|
|
|
Döllenme anı,
yani bir sperm hücresi ile bir yumurta hücresinin birleştiği an,
yeni bir insanın başlangıcıdır. Döllenme fallop borularında
gerçekleşir. Yaklaşık 7 günden sonra döllenmiş yumurta dölyatağı
mukozasında yuvalanır. Bundan sonra organlar ve dokular yavaş
yavaş oluşmaya başlar. Aynı zamanda çeşitli yapılar (plesenta,
göbek kordonu ve embriyo zarları) da oluşur. Bunlar dölyatağında
yaşamın devamı için son derece gereklidirler. İlk iki ayda,
doğacak bebeğe, embriyo (cenin) denir. Çocuğun kalıtımsal
özellikleri sperm hücrelerinin ve yumurta hücrelerinin
kromozomları tarafından belirlenir. |
|
|
|
Her insan
varlığı, erkek bir gamet (cinsiyet hücresi) ile dişi bir gametin
birleşmesiyle oluşan döllenmiş bir yumurta hücresinden (zigot)
kaynaklanır. Döllenme denen bu süreç normal olarak fallop
borusunda yer alır. Dişi gametler, yani yumurta hücreleri
yumurtalıklarda oluşurlar. Her ay yumurtalıklardan çıkan
olgunlaşmış bir yumurta fallop borusuna girer (yumurtlama
ovülasyon). Yumurta hücresi yalnızca 12 saat yaşar; bu nedenle
döllenme bu süre içinde gerçekleşmelidir. Erkek gametler, yani
sperm hücreleri cinsel birleşme sırasında dölyoluna girer ve
buradan yukarıya, dölyatağına ve fallop borusuna çıkarlar.
Yaklaşık 20cm uzunluğunda olan bu uzaklığı sperm hücreleri bir
saat kadar bir zamanda kat ederler. Bu süreç içinde birçok sperm
hücresi kaybolur, bu nedenle de her meni boşalımında çok büyük
miktarda yaklaşık 500 milyon sperm hücresi üretilir. Ancak bir
kaç bin sperm hücresi fallop borusuna ulaşır ve nihayet
bunlardan bir tanesi yumurta hücresinin içine girer. Sperm
hücreleri 48 saat canlı kalabildikleri için kadın yumurtlamadan
iki gün önce ilişkide bulunması halinde de gebe kalabilir. Bir
kez döllendikten sonra, yumurta hücresinin duvarı değişikliğe
uğrar ve artık yeni bir sperm hücresi bu hücreye giremez.
Döllenme sırasında yumurta ve sperm hücrelerinin çekirdekleri
birleşir. İnsan bedenindeki tüm hücrelerin çekirdeklerinde 23
çift kromozom bulunur. Ancak gametler bunun dışındadır;
gametlerde bunun yalnızca yarısı kadar kromozom bulunur. |
|
|
|
Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesi
döllenmiş yumurta hücresini tüm 23 çift kromozomu da içerdiği
anlamına gelir. Kromozomlar bedende geliştirilen tüm bileşimler,
hücreler dokular ve organlar için gerekli özellikleri içerirler
ve böylece tam bir insan yaratılmasını sağlarlar. Bedendeki tüm
hücrelerde döllenmiş yumurta hücresinde bulunan kromozomların
aynısı bulunduğu için, insanın daha sonraları çevresi tarafından
belirlenecek olanların dışında tüm özellikleri döllenme anında
belirlenir. Bu özellikler saç rengi ve cinsiyetle birlikte kan
grubu ve protein bileşim (en önemli hücre yapıcılar) gibi daha
az belirgin olan özellikleri de kapsar. Döllenen yumurta hücresi
bir çok kez bölünür. Bu bölünme süreci içinde hücreler farklı
dokular ve organlar halinde gelişir ve nihayet tam bir
organizmaya dönüşür. Doğmamış çocuğa döllenmeden sonraki iki
ayda embriyo (cenin) daha sonra ise dölüt (fetus) denir.
Embriyoloji doğmamış çocuğun hem embriyo hem de dölüt
evrelerindeki gelişmesini inceleyen bilimdir.
|
|
Döllenmiş
yumurta önce iki kardeş hücreye bölünür, bunlar birbirinin
yanında yatmaya devam eder (bölünme). Sonra ikinci bir bölünme,
bu kez birincinin aksi yönünde bir bölünme gerçekleşir. Tohum
şimdi dört hücreyi kapsamaktadır. Birbirini izleyen bölünmeler
hücrelerin küresel bir kitle oluşturmasına yol açar. Devam eden
hücre bölünmesi bu kitle içinde sıvı dolu bir boşluğun
oluşmasına yol açar. Buna blastula denir. Bu boşluğun çevresini
bir hücre tabakası sarar (trofoblast). Bu dış tabaka bir uçta
daha kalındır (embiyoblast). Bu dış tabaka plasenta ile dış
embriyo zarının oluşmasında önemli bir rol oynar; asıl embriyo
bu tabakanın kalın kısmından gelişir. Hücrelerin yeniden
düzenlenmesinin bir sonucu olarak dış tabakanın kalın olan kısmı
çift hücre tabakası içeren yassı bir yuvarlak (plak) haline
gelir. İç hücre tabakasından (endoderm) akciğerler, idrar kesesi
kalp ve bağırsaklar oluşur. Dış hücre tabakasından ise sinir
sisteminin ve derinin kaynağı olan dış deri tabakası (ektoderm)
ve orta deri tabakası (mezoderm) oluşur. Bu doku daha sonra
kasları, bağdokuyu ve iskeleti oluşturur. |
|
Yukarıda sözü
edilen süreçler gerçekleşirken, embriyo fallop borusundan
dölyatağına iner. Yumurta hücresi döllenmeden 7 gün kadar sonra
dölyatağında yuvalanır, diğer bir deyişle embriyo dölyatağını
saran mukozanın içine yerleşir. Yumurtalıktan salgılanan
hormonların etkisiyle mukoza hazırlanmıştır ve artık bu yerleşme
süresinde embriyoyu besleyebilir. Boşluğu saran hücre
tabakasının (trofoblast) dölyatağı hücrelerini bozması sonucu bu
yerleşme olanaklı olur. Bu tabaka aynı zamanda dölyatağındaki
kan damarlarının duvarlarında bulanan hücreleri de bozduğu için
annenin kanı tabakayla temas kurabilir ve embriyonun
beslenmesini sağlar. |
|
Plasenta ve Embriyo Zarları |
|
Bir kez
embriyonun dölyatağı mukozasına yerleşmesi tamamlandıktan sonra
(döllenmeden sonraki 12 gün), dış embriyo zarı (koryon) büyük
ölçüde boşluğu sarmış olan tabaka (trofoblast) aracılığı ile
oluşumunu tamamlar. Koryonun dış yüzünde birçok çıkıntı oluşur
ve bunların içinde kan damarları (koryon çıkıntıları) gelişir.
Bir ara koryon, dölyatağı dokusuyla birleşerek plasentayı
oluşturur. Koryon çıkıntıları sonuçta yalnızca plasentada yer
alırlar. Bunlara artık plesanta çıkıntıları denir. Anne ile
çocuk arasında her tür madde kan damarları arasındaki bu bağ
aracılığıyla karşılıklı değiştirilebilir. Bu şekilde plasenta
beslenme, solunum ve salgılama gibi çocuk için yaşamsal önemi
olan birçok işlevi gerçekleştirir. Annenin kanı ile çocuğun kanı
arasında doğrudan bir temas olmadığı için, bazı maddelerin
çocuğa geçmesi engellenir (plasenta engeli); böylece örneğin
annenin kanındaki bakteriler çocuğa ulaşamaz. Plasenta ayrıca,
gebeliği sürdüren belirli hormonların üretimi için de
gereklidir.
Embriyoblastın gelişmesi doğal olarak sürer. Daha sonraki hücre
bölünmeleri iç embriyo zarının, amniyosun oluşmasına yol açar.
Amniyos, embriyoyu tamamen sarar. Zamanla amniyos dış embriyo
zarına bitişir; böylece başlangıçtaki boşluk ortadan kaybolur.
Amniyos, yalnızca göbek kordonu aracılığıyla embriyoya bağlanır.
Amniyos ile
embriyo arasındaki boşluğu amniyos suyu doldurur. Başlangıçta
yalnızca iç embriyo zarı daha sonra ise çocuğun böbrekleri bu
sıvıyı yapar. Amniyos suyu, çocuğu sarsıntılara ve çarpmalara
karşı korur. |
|
Döllenmeden
yaklaşık altı hafta sonra göbek kordonu gelişir. Embriyoyu
plasenta ile birleştiren göbek kordonunda üç damar bulunur.
Oksijen ve gıda açısından zengin olan kanı embriyoya taşıyan
göbek damarı ile az oksijen ve besin içeren kanı embriyodan
plasentaya taşıyan iki göbek atardamarı (arteri).
Embriyo gelişme süreci içinde bir kaç kez
kendi ekseni üzerinde döndüğü için göbek kordonundaki kan
damarları genel olarak birbirine dolanır. |
|
Yaklaşık üç
haftalık olan bir embriyonun uzunluğu 3/4 cm kadardır ve bu süre
sonunda kalp çarpmaya başlar. Bir hafta sonra, bacak ve kolların
ilk belirtileri ortaya çıkar; embriyo 1cm uzunluğundadır. Beş
hafta sonra bazı organlar belirginlik kazanır. Göz oyuğu,
çeşitli beyin bölmeleri oluşur ve kol ve bacaklar büyümeye
başlar. İkinci ay sırasında gelişmeler hızlanır: kulaklar,
gözler, el ve ayak parmakları açıkça görülebilir ve cinsel
organlar oluşur. Bu evrede cinsel organlar her iki cinsiyette de
aynıdır. El ve ayakların biçimleri incelir ve tırnaklar oluşur.
Şimdi embriyonun uzunluğu 9cm kadardır ve artık hareket
edebilir. Ancak henüz annesinin bu hareketleri hissedemeyeceği
kadar küçüktür. |
|
|