|
|
|
Gebelik,
çocuğun doğumu ve plasentanın dölyatağından dışarı çıkmasıyla
son bulur. Bebek, gebeliğin on yedinci haftasından önce dışarı
çıkarsa düşük olur. Doğum süreci üç evreye ayrılır: dölyatağı
boynunun açılması ve genişlemesi, çocuğun çıkması ve doğum
sonrası. Dölyatağı boynunun açılma süresi kadından kadına ve bir
gebelikten diğerine değişir. Normal bir doğum için en iyi durum,
çocuğun kafa arkasından gelmesidir. Diğer durumlarda doğum daha
güçleşir. |
|
|
|
Doğum
sırasında çocuk ve plasenta dölyatağından çıkar. Anne açısından
bu doğumdur ve lohusalık dönemi başlar. Doğum olabilmesi için
çocuğun en az on yedi haftalık olması gerekir. Gebeliğin on yedi
haftadan önce sona ermesine düşük denir.
Normal bir doğum
doğal bir süreçtir ve çoğunlukla herhangi bir sorun yaratmaz. Bu
nedenle normal bir doğum evde ya da bir doğum kliniğinde
yapılabilir. Genellikle doğumu, gebeliği boyunca kadını düzenli
olarak muayene etmiş olan doktor yönetir. Geniş deneyimleri
nedeniyle ebeler de doğum yaptırmada doktorlar kadar
yeteneklidirler. Bugün bazı erkekler de ebeliği meslek olarak
seçtikleri için, ebelerden doğum uzmanları olarak söz etmek
olanaklıdır. Birçok kadın hastanede doğum yapmanın daha
güvenilir olduğuna inanır. Geçmişte bu, annenin doğumdan sonra
on gün hastanede kalması demekti, ancak günümüzde birçok kadın
kısa süreli kalınan kliniklerde doğumlarını yapmakta ve iki üç
gün sonra evlerine dönmektedir. Gebelik döneminde çocuğun ya da
annenin sağlığının ya da yaşamının tehlikede olduğunu gösteren
belirtiler varsa doğumun mutlaka bir jinekolog denetiminde bir
hastanede yapılması gerekir. Doğum süreci dölyatağı kasılmaları
ile başlar. Bunlara doğum sancıları da denir. Hafif kasılmalar
doğumdan bir kaç hafta önce başlayabilir.
|
|
|
|
Bazen amniyos
zarının (su kesesinin) patlaması (suların gelmesi) ve aniden
açık yeşil tatlı kokulu amniyos suyunun gelmesi doğumun ilk
belirtisidir. Çocuğun dölyatağı, dölyolu ve kalça kaslarından
oluşan yumuşak doğum kanalı arasından geçmesiyle doğum
gerçekleşir. |
|
Dölyatağı Boynunun Açılması |
|
Bu evrede
doğum sancıları ya da kasılmalar başlar. Kasılmalar başlangıçta
20 ile 30 dakikada bir gelir ve 40 saniye kadar sürer, daha
sonra yavaş yavaş güçlenir ve sıklaşmaya başlar. Birinci evrenin
sonunda her iki ya da üç dakikada bir yinelenir. Her kasılmayla
bebeği içeren amniyos torbası genişleyen dölyatağı ağzına doğru
itilir. Sonunda, dölyatağı ağzının çapı 10cm'ye ulaşır (tam
açılma) ve çocuğun başının (bedeninin en büyük kısmı) geçmesine
olanak verir. Doktor muayene ile dölyatağı ağzının ne kadar
açıldığını saptar. Bu evrenin başında, genellikle dölyatağı
ağzında birikmiş olan kanlı bir akıntı gelir (nişan).
Açılma süresi
sona erdiğinde amniyos zarı çoğunlukla yırtılmış olur. Bu
evrenin süresi büyük değişiklik gösterir. Kadının ilk doğumunda
10 saat ile 20 saat arasında bir süre devam edebilir; daha
sonraki doğumlarda bu süre genellikle kısalır. |
|
Bu evre,
dölyatağı ağzı yeterince genişlediği yaklaşık 10cm'i bulduğunda
başlar. Kadın itme isteği duyar. Doktorlar yardımcı olması ve
çocuğun dışarı kolaylıkla çıkabilmesinde kendi payının da
olduğunu hatırlaması gerekir. Bu aşamada nefes alışlar önem
kazanır. Her kasılmada derin nefes almalı, karın kaslarını gerip
diyaframın dölyatağı üzerinde baskı yapmasını sağlamak için
nefesini tutmalıdır. Derin nefes almak, çocuğa bol oksijen
sağlamak açısından da önemlidir. Kasılma sırasında çocuğun başı
dölyolu ağzından görünür.
Kasılma geçtikten
sonra, baş yine geri çekilir ve birkaç kasılmadan sonra dışarı
çıkar. Bu arada kadın hem nefes alışı üzerinde kontrolünü
sürdürmeli hem de çocuğun rahatça çıkabilmesi için bedeni ve
kaslarını olabildiğince gevşek tutmaya çalışmalıdır. Bu evrede
doktor ve ebeler de anneye nasıl hareket etmesi, nasıl nefes
alması gerektiği hakkında bilgi verirler. Örneğin, tam çocuğun
başı çıkarken daha dikkatli olabilmek ve bir güçlüğe yol açmamak
için anneden daha yavaş itmesini isteyebilirler. Doktor çocuğun
omuzlarını çıkarmak için başı iki eliyle tutarak yan çevirir.
Yeni bir kasılmadan sonra çocuk doğmuştur. |
|
Plasentanın
dışarı atıldığı bu evre ender olarak 15 dakikadan fazla sürer.
Dölyatağı kasılmalarıyla plasenta dölyatağı zarından kurtulmaya
başlar. Aynı zamanda plasenta ile dölyatağı arasındaki damar
bağlantıları da koptuğu için sonun arkasında kan birikmeye
başlar. Kan plasentayı geçerek dışarı akabileceği gibi onunla
birlikte de çıkabilir. Kanama çoğunlukla çabuk biter, ancak
bazen ciddi bir kanama olabilir. Kanama riskinin olması halinde
kan naklinin zamanında yapılabilmesini sağlamak için doğum
hastanede yapılmalıdır. |
|
Doğumdan önce
bebek dölyatağında, çoğunlukla başının arkası dölyatağı ağzına
dönük olarak yatar. Bu durumda önce baş çıkar. Doğum kanalına en
önce başın en dar kısmı girdiği için normal ve ideal doğum
durumu budur. Başın tepesinin alnın ya da yüzün dölyatağı ağzına
dönük olması halinde doğum daha zor olur. Tüm hamileliklerin %
3'ünde çocuk ters (baş yukarıda) yattığı için makatla gelir. Tam
ve tam olmayan diye ikiye ayrılır. Tamamıyla ters olmayan
durumlarda çocuğun bacakları bedeninin yanında yukarıya
dönüktür. Tam makat gelişinde ise, çocuğun bacakları, çömelmiş
gibi kalçasının yanında yer alır. Bu durumda gelen bir çocuk
normal dölyolu kanalından doğabilir, ancak çeşitli sorunlarla
karşılaşma riski daha büyük olduğu için özel doğum teknikleri
kullanılmalıdır. Göbek kordonunun çocuğun başı ile annenin
havsalası arasında sıkışması özel bir tehlike yaratır. Çocuğun
ayaklarının önce çıkması halinde, bazen baş çıkamaz. Bu nedenle
bu tür doğumlar da hastanede yapılmalıdır.
Çocuğun
dölyatağında uzunlamasına değil, yanlamasına yattığı durumlarda
normal bir doğum olanaksızdır. Gebelik sırasında dıştan elle
yapılan basınçlarla çocuğun durumu düzeltilmeye çalışılır |
|
Doğum sırasında doktor bebeğin durumunu
sürekli denetler. Belirli değişikliklerin olması çocuğun zor
durumda olduğunu ve hemen dışarı çıkarılması gerektiğini
gösterir. Amniyos suyunun rengi de çocuğun durumunu
belirtebilir. Doktor dış cinsel organlar ile makat arasında ufak
bir kesik yaparak (epiziotomi) doğum sürecini hızlandırabilir.
Dölyolu ve havsala dokusunun yırtılmasını önlemek için normal
doğumlarda da epiziotomi yapılır. Bazen, anne ya da çocuğun
herhangi bir nedenle tehlikede olması halinde, forseps vakum ya
da sezaryen gibi özel doğum teknikleri uygulanır. |
|
|