|
|
|
Çocuk, yedi
ile on iki yaşları arasında ilkokula gider. Bu yaşlar arasındaki
çocuğa okul çocuğu denir. Ailesinin yanı sıra okul da çocuğun
dünyasının önemli bir bölümünü oluşturur. Çocuk arkadaşlar
edinmeye başlar ve çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte sokağa
çıkar. Okulda yazı yazmayı ve aritmetiği öğrenmeye başlayınca
sembolleri kullanmayı öğrenirler. Bu çocukların daha çok kavram
kullanmalarının bir sonucu olarak, düşünce biçimlerini de yavaş
yavaş değiştirir. Çocuk şimdi daha çok yetişkini tanımaya
başladığı için onlarla olan ilişkileri daha kişisel bir nitelik
kazanır. Gittikçe daha gelişmiş bir kişiliğe ve buna uygun
davranışlara yönelir. |
|
|
|
Toplumumuzda yedi ile on iki yaşları
arasındaki çocuklar ilkokula gittikleri için bunlara okul
çağındaki çocuklar denir. Eskiden bu yaşlardaki çocuklar iş
gücünün bir kısmını oluştururlardı. Bu nedenle de günümüzde
kabul edilenden çok daha erken bir yaşta olgunlaştıkları kabul
edilirdi. Gerek eğitimin zorunlu olması, gerekse toplumun
giderek daha karmaşık bir nitelik alması çocuğun yetişkinlerin
yaptıkları işleri yapmasından önce geçen süreyi uzatmıştır. Bu
sürenin ana özelliği çocuğa yetişkinlerin dünyasında bir yer
hazırlanmasıdır. |
|
Yaklaşık altı
yaşında olunca, yuva öncesi dönemin temel özelliği olan hızlı
büyüme süreci yavaşlar. Bodurumsu beden şekli kaybolmaya ve bir
yetişkinin bedenine benzeyen bir beden yapısı onun yerini almaya
başlar. Beden orantılarında yine değişiklikler olacaktır ama
artık bunlar büyük değişiklikler değildir. Okul çağındaki çocuk
görece yavaş büyür, ancak kız ve erkek çocuklar arasında
farklılıklar görülür. On yaşlarına kadar erkek çocuklar
kızlardan daha uzun boylu ve daha kilolu olurlar. Ancak on ile
on beş yaş arasında bu durum tersine döner ve kızlar daha boylu
ve daha ağır olurlar. Okul çağında çocukların kasları da önemli
ölçüde gelişir, bu gelişme erkek çocuklarda daha fazla olur.
Yedi yaşlarında önemli bir değişiklik daha gerçekleşir: süt
dişleri dökülür ve yeni dişlerin çıkmasına yer hazırlar. Bu
yaşlardaki çocuğun kendi bedeni üzerindeki kontrol gücü o kadar
çoktur ki, bir yetişkinin yapabileceği hemen her şeyi yapabilir. |
|
Denge
gerektiren oyun ve etkinlikler çok sevilir: bisiklete binme,
paten kayma vb. Çevresindeki değişik nesneler büyük bir
çekicilik kazanır. Bir ağaca tırmanarak onu fethedebilir,
duvarların üstünde yürüyerek onlara egemen olur vb. Çocuk
yeteneklerinin en uç sınırlarını keşfetmeye çalıştığı zaman,
kolaylıkla dikkatsizleşebilir. Biraz daha büyüyünce, çoğunlukla
sekiz yaşından sonra arkadaşlarıyla birlikte gezintilere çıkar
ve oyun alanı genişler. Bu arkadaş gruplarında çoğunlukla
karşılıklı rekabet hüküm sürer.
Birbirleriyle
kavga eden çocuklar anne babalarını endişelendirirler. Bazı anne
babalar çocuklarını örgütlü oyun alanlarına, spor sahalarına,
kamplara vb. göndererek dikkatsizliği ve kazaları önlemeye
çalışırlar. Ancak, başlangıçta buradaki faaliyetleri büyükler
yönettiği için, bu tür yerler çocuklar için çekici değildir.
Çocuklar kendiliğinden keşfetmenin verdiği zevki yeğlerler.
Okul çağına
gelmiş bir çocuk pek çok sporu da yapabilecek yetkinliğe
ulaşmıştır. Ancak sporun çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimine
yardımcı bir etmen olduğu unutulmamalı ve bedenine uygun olmayan
dallarda özendirilmemelidir.
Koşmak, top
oyunları, bisiklete binme ve yüzme bu yaş grubundakiler için en
uygun sporlar olarak sayılabilir. Koşma, hareket kontrolünü
geliştirir bacak kasları ve ayakları çalıştırır. Top sporları
ise özellikle refleksleri geliştirmesi ve hareket uyumu
sağlaması açısından önemlidir. Yüzerken tüm beden kasları ve
özellikle akciğerler çalışır. |
|
Çocuk altı ya
da yedi yaşına gelince ilkokula başlar. Burada çocuktan gerek
fiziksel, gerekse zihinsel birçok şey beklenir. Oyun oynamaktan
hoşlanan çocuk şimdi günün bir kısmını sırada oturarak geçirmek
zorundadır.
Eskiden
çocuklara çok katı bir disiplin uygulanırdı ve çocuklar ya
kollarını kavuşturarak yerlerinde dimdik oturmak ya da sıralarda
öne eğilerek yazı yazmak zorundaydılar. Bu, doğal olarak
gerginliklere yol açardı. Ancak son yıllarda bu konuda birçok
değişiklik olmuştur ve çocuklar artık okulda daha serbestçe
hareket edebilmektedirler.
Doğal olarak,
ilkokulda çocukların zamanının büyük bölümünün oyuna ayrıldığı
bir yuvada olduğundan çok daha fazla öğrenme başarısı
göstermeleri istenir.
Çocuğun okuma
ve yazma gibi özel yetenekleri öğrenebilmesi için daha çok
dikkat göstermesi gerekir. Ayrıca, bazen okuldan sonra evde
yapması gereken ödevleri de olabilir. Çocuğun öğrenmekten zevk
alıp almaması büyük ölçüde öğretmeni ile olan ilişkisine
bağlıdır. Eğer öğretmenini sevmezse, isteği ve dolayısıyla
basarı yeteneği kırılır. Çocuğa okulda değişik konular
öğretilir, bunlar da çocuğun düşünmesini etkiler. Okumaya,
yazmaya ve matematik öğrenmeye başlayınca sembolleri
kullanmasını öğrenir. Sembollerle özellikle dil ile ilgili
olanlarıyla uğraşarak çocuk kendisini kavramlara alıştırır ve
onları nasıl kullanacağını öğrenir. Böylece, okul yılları
boyunca düşünce biçim olarak gittikçe daha soyut bir nitelik
alır ve çocuk düşünmekte olduğu olgusunun daha iyi bilincine
varır. Böylelikle, çocuk bir düşünce silsilesini kesintiye
uğratmayı ve başladığı noktaya adım adım geri dönmeyi öğrenir.
Okulda
çocuğun kendisini rahat hissetmesi önemlidir. Burada, doğal
olarak başarıları önemli bir rol oynar. Sınıfın genel öğrenme
hızına yetişemeyen ya da çok büyük güçlükle yetişebilen bir
çocuk okuldan kesinlikle hoşlanmaz. Sınıf arkadaşları karşısında
aşağılık duygusuna kapılabilir ya da öğretmeni ile arası
açılabilir. Aslında, sınıf başına düşen öğrenci sayısı
azaltılarak, öğretmenin bu tür çocuklarla daha çok zaman
ayırabilmesi sağlansa, bu çocuklara önemli ölçüde yardımcı
olunabilir. Bir çocuğun sınıfının öğrenme hızına ne ölçüde uyum
sağlayabildiği evdeki koşullarına da bağlıdır.
Eğer çocuk
toplumsal ya da ekonomik olarak geri bir çevreden geliyorsa,
okulun düzeyi genellikle orta sınıf çocuklarına göre hazırlanmış
olduğu için zaten bir yetersizlikle birlikte okula
başlamaktadır. Bir çocuğun sınıfındaki diğer çocuklara yetişip
yetişememesi toplumsal koşullara da bağlıdır. Kız ve erkek
çocuklar arasındaki ilgi farklılıkları yıllar geçtikçe daha
belirgin bir hale gelir.
Genellikle
erkek çocuklara daha çok özgürlük tanınır ve daha çok seçim
hakkı verilir. Çoğunlukla evde oturan kızlardan çok daha fazla
gezerler. Çeşitli konulara ilişkin tercihleri de daha çok
belirginleşir.
Özellikle
daha büyük sınıflarda, çocuklar spor ve gençlik kampları gibi
faaliyetlere katılmaya başlarlar. |
|
Okul, yalnız
çocuğun düşünme yöntemini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda
çevresindeki kişilerle olan ilişkilerinin niteliğini de etkiler.
Çocuk artık evde zamanının daha az bir bölümünü geçirdiği için
aile etkisinin önemi azalır. Okulda arkadaşlar edinir ve bazen
onların evlerinde kalabilir ya da bir kampa gidebilir. Anne
babasıyla olan ilişkisinde yuva öncesi dönemde sahip olduğu kötü
duygulara artık yer yoktur. Çocuğun şimdi yaşadığı dönem (latent)
evre olarak bilinir.
Anne babasına
duyduğu güçlü eğilimler daha geniş genel ilgilere ve
çevresindeki dünyayı keşfetme isteğine dönüşmüştür. Okul çocuğu
zamanının çok az bir bölümünü evde geçirdiği halde anne
babasıyla olan ilişkisi gittikçe daha kişisel olmaya başlar.
Başka birçok büyükle de ilişkisi olduğu için, anne babasına
karşı gösterdiği tepkiler artık yalnızca onların kendi anne
babası olmaları olgusuna değil daha çok onların kişiliklerine ve
davranışlarına dayanır. Bağımlılığı azalmıştır ve artık çocuğun
kendisi de aile olaylarına katkıda bulunur. Okulda, doğal
olarak, birçok arkadaş edinir. Bir sınıfı oluşturan öğrenciler,
çoğunlukla okuldan sonra oyun bahçesinde yaratılan küçük gruplar
oluştururlar. Genellikle böyle bir grup içinde, çocukların
birlikte oldukları süre içinde yaratılan, çok açık ilkeler ve
davranış biçimleri oluşur. Genel bir grup gelişir ve gruptan
atılma korkusu ile çocuklar buna kesin bir biçimde uyarlar.
Çoğunlukla en güçlü ya da en büyük olan gözü pek çocuk kendisini
önder ilan eder ve diğerleri de buna istekli bir biçimde
uyarlar. Oluşturulan biçimler oldukça çeşitlidir. Aslında, küçük
bir bağımsız topluluktan söz edilebilir. Ancak, grup üyeleri
arasındaki karşılıklı rekabet çocukları büyüklerin
hoşlanmayacağı şeyleri yapmaya da itebilir. Yakın çevrede var
olan olanaklar grubun kabul edilebilir bir biçimde serbestçe
davranması için yeterli olmadığı zaman, grup serüvenlere
girişebilir. Anne babalar bu serüvenleri çocukluk hataları
olarak nitelendirirler. Bu durum ile özellikle büyük kentlerin
yeterli oyun olanakları olmayan bölgelerinde karşılaşılır.
Çocukların
kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler ve değerler
büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların değerleri genel
refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç sınırların
aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret göstermek ve
çocukların kendi arkadaş grupları içinde oluşturdukları ilkeler
ve değerler büyüklerinkiler ile ilişkili olmazlar. Onların
değerleri genel refaha yönelik olmayıp, ulaşabilecekleri en uç
sınırların aranmasına yöneliktir. En önemli unsur cesaret
göstermek ve diğerlerinden geri kalmamaktır. Bu evre, ilkelerin
kavranmasında, bilincin ve hakkaniyet düşüncesinin oluşmasında
son derece önemlidir. Çocuk kendisini çeşitli davranış
biçimleri, ilkeler ve değerler arasında bulur. Bir yanda
ailesinin, öte yanda arkadaş grubunun ilke ve değerlerinin her
ikisi de aynı ölçüde geçerlidir. Bir de farklı kuralları olan
okulu vardır. |
|
|