|
|
|
Kürtaj,
gebeliğe istenerek son verilmesidir. Bu, genellikle gebeliğin
ilk 16 ile 20.haftası içinde yapılır. İstenmeyen gebeliğe son
vermek amacıyla yapılan kürtaj yüzyıllardan beri yasadışı olarak
yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Son yıllarda kürtajı
yasalaştırmayı amaçlayan bazı akımlar gelişmiştir. Bazı
ülkelerde bu gerçekleşmiş, bazılarında da kürtaja ancak belirli
koşullar altında izin verilmiştir. |
|
|
|
Doktorlar
genellikle kendiliğinden olan düşük ya da çocuk düşürme (tıbbi
tahliye) ile kasıtlı düşük arasında bir ayırım yaparlar ve
kürtaj kavramı kasıtlı düşük anlamında kullanılır. İnsanlar
sevişmeyi öylesine sever ve ilişkileri açısından öylesine
önemserler ki, çocuk istemedikleri belirli bir dönemde bile
sevişmekten kaçınmazlar. Bu nedenle gebeliği önleyici çeşitli
araçlar kullanılır. Ancak bunların kullanılmaması ya da herhangi
bir nedenle bunların gebeliği önlemede başarısız kalmaları
halinde gebelik ortaya çıkabilir. Birçok durumda söz konusu çift
biraz düşündükten sonra çocuğu doğurmaya karar verir, ancak
bunun olanaklı olmadığı koşullar da vardır. Bu durumlarda
istenmeyen gebelik sorunu ortaya çıkar. Gebeliğe son vermek için
kullanılan yöntemlere kürtaj denir. Eskiden kürtaj işleminin
gebe kadının sağlığı açısından tehlikeli olduğu düşünülürdü.
Oysa günümüzde, uzmanlar tarafından yapılması halinde kürtajın
doğumdan bile daha az tehlikeli olduğu kabul edilmektedir. Bu
nedenle bu tür tıbbi itirazlar artık geçerli değildir. Çoğu
zaman kürtajın, çağdaş emme yöntemiyle ayakta tedavi yapan
kliniklerde bile yapılması olanaklıdır. Bu durumda kadının
hastanede kalması gerekmez. Doğal olarak dinlenmeye gereksinimi
vardır. Ancak çoğu durumda bir kaç saat dinlendikten sonra evine
gidebilir. Gebelik ilerledikçe kürtajın tehlikesi artar. Onuncu
haftadan yani son adetten 12 hafta sonra yapılan bir kürtaj
kesinlikle doktor denetimini gerektirir. Bugün dünyadaki her
dört gebelikten biri kürtaj ile sonuçlanmaktadır. Diğer bir
deyişle her yıl 40 milyonun üzerinde kürtaj yapılmaktadır. Bunun
yansı ise yasal olmayan yollardan yapılan düşüklerdir. |
|
|
|
Bir gebeliğe
son vermek için bir kaç neden olabilir. Gebeliğin kadının
sağlığına ciddi bir tehdit yönelttiği durumlarda, örneğin dış
gebelik, dölyatağı kanseri ya da ciddi bir kalp, ciğer ya da
böbrek hastalığı durumunda, bu tür bir kürtaj yapılır. Ancak
buna karşın gebelik yine de istenebilir ve ilgili çift gebeliği
sürdürme riskini göze almaya karar verebilir. Ayrıca, çocuğun.
kendisinde önemli fiziksel ya da akli bozukluklar olacağı
saptanırsa, gebeliğe son vermek istenebilir. Bu durumda da anne
baba çocuğu dünyaya getirmeye verebilirler. "X" ışınlarının
etkisinde kalan bir gebe kadın çocuğunu aldırmak zorundadır.
Ayrıca zehirli kimyasal maddelerden zehirlenme, zararlı ilaç
kullanma ya da bebeğin yaşamını tehlikeye sokacak bir kaza
durumunda kürtaj kaçınılmaz olur. Bunun dışındaki gebeliğe son
verme isteklerinde genellikle psikolojik ve toplumsal etmenler
önemli bir rol oynar. Kadınların çocuk istememelerinin yaygın
olan duygusal bir nedeni yaşamdaki diğer şeyleri (örneğin
mesleklerini) daha önemli bulmalarıdır. Bazı kadınlar da çocuk
sevmezler ya da tam bir anne olamayacaklarından korkarlar.
Bazen son
derece pratik (gündelik yaşamdan kaynaklanan) nedenlerde de
kürtaj istenebilir; örneğin zaten çocukları olan ve yeni bir
çocuğu nereye sığdıracaklarını bilemeyecek kadar kalabalık olan
aileler. Kürtaj, evli olmayan kadınlar için de çoğunlukla bir
sorundur. Bunun nedenleri arasında mali ve duygusal etmenler de
yer alır. Çocuklar, özellikle çok küçükken çok büyük bir bakım
ve özen gereksinirler. Bunun bir meslek ile birlikte yürütülmesi
ise anne için çok güçtür. Bu tür durumlarda anne başkalarının
yardımına dayanır ve aile dışında bu yardımın elde edilebileceği
bir başka kurum ve ilişki bulmak güçtür. Ayrıca hala pek çok
toplumda evlilik dışı çocuğun genel örf ve adetlerle
bağdaştırılamayışı hem anne hem de çocuğun kendisi için pek çok
sorun doğurmaktadır. Herkesin çocuklarının bakımını güvenle
bırakabileceği, eğitim sorunlarında yardımcı olabilecek ve akıl
verebilecek ya da onları başka bir açıdan görebilen bir kişiye
düzenli olarak gereksinim duyması genel bir olgudur. Buna karşın
pek çok ulaşılan kültür düzeyi ve buna uygun olarak getirilen
yasaların sağladığı ortamda bilinçli olarak anneliği seçen,
ancak başka birisiyle birlikte bir aile kurmak istemeyen
kadınların sayısı artmaktadır (kendi isteğiyle evlenmemiş anne).
Anne babanın
bir çocuğu isteyip istememesi yalnız onlar için önemli bir sorun
olmayıp, istenmeyen çocuk için de önemli bir sorundur.
Araştırmalar kürtaj istendiği halde, izin verilmediği için
doğrulan çocukların doğumlarından sonra uzun süre
istenmediklerini ve diğer çocuklara göre geri oldukları ortaya
koymaktadır. Bu çocuklar psikiyatrik yardıma daha çok gereksinim
duyarlar, okulda daha az başarılı olurlar ve genellikle polisle
başları derde girer. Çoğunlukla daha az kürtaj isterler. Eğitim
görmüş kadınlar gebeliğe önleyici araçlar hakkında daha çok
bilgi sahibi oldukları ve bunları kullanmayı bildikleri için
daha az kürtaja başvurmak zorunda kalmaktadırlar. |
|
Kürtajın kabul edilebilirliliğine ilişkin
değişik görüşler vardır. Hiç bir alanda evrensel değerler yoktur
ve bu kürtaj için de geçerlidir. Dünyanın tüm büyük dinleri
kürtaja karşıdır. Ancak bu yasakların tümüyle farklı dönem ve
ortamlarda konmuş olduğunu unutmamak gerekir. Her din çağdaş
koşullara uyacak yeni töreler geliştirmek zorundadır. Bu
törelerin nüfusun geniş kesimleri tarafından benimsenmesi
isteniyorsa, tüm olumlu ve olumsuz yönleri dikkate alınmalıdır;
yalnız geçmişte önemi olan görüşlerin yinelenmesi kabul
edilemez. Günümüzde cinsellik, kan koca ilişkisi, çağdaş insan
ve çocuk kavramı ile çocuk eğitim gibi konularda benimsenen yeni
görüşler eski görüşlerden köklü bir biçimde farklıdır.
Yahudilerin evliliğe ilişkin yasalarında her çocuğun tanrı ile
anne baba arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırdığı kabul edilir. Bu
nedenle gebeliğe müdahale ermek ya da önlemek kesinlikle
yasaktır.
Hıristiyanlık
bu düşünceyi büyük ölçüde devralmış ve tanrının çocuğa bir ruh
vermiş olması nedeniyle kürtajın kabul edilemez olduğu görüşünü
buna eklemiştir.
İslam hukukuna göre ancak ana yaşamının
tehlikeye düşmesi halinde kürtaj Müslümanlığa aykırı değildir.
Ayrıca Uluslararası Nüfus Planlaması Federasyonunun 1972 yılında
Rabat'ta yaptığı konferansta Müslümanlığın gebeliği önleyici
çağdaş ve bilimsel yöntemler kullanılmasına karşı olmadığı ortak
görüş olarak kabul edilmiştir. 23 İslam ülkesinin katıldığı
toplantıda "Yaşamın ana karnında et ve kemiğin oluşumuyla
başladığı" görüşünden yola çıkılarak, gebeliğin dördüncü ayına
kadar çocuk düşürmenin İslamiyet’e aykırı olmadığı görüşü
benimsenmiştir. Kürtaja karşı olup olmamayı, temelde kişinin bu
özel soruna ilişkin görüşü belirler. İnsan çocuğa bir ruh ya da
insanlık atfettiği anda kürtaj bir cinayet, Tanrıya ve insanlığa
karşı bir suç niteliğindedir. Böyle düşünülmezse, kürtaj
bireysel bir karar sorunu olur. Kürtaj taraftarları henüz
annesinin bedeni dışında yaşayamayan bir bebeğin insan
sayılamayacağı görüşünü savunurlar; bu dönem en az 16 ile 20
hafta sürer. Bu süreden sonra yani yaklaşık 28 haftadan sonra,
çocuğun dölyatağı dışında yaşamını sürdürme olasılığı olunca,
kürtaj yapılmasına hemen herkes karşıdır. |
|
Kürtajla İlgili Gelişmeler |
|
Bazı
sanayileşmiş ülkelerde 1960'lardan itibaren kürtajı savunan
akımlar gelişmiştir. Özellikle kadın haklarını savunan akımlar
"Kendi Karnının Patronu Ol” gibi sloganlar ortaya atmışlardır.
Bunlar bazı ülkelerde (Japonya. Avrupa ve ABD) çok liberal
kürtaj yasalarının çıkmasına yol açmıştır. Ayrıca kürtajın yasal
olmadığı birçok ülkede tıbbi ya da psikolojik nedenlerle kürtaja
izin verilmektedir.
Hollanda'daki
ve Belçika'daki durum budur. 1970'lerde Hollanda'da yapılan
kürtaj sayısı yaklaşık 30.000'dir. Kürtajın yasallaşması
açısından güçlü bir tez de, aksi halde yasadışı kürtajın her
zaman olduğu gibi devam edeceğidir. Daha büyük risk nedeniyle,
jinekologlar (kadın hastalıkları uzmanları) kürtaj yapmaktan
kaçınacak ve sahte ya da yasadışı çalışan doktorlar rahatça bu
işi yapıp, kolaylıkla büyük miktarda para kazanacaklardır.
Kürtajın yasak olduğu ülkelerde kadınlar ya kendileri ilkel
yollara başvurmakta ya da son derece yetersiz sağlık koşulları
altında kürtaj yaptırmaktadırlar. Bu yollara başvuran her üç
kadından biri yaşamını yitirmekte biri ise sakat kalmaktadır.
Yasa dışı kürtajda ölüm oranı normal doğumdaki ölüm oranından
hemen hemen sekiz kat daha fazladır. Dünyada en fazla kürtaj
oranı İtalya, Portekiz ve Uruguay'da görülmektedir. Bu ülkelerde
doğan çocuk sayısı ile yapılan kürtaj sayısı hemen hemen
eşittir. Bu ülkelerden Portekiz'de kürtaj tamamen yasak,
İtalya'da ise ancak ana yaşamı söz konusu olunca yasaldır. Az
gelişmiş ülkelerden yalnızca Tunus, Zambiya, Hong-Kong, Uruguay,
Singapur ve Hindistan'da kürtaj istek üzerine ve toplumsal
nedenlerle yasaldır. |
|
Türkiye'de
kürtaj ancak ana yaşamı ya da çocuk sağlığı tehlikede olduğu
zaman yasal olarak kabul edilmiştir.
Yapılan
araştırmalar kürtajın yasak olduğu Türkiye'de 1973 yılında
222.000 düşük olayının gerçekleşmiş olduğunu, bunun 106.000’i
kendiliğinden düşük, 116.000’nin ise kasıtlı düşük olduğunu
ortaya koymaktadır. Kasıtlı düşüklerin 91.000’i doktor
tarafından, 25.000’i ise kendi başına kadın tarafından
gerçekleştirilmiştir. Bu sonuçlara göre Türkiye'de her 1000
canlı doğuma karşılık 202 düşük olmakta, bunun 105'i kürtaj
niteliği taşımakta ve 82'si doktor, 23'ü ise kadının kendisi
tarafından gerçekleştirilmektedir. Gerekli tıbbi olanaklardan
yoksun kaldığı için kürtaj sırasında ölen kadın sayısının ise
yılda 10.000 ile 25.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Yapılan araştırmalar Türkiye'de "doğurganlık çağı" olarak kabul
edilen 15 ile 44 yaşları arasındaki her 1000 kadından 36'sının
bir yıl içerisinde kürtaja başvurduğunu ortaya koymaktadır.
Ankara, İstanbul ve İzmir'de ise her 1000 kadından 48'i her yıl
kürtaj yaptırmaktadır. Türkiye'de kürtaja başvuran kadın
sayısının birçok ülkeden daha yüksek olmasının ana nedeni
gebeliği önleyici yöntemlerin etkin bir biçimde
uygulanmamasıdır. |
|
|