Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Doğum
Gebelik, çocuğun doğumu ve plasentanın dölyatağından dışarı çıkmasıyla son bulur. Bebek, gebeliğin on yedinci haftasından önce dışarı çıkarsa düşük olur. Doğum süreci üç evreye ayrılır: dölyatağı boynunun açılması ve genişlemesi, çocuğun çıkması ve doğum sonrası. Dölyatağı boynunun açılma süresi kadından kadına ve bir gebelikten diğerine değişir. Normal bir doğum için en iyi durum, çocuğun kafa arkasından gelmesidir. Diğer durumlarda doğum daha güçleşir.
  
 

Doğum sırasında çocuk ve plasenta dölyatağından çıkar. Anne açısından bu doğumdur ve lohusalık dönemi başlar. Doğum olabilmesi için çocuğun en az on yedi haftalık olması gerekir. Gebeliğin on yedi haftadan önce sona ermesine düşük denir.

Normal bir doğum doğal bir süreçtir ve çoğunlukla herhangi bir sorun yaratmaz. Bu nedenle normal bir doğum evde ya da bir doğum kliniğinde yapılabilir. Genellikle doğumu, gebeliği boyunca kadını düzenli olarak muayene etmiş olan doktor yönetir. Geniş deneyimleri nedeniyle ebeler de doğum yaptırmada doktorlar kadar yeteneklidirler. Bugün bazı erkekler de ebeliği meslek olarak seçtikleri için, ebelerden doğum uzmanları olarak söz etmek olanaklıdır. Birçok kadın hastanede doğum yapmanın daha güvenilir olduğuna inanır. Geçmişte bu, annenin doğumdan sonra on gün hastanede kalması demekti, ancak günümüzde birçok kadın kısa süreli kalınan kliniklerde doğumlarını yapmakta ve iki üç gün sonra evlerine dönmektedir. Gebelik döneminde çocuğun ya da annenin sağlığının ya da yaşamının tehlikede olduğunu gösteren belirtiler varsa doğumun mutlaka bir jinekolog denetiminde bir hastanede yapılması gerekir. Doğum süreci dölyatağı kasılmaları ile başlar. Bunlara doğum sancıları da denir. Hafif kasılmalar doğumdan bir kaç hafta önce başlayabilir.

  
 
Bazen amniyos zarının (su kesesinin) patlaması (suların gelmesi) ve aniden açık yeşil tatlı kokulu amniyos suyunun gelmesi doğumun ilk belirtisidir. Çocuğun dölyatağı, dölyolu ve kalça kaslarından oluşan yumuşak doğum kanalı arasından geçmesiyle doğum gerçekleşir.
Dölyatağı Boynunun Açılması

Bu evrede doğum sancıları ya da kasılmalar başlar. Kasılmalar başlangıçta 20 ile 30 dakikada bir gelir ve 40 saniye kadar sürer, daha sonra yavaş yavaş güçlenir ve sıklaşmaya başlar. Birinci evrenin sonunda her iki ya da üç dakikada bir yinelenir. Her kasılmayla bebeği içeren amniyos torbası genişleyen dölyatağı ağzına doğru itilir. Sonunda, dölyatağı ağzının çapı 10cm'ye ulaşır (tam açılma) ve çocuğun başının (bedeninin en büyük kısmı) geçmesine olanak verir. Doktor muayene ile dölyatağı ağzının ne kadar açıldığını saptar. Bu evrenin başında, genellikle dölyatağı ağzında birikmiş olan kanlı bir akıntı gelir (nişan).

Açılma süresi sona erdiğinde amniyos zarı çoğunlukla yırtılmış olur. Bu evrenin süresi büyük değişiklik gösterir. Kadının ilk doğumunda 10 saat ile 20 saat arasında bir süre devam edebilir; daha sonraki doğumlarda bu süre genellikle kısalır.

Çocuğun Çıkması

Bu evre, dölyatağı ağzı yeterince genişlediği yaklaşık 10cm'i bulduğunda başlar. Kadın itme isteği duyar. Doktorlar yardımcı olması ve çocuğun dışarı kolaylıkla çıkabilmesinde kendi payının da olduğunu hatırlaması gerekir. Bu aşamada nefes alışlar önem kazanır. Her kasılmada derin nefes almalı, karın kaslarını gerip diyaframın dölyatağı üzerinde baskı yapmasını sağlamak için nefesini tutmalıdır. Derin nefes almak, çocuğa bol oksijen sağlamak açısından da önemlidir. Kasılma sırasında çocuğun başı dölyolu ağzından görünür.

Kasılma geçtikten sonra, baş yine geri çekilir ve birkaç kasılmadan sonra dışarı çıkar.  Bu arada kadın hem nefes alışı üzerinde kontrolünü sürdürmeli hem de çocuğun rahatça çıkabilmesi için bedeni ve kaslarını olabildiğince gevşek tutmaya çalışmalıdır. Bu evrede doktor ve ebeler de anneye nasıl hareket etmesi, nasıl nefes alması gerektiği hakkında bilgi verirler. Örneğin, tam çocuğun başı çıkarken daha dikkatli olabilmek ve bir güçlüğe yol açmamak için anneden daha yavaş itmesini isteyebilirler. Doktor çocuğun omuzlarını çıkarmak için başı iki eliyle tutarak yan çevirir. Yeni bir kasılmadan sonra çocuk doğmuştur.

Doğum Sonrası

Plasentanın dışarı atıldığı bu evre ender olarak 15 dakikadan fazla sürer. Dölyatağı kasılmalarıyla plasenta dölyatağı zarından kurtulmaya başlar. Aynı zamanda plasenta ile dölyatağı arasındaki damar bağlantıları da koptuğu için sonun arkasında kan birikmeye başlar. Kan plasentayı geçerek dışarı akabileceği gibi onunla birlikte de çıkabilir. Kanama çoğunlukla çabuk biter, ancak bazen ciddi bir kanama olabilir. Kanama riskinin olması halinde kan naklinin zamanında yapılabilmesini sağlamak için doğum hastanede yapılmalıdır.

Ters Durumlar

Doğumdan önce bebek dölyatağında, çoğunlukla başının arkası dölyatağı ağzına dönük olarak yatar. Bu durumda önce baş çıkar. Doğum kanalına en önce başın en dar kısmı girdiği için normal ve ideal doğum durumu budur. Başın tepesinin alnın ya da yüzün dölyatağı ağzına dönük olması halinde doğum daha zor olur. Tüm hamileliklerin % 3'ünde çocuk ters (baş yukarıda) yattığı için makatla gelir. Tam ve tam olmayan diye ikiye ayrılır. Tamamıyla ters olmayan durumlarda çocuğun bacakları bedeninin yanında yukarıya dönüktür. Tam makat gelişinde ise, çocuğun bacakları, çömelmiş gibi kalçasının yanında yer alır. Bu durumda gelen bir çocuk normal dölyolu kanalından doğabilir, ancak çeşitli sorunlarla karşılaşma riski daha büyük olduğu için özel doğum teknikleri kullanılmalıdır. Göbek kordonunun çocuğun başı ile annenin havsalası arasında sıkışması özel bir tehlike yaratır. Çocuğun ayaklarının önce çıkması halinde, bazen baş çıkamaz. Bu nedenle bu tür doğumlar da hastanede yapılmalıdır.

Çocuğun dölyatağında uzunlamasına değil, yanlamasına yattığı durumlarda normal bir doğum olanaksızdır. Gebelik sırasında dıştan elle yapılan basınçlarla çocuğun durumu düzeltilmeye çalışılır

Sorunlu Doğumlar

Doğum sırasında doktor bebeğin durumunu sürekli denetler. Belirli değişikliklerin olması çocuğun zor durumda olduğunu ve hemen dışarı çıkarılması gerektiğini gösterir. Amniyos suyunun rengi de çocuğun durumunu belirtebilir. Doktor dış cinsel organlar ile makat arasında ufak bir kesik yaparak (epiziotomi) doğum sürecini hızlandırabilir. Dölyolu ve havsala dokusunun yırtılmasını önlemek için normal doğumlarda da epiziotomi yapılır. Bazen, anne ya da çocuğun herhangi bir nedenle tehlikede olması halinde, forseps vakum ya da sezaryen gibi özel doğum teknikleri uygulanır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot