Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Bebek

Bir haftalık olan çocuğa bir yaşına kadar bebek denir. Çocuk yürümeye ya da konuşmaya başladığı zaman bebeklik genellikle sona erer. Bir bebek başlangıçta çevresini kavrayamaz. Ancak üç aydan sonra belirli nesneleri ayırt etmeye ve onlara tepki göstermeye başlar. Özellikle gülme önemli bir ifade aracıdır. Kısa bir süre sonra nesneleri tutmasını öğrenir. Kasları geliştikçe, hareket ve çevresindeki dünyayı keşfetmeye başlar. Görmediği ya da dokunmadığı nesnelerin varlıklarını sürdürdüklerini yavaş yavaş algılar ve sonra onları anımsamaya ve aramaya başlar.

Birinci yılsonunda çocuk bebelikten çıkar. Bu süreçte önemli bir etmen kavrama yeteneğinin gelişmesidir. Yeni doğmuş bebek kendisi ve çevresi arasındaki ayırımı fark edemez ve başlıca kendi bedeninin uyarılarına tepki gösterir. Büyüyen bir bebek belirli bir uzaklıktaki nesneleri yavaş yavaş algılamaya başlar.

  
 
Dokunarak Kavrama

Bebeğin dış dünyayı ilk algılamaları derisi ve ağız mukozası aracılığıyla olur. Bu nedenle bebek için ağız önemli bir algılama organıdır. Ancak daha büyük çocuklar da bazen nesneleri ağızlarına koyarak incelerler. Dokunarak kavramadan uzaktan kavramaya ilk geçiş anne ile ya da bebeği yemek zamanının da besleyen ve sık sık bebekle birlikte olan kişiyle olan fiziksel temas sırasında gerçekleşir. Bebeği beslerken, annenin yüzü bebeğin yüzüne yaklaşır. Böylece açlık gibi hoş olmayan çeşitli duyguların giderilmesinin yarattığı keyifli bir durum ile insan yüzü görüntüsü ilişkilendirilir. Bu nedenle insan yüzü ya da resmi bebekte açık bir tepki, gülümseme tepkisi, yaratan ilk nesnedir. İlk gülümseme her ailenin yaşamında önem taşıyan bir andır. Ancak altı haftalık bir bebeğin ilk gülümsemesi bebeğin kendisine bakan kişiyi gerçekten tanıdığını gösterir mi? Bebeğin bir yatıştırma aracı olarak gülmeyi nasıl kullanacağını öğrenmesi gerekmez, bu "oyun" aşağı yukarı onun doğal güdülerinin bir parçasıdır ve bebeğin ilk gülümsemeleri bir iç dürtünün yerine getirilmesinden başka bir şey olmayabilir. Bebek üç aylık olunca, bir insan yüzünün algılanmasına tepki olarak gülümsediğinden emin olabiliriz. Araştırmalar, bebeklerin özellikle hareket eden ve karmaşık görüntülerden (insan yüzü bu niteliklere sahiptir) hoşlandığını ortaya koymaktadır. Ona gösterdiğimiz resim ne denli bir yüze benzerse bebek resme o denli ilgi gösterir. Bu çekicilik (büyülenme) de doğal bir güdüdür ve bebeğin gördüğü insan yüzü sayısından etkilenmez. Bu nedenle anne ya da çocuğa bakan bir başka kimse bu dönemde bebek açısından belirli bir kişilik taşımazlar. Ancak anne çocuk ilişkisi gülümseme tepkisinin çok ötesinde şeyleri kapsar. Örneğin bir çok anne baba kendi deneylerinden çocuklarını kucaklarına alarak yatıştırabileceklerini bilirler, oysa bir yabancı çocuğu kucağına alarak yatıştıramaz. İğne yapılırken, çocuğu hemşire değil de annesi tutarsa çocuk daha az şiddetli tepki gösterir. Çocuk anne ve babasını diğer kişilerden görsel olarak ayırt edemese de, fiziksel dokunma ile belki de anne ve babasının onu tutuş biçiminden ayırt edebilir. Bu nedenle anne ve baba ile çocuk arasındaki ilk yoğun ilişki çok önemlidir. Aynı zamanda anne babanın da çocuk ile olan beraberliklerine alışabilmeleri için zamana gereksinimleri olduğu unutulmamalıdır.

  
 

Çocuğun bakımını hemen doğum ertesinde değil de, daha sonra üstlenen anne babalar (örneğin çocuk uzunca bir süre hastanede özel bir aygıt (enkübatör) içinde kaldıktan sonra genellikle, çocuğun kendilerinin olduğunu hissetmekte büyük güçlük çekerler.

İç ve Dış Dünyalar

İnsan yüzü bir çocuğun iç ve dış dünyayı ayırmasına yardımcı olan ilk imgelerden biridir.

Çocuğun bu iki dünyayı yavaş yavaş tanıması bizim yalnızca tahmin edebildiğimiz bir süreçtir. Çocuk, doğal olarak bu süreç hakkında bize hiç bir şey söyleyemez. Bebekler gözlemlenerek ve kör doğan ancak daha sonra bir ameliyatla görmeye başlayan kişiler üstünde araştırma çalışmaları yapılarak bu sürecin daha iyi anlaşılmasına çalışıldı. Böyle bir ameliyattan sonra görme sürecinin gelişmesinin bebeklerdeki bu tür bir gelişmeye bir ölçüde benzemesi olanaklıdır. Ancak, sonradan gözleri açılan kişiler başka araçlarla dış dünya hakkında bir düşünce oluşturmuş oldukları için bu kıyaslama tam olamaz. Çocuk elini ağzına koyduğu zaman da dış dünya hakkında bir şey öğrenmiş olur. Emdiği zaman yalnız ağzı aracılığıyla bir şey hisseder; oysa elini ağzına koyduğu zaman iki deneyimi birden yaşar. Bu deneyim ile çocuk elini dış dünyanın bir parçası olarak düşünmeye başlar. Bir sonraki evrede, çocuk ellerini birleştirir ve onları seyreder. Bu, çocuğun dokunma duygusu ile görmeyi ilişkilendirmesini sağlar. Bu deneyim çocuğun oynadığı bir nesneyi görüp hissetmesinden (dokunmasından) farklıdır. 4 aylıktan 7 aylık olana kadar bebek gördüğü nesneleri tutmaya başlar. Bunun gerçekleşmesi için göz-el eşgüdümü gereklidir; kaslar ve sinir sistemi geliştikçe bu eşgüdüm olanaklı olmaktadır. Başlangıçta da bu eşgüdüm büyük güçlükle sağlanır ve bebek daha çok rastlantısal bir biçimde nesneleri tutar. Ancak, bebek denedikçe öğrenir ve doğru yönden hareket eden elini seyrettikçe hareketleri yavaş yavaş daha amaçlı olur ve kesinlik kazanır. İlk birkaç hafta sonra bebek günde 13 ile 15 saat uyumaya başlar; büyüdükçe uyku gereksinimi azalır. Yine de uyku süresi bir bebekten diğerine büyük farklılıklar gösterdiğinden az uyuyan bir bebeğin normal dışı olduğu düşünülmemelidir. Herhangi bir şikayeti olduğunda bunu ağlayarak bildirir. Eğer mama yedikten sonra uzun zaman ağlıyorsa genellikle gazı olduğu ya da karnı ağrıdığı düşünülür. Ancak gaz çıkardığı halde ısrarlı bir şekilde ağlıyorsa bu karnının ağrıdığına bir işarettir

Çevre ile Temas

Çevre çocuğu değişik uyarılarla topa tutar, ancak bir süre çocuk buna bir tepki gösteremez. Bebek, büyük bir olasılıkla kendisi ile çevresi arasında bir farklılık olduğunu da algılamaz. Kendisinden uzaklaşan nesneler ile kendisi başını çevirdiği için artık göremediği nesneleri de henüz birbirinden ayırt edemez. Bebek başlangıçta, göremediği ya da dokunamadığı nesnelerin var olmadığını kabul eder. Üçüncü ay başladıktan sonra bazı değişiklikler yavaş yavaş gerçekleşmeye başlar. Bebek gözleriyle annesini izler ve bir nesnenin yere düşmesi halinde, nesnenin düşmeden önce durduğu yere bakmayı sürdürmeyip düşen nesneye bakar. Çocuk, zaman zaman daha önceden tanımış olduğu nesnelere yeniden bakar. Çocuğun bu hareketleri, onun çevresindeki nesnelere ne olduğunu ve o görmediği zaman da nesnelerin varlıklarını sürdürdüklerini algılamaya başladığını gösterir. 8 ile 10 aylık olunca göremediği nesneleri aramaya başlar. Örneğin bir oyuncağın yastığın altına konduğunu gören bebek, onu orada arar; ancak bu süre içinde oyuncağın yerini değiştirirseniz, bebek oyuncağı aramayı sürdürmez. Oyuncak için geçerli olan anne ya da baba için de geçerlidir. Bu yaşta çocuk, annesini göremediği zaman da annesinin yakınında olabileceğini anlamaya ve anne babasının yüzünü diğer kişilerin yüzünden ayırt etmeye de başlar. Çocuğun yabancıları gördüğü zaman gösterdiğe korku ve ağlama tepkisi çoğunlukla bu ayırımın sonucudur.

Çevreyi Keşfetme

8 ile 10 aylık olan bir bebek çevresiyle olan ilişkisinde önemli bir döneme girer; bu dönem yaklaşık olan ikinci yılın sonuna kadar devam eder. Bu ayrılma ve bireyselleşme döneminde, çocuk kendisinin bağımsız bir birey olduğunu algılamaya başlar. Emekleyerek ve ayağa kalkarak gittikçe annesinden uzaklaşma başlar. Büyük bir serüvene çıktığını hisseder. Düşmelere ve çarpmalara oldukça kayıtsız kalır. Bu dönemde çocuk çevresine delice aşık olmuş gibidir. Yeni olanaklar onu tümüyle cezp etmiştir ve annesine pek fazla ilgi göstermez. Yine de, tam bu bağımsız davranış döneminde, annesiyle olan bağları çok kişisel ve önemlidir. Örneğin tam keşiflerinin ortasındayken zaman zaman annesine döner. Çocukta annesinden ayrılma korkusu çoğunlukla bu evrede başlar. Çocuk yürümeyi öğrendikten ve bu yeni yeteneği çekiciliğini yitirmeye başladıktan sonra, kendi uğraşlarına annesinin daha büyük ölçüde katılmasını isteyecektir. Konuşması da şimdi gelişmeye başladığı için, anne ile çocuk arasındaki ilişki konuşarak da kurulur.

Bebeğin Sağlığı

Bebeği düzenli olarak yıkamak, yalnızca sağlık nedenleri için değil aynı zamanda çoğu bebek ılık su ile (yaklaşık 37 derece) doldurulmuş banyoda yatmaktan büyük keyif aldığı için de iyidir. Banyolar, bebeklere kuşkusuz doğumdan önce ılık amniyos suyu içindeki sallanışlarını anımsatır.

Yumuşak bir yıkama bezi ve normal sabun ile dikkatlice yıkamak yeterlidir. Burun, göz ve kulaklar ayrı temizlenmelidir. Zaman zaman alkol ile silinmiş küçük bir makas ile tırnaklar kesilir. Hemen her bebek bir ara pişik olur ve çoğunlukla özel bir tedavi gereksinmez. Çocuğun derisi yağlı bir krem sürülerek korunabilir, ayrıca çinko içeren pomatlar lekelerin geçmesini çabuklaştıracaktır. Bebeklerin saçlarının altındaki deride çok sık pul pul lekeler oluşur (konak) ama bunların bir önemi yoktur. En iyi yapılacak şey bebek yağı ya da vazelin ile bunları yumuşatmaktır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot