|
|
|
Gittikçe daha
az sayıda kadın çocuğunu emzirdiği halde, emzirme çoğunlukla,
bebeği beslemenin en ideal biçimi olarak kabul edilmektedir.
Anne sütünün yararları besinin önceden hazırlanma zorunluluğunun
olmaması, mikropsuz (steril), ucuz ve her zaman doğru ısıda
olmasıdır. Ayrıca annenin sütünde, bebeği ilk aylarda belirli
hastalıklara karşı koruyan çeşitli antikorlar bulunur.
Emzirmenin zararları fiziksel ve akli etmenlerin süt üretimini
etkilemesi ve annenin kullandığı bazı ilaçların anne sütü
aracılığıyla çocuğa geçmesidir. Çağdaş biberon mamaları hemen
hemen anne sütü kadar iyidir ve anne ile çocuk arasındaki
fiziksel temasın sağladığı yakınlığın yitirilmesi gerekmez. |
|
|
|
Hemen
doğumdan sonra bebek farklı bir beslenme biçimine geçmek
zorundadır. Doğuma kadar göbek kordonu aracılığıyla beslenen
bebek doğumdan sonra besinini sindirim sistemi aracılığıyla
kendi kendine sağlamak zorundadır. Bebek, bunu iyi gelişmiş ağız
kasları ve emme refleksleri sayesinde yapabilir. Ayrıca doğumdan
sonraki 24 saat içinde çocuğun susuz kalmasını önlemek için,
doğum sırasında normal bir çocuğun bedeninde yeterli sıvı yedeği
bulunur. Eğer bebeğe sıvı vermekte çok gecikilirse süt ateşi,
yani artık ürünlerin bedende birikmesi nedeniyle beden ısısının
yükselmesi görülür. Ayrıca kandaki şeker miktarı çok azalır ve
bebeğin sarılık olma olasılığı çok artar. Öte yandan çok çabuk
beslemeye başlamak da çocuk hala şaşkın olduğu ve boğulabileceği
için doğru değildir. Bu nedenle ilk mama doğumdan sonraki 6 ile
12 saat içinde verilir. Çoğunlukla bu, içinde % 5 oranında
glikoz bulunan sudan ibarettir. Bu durumda çocuğun boğazı
tıkansa bile çok ciddi sonuçlara yol açmaz. Emzirmek ile biberon
vermek arasındaki seçim tümüyle anneye aittir. Çok ender olarak
tıbbi nedenlerle emzirmek yerine biberonla beslemek yeğlenir. 30
yıl kadar önce her 10 annenin 9'u çocuğunu emzirirdi, bugün ise
bu rakam yalnızca 3'tür. Bu değişikliğin nedenleri toplumsal ve
psikolojiktir. Bazı kadınlar emzirmenin estetik olmadığı (çirkin
olduğu) görüşündedir. Göğüsleri normalden fazla büyüyen kadın,
çoğunlukla doğumdan sonra olabildiği kadar çabuk eski bedenine
kavuşmayı ister. |
|
|
|
Emzirmek her
zaman pratik değildir. Annenin çocuğunu emzirmesi halinde, ara
sıra biberon vermesi olanaksızdır. Bunun nedeni yalnızca çocuğun
biberona alışık olmaması değil, aynı zamanda göğüslerin acı
verecek ölçüde sütle dolmasıdır. Bu nedenle anne çocuğunu
gittiği her yere götürmelidir. Oysa biberonla beslenirken çocuk
ara sıra güvenilir bir biçimde anneannesiyle, babasıyla ya da
bir başkasıyla bırakılabilir. Emzirmek istemeyen doktordan
kolaylıkla bir hormon bileşimi sağlayabilir. Ancak emzirme en
doğal beslenme biçimidir. Anne sütünün bileşimi çocuğun
gereksinimlerini tam tamına karşılar, süt mikroplu değildir ve
doğru ısıdadır. Ayrıca anne sütünün önceden hazırlanması
gerekmez de ucuzdur. Üstelik emzirme çocuğun emme gereksinimini
en iyi biçimde tatmin eder annesinin teni ile olan doğrudan
temas çocuğun okşanmak ve sevilmek gereksinimini karşılar.
Emzirme çoğunlukla anne için de çok tatmin edicidir ve annenin
çocuğu ile arasındaki bağı güçlendirebilir. Annenin sütünde
çocuğu, birçok hastalığa karşı koruyan canlı antikorlar bulunur.
Ancak, bu biberonla beslenen çocukta antikor bulunmayacağı
anlamına gelmez; gebelik sırasında antikorlar göbek kordonu
aracılığıyla çocuğa geçer. Süt üretimi büyük ölçüde annenin
fiziksel ve akli durumuna bağlıdır. Örneğin anne yeterince sütün
olup olmadığı konusunda çok endişeliyse bu, annenin süt
üretimini hemen ters yönde etkiler. Çağdaş biberon mamalarının
bileşimi anne sütününki ile aynıdır. Ayrıca biberon vermek anne
ve çocuk için emzirme kadar keyifli bir deneyim olabilir. Bebeği
biberonla beslerken de çıplak göğse yaslamak olanaklıdır,
böylece emzirmede olduğu kadar yakın bir temas sağlanmış olur. |
|
Doğumdan
sonra bedendeki hormon değişikliklerinin etkisiyle süt üretimi
yavaş yavaş artar. İlk günlerde süt miktarı hala azdır, ama bu
kolostrom besin açısından zengindir. Bu evrede bebek pek aç
olmaz, genellikle canlıdır ve beslenme süresi 5 dakika kadardır.
Daha sonra her emzirme 20 ile 30' dakika sürebilir, ancak bazı
çocuklar 5 dakikada yeterince emmiş olabilirler. Genel olarak
çocuk günde altı kez beslenir, çok küçük olanlara geceleri
fazladan bir mama daha verilir.
Bebek beş
günlük olduktan sonra bebeğin beden ağırlığının her kilosu için
günde 120 gr. anne sütü alması amaçlanır, bebek 7 ile 8 günlük
olduktan sonra bu miktar kilo başına 150 gr. a çıkar. Bazı
toplumlarda anne her zaman bebeği yanında taşıdığı için bebek
daha sık ve daha düzensiz olarak meme emebilir. Bu çocukların da
iyi büyümeleri olgusu katı bir besleme düzeninin gerekli
olmadığını ortaya koymaktadır. Çocuğun meme emmesi süt üretimini
uyarır ve çok az süt gelmesi halinde bebek daha güçlü emerek süt
üretirninin artmasına neden olur. Ara sıra çocuğu meme emmeden
ve emdikten sonra tartarak, çocuğun yeterince beslenip
beslenmediğini denetlemek olanaklıdır. Daha önemli olan nokta
çocuğun beklenen biçimde büyüyüp büyümemesidir. İlk birkaç gün
bebek kilo kaybeder, bu normal olarak 200 ile 250 gr.dır (bazen
bu miktar 400 ile 500 gr. a kadar çıkar). Doğumdan yaklaşık üç
gün sonra bebek en düşük kilosuna ulaşır. Bu noktadan sonra
bebek kilo almaya başlar ve yaklaşık olarak 10. günde doğum
kilosuna ulaşır. Bebek meme emerken anne ve bebek yatmalı ya da
sessizce oturmalıdırlar. Bebek rahatça nefes alabilmeli ve başı
alttan desteklenmelidir. Göğüs uçlarının çatlamasını önlemek
için göğüs ucunu çevreleyen koyu renk bölge de bebeğin
emebilmesini sağlayacak kadar bebeğin ağzının içine
sokulmalıdır. Göğüslerdeki süt her seferinde tamamen
boşaltılmalıdır. Bazen bunun yapay bir biçimde bir meme
pompasıyla yapılması gerekir. Eğer göğüs iyi boşaltılmazsa
sertleşir ve kolaylıkla meme iltihabına yol açabilir |
|
Çocuğa
biberon vermek için annenin sütünün az olması, meme iltihabı
olması ya da çocuğun hasta olması gibi tıbbi nedenler olabilir.
Sulandırılmış inek sütüne glikoz ve buğday unu katarak anne
sütünün bileşimi oldukça iyi bir biçimde taklit edilebilir:
500cc kaynamış süt, 200cc kaynamış su ve 2 çorba kaşığı glikoz
100 ile 200cc'lik altı mama için yeterlidir. Bebeğin ağırlığı
bir kez 5 kiloya ulaşınca, 600cc süt, 300cc su, 2 çorba kaşığı
glikoz ve 1/2 veya 1 çorba kaşığı un ile elde edilen bileşim
kullanılabilir. Her çocuğun ne kadar mamaya gereksinimi olduğunu
kesinlikle söylemek olanaksızdır; bazen çok hareketli çocuklar
normal çocuklardan %20 daha fazla mama alırlar. Günümüzde hemen
hemen anne sütü ile aynı olan hazır mamalar da vardır. |
|
Birçok
gelişmiş ülkede kadınlar dördüncü ve sekizinci aylar arasında
yavaş yavaş emzirmeyi bırakırlar. Yapma mamalar kullanılmaya
başlanır. Hazır mamalar da kullanılabilir. Eğer tatlı iseler
bazen çocuk bunları anne sütüne yeğleyebilir ve daha az meme
emme başlar. Bu durumda emzirme azalır. Bu nedenle ek mamalar
genellikle ekşi olur. Çocuğun yeterince C vitamini almasını
sağlamak için, iki aydan sonra portakal suyu verilir. Ayrıca,
hazır mama verilmemesi halinde, A ve D vitaminleri de verilmeye
başlanır. 3 aydan sonra çocuğun yeterli miktarda demir almasını
sağlamak için sebze verilmeye başlanır. 3.5 aylık bir bebeğin
günlük yemek listesi aşağı yukarı şöyle olur: 5 x 170cc anne
sütü ya da biberon, 1 veya 2 çorba kaşığı sebze, ezilmiş ve 2
çorba kaşığı portakal suyuyla karıştırılmış bir peksimet. Buna
ek olarak bebeğe 6 damla A ve D vitamini (hazır mama
kullanılıyorsa 2 damla yeterlidir) ve diş çürümesini önlemek
için bazı ilaçlar verilir. 5 aylık kadar olduktan sonra bir
çorba kaşığı patates püresi ya da pirinç sebzelere eklenir.
Verilen biberon sayısı yavaş yavaş azaltılarak, onun yerine
ekmek ya da hububat cinsinden bir yemek verilir. 7 aylık
olduktan sonra et ve balık da verilmeye başlanır. Sütün artık
sulandırılması gerekmez. 8 aylık olunca, biberona tamamıyla son
verilebilir, ekmek ve tereyağı verilmeye başlanabilir. 9 aydan
sonra çocuk büyüklerin yediği şeyleri yemeye başlayabilir. Ancak
çocuğun yeterli miktarda süt ya da sütlü besin (günde yarım
litre) ve yeterli C vitamini (meyve) ve A ve D vitaminleri
(damla) alması önemlidir.
Eğer gerekirse
yemekleri glikoz ile tatlandırılabilir. Glikoz dişler açısından
normal şekerden daha iyidir. Hafif bir ishal ya da kabızlıkta
(çoğunlukla) çocuğun beslenme düzeni değiştirilerek
düzeltilebilir. |
|
|