|
|
|
Çocuksuzluk,
isteğe dayalı olsun olmasın, kadının üretken dönemi içindeyken
çocuk sahibi olmamasıdır. İstendiği halde çocuk sahibi
olunamamasının çeşitli nedenleri olabilir: bunlar kadından
olduğu kadar erkekten de kaynaklanabilir ve bazen ayrıntılı
incelemelerden sonra bile bu nedenler anlaşılamamaktadır.
İstendiği halde çocuk sahibi olunamaması çoğunlukla çiftlerin
yakın çevreleriyle olan ilişkilerinde sorunlar yaratır, çünkü
çocukların varlığı genellikle bu tür ilişkileri çok daha
kolaylaştırmaktadır. Ancak, artan sayıda insan anne baba
olmamayı isteyerek yeğlemektedir. |
|
|
|
Çocuk sahibi olmaya
karar vermenin nedenleri aslında çok açık değildir. Çoğunlukla
bu, bir evliliğin ya da sürekli bir ilişkinin mantıksal
sonucudur. Eski zamanlarda çocuklar yalnızca işgücü içinde
önemli bir etmen olmakla kalmamış, aynı zamanda anne babalarının
yaşlılık günlerini rahat geçirebilmelerini garantileyen bir
unsur da olmuşlardır. Bu ekonomik görüşler oldukça demode
olmuştur artık. Üstelik doğum kontrolü araçlarının gelişmesi
biyolojik olarak çocuk sahibi olmanın kaçınılmazlığını ortadan
kaldırmıştır. Günümüzde artık çiftler çocuk sahibi olup olmamaya
ve kaç çocuk istediklerine kendileri karar verebilirler. Yine de
çocuk sahibi olmak hala, çoğunlukla öylesine doğal bir şey
olarak kabul edilmektedir ki, anne babalar sürekli bu konuyu
düşünmekten kendilerini alamazlar. Ancak istendiği halde çocuk
sahibi olunamayınca, anne babalar genellikle neden çocuk
istediklerini kavramaya başlarlar. Çocuk istemenin nedeni
bozulmak üzere olan bir evliliği kurtarmak, bir ilişkiyi
sağlamlaştırmak, ailenin devamını sağlamak, kendini
gerçekleştirmek (tatmin etmek) ya da toplum tarafından kabul
edilmek olabilir. Bu nedenle istendiği halde çocuk sahibi
olunamamasının genellikle evli çiftler için acılı bir deneyim
olması anlaşılır bir şeydir; kendilerini yabancı gibi hissetmeye
başlarlar. Çocukları olmayan kişilerin düzenli olarak
arkadaşlarının ya da akrabalarının çocuklarıyla birlikte
olmaları bu duyguyu yenmeyi daha da güçleştirir. Genellikle
komşularla ilk temas çocuklar aracılığıyla kurulduğu için
çocuksuzluk yalnızlığa yol açabilir. Bu durum isteyerek çocuk
sahibi olmayan kişiler içinde geçerlidir. |
|
|
|
Ayrıca çocuksuz
çiftler çocukları olan çiftlerden çok az anlayış görürler ve
genellikle kıskançlıkla (özgür oldukları için) karışık bir
küçümseme duygusuyla (çocukları olmadığı için)
değerlendirilirler. Onların gözünde çocuksuz bir kişi bir açıdan
eksiktir. İstendiği halde çocuk sahibi olamamak çoğunlukla
kadınlar için kabul edilmesi daha güç olan bir durumdur. Bir
görüşe göre ilk gebelik kadınlar için doğal bir gereksinimdir.
Ancak biyolojik etmenlerin nedenli rol oynadığının saptanması
çok güçtür. Başka bir görüşe göre evliliği annelik ile
birleştiren toplumsal değerlerin etkisi daha önemlidir Ancak
araştırmalar çocukları olmayan çiftlerin daha az mutlu bir
evlilikleri olduğunu ortaya koymamaktadır. Çocuksuz çiftlerde
boşanmaların çok olması çiftlerin ayrılmasını engelleyecek
çocukların olmaması olgusu ile açıklanabilir. İstendiği halde
çocuk sahibi olamamanın herkes için bir sorun olduğunu ya da
herkes için aynı ölçüde bir sorun olduğunu düşünmek doğru
değildir. Ancak yaşamın bazı dönemlerinde, örneğin çocukları
olan kişilerle ilişkilerin yoğunlaştığı dönemlerde çocuk sahibi
olamamış olmak daha tedirgin edici olabilir. |
|
İsteyerek Çocuk Sahibi Olmamak |
|
Pek çok
ülkede çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin sayısı son
yıllarda giderek artmaktadır. Bunun nedenleri arasında yeni bir
nüfusun getireceği ekonomik sorunlar ve çocukları bekleyen
geleceğin güvensiz olması sayılabilir. Ayrıca, bazı kadınlar
kendilerini hiç bir zaman bir anne olarak düşünemezler ve ev
dışındaki uğraşlarını daha tatmin edici bulurlar. Ancak,
günümüzde isteyen kadının çocuğu olduktan sonra dışarıda
çalışabilmesini sağlayan birçok olanak vardır. İsteğe dayalı
çocuksuzluk henüz toplumsal olarak bütünüyle kabul edilmiş
değildir ve çocuksuz çiftler çocuk istemiyorlarsa çoğunlukla
kendilerini savunmak zorunda kalmaktadırlar. Öte yandan,
çocukları olan çiftlere niçin çocuk istedikleri sorusu ender
olarak yöneltilir. |
|
Üretken Olamama Nedenleri |
|
Kadının
üretken dönem içinde gerçekleşen evliliklerin yaklaşık % 10'unda
eşlerin isteğine karşın çocuk olmamaktadır.
Bunun
nedenleri kadından olduğu kadar erkekten de kaynaklanabilir ya
da bazı durumlarda her ikisinden de ortaya çıkabilir. Bu
durumların % 10 ile 20'sinde çok ayrıntılı incelemelerden sonra
bile fiziksel bir neden bulunamamaktadır. Kısırlık terimi ancak
çok ayrıntılı ve kapsamlı incelemelerden sonra erkek ya da
kadının hiç bir zaman çocuk sahibi olamayacağı anlaşılırsa
kullanılır. Çoğunlukla üretkenlik bozukluğunun nedeninin
kısırlık olmayıp, düşük üretkenlik düzeyi yani üretkenlik
derecesinin normalin altında olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu
durumlarda dölleme ya da döllenmek olasılığı vardır; ama
genellikle normalden daha fazla bir zaman alır. Bu nedenle,
birçok çift yıllarca çocukları olup olmayacağını anlayamazlar.
Kadınlarda üretken olmamanın fiziksel nedenleri yumurtalık ya da
dölyatağı bozuklukları ve şeker hastalıklarının belirli türleri
olabilir. Erkeklerde üretken olmamanın nedeni ise erbezlerinin
iyi çalışmaması, yani çok az sperm hücresinin ya da hareket
derecesi çok düşük olan sperm hücrelerinin üretilmesi olabilir.
Erkeğin iktidarsız olması ya da cinsel ilişki sırasında dölyolu
çevresindeki kasların kasılması (vajinizm) gibi cinsel ilişki
sorunları nedeniyle de gebe kalınmayabilir. Bu sorunların nedeni
çoğunlukla psikolojiktir. Ayrıca psikosomatik nedenlerle üretken
olunmaması üzerinde de çok araştırma yapılmıştır. Bu tür
durumlarda cinsel ilişki normaldir ve hiç bir fiziksel neden
yoktur. Kısırlık, büyük bir olasılıkla korku, psikolojik açıdan
olgun olmamak, anne rolünün bilinçaltı yadsınması ya da kendi
kendini cezalandırma gibi içsel çelişkilerin sonucudur. Bu
kuramın bir kanıtı olarak, çocuğu olmayan çiftlerin bir evlat
edindikten sonra gebe kalma olasılığının çoğunlukla arttığını
ortaya koymuştur. |
|
Bir
üretkenlik testi genellikle gebeliği önleyici araçlar
kullanılmadan birkaç yıl cinsel ilişkide bulunulduğu halde gebe
kalınmaması halinde yapılır. Bu durumda bir kadın hastalıkları
doktoru (jinekolog) hem erkeği hem de kadını muayene eder.
Doktor, önce genellikle çiftin özgeçmişlerini dinler ve birçok
soru sorar. Sonra her ikisini de, özellikle cinsel organlarını
muayene eder. Eğer hiç bir anormallik görülmezse bir sperm testi
yapılır. Sperm elle (mastürbasyon) sağlanır. Sperm hücrelerinin
sayısının az olması ya da hareket derecelerinin düşük olması
halinde bazen erbezlerinde biyopsi (canlı dokudan ufak bir parça
alınması) yapılarak erkeğin üretken olmamasının nedenleri
araştırılır. Kadında yapılacak ilk şey ovülasyonun
(yumurtlamanın) olup olmadığını anlamaktır. Bunu yapmanın en
kolay yolu kadının beden ısısının her gün alınmasıdır.
Salgılanan hormonların saptanması, dölyolu duvarından bir parça
salgı (smear) alınarak dölyatağı mukozasının incelenmesi gibi
başka yöntemler de vardır. Dölyatağı ve fallop borularını
röntgen filmi (histerosalpingo grafı) dölyatağında bir
anormallik olup olmadığını ya da fallop borularının tıkalı olup
olmadığını gösterir. Bu test için kadının hastanede bir gün
kalması gerekir. Fallop borularının açık olup olmadığını
anlamanın bir başka yöntemi de gaz (hava) verilmesidir. Bu
testte dölyatağına gaz verilir ve basınç ölçülerek, gazın normal
bir biçimde karın boşluğuna kaçıp kaçmadığı saptanır. Son
olarak, bir laparoskop (karın boşluğuna sokulan ince bir boru)
ile iç cinsel organlar incelenebilir. Bu, söz konusu kişi
bayıltılarak yapılan ufak bir ameliyattır: Dölyatağı boyun
mukozasının incelenmesi de önemlidir. Bu ovülasyon sırasında
yapılır, çünkü mukoza ancak ovülasyon sırasında sperm
hücrelerinin girmesine olanak verir. Bu dönemde elde edilen
mukoza normal ise kurutulduktan sonra eğreltiotuna benzer bir
biçim alır (eğreltiotu testi). |
|
Üretken
olmama durumunun tedavi yöntemleri sürekli gelişmektedir.
Tedavinin türü, doğal olarak, nedenine bağlıdır. Örneğin, hormon
bozukluklarında, ovülasyon olmasını sağlamak için hormonların
dengelenmesi yararlı olabilir. Bazı bozukluklar bir ameliyat
gerektirebilir. Bazı durumlarda dölyatağı ve fallop borularının
filmi alındıktan ve dölyatağına gaz verildikten sonra gebelik
görülmüştür: bu açıdan bu yöntem bir tedavi değeri de
kazanmaktadır. Eğer üretken olunmamasının nedeni erkek ise ve
olanaklı hiç bir tedavi yoksa yapay döllemeye (Al)
başvurulabilir. Bu durumda başka bir erkeğin spermleri
kullanılır. Bu erkeğin mastürbasyon yaparak sağladığı spermler
kadının üretkenliğini en yüksek olduğu zamanda bir deri altı
iğnesiyle dölyolunun üst kısmına boşaltılır. Bu uygulamaya uzun
bir süre devam edilirse, başarı şansı yaklaşık % 75'dir. Spermin
dölyatağına, hatta fallop borusuna verilmesi çok ender olan bir
uygulamadır. Bazen eşin spermi yapay dölleme için kullanılır.
Bu, cinsel ilişkinin olanaksız hale geldiği iktidarsızlık ya da
vajinizm (dölyatağı kaslarının kasılması) gibi durumlar için en
iyi yöntemdir. Ancak, bu bozuklukların her ikisinin de nedeni
hemen her zaman duygusal bir neden olduğu için, bu koşullarda
ortaya çıkan bir gebeliğin yol açabileceği duygusal sonuçlar
üzerinde önemle durulmalıdır. Çocuğu olmayan çiftler için evlat
edinmek son çare olabilir. Ne var ki bir çocuğu evlat edinmek
isteyen çiftlerin sayısı evlat edinilebilecek durumda olan
çocukların sayısının birkaç mislidir. |
|
|