|
|
|
Bir kadın,
bedeninde döllenmiş bir yumurta hücresi yani bir embriyo ya da
bir dölüt taşıdığı sürece gebedir. Ortalama gebelik süresi 40
haftadır. Bu süre içinde gebe kadının bedeninde önemli
değişiklikler olur ve çoğunlukla gebelik bir test ile
belirlenmeden önce kadın gebe olduğunu hissedebilir. Gebeliğin
ilk belirtisi adetin görülmemesidir. Gebelik sırasında herhangi
bir bozukluğun olup olmadığının anlaşılabilmesi için kadın
gebeliği boyunca düzenli olarak bir doktora gitmelidir. |
|
|
|
Gebelik
kadının bedeninde döllenmiş bir yumurta yani bir embriyo ya da
bir dölüt taşıdığı 40 haftalık süredir. Gebeliğin ilk
belirtilerinden biri beklenen adetin görülmemesidir. Ancak bunun
duygusal gerilimler, ani hava değişikliği vb. gibi başka
nedenleri de olabilir. Eğer beklenen adet 14 gün kadar gecikirse
kadın bir gebelik testi yaptırabilir. Kendisi de, hemen hemen
doktorun yapacağı test kadar güvenilir tahminlerde bulunabilir.
Test, çoğunlukla belirli bedensel değişiklikler nedeniyle zaten
tahmin edilen bir gebeliğin doğrulanmasıdır. Döllenmeden sonra,
kadın bazen bulantı (özellikle sabahları) ve birbirini izleyen
farklı ruhsal durumlar gibi öznel belirtiler gösterir. Gebeliğin
ortalama süresi 280 gündür ve son görülen adetin ilk gününden
itibaren sayılmaya başlanır. Eğer bu tarih bilinirse, beklenen
doğum tarihi bu tarihe yedi gün ve dokuz takvim ayı eklenerek
bulunur (Naegele kuralı). Tüm doğumların % 60 kadarı bu beklenen
tarihten önceki ya da sonraki bir hafta içinde gerçekleşir. Eğer
son görülen adet tarihi bilinmiyorsa, gebeliğin süresi dölyatağı
büyüklüğünden tahmin edilir. Bir doğumdan sonra tam olarak adet
görmeden yine gebe kalınabilir.
Döllenmeden sonraki ilk ay içinde
dölyatağı büyüklüğü hemen hemen hiç değişmez ama ikinci ayın
sonunda dölyatağı hemen hemen iki misli büyür. Dördüncü ayda
dölütü, plasentayı ve amniyos suyunu kapsayan dölyatağının üst
kenarı havsalanın sınırını yukarı doğru üç parmak kadar aşar.
Altıncı ayda göbeğe ulaşır, sekizinci ayda göğüs kemiğinin 4cm
kadar altına çıkar ve nihayet dokuzuncu ayda kaburga kemerine
ulaşır. Yirminci haftadan sonra dölütün kalp atışları bir
stetoskop ile duyulabilir. |
|
Gebeliğin ilk
haftalarında kadının hormon dengesi değiştiği için çeşitli
rahatsızlıklar belirebilir. Yemeklerde daha az yiyerek bulantı
önlenebilir. Bazen kadınlar içinde bulundukları ruhsal durumun
sürekli değişmesinden tedirgin olurlar ve çevrelerine daha güçlü
tepki gösterirler. Bazı yiyecekler tiksinme duygusuna yol
açabilir. Sigara tiryakisi olan kadınlar bile bazen sigara
dumanında rahatsız olabilirler. Dölyatağı büyüdükçe idrar
kesesini sıkıştırır. Bu nedenle kadın daha sık idrara çıkma
gereğini duyar. Göğüslerdeki bez dokusunun çoğalması ve
göğüslere gelen kan miktarının artması nedeniyle göğüsler büyür.
Göğüs uçları ile çevresinin rengi koyulaşır. Gebelikte
salgılanan hormonlar bağırsakların duyarlılığını azalttığı için
kabızlık olabilir. Bu, daha çok sebze, taze meyve, esmer ekmek
ve kepek yenerek önlenebilir. Deride daha çok sıvı kaldığı için
kırışıklıklar yok olur ve yüz daha dolu bir görünüm kazanır.
Dölyolundan bir miktar akıntı gelmesi normaldir. Cinsel
organlara giden kan miktarının artması bu akıntıya neden olur.
Çoğu kadın gebeliğin ilk haftalarında daha çok uyku uyumak
gereksinimi duyarlar. |
|
Hamilelikte Dördüncü Aydan Altıncı Aya |
|
Gebelik
ilerledikçe dölütün büyümesi hızlanır ve beden bu yeni duruma
kendini alıştırır. Bu çoğunlukla oldukça hoş bir dönemdir.
Gebeliğin başlangıcındaki rahatsızlıklar ve yakınmalar geçmeye
başlar ve karın bölgesi henüz küçüktür. Şimdi beden ağırlığı
ayda 1 ile 1.5kilo kadar artmaya başlar. Yaklaşık yirminci
haftada anne adayı ilk kez 'yaşam' belirtilerini duymaya başlar.
Dölyatağı gittikçe uzunlamasına büyür. Beşinci ayda turşu, sosis
gibi şeyler için aşırı bir istek duyulabilir, diğer bir deyişle
aşermeler başlayabilir. Bu dönemde anne adayı aldığı kilolara
çok dikkat etmelidir. Altıncı ayın sonuna kadar dört kilodan
fazla almaması gerekir. Altıncı ayda yüz derisinin farklı bir
renk alması (pigmentation) sonucu gebelik maskesi denen durum
ortaya çıkabilir. Göğüs uçlarının rengi daha da koyulaşır. |
|
Artık bebeğin
tüm organları oluşmuştur ve ağırlığı önemli ölçüde artmıştır.
Büyüdükçe hareket özgürlüğü kısıtlanır. Şimdi artık genellikle
başı aşağıda olmak üzere diklemesine yatar. Kaim boşluğunda boş
alanın azalması nedeniyle mide ve safra kesesine basınç biner.
Anne için rahat uyumak gittikçe zorlaşır. Yukarıda sözü edilen
kabızlığın yanı sıra organlar üzerindeki basıncın artması basur
memelerinin (hemoroit) çıkmasına yol açabilir. Bedenin fazla
sıvı tutması nedeniyle, özellikle akşamüstleri el ve ayaklar
şişer. Doğumdan bir kaç hafta önce çocuk duruşunu değiştirir,
başı havsala çemberlerine girer ve dölyatağı biraz aşağı kayar,
ikinci ya da daha sonraki gebeliklerde karın duvarı daha
esnektir ve bebeğin aşağı kayması daha geç hatta doğum sırasında
olabilir. Çocuğun aşağı inmesi mide üzerindeki basıncını
azalttığı için anne için bir rahatlık sağlar ve solunum
kolaylaşır. Ancak idrar kesesi üzerindeki basınç artar.
Gebeliğin sonuna doğru bedende daha az sıvı tutulduğu için
annenin ağırlığı azalabilir. |
|
Gebelik
sırasında olabilecek herhangi bozukluğun zamanında
saptanabilmesi için kadın üçüncü aydan itibaren düzenli olarak
bir doktor tarafından muayene edilir. İlk muayenede doktor anne
adayının genel durumunu inceler ve kalıtımsal hastalıklar ve
eğer daha önce gebe kalmışsa bu gebelikleri hakkında bilgi alır.
Doğum kanalının dar olup olmadığını zamanında saptanabilmesi
için havsalayı (kalça kuşağını) muayene eder. Kan grubuna ve Rh
faktörüne bakılır ve gebelikte çok sık görülen kansızlığın
önlenebilmesi için demir hapları verilebilir.
Gebelik
sırasında tansiyon düştüğü ve sonuna doğru yükseldiği için
gebeliğin başlangıcında tansiyonun ölçülmesi önemlidir. Yüksek
tansiyonun ihmal edilmesi gebelik havalelerine yol açabilir.
Bunlar kan dolaşımını engelleyerek anne ve çocuk için tehlikeli
olabilir. İdrar testi yapılarak albümin ve şeker miktarına
bakılır. Annenin ne kadar kilo aldığı ve ödem (bedende çok fazla
sıvı toplanması) olup olmadığı dikkatli bir biçimde
izlenmelidir. Bu, bilek üzerine parmağınızla bastırdığınız zaman
parmağın bıraktığı izin kaybolup kaybolmamasıyla anlaşılır. Ödem
olması halinde doktor tuzsuz bir yemek rejimi izlenmesini ister,
bu yüksek olan tansiyonun düşmesine de yol açabilir. Tüm gebelik
boyunca 9 kilo alınması normaldir. Gebelik sırasında dokularda
depolanan sıvının azalması için az tuz yemek yararlıdır.
Gebelik
öncesi yemek rejimi sürdürülmeli ancak besinin dengeli
alınmasına özen gösterilmelidir. Gerekli miktarda protein, yağ,
karbonhidrat, mineral ve vitamin alınmalıdır. Fazla kilo
alındığında doktor karbonhidratların azaltılmasına karar verir.
Süt protein ve diğer besinlerle birlikte bebeğin kemikleri ve
dişleri için gerekli olan kalsiyumu da içerir. Bazı kadınlar
sütten hoşlanmazlar; bu durumda peynir ve yoğurt sütün yerini
tutabilir.
Yirminci
haftadan sonra doktor bebeğin kalp atışlarını dinler. Dopler
kullanılarak kalp atışları daha önce de dinlenebilir. Ekograf
sayesinde de bebeğin kaç haftalık olduğunun yanı sıra duruşu
saptanabilir; bunun için annenin midesi üzerine konan bir alet
yüksek frekanslı titreşimler çıkarır. Bu titreşimler bir ekran
üzerine izlenebilir. Bebeğin ne denli gelişmiş olduğu amniyos
suyundaki belirli proteinlerin incelenmesiyle de anlaşılabilir.
Bunun için doktor annedeki amniyos suyundan bir örnek alır (amniyosentez).
Doktor ilgili bölgeyi uyuşturduktan sonra karın duvarlarından
döl yatağına bir iğne sokarak amniyos suyu çeker. Çocuğun nasıl
durduğu ve amniyos suyunun durumu dölyatağı ağzından özel bir
ışık tutularak da anlaşılabilir (amniyoskopi). |
|
Hamilelik Sırasında Alınması
Gereken Bazı Önlemler |
|
Kadın daha
gebeliğin başında doktora gitmelidir. Birçok rahatsızlıktan ve
bozukluktan söz edilmesine karşın, gebelik bir hastalık
değildir. Doğumun hemen öncesine kadar kadın normal yaşamını
sürdürebilir. Yürüyüş ve yüzmek özellikle yararlıdır. Ancak
elden geldiğince sigara içilmemelidir. Anne adayının çok fazla
alkol alması halinde, bebekte önemli biçim bozuklukları
(sakatlıklar) ortaya çıkabilir. Doktora sorulmadan ilaç (aspirin
bile!) alınmamalıdır.
Gereksinme
varsa doktor gebelik süresince demir ve vitamin hapları verir.
Gebe kadının dişçiye uğraması da gerekecektir. Bu süre içinde
anne bebeğinin de kalsiyum gereksinmesini karşıladığı için
dişlerine dikkat etmeli, yeterince kalsiyumu besinlerle almaya
özen gösterdiği gibi diş bakımına, düzenli fırçalamaya çalışmalı
ve şekerli yiyeceklerden kaçınmalıdır.
Aşağıdaki
rahatsızlıkların olması halinde hemen doktora başvurulmalıdır:
- Şiddetli mide
ağrısı
- Dölyolunda
kanama
- Su gelmesi
- Sürekli
ateş veya baş ağrısı
- Sık sık
bulantı olması
- El ve
bacakların şişmesi |
|
|