Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Okul Çağındaki Çocuk
Çocuk, yedi ile on iki yaşları arasında ilkokula gider. Bu yaşlar arasındaki çocuğa okul çocuğu denir. Ailesinin yanı sıra okul da çocuğun dünyasının önemli bir bölümünü oluşturur. Çocuk arkadaşlar edinmeye başlar ve çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte sokağa çıkar. Okulda yazı yazmayı ve aritmetiği öğrenmeye başlayınca sembolleri kullanmayı öğrenirler. Bu çocukların daha çok kavram kullanmalarının bir sonucu olarak, düşünce biçimlerini de yavaş yavaş değiştirir. Çocuk şimdi daha çok yetişkini tanımaya başladığı için onlarla olan ilişkileri daha kişisel bir nitelik kazanır. Gittikçe daha gelişmiş bir kişiliğe ve buna uygun davranışlara yönelir.
  
 

Toplumumuzda yedi ile on iki yaşları arasındaki çocuklar ilkokula gittikleri için bunlara okul çağındaki çocuklar denir. Eskiden bu yaşlardaki çocuklar iş gücünün bir kısmını oluştururlardı. Bu nedenle de günümüzde kabul edilenden çok daha erken bir yaşta olgunlaştıkları kabul edilirdi. Gerek eğitimin zorunlu olması, gerekse toplumun giderek daha karmaşık bir nitelik alması çocuğun yetişkinlerin yaptıkları işleri yapmasından önce geçen süreyi uzatmıştır. Bu sürenin ana özelliği çocuğa yetişkinlerin dünyasında bir yer hazırlanmasıdır.

Fiziksel Gelişme

Yaklaşık altı yaşında olunca, yuva öncesi dönemin temel özelliği olan hızlı büyüme süreci yavaşlar. Bodurumsu beden şekli kaybolmaya ve bir yetişkinin bedenine benzeyen bir beden yapısı onun yerini almaya başlar. Beden orantılarında yine değişiklikler olacaktır ama artık bunlar büyük değişiklikler değildir. Okul çağındaki çocuk görece yavaş büyür, ancak kız ve erkek çocuklar arasında farklılıklar görülür. On yaşlarına kadar erkek çocuklar kızlardan daha uzun boylu ve daha kilolu olurlar. Ancak on ile on beş yaş arasında bu durum tersine döner ve kızlar daha boylu ve daha ağır olurlar. Okul çağında çocukların kasları da önemli ölçüde gelişir, bu gelişme erkek çocuklarda daha fazla olur. Yedi yaşlarında önemli bir değişiklik daha gerçekleşir: süt dişleri dökülür ve yeni dişlerin çıkmasına yer hazırlar. Bu yaşlardaki çocuğun kendi bedeni üzerindeki kontrol gücü o kadar çoktur ki, bir yetişkinin yapabileceği hemen her şeyi yapabilir.

  
 
Oyunlar

Denge gerektiren oyun ve etkinlikler çok sevilir: bisiklete binme, paten kayma vb. Çevresindeki değişik nesneler büyük bir çekicilik kazanır. Bir ağaca tırmanarak onu fethedebilir, duvarların üstünde yürüyerek onlara egemen olur vb. Çocuk yeteneklerinin en uç sınırlarını keşfetmeye çalıştığı zaman, kolaylıkla dikkatsizleşebilir. Biraz daha büyüyünce, çoğunlukla sekiz yaşından sonra arkadaşlarıyla birlikte gezintilere çıkar ve oyun alanı genişler. Bu arkadaş gruplarında çoğunlukla karşılıklı rekabet hüküm sürer.

Birbirleriyle kavga eden çocuklar anne babalarını endişelendirirler. Bazı anne babalar çocuklarını örgütlü oyun alanlarına, spor sahalarına, kamplara vb. göndererek dikkatsizliği ve kazaları önlemeye çalışırlar. Ancak, başlangıçta buradaki faaliyetleri büyükler yönettiği için, bu tür yerler çocuklar için çekici değildir. Çocuklar kendiliğinden keşfetmenin verdiği zevki yeğlerler.

Okul çağına gelmiş bir çocuk pek çok sporu da yapabilecek yetkinliğe ulaşmıştır. Ancak sporun çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimine yardımcı bir etmen olduğu unutulmamalı ve bedenine uygun olmayan dallarda özendirilmemelidir.

Koşmak, top oyunları, bisiklete binme ve yüzme bu yaş grubundakiler için en uygun sporlar olarak sayılabilir. Koşma, hareket kontrolünü geliştirir bacak kasları ve ayakları çalıştırır. Top sporları ise özellikle refleksleri geliştirmesi ve hareket uyumu sağlaması açısından önemlidir. Yüzerken tüm beden kasları ve özellikle akciğerler çalışır.

Okul

Çocuk altı ya da yedi yaşına gelince ilkokula başlar. Burada çocuktan gerek fiziksel, gerekse zihinsel birçok şey beklenir. Oyun oynamaktan hoşlanan çocuk şimdi günün bir kısmını sırada oturarak geçirmek zorundadır.

Eskiden çocuklara çok katı bir disiplin uygulanırdı ve çocuklar ya kollarını kavuşturarak yerlerinde dimdik oturmak ya da sıralarda öne eğilerek yazı yazmak zorundaydılar. Bu, doğal olarak gerginliklere yol açardı. Ancak son yıllarda bu konuda birçok değişiklik olmuştur ve çocuklar artık okulda daha serbestçe hareket edebilmektedirler.

Doğal olarak, ilkokulda çocukların zamanının büyük bölümünün oyuna ayrıldığı bir yuvada olduğundan çok daha fazla öğrenme başarısı göstermeleri istenir.

Çocuğun okuma ve yazma gibi özel yetenekleri öğrenebilmesi için daha çok dikkat göstermesi gerekir. Ayrıca, bazen okuldan sonra evde yapması gereken ödevleri de olabilir. Çocuğun öğrenmekten zevk alıp almaması büyük ölçüde öğretmeni ile olan ilişkisine bağlıdır. Eğer öğretmenini sevmezse, isteği ve dolayısıyla basarı yeteneği kırılır. Çocuğa okulda değişik konular öğretilir, bunlar da çocuğun düşünmesini etkiler. Okumaya, yazmaya ve matematik öğrenmeye başlayınca sembolleri kullanmasını öğrenir. Sembollerle özellikle dil ile ilgili olanlarıyla uğraşarak çocuk kendisini kavramlara alıştırır ve onları nasıl kullanacağını öğrenir. Böylece, okul yılları boyunca düşünce biçim olarak gittikçe daha soyut bir nitelik alır ve çocuk düşünmekte olduğu olgusunun daha iyi bilincine varır. Böylelikle, çocuk bir düşünce silsilesini kesintiye uğratmayı ve başladığı noktaya adım adım geri dönmeyi öğrenir.

Okulda çocuğun kendisini rahat hissetmesi önemlidir. Burada, doğal olarak başarıları önemli bir rol oynar. Sınıfın genel öğrenme hızına yetişemeyen ya da çok büyük güçlükle yetişebilen bir çocuk okuldan kesinlikle hoşlanmaz. Sınıf arkadaşları karşısında aşağılık duygusuna kapılabilir ya da öğretmeni ile arası açılabilir. Aslında, sınıf başına düşen öğrenci sayısı azaltılarak, öğretmenin bu tür çocuklarla daha çok zaman ayırabilmesi sağlansa, bu çocuklara önemli ölçüde yardımcı olunabilir. Bir çocuğun sınıfının öğrenme hızına ne ölçüde uyum sağlayabildiği evdeki koşullarına da bağlıdır.

Eğer çocuk toplumsal ya da ekonomik olarak geri bir çevreden geliyorsa, okulun düzeyi genellikle orta sınıf çocuklarına göre hazırlanmış olduğu için zaten bir yetersizlikle birlikte okula başlamaktadır. Bir çocuğun sınıfındaki diğer çocuklara yetişip yetişememesi toplumsal koşullara da bağlıdır. Kız ve erkek çocuklar arasındaki ilgi farklılıkları yıllar geçtikçe daha belirgin bir hale gelir.

Genellikle erkek çocuklara daha çok özgürlük tanınır ve daha çok seçim hakkı verilir. Çoğunlukla evde oturan kızlardan çok daha fazla gezerler. Çeşitli konulara ilişkin tercihleri de daha çok belirginleşir.

Özellikle daha büyük sınıflarda, çocuklar spor ve gençlik kampları gibi faaliyetlere katılmaya başlarlar.

Toplumsal İlişkiler

Okul, yalnız çocuğun düşünme yöntemini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda çevresindeki kişilerle olan ilişkilerinin niteliğini de etkiler. Çocuk artık evde zamanının daha az bir bölümünü geçirdiği için aile etkisinin önemi azalır. Okulda arkadaşlar edinir ve bazen onların evlerinde kalabilir ya da bir kampa gidebilir. Anne babasıyla olan ilişkisinde yuva öncesi dönemde sahip olduğu kötü duygulara artık yer yoktur. Çocuğun şimdi yaşadığı dönem (latent) evre olarak bilinir.

Anne babasına duyduğu güçlü eğilimler daha geniş genel ilgilere ve çevresindeki dünyayı keşfetme isteğine dönüşmüştür. Okul çocuğu zamanının çok az bir bölümünü evde geçirdiği halde anne babasıyla olan ilişkisi gittikçe daha kişisel olmaya başlar. Başka birçok büyükle de ilişkisi olduğu için, anne babasına karşı gösterdiği tepkiler artık yalnızca onların kendi anne babası olmaları olgusuna değil daha çok onların kişiliklerine ve davranışlarına dayanır. Bağımlılığı azalmıştır ve artık çocuğun kendisi de aile olaylarına katkıda bulunur. Okulda, doğal olarak, birçok arkadaş edinir. Bir sınıfı oluşturan öğrenciler, çoğunlukla okuldan sonra oyun bahçesinde yaratılan küçük gruplar oluştururlar. Genellikle böyle bir grup içinde, çocukların birlikte oldukları süre içinde yaratılan, çok açık ilkeler ve davranış biçimleri oluşur. Genel bir grup gelişir ve gruptan atılma korkusu ile çocuklar buna kesin bir biçimde uyarlar. Çoğunlukla en güçlü ya da en büyük olan gözü pek çocuk kendisini önder ilan eder ve diğerleri de buna istekli bir biçimde uyarlar. Oluşturulan biçimler oldukça çeşitlidir. Aslında, küçük bir bağımsız topluluktan söz edilebilir. Ancak, grup üyeleri arasındaki karşılıklı rekabet çocukları büyüklerin hoşlanmayacağı şeyleri yapmaya da itebilir. Yakın çevrede var olan olanaklar grubun kabul edilebilir bir biçimde serbestçe davranması için yeterli olmadığı zaman, grup serüvenlere girişebilir. Anne babalar bu serüvenleri çocukluk hataları olarak nitelendirirler. Bu durum ile özellikle büyük kentlerin yeterli oyun olanakları olmayan bölgelerinde karşılaşılır.

Çocukların kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler ve değerler büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların değerleri genel refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç sınırların aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret göstermek ve çocukların kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler ve değerler büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların değerleri genel refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç sınırların aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret göstermek ve diğerlerinden geri kalmamaktır. Bu evre, ilkelerin kavranmasında, bilincin ve hakkaniyet düşüncesinin oluşmasında son derece önemlidir. Çocuk kendisini çeşitli davranış biçimleri, ilkeler ve değerler arasında bulur. Bir yanda ailesinin, öte yanda arkadaş grubunun ilke ve değerlerinin her ikisi de aynı ölçüde geçerlidir. Bir de farklı kuralları olan okulu vardır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot