Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Doğacak Çocuk
Döllenme anı, yani bir sperm hücresi ile bir yumurta hücresinin birleştiği an, yeni bir insanın başlangıcıdır. Döllenme fallop borularında gerçekleşir. Yaklaşık 7 günden sonra döllenmiş yumurta dölyatağı mukozasında yuvalanır. Bundan sonra organlar ve dokular yavaş yavaş oluşmaya başlar. Aynı zamanda çeşitli yapılar (plesenta, göbek kordonu ve embriyo zarları) da oluşur. Bunlar dölyatağında yaşamın devamı için son derece gereklidirler. İlk iki ayda, doğacak bebeğe, embriyo (cenin) denir. Çocuğun kalıtımsal özellikleri sperm hücrelerinin ve yumurta hücrelerinin kromozomları tarafından belirlenir.
  
 
Her insan varlığı, erkek bir gamet (cinsiyet hücresi) ile dişi bir gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş bir yumurta hücresinden (zigot) kaynaklanır. Döllenme denen bu süreç normal olarak fallop borusunda yer alır. Dişi gametler, yani yumurta hücreleri yumurtalıklarda oluşurlar. Her ay yumurtalıklardan çıkan olgunlaşmış bir yumurta fallop borusuna girer (yumurtlama ovülasyon). Yumurta hücresi yalnızca 12 saat yaşar; bu nedenle döllenme bu süre içinde gerçekleşmelidir. Erkek gametler, yani sperm hücreleri cinsel birleşme sırasında dölyoluna girer ve buradan yukarıya, dölyatağına ve fallop borusuna çıkarlar. Yaklaşık 20cm uzunluğunda olan bu uzaklığı sperm hücreleri bir saat kadar bir zamanda kat ederler. Bu süreç içinde birçok sperm hücresi kaybolur, bu nedenle de her meni boşalımında çok büyük miktarda yaklaşık 500 milyon sperm hücresi üretilir. Ancak bir kaç bin sperm hücresi fallop borusuna ulaşır ve nihayet bunlardan bir tanesi yumurta hücresinin içine girer. Sperm hücreleri 48 saat canlı kalabildikleri için kadın yumurtlamadan iki gün önce ilişkide bulunması halinde de gebe kalabilir. Bir kez döllendikten sonra, yumurta hücresinin duvarı değişikliğe uğrar ve artık yeni bir sperm hücresi bu hücreye giremez. Döllenme sırasında yumurta ve sperm hücrelerinin çekirdekleri birleşir. İnsan bedenindeki tüm hücrelerin çekirdeklerinde 23 çift kromozom bulunur. Ancak gametler bunun dışındadır; gametlerde bunun yalnızca yarısı kadar kromozom bulunur.
  
 

Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesi döllenmiş yumurta hücresini tüm 23 çift kromozomu da içerdiği anlamına gelir. Kromozomlar bedende geliştirilen tüm bileşimler, hücreler dokular ve organlar için gerekli özellikleri içerirler ve böylece tam bir insan yaratılmasını sağlarlar. Bedendeki tüm hücrelerde döllenmiş yumurta hücresinde bulunan kromozomların aynısı bulunduğu için, insanın daha sonraları çevresi tarafından belirlenecek olanların dışında tüm özellikleri döllenme anında belirlenir. Bu özellikler saç rengi ve cinsiyetle birlikte kan grubu ve protein bileşim (en önemli hücre yapıcılar) gibi daha az belirgin olan özellikleri de kapsar. Döllenen yumurta hücresi bir çok kez bölünür. Bu bölünme süreci içinde hücreler farklı dokular ve organlar halinde gelişir ve nihayet tam bir organizmaya dönüşür. Doğmamış çocuğa döllenmeden sonraki iki ayda embriyo (cenin) daha sonra ise dölüt (fetus) denir. Embriyoloji doğmamış çocuğun hem embriyo hem de dölüt evrelerindeki gelişmesini inceleyen bilimdir.

Hücre Bölünmeleri

Döllenmiş yumurta önce iki kardeş hücreye bölünür, bunlar birbirinin yanında yatmaya devam eder (bölünme). Sonra ikinci bir bölünme, bu kez birincinin aksi yönünde bir bölünme gerçekleşir. Tohum şimdi dört hücreyi kapsamaktadır. Birbirini izleyen bölünmeler hücrelerin küresel bir kitle oluşturmasına yol açar. Devam eden hücre bölünmesi bu kitle içinde sıvı dolu bir boşluğun oluşmasına yol açar. Buna blastula denir. Bu boşluğun çevresini bir hücre tabakası sarar (trofoblast). Bu dış tabaka bir uçta daha kalındır (embiyoblast). Bu dış tabaka plasenta ile dış embriyo zarının oluşmasında önemli bir rol oynar; asıl embriyo bu tabakanın kalın kısmından gelişir. Hücrelerin yeniden düzenlenmesinin bir sonucu olarak dış tabakanın kalın olan kısmı çift hücre tabakası içeren yassı bir yuvarlak (plak) haline gelir. İç hücre tabakasından (endoderm) akciğerler, idrar kesesi kalp ve bağırsaklar oluşur. Dış hücre tabakasından ise sinir sisteminin ve derinin kaynağı olan dış deri tabakası (ektoderm) ve orta deri tabakası (mezoderm) oluşur. Bu doku daha sonra kasları, bağdokuyu ve iskeleti oluşturur.

Yuvalanma

Yukarıda sözü edilen süreçler gerçekleşirken, embriyo fallop borusundan dölyatağına iner. Yumurta hücresi döllenmeden 7 gün kadar sonra dölyatağında yuvalanır, diğer bir deyişle embriyo dölyatağını saran mukozanın içine yerleşir. Yumurtalıktan salgılanan hormonların etkisiyle mukoza hazırlanmıştır ve artık bu yerleşme süresinde embriyoyu besleyebilir. Boşluğu saran hücre tabakasının (trofoblast) dölyatağı hücrelerini bozması sonucu bu yerleşme olanaklı olur. Bu tabaka aynı zamanda dölyatağındaki kan damarlarının duvarlarında bulanan hücreleri de bozduğu için annenin kanı tabakayla temas kurabilir ve embriyonun beslenmesini sağlar.

Plasenta ve Embriyo Zarları

Bir kez embriyonun dölyatağı mukozasına yerleşmesi tamamlandıktan sonra (döllenmeden sonraki 12 gün), dış embriyo zarı (koryon) büyük ölçüde boşluğu sarmış olan tabaka (trofoblast) aracılığı ile oluşumunu tamamlar. Koryonun dış yüzünde birçok çıkıntı oluşur ve bunların içinde kan damarları (koryon çıkıntıları) gelişir. Bir ara koryon, dölyatağı dokusuyla birleşerek plasentayı oluşturur. Koryon çıkıntıları sonuçta yalnızca plasentada yer alırlar. Bunlara artık plesanta çıkıntıları denir. Anne ile çocuk arasında her tür madde kan damarları arasındaki bu bağ aracılığıyla karşılıklı değiştirilebilir. Bu şekilde plasenta beslenme, solunum ve salgılama gibi çocuk için yaşamsal önemi olan birçok işlevi gerçekleştirir. Annenin kanı ile çocuğun kanı arasında doğrudan bir temas olmadığı için, bazı maddelerin çocuğa geçmesi engellenir (plasenta engeli); böylece örneğin annenin kanındaki bakteriler çocuğa ulaşamaz. Plasenta ayrıca, gebeliği sürdüren belirli hormonların üretimi için de gereklidir.

Embriyoblastın gelişmesi doğal olarak sürer. Daha sonraki hücre bölünmeleri iç embriyo zarının, amniyosun oluşmasına yol açar. Amniyos, embriyoyu tamamen sarar. Zamanla amniyos dış embriyo zarına bitişir; böylece başlangıçtaki boşluk ortadan kaybolur. Amniyos, yalnızca göbek kordonu aracılığıyla embriyoya bağlanır.

Amniyos ile embriyo arasındaki boşluğu amniyos suyu doldurur. Başlangıçta yalnızca iç embriyo zarı daha sonra ise çocuğun böbrekleri bu sıvıyı yapar. Amniyos suyu, çocuğu sarsıntılara ve çarpmalara karşı korur.

Göbek Kordonu

Döllenmeden yaklaşık altı hafta sonra göbek kordonu gelişir. Embriyoyu plasenta ile birleştiren göbek kordonunda üç damar bulunur. Oksijen ve gıda açısından zengin olan kanı embriyoya taşıyan göbek damarı ile az oksijen ve besin içeren kanı embriyodan plasentaya taşıyan iki göbek atardamarı (arteri).

Embriyo gelişme süreci içinde bir kaç kez kendi ekseni üzerinde döndüğü için göbek kordonundaki kan damarları genel olarak birbirine dolanır.

Organların Gelişmesi
Yaklaşık üç haftalık olan bir embriyonun uzunluğu 3/4 cm kadardır ve bu süre sonunda kalp çarpmaya başlar. Bir hafta sonra, bacak ve kolların ilk belirtileri ortaya çıkar; embriyo 1cm uzunluğundadır. Beş hafta sonra bazı organlar belirginlik kazanır. Göz oyuğu, çeşitli beyin bölmeleri oluşur ve kol ve bacaklar büyümeye başlar. İkinci ay sırasında gelişmeler hızlanır: kulaklar, gözler, el ve ayak parmakları açıkça görülebilir ve cinsel organlar oluşur. Bu evrede cinsel organlar her iki cinsiyette de aynıdır. El ve ayakların biçimleri incelir ve tırnaklar oluşur. Şimdi embriyonun uzunluğu 9cm kadardır ve artık hareket edebilir. Ancak henüz annesinin bu hareketleri hissedemeyeceği kadar küçüktür.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot