oynamaktan hoşlanan çocuk şimdi günün bir kısmını sırada oturarak geçirmek zorundadır.

Eskiden çocuklara çok katı bir disiplin uygulanırdı ve çocuklar ya kollarını kavuşturarak yerlerinde dimdik oturmak ya da sıralarda öne eğilerek yazı yazmak zorundaydılar. Bu, doğal olarak gerginliklere yol açardı. Ancak son yıllarda bu konuda birçok değişiklik olmuştur ve çocuklar artık okulda daha serbestçe hareket edebilmektedirler.

Doğal olarak, ilkokulda çocukların zamanının büyük bölümünün oyuna ayrıldığı bir yuvada olduğundan çok daha fazla öğrenme başarısı göstermeleri istenir.

Çocuğun okuma ve yazma gibi özel yetenekleri öğrenebilmesi için daha çok dikkat göstermesi gerekir. Ayrıca, bazen okuldan sonra evde yapması gereken ödevleri de olabilir. Çocuğun öğrenmekten zevk alıp almaması büyük ölçüde öğretmeni ile olan ilişkisine bağlıdır. Eğer öğretmenini sevmezse, isteği ve dolayısıyla basarı yeteneği kırılır. Çocuğa okulda değişik konular öğretilir, bunlar da çocuğun düşünmesini etkiler. Okumaya, yazmaya ve matematik öğrenmeye başlayınca sembolleri kullanmasını öğrenir. Sembollerle özellikle dil ile ilgili olanlarıyla uğraşarak çocuk kendisini kavramlara alıştırır ve onları nasıl kullanacağını öğrenir. Böylece, okul yılları boyunca düşünce biçim olarak gittikçe daha soyut bir nitelik alır ve çocuk düşünmekte olduğu olgusunun daha iyi bilincine varır. Böylelikle, çocuk bir düşünce silsilesini kesintiye uğratmayı ve başladığı noktaya adım adım geri dönmeyi öğrenir.

Okulda çocuğun kendisini rahat hissetmesi önemlidir. Burada, doğal olarak başarıları önemli bir rol oynar. Sınıfın genel öğrenme hızına yetişemeyen ya da çok büyük güçlükle yetişebilen bir çocuk okuldan kesinlikle hoşlanmaz. Sınıf arkadaşları karşısında aşağılık duygusuna kapılabilir ya da öğretmeni ile arası açılabilir. Aslında, sınıf başına düşen öğrenci sayısı azaltılarak, öğretmenin bu tür çocuklarla daha çok zaman ayırabilmesi sağlansa, bu çocuklara önemli ölçüde yardımcı olunabilir. Bir çocuğun sınıfının öğrenme hızına ne ölçüde uyum sağlayabildiği evdeki koşullarına da bağlıdır.

Eğer çocuk toplumsal ya da ekonomik olarak geri bir çevreden geliyorsa, okulun düzeyi genellikle orta sınıf çocuklarına göre hazırlanmış olduğu için zaten bir yetersizlikle birlikte okula başlamaktadır. Bir çocuğun sınıfındaki diğer çocuklara yetişip yetişememesi toplumsal koşullara da bağlıdır. Kız ve erkek çocuklar arasındaki ilgi farklılıkları yıllar geçtikçe daha belirgin bir hale gelir.

Genellikle erkek çocuklara daha çok özgürlük tanınır ve daha çok seçim hakkı verilir. Çoğunlukla evde oturan kızlardan çok daha fazla gezerler. Çeşitli konulara ilişkin tercihleri de daha çok belirginleşir.

Özellikle daha büyük sınıflarda, çocuklar spor ve gençlik kampları gibi faaliyetlere katılmaya başlarlar.

Toplumsal İlişkiler

Okul, yalnız çocuğun düşünme yöntemini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda çevresindeki kişilerle olan ilişkilerinin niteliğini de etkiler. Çocuk artık evde zamanının daha az bir bölümünü geçirdiği için aile etkisinin önemi azalır. Okulda arkadaşlar edinir ve bazen onların evlerinde kalabilir ya da bir kampa gidebilir. Anne babasıyla olan ilişkisinde yuva öncesi dönemde sahip olduğu kötü duygulara artık yer yoktur. Çocuğun şimdi yaşadığı dönem (latent) evre olarak bilinir.

Anne babasına duyduğu güçlü eğilimler daha geniş genel ilgilere ve çevresindeki dünyayı keşfetme isteğine dönüşmüştür. Okul çocuğu zamanının çok az bir bölümünü evde geçirdiği halde anne babasıyla olan ilişkisi gittikçe daha kişisel olmaya başlar. Başka birçok büyükle de ilişkisi olduğu için, anne babasına karşı gösterdiği tepkiler artık yalnızca onların kendi anne babası olmaları olgusuna değil daha çok onların kişiliklerine ve davranışlarına dayanır. Bağımlılığı azalmıştır ve artık çocuğun kendisi de aile olaylarına katkıda bulunur. Okulda, doğal olarak, birçok arkadaş edinir. Bir sınıfı oluşturan öğrenciler, çoğunlukla okuldan sonra oyun bahçesinde yaratılan küçük gruplar oluştururlar. Genellikle böyle bir grup içinde, çocukların birlikte oldukları süre içinde yaratılan, çok açık ilkeler ve davranış biçimleri oluşur. Genel bir grup gelişir ve gruptan atılma korkusu ile çocuklar buna kesin bir biçimde uyarlar. Çoğunlukla en güçlü ya da en büyük olan gözü pek çocuk kendisini önder ilan eder ve diğerleri de buna istekli bir biçimde uyarlar. Oluşturulan biçimler oldukça çeşitlidir. Aslında, küçük bir bağımsız topluluktan söz edilebilir. Ancak, grup üyeleri arasındaki karşılıklı rekabet çocukları büyüklerin hoşlanmayacağı şeyleri yapmaya da itebilir. Yakın çevrede var olan olanaklar grubun kabul edilebilir bir biçimde serbestçe davranması için yeterli olmadığı zaman, grup serüvenlere girişebilir. Anne babalar bu serüvenleri çocukluk hataları olarak nitelendirirler. Bu durum ile özellikle büyük kentlerin yeterli oyun olanakları olmayan bölgelerinde karşılaşılır.

Çocukların kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler ve değerler büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların değerleri genel refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç sınırların aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret göstermek ve çocukların kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler ve değerler büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların değerleri genel refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç sınırların aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret göstermek ve diğerlerinden geri kalmamaktır. Bu evre, ilkelerin kavranmasında, bilincin ve hakkaniyet düşüncesinin oluşmasında son derece önemlidir. Çocuk kendisini çeşitli davranış biçimleri, ilkeler ve değerler arasında bulur. Bir yanda ailesinin, öte yanda arkadaş grubunun ilke ve değerlerinin her ikisi de aynı ölçüde geçerlidir. Bir de farklı kuralları olan okulu vardır.

 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler