|
|
|
2 aylık olan
doğmamış bir çocuğa dölüt (fetus) denir. 2 aylık bir dölütün
organlarının ve dokularının çoğu oluşmuştur ve bundan sonra
çocuk yalnızca büyür. Ancak kan dolaşımı sistemi doğumdan sonra
alacağı biçimden hala oldukça farklıdır. Tek bir döllenmiş
yumurtanın bölünmesinden eş ikizler ya da aynı iki yumurtanın
döllenmesinden eş olmayan ikizler oluşur. Birinci durumda,
hücrenin bölünmesi tamamlanmazsa Siyam ikizleri doğabilir. Üçüz,
dördüz vb. gibi her iki yolla yani bir ya da daha çok yumurtanın
döllenmesiyle oluşurlar. |
|
|
|
Doğmamış bir
çocuğa başlangıçta embriyo (cenin) denir, ancak döllenmeden
sekiz hafta sonra dölüt (fetus) adını alır. Embriyo evresinde
çocuğun hemen hemen tüm organları ve dokuları oluşur. Sekiz
haftadan sonra artık yeni organ ya da doku gelişmez. Bebek büyür
ve orantıları değişir. Üçüncü ayda özellikle baş, küçücük
bedenin diğer kısımlarına oranla çok büyüktür. Çocuk çok
incedir. Cinsel organlar daha embriyo devresinde ilk biçimlerini
alırlar, ancak bir cinsiyet farklılığı göstermezler. Üçüncü ayda
dişi ve erkek cinsiyet bezleri (yumurtalıklar ve erbezleri)
gelişir. Bu bezlerin salgıladığı hormonların etkisiyle dış
cinsel organlar oluşur. Kadındaki klitoris ve üreme organının
büyük dudakları ile erkeğin üreme organı ve erbezi torbası (Stroktum)
aynı dokulardan oluşur. El ve ayakların biçimi incelir ve
tırnaklar ortaya çıkar. Başlangıçta başın biraz aşağısında (alt
kısmında) olan kulaklar şimdi göz düzeyine yükselir. Gözler
kapalıdır. Başlangıçta yalnız kıkırdaktan oluşan kemik çatısında
kemik dokuları oluşmaya başlar. Dördüncü aya kadar bütün
bebekler birbirine benzer, ancak bundan sonra çocuk kendi
özelliklerini geliştirmeye başlar. Beşinci ayda bedeni ince
tüyler (ayva tüyleri) kaplar, başında da saç çıkmaya başlar.
Altıncı aydan
sonra kaş ve kirpikler gelişir. Bu dönemde bebek küçük bir
ihtiyara benzer. Kırmızı, buruşuk derisi beyaz, yağlı bir
maddeyle (verniks tabakası) örtülüdür. Çocuk şimdi gözlerini
açar. Yedi aylık bir bebek doğarsa yaşayabilir ancak çok iyi bir
bakım gerekir.
Sekizinci
ayda, bebek erkek olması halinde o zamana kadar karında bulunan
erbezleri üreme organının yanına inmeye başlar. Dokuzuncu ayda
derinin kırmızılığı, buruşukluklar ve çoğu durumda ayva tüyleri
yok olur. El ve ayak parmaklarının uçlarında tırnaklar belirir. |
|
Plasenta
aracılığıyla anne karnından alınan gerekli besinler ve oksijen
göbek kordonu ile bebeğe gelir. Göbek toplardamarı kanı göbekten
çocuğun karaciğerine nakleder. Kan buradan alt boşluk
toplardamarına gelir. Burada bedenin diğer kısımlarından gelen
kan karıştıktan sonra kalbin sağ odacığına gider.
Doğumdan
sonra kan buradan akciğerlere ve akciğer dolaşımı başlar. Ancak,
doğmamış çocuk nefes almaz; ciğerler katlanmış bir biçime göğsün
içinde yattığı için çok az bir miktarda ciğerlere girebilir.
Buna karşın, kanın akciğer dolaşımına girebilmesini sağlamak
için bebek iki bağlantıdan yararlanır. Bunlardan birincisi
kalptir. Kan kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan
boşluktan geçerek kalbin sağ yarısından sol yarısına akar. Kanın
bir kısmı da kalbin sağ karıncığından akciğer atardamarına
girer. Buradan, akciğer atardamarını aşağı inen büyük orta
damarla birleştiren kan damarına (Botalli kanalına) girer.
Doğumdan
sonra göbek kordonu kesilince, ciğerler kıvrımlarını açar
yayılırlar. Kalp kulakçıkları arasında bulunan boşluk bir
kapakla kapanır. Bunu Botalli kanalının kapanması izler. Botalli
kanalından geriye ince bir bağdokusundan başka hiç bir şey
kalmaz. Çok ender olarak kulakçıklar arasındaki delik ya da
Botalli kanalı açık kalır (kalp kulakçıkları arası bölme
bozukluğu ve açık Botalli kanalı).
Bebeğin artıkları göbek kordonunun
atardamarları ile plasentaya gelir ve buradaki kılcal damarlara
süzülür. |
|
Tek bir gebelik
döneminde birden çok yavrunun gelişmesi diğer memelilerde çok
yaygın olduğu halde, insanlarda oldukça enderdir. 80 gebelikten
yalnız biri ikizle, 6400 gebelikten yalnız biri üçüzle ve 512000
gebelikten yalnız biri dördüzle sonuçlanmaktadır. |
|
İki yumurtanın ayrı
ayrı birer spermatozoit ile birleşmesi halinde çift yumurta
ikizleri (eş olmayan ikizler) oluşur. Bu yumurtalar ya aynı anda
ya da hemen birbirinin arkasından yumurtalıktan ayrılmışlardır
(aynı adet dönemi içinde). İkinci durumda yumurtalar, çoğunlukla
aynı cinsel birleşme sırasında üretilen spermler tarafından
döllenir. Gebelik döneminde ovülasyon (yumurtlama) süreci hemen
hemen hiç gerçekleşmediği için bir sonraki adet döneminde ikinci
bir yumurtanın döllenmesi de olanaksızdır. Dış görünüşleri de
dahil olmak üzere kalıtsal özellikleri açısından çift yumurta
ikizleri aynı anne babanın diğer çocuklarının birbirine
benzediğinden daha fazla birbirlerine benzemezler. Ortalama
olarak çift yumurta ikizi olan çocukların yarısı aynı cinsiyete
(iki erkek ya da iki kız), diğer yarısı ise farklı cinsiyetlere
sahiptir. Çift yumurta ikizleri doğurma olasılığı kalıtsal
etmenlere bağlıdır. Anne yaşlandıkça olasılık artar. |
|
Döllenmiş tek
bir yumurtanın iki eşit parçaya bölünmesi halinde tek yumurta
ikizleri (eş ikizler) oluşur. Her bir parça normal bir insan
halinde gelişir. Bu olayın nedeni bilinmemektedir. Bu çocuklar
aynı kalıtsal özelliklere sahip olurlar ve bu nedenle de
cinsiyetleri, saç ve göz renkleri her zaman aynı olur. Bunlar
arasında yalnızca dışsal etmenler bir farklılık yaratabileceği
için bu çocuklar kalıtsal özellikler ile çevre arasındaki
ilişkileri inceleyen araştırmalar açısından büyük önem taşırlar.
Bu çocuklar
aynı zamanda organ nakli açısından da son derece
elverişlidirler. Bazen eş ikizler birbirine yapışık olarak
doğarlar (Siyam ikizleri). İkizler arasındaki organik bağlantı,
basit
bağlantılardan tümüyle yapışık olmaya
kadar değişebilir. Örneğin bazen ciğerler ya da yemek borusu
gibi önemli organlar ortak olabilir. Bu durumda ikizleri ayırmak
genellikle olanaksızdır. |
|
İkiden Çok Bebeğin Doğması |
|
Bir ya da
daha çok yumurtanın döllenmesi sonucu ikiden de fazla çocuk
oluşabilir. Örneğin tek yumurta, çift yumurta ya da üç yumurta
üçüzleri olabilir. Bazı kısırlık durumlarında belirli ilaçların
(özellikle hormonları) kullanılması birkaç çocuğun birden
doğrulmasını (çoğul doğum sayısını) arttırmıştır. |
|
İkiz, üçüz,
vb. çocukların bakımının ve daha sora eğitiminin de kendine özgü
yönleri ve güçlükleri vardır. Bu çocukların bakımı ve beslenmesi
özellikle pratik sorunlar yaratır. Çünkü yapılması gereken
birçok işin (yıkama, yedirme gibi) olanaklı olduğu ölçüde aynı
anda mı yoksa peş peşe mi yapılması gerektiği sorunu ona çıkar.
Örneğin bir anne ikizlerine aynı anda meme verebilir ama bu
başlangıçta çok sabır ve eğitim gerektirir. Herkes bundan
hoşlanmaz, ayrıca iki bebeğin birden emzirilmesi halinde
bebeklerin hiç birinin yeterince bakım ve ilgi görmeyeceği
korkusu vardır. Uzmanlar bu konularda genel kararlar vermekten
çekinirler. İkizlerin eğitimi konusunda ise daha çeşitli
görüşler vardır ve bunların tek bir görüş etrafında toparlanması
olanaksızdır. Çoğunlukla ikizleri özellikle çok küçükken ve
diğer çocuklar gibi kendileri ile başkaları arasındaki
farklılığı henüz bilmedikleri dönemde, iki ayrı insan olarak ele
almak gerektiği vurgulanır. Çocukların sürekli olarak
birbirleriyle karıştırılması halinde, bu ayırımı öğrenmeleri
daha da güçleşir. Bu nedenle bu çocukların eş giysiler
giymemelerinin ve benzer adlara sahip olmamalarının daha iyi
olduğu kanısı yaygındır. |
|
Röntgenle Muayene |
|
Gerek
görülürse anne karnındaki bebek röntgen filmi ile izlenebilir.
Bu yola, bebeğin güvenliği açısından gebeliğin son zamanlarında
başvurulur. Böylece bebeğin büyüklüğü, pozisyonu ve doğum
kanalının genişliği hakkında bilgi edinilir. |
|
Ultrasonografik Muayene |
|
Son
zamanlarda birçok organın muayenesinde olduğu gibi gebelik
muayenesinde de kullanılan bir yöntem olmuştur. Bu yöntemde ses
dalgaları veren ve yansıyan dalgaları toplayarak ekranda
gösteren bir aygıt kullanılır. Verilen ses dalgaları bebeğin
vücuduna çarpar ve geri dönerek ekranda görülür bu yöntemle
bebeğin duruşu, boyu, kafasının çapı, kilosu ve ender olarak da
cinsiyeti hakkında bilgi verir. |
|
Doğuma Doğru |
|
Bebeğin
biçimi yedinci ayda kesinleşir; organlar uyumlu bir şekilde
çalışmaktadır. Sekiz ve dokuzuncu aylar boyunca daha da
etkinleşir, hareketlenir, yutkunur, hatta bazen hıçkırır. Boyu
yaklaşık 50cm, ağırlığı 3.5 kg 'dır. Gebeliğin son zamanlarında
dölyatağı 8-10cm aşağı iner; bebek baş aşağı durumda doğum
kanalına yerleşir. Her şeyiyle dünyaya gelmeye hazırdır.
Beslenmek ve oksijen sağlamak için anneye bağımlı olmasına
karşın tüm bedensel işlevlere sahiptir. Sinir sistemi ve duyular
doğumdan hemen sonra çevresinde olup bitenleri algılamasına
yardım edecek derecede gelişmiştir. |
|
|