Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Düşük ve Kürtaj
Kürtaj,  gebeliğe istenerek son verilmesidir. Bu, genellikle gebeliğin ilk 16 ile 20.haftası içinde yapılır. İstenmeyen gebeliğe son vermek amacıyla yapılan kürtaj yüzyıllardan beri yasadışı olarak yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Son yıllarda kürtajı yasalaştırmayı amaçlayan bazı akımlar gelişmiştir. Bazı ülkelerde bu gerçekleşmiş, bazılarında da kürtaja ancak belirli koşullar altında izin verilmiştir.
  
 

Doktorlar genellikle kendiliğinden olan düşük ya da çocuk düşürme (tıbbi tahliye) ile kasıtlı düşük arasında bir ayırım yaparlar ve kürtaj kavramı kasıtlı düşük anlamında kullanılır. İnsanlar sevişmeyi öylesine sever ve ilişkileri açısından öylesine önemserler ki, çocuk istemedikleri belirli bir dönemde bile sevişmekten kaçınmazlar. Bu nedenle gebeliği önleyici çeşitli araçlar kullanılır. Ancak bunların kullanılmaması ya da herhangi bir nedenle bunların gebeliği önlemede başarısız kalmaları halinde gebelik ortaya çıkabilir. Birçok durumda söz konusu çift biraz düşündükten sonra çocuğu doğurmaya karar verir, ancak bunun olanaklı olmadığı koşullar da vardır. Bu durumlarda istenmeyen gebelik sorunu ortaya çıkar. Gebeliğe son vermek için kullanılan yöntemlere kürtaj denir. Eskiden kürtaj işleminin gebe kadının sağlığı açısından tehlikeli olduğu düşünülürdü. Oysa günümüzde, uzmanlar tarafından yapılması halinde kürtajın doğumdan bile daha az tehlikeli olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle bu tür tıbbi itirazlar artık geçerli değildir. Çoğu zaman kürtajın, çağdaş emme yöntemiyle ayakta tedavi yapan kliniklerde bile yapılması olanaklıdır. Bu durumda kadının hastanede kalması gerekmez. Doğal olarak dinlenmeye gereksinimi vardır. Ancak çoğu durumda bir kaç saat dinlendikten sonra evine gidebilir. Gebelik ilerledikçe kürtajın tehlikesi artar. Onuncu haftadan yani son adetten 12 hafta sonra yapılan bir kürtaj kesinlikle doktor denetimini gerektirir. Bugün dünyadaki her dört gebelikten biri kürtaj ile sonuçlanmaktadır. Diğer bir deyişle her yıl 40 milyonun üzerinde kürtaj yapılmaktadır. Bunun yansı ise yasal olmayan yollardan yapılan düşüklerdir.

  
 
Kürtaj Nedenleri

Bir gebeliğe son vermek için bir kaç neden olabilir. Gebeliğin kadının sağlığına ciddi bir tehdit yönelttiği durumlarda, örneğin dış gebelik, dölyatağı kanseri ya da ciddi bir kalp, ciğer ya da böbrek hastalığı durumunda, bu tür bir kürtaj yapılır. Ancak buna karşın gebelik yine de istenebilir ve ilgili çift gebeliği sürdürme riskini göze almaya karar verebilir. Ayrıca, çocuğun. kendisinde önemli fiziksel ya da akli bozukluklar olacağı saptanırsa, gebeliğe son vermek istenebilir. Bu durumda da anne baba çocuğu dünyaya getirmeye verebilirler. "X" ışınlarının etkisinde kalan bir gebe kadın çocuğunu aldırmak zorundadır. Ayrıca zehirli kimyasal maddelerden zehirlenme, zararlı ilaç kullanma ya da bebeğin yaşamını tehlikeye sokacak bir kaza durumunda kürtaj kaçınılmaz olur. Bunun dışındaki gebeliğe son verme isteklerinde genellikle psikolojik ve toplumsal etmenler önemli bir rol oynar. Kadınların çocuk istememelerinin yaygın olan duygusal bir nedeni yaşamdaki diğer şeyleri (örneğin mesleklerini) daha önemli bulmalarıdır. Bazı kadınlar da çocuk sevmezler ya da tam bir anne olamayacaklarından korkarlar.

Bazen son derece pratik (gündelik yaşamdan kaynaklanan) nedenlerde de kürtaj istenebilir; örneğin zaten çocukları olan ve yeni bir çocuğu nereye sığdıracaklarını bilemeyecek kadar kalabalık olan aileler. Kürtaj, evli olmayan kadınlar için de çoğunlukla bir sorundur. Bunun nedenleri arasında mali ve duygusal etmenler de yer alır. Çocuklar, özellikle çok küçükken çok büyük bir bakım ve özen gereksinirler. Bunun bir meslek ile birlikte yürütülmesi ise anne için çok güçtür. Bu tür durumlarda anne başkalarının yardımına dayanır ve aile dışında bu yardımın elde edilebileceği bir başka kurum ve ilişki bulmak güçtür. Ayrıca hala pek çok toplumda evlilik dışı çocuğun genel örf ve adetlerle

bağdaştırılamayışı hem anne hem de çocuğun kendisi için pek çok sorun doğurmaktadır. Herkesin çocuklarının bakımını güvenle bırakabileceği, eğitim sorunlarında yardımcı olabilecek ve akıl verebilecek ya da onları başka bir açıdan görebilen bir kişiye düzenli olarak gereksinim duyması genel bir olgudur. Buna karşın pek çok ulaşılan kültür düzeyi ve buna uygun olarak getirilen yasaların sağladığı ortamda bilinçli olarak anneliği seçen, ancak başka birisiyle birlikte bir aile kurmak istemeyen kadınların sayısı artmaktadır (kendi isteğiyle evlenmemiş anne).

Anne babanın bir çocuğu isteyip istememesi yalnız onlar için önemli bir sorun olmayıp, istenmeyen çocuk için de önemli bir sorundur. Araştırmalar kürtaj istendiği halde, izin verilmediği için doğrulan çocukların doğumlarından sonra uzun süre istenmediklerini ve diğer çocuklara göre geri oldukları ortaya koymaktadır. Bu çocuklar psikiyatrik yardıma daha çok gereksinim duyarlar, okulda daha az başarılı olurlar ve genellikle polisle başları derde girer. Çoğunlukla daha az kürtaj isterler. Eğitim görmüş kadınlar gebeliğe önleyici araçlar hakkında daha çok bilgi sahibi oldukları ve bunları kullanmayı bildikleri için daha az kürtaja başvurmak zorunda kalmaktadırlar.

Kürtaja Karşı İtirazlar

Kürtajın kabul edilebilirliliğine ilişkin değişik görüşler vardır. Hiç bir alanda evrensel değerler yoktur ve bu kürtaj için de geçerlidir. Dünyanın tüm büyük dinleri kürtaja karşıdır. Ancak bu yasakların tümüyle farklı dönem ve ortamlarda konmuş olduğunu unutmamak gerekir. Her din çağdaş koşullara uyacak yeni töreler geliştirmek zorundadır. Bu törelerin nüfusun geniş kesimleri tarafından benimsenmesi isteniyorsa, tüm olumlu ve olumsuz yönleri dikkate alınmalıdır; yalnız geçmişte önemi olan görüşlerin yinelenmesi kabul edilemez. Günümüzde cinsellik, kan koca ilişkisi, çağdaş insan ve çocuk kavramı ile çocuk eğitim gibi konularda benimsenen yeni görüşler eski görüşlerden köklü bir biçimde farklıdır. Yahudilerin evliliğe ilişkin yasalarında her çocuğun tanrı ile anne baba arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırdığı kabul edilir. Bu nedenle gebeliğe müdahale ermek ya da önlemek kesinlikle yasaktır.

Hıristiyanlık bu düşünceyi büyük ölçüde devralmış ve tanrının çocuğa bir ruh vermiş olması nedeniyle kürtajın kabul edilemez olduğu görüşünü buna eklemiştir.

İslam hukukuna göre ancak ana yaşamının tehlikeye düşmesi halinde kürtaj Müslümanlığa aykırı değildir. Ayrıca Uluslararası Nüfus Planlaması Federasyonunun 1972 yılında Rabat'ta yaptığı konferansta Müslümanlığın gebeliği önleyici çağdaş ve bilimsel yöntemler kullanılmasına karşı olmadığı ortak görüş olarak kabul edilmiştir. 23 İslam ülkesinin katıldığı toplantıda "Yaşamın ana karnında et ve kemiğin oluşumuyla başladığı" görüşünden yola çıkılarak, gebeliğin dördüncü ayına kadar çocuk düşürmenin İslamiyet’e aykırı olmadığı görüşü benimsenmiştir. Kürtaja karşı olup olmamayı, temelde kişinin bu özel soruna ilişkin görüşü belirler. İnsan çocuğa bir ruh ya da insanlık atfettiği anda kürtaj bir cinayet, Tanrıya ve insanlığa karşı bir suç niteliğindedir. Böyle düşünülmezse, kürtaj bireysel bir karar sorunu olur. Kürtaj taraftarları henüz annesinin bedeni dışında yaşayamayan bir bebeğin insan sayılamayacağı görüşünü savunurlar; bu dönem en az 16 ile 20 hafta sürer. Bu süreden sonra yani yaklaşık 28 haftadan sonra, çocuğun dölyatağı dışında yaşamını sürdürme olasılığı olunca, kürtaj yapılmasına hemen herkes karşıdır.

Kürtajla İlgili Gelişmeler

Bazı sanayileşmiş ülkelerde 1960'lardan itibaren kürtajı savunan akımlar gelişmiştir. Özellikle kadın haklarını savunan akımlar "Kendi Karnının Patronu Ol” gibi sloganlar ortaya atmışlardır. Bunlar bazı ülkelerde (Japonya. Avrupa ve ABD) çok liberal kürtaj yasalarının çıkmasına yol açmıştır. Ayrıca kürtajın yasal olmadığı birçok ülkede tıbbi ya da psikolojik nedenlerle kürtaja izin verilmektedir.

Hollanda'daki ve Belçika'daki durum budur. 1970'lerde Hollanda'da yapılan kürtaj sayısı yaklaşık 30.000'dir. Kürtajın yasallaşması açısından güçlü bir tez de, aksi halde yasadışı kürtajın her zaman olduğu gibi devam edeceğidir. Daha büyük risk nedeniyle, jinekologlar (kadın hastalıkları uzmanları) kürtaj yapmaktan kaçınacak ve sahte ya da yasadışı çalışan doktorlar rahatça bu işi yapıp, kolaylıkla büyük miktarda para kazanacaklardır. Kürtajın yasak olduğu ülkelerde kadınlar ya kendileri ilkel yollara başvurmakta ya da son derece yetersiz sağlık koşulları altında kürtaj yaptırmaktadırlar. Bu yollara başvuran her üç kadından biri yaşamını yitirmekte biri ise sakat kalmaktadır. Yasa dışı kürtajda ölüm oranı normal doğumdaki ölüm oranından hemen hemen sekiz kat daha fazladır. Dünyada en fazla kürtaj oranı İtalya, Portekiz ve Uruguay'da görülmektedir. Bu ülkelerde doğan çocuk sayısı ile yapılan kürtaj sayısı hemen hemen eşittir. Bu ülkelerden Portekiz'de kürtaj tamamen yasak, İtalya'da ise ancak ana yaşamı söz konusu olunca yasaldır. Az gelişmiş ülkelerden yalnızca Tunus, Zambiya, Hong-Kong, Uruguay, Singapur ve Hindistan'da kürtaj istek üzerine ve toplumsal nedenlerle yasaldır.

Türkiye'de Kürtaj Sorunu

Türkiye'de kürtaj ancak ana yaşamı ya da çocuk sağlığı tehlikede olduğu zaman yasal olarak kabul edilmiştir.

Yapılan araştırmalar kürtajın yasak olduğu Türkiye'de 1973 yılında 222.000 düşük olayının gerçekleşmiş olduğunu, bunun 106.000’i kendiliğinden düşük, 116.000’nin ise kasıtlı düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Kasıtlı düşüklerin 91.000’i doktor tarafından, 25.000’i ise kendi başına kadın tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu sonuçlara göre Türkiye'de her 1000 canlı doğuma karşılık 202 düşük olmakta, bunun 105'i kürtaj niteliği taşımakta ve 82'si doktor, 23'ü ise kadının kendisi tarafından gerçekleştirilmektedir. Gerekli tıbbi olanaklardan yoksun kaldığı için kürtaj sırasında ölen kadın sayısının ise yılda 10.000 ile 25.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan araştırmalar Türkiye'de "doğurganlık çağı" olarak kabul edilen 15 ile 44 yaşları arasındaki her 1000 kadından 36'sının bir yıl içerisinde kürtaja başvurduğunu ortaya koymaktadır. Ankara, İstanbul ve İzmir'de ise her 1000 kadından 48'i her yıl kürtaj yaptırmaktadır. Türkiye'de kürtaja başvuran kadın sayısının birçok ülkeden daha yüksek olmasının ana nedeni gebeliği önleyici yöntemlerin etkin bir biçimde uygulanmamasıdır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot