Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Bebeğin Beslenmesi
Gittikçe daha az sayıda kadın çocuğunu emzirdiği halde, emzirme çoğunlukla, bebeği beslemenin en ideal biçimi olarak kabul edilmektedir. Anne sütünün yararları besinin önceden hazırlanma zorunluluğunun olmaması, mikropsuz (steril), ucuz ve her zaman doğru ısıda olmasıdır. Ayrıca annenin sütünde, bebeği ilk aylarda belirli hastalıklara karşı koruyan çeşitli antikorlar bulunur. Emzirmenin zararları fiziksel ve akli etmenlerin süt üretimini etkilemesi ve annenin kullandığı bazı ilaçların anne sütü aracılığıyla çocuğa geçmesidir. Çağdaş biberon mamaları hemen hemen anne sütü kadar iyidir ve anne ile çocuk arasındaki fiziksel temasın sağladığı yakınlığın yitirilmesi gerekmez.
  
 
Hemen doğumdan sonra bebek farklı bir beslenme biçimine geçmek zorundadır. Doğuma kadar göbek kordonu aracılığıyla beslenen bebek doğumdan sonra besinini sindirim sistemi aracılığıyla kendi kendine sağlamak zorundadır. Bebek, bunu iyi gelişmiş ağız kasları ve emme refleksleri sayesinde yapabilir. Ayrıca doğumdan sonraki 24 saat içinde çocuğun susuz kalmasını önlemek için, doğum sırasında normal bir çocuğun bedeninde yeterli sıvı yedeği bulunur. Eğer bebeğe sıvı vermekte çok gecikilirse süt ateşi, yani artık ürünlerin bedende birikmesi nedeniyle beden ısısının yükselmesi görülür. Ayrıca kandaki şeker miktarı çok azalır ve bebeğin sarılık olma olasılığı çok artar. Öte yandan çok çabuk beslemeye başlamak da çocuk hala şaşkın olduğu ve boğulabileceği için doğru değildir. Bu nedenle ilk mama doğumdan sonraki 6 ile 12 saat içinde verilir. Çoğunlukla bu, içinde % 5 oranında glikoz bulunan sudan ibarettir. Bu durumda çocuğun boğazı tıkansa bile çok ciddi sonuçlara yol açmaz. Emzirmek ile biberon vermek arasındaki seçim tümüyle anneye aittir. Çok ender olarak tıbbi nedenlerle emzirmek yerine biberonla beslemek yeğlenir. 30 yıl kadar önce her 10 annenin 9'u çocuğunu emzirirdi, bugün ise bu rakam yalnızca 3'tür. Bu değişikliğin nedenleri toplumsal ve psikolojiktir. Bazı kadınlar emzirmenin estetik olmadığı (çirkin olduğu) görüşündedir. Göğüsleri normalden fazla büyüyen kadın, çoğunlukla doğumdan sonra olabildiği kadar çabuk eski bedenine kavuşmayı ister.
  
 

Emzirmek her zaman pratik değildir. Annenin çocuğunu emzirmesi halinde, ara sıra biberon vermesi olanaksızdır. Bunun nedeni yalnızca çocuğun biberona alışık olmaması değil, aynı zamanda göğüslerin acı verecek ölçüde sütle dolmasıdır. Bu nedenle anne çocuğunu gittiği her yere götürmelidir. Oysa biberonla beslenirken çocuk ara sıra güvenilir bir biçimde anneannesiyle, babasıyla ya da bir başkasıyla bırakılabilir. Emzirmek istemeyen doktordan kolaylıkla bir hormon bileşimi sağlayabilir. Ancak emzirme en doğal beslenme biçimidir. Anne sütünün bileşimi çocuğun gereksinimlerini tam tamına karşılar, süt mikroplu değildir ve doğru ısıdadır. Ayrıca anne sütünün önceden hazırlanması gerekmez de ucuzdur. Üstelik emzirme çocuğun emme gereksinimini en iyi biçimde tatmin eder annesinin teni ile olan doğrudan temas çocuğun okşanmak ve sevilmek gereksinimini karşılar. Emzirme çoğunlukla anne için de çok tatmin edicidir ve annenin çocuğu ile arasındaki bağı güçlendirebilir. Annenin sütünde çocuğu, birçok hastalığa karşı koruyan canlı antikorlar bulunur. Ancak, bu biberonla beslenen çocukta antikor bulunmayacağı anlamına gelmez; gebelik sırasında antikorlar göbek kordonu aracılığıyla çocuğa geçer. Süt üretimi büyük ölçüde annenin fiziksel ve akli durumuna bağlıdır. Örneğin anne yeterince sütün olup olmadığı konusunda çok endişeliyse bu, annenin süt üretimini hemen ters yönde etkiler. Çağdaş biberon mamalarının bileşimi anne sütününki ile aynıdır. Ayrıca biberon vermek anne ve çocuk için emzirme kadar keyifli bir deneyim olabilir. Bebeği biberonla beslerken de çıplak göğse yaslamak olanaklıdır, böylece emzirmede olduğu kadar yakın bir temas sağlanmış olur.

Emzirme

Doğumdan sonra bedendeki hormon değişikliklerinin etkisiyle süt üretimi yavaş yavaş artar. İlk günlerde süt miktarı hala azdır, ama bu kolostrom besin açısından zengindir. Bu evrede bebek pek aç olmaz, genellikle canlıdır ve beslenme süresi 5 dakika kadardır. Daha sonra her emzirme 20 ile 30' dakika sürebilir, ancak bazı çocuklar 5 dakikada yeterince emmiş olabilirler. Genel olarak çocuk günde altı kez beslenir, çok küçük olanlara geceleri fazladan bir mama daha verilir.

Bebek beş günlük olduktan sonra bebeğin beden ağırlığının her kilosu için günde 120 gr. anne sütü alması amaçlanır, bebek 7 ile 8 günlük olduktan sonra bu miktar kilo başına 150 gr. a çıkar. Bazı toplumlarda anne her zaman bebeği yanında taşıdığı için bebek daha sık ve daha düzensiz olarak meme emebilir. Bu çocukların da iyi büyümeleri olgusu katı bir besleme düzeninin gerekli olmadığını ortaya koymaktadır. Çocuğun meme emmesi süt üretimini uyarır ve çok az süt gelmesi halinde bebek daha güçlü emerek süt üretirninin artmasına neden olur. Ara sıra çocuğu meme emmeden ve emdikten sonra tartarak, çocuğun yeterince beslenip beslenmediğini denetlemek olanaklıdır. Daha önemli olan nokta çocuğun beklenen biçimde büyüyüp büyümemesidir. İlk birkaç gün bebek kilo kaybeder, bu normal olarak 200 ile 250 gr.dır (bazen bu miktar 400 ile 500 gr. a kadar çıkar). Doğumdan yaklaşık üç gün sonra bebek en düşük kilosuna ulaşır. Bu noktadan sonra bebek kilo almaya başlar ve yaklaşık olarak 10. günde doğum kilosuna ulaşır. Bebek meme emerken anne ve bebek yatmalı ya da sessizce oturmalıdırlar. Bebek rahatça nefes alabilmeli ve başı alttan desteklenmelidir. Göğüs uçlarının çatlamasını önlemek için göğüs ucunu çevreleyen koyu renk bölge de bebeğin emebilmesini sağlayacak kadar bebeğin ağzının içine sokulmalıdır. Göğüslerdeki süt her seferinde tamamen boşaltılmalıdır. Bazen bunun yapay bir biçimde bir meme pompasıyla yapılması gerekir. Eğer göğüs iyi boşaltılmazsa sertleşir ve kolaylıkla meme iltihabına yol açabilir

Biberonla Besleme

Çocuğa biberon vermek için annenin sütünün az olması, meme iltihabı olması ya da çocuğun hasta olması gibi tıbbi nedenler olabilir. Sulandırılmış inek sütüne glikoz ve buğday unu katarak anne sütünün bileşimi oldukça iyi bir biçimde taklit edilebilir: 500cc kaynamış süt, 200cc kaynamış su ve 2 çorba kaşığı glikoz 100 ile 200cc'lik altı mama için yeterlidir. Bebeğin ağırlığı bir kez 5 kiloya ulaşınca, 600cc süt, 300cc su, 2 çorba kaşığı glikoz ve 1/2 veya 1 çorba kaşığı un ile elde edilen bileşim kullanılabilir. Her çocuğun ne kadar mamaya gereksinimi olduğunu kesinlikle söylemek olanaksızdır; bazen çok hareketli çocuklar normal çocuklardan %20 daha fazla mama alırlar. Günümüzde hemen hemen anne sütü ile aynı olan hazır mamalar da vardır.

Ek Mamalar

Birçok gelişmiş ülkede kadınlar dördüncü ve sekizinci aylar arasında yavaş yavaş emzirmeyi bırakırlar. Yapma mamalar kullanılmaya başlanır. Hazır mamalar da kullanılabilir. Eğer tatlı iseler bazen çocuk bunları anne sütüne yeğleyebilir ve daha az meme emme başlar. Bu durumda emzirme azalır. Bu nedenle ek mamalar genellikle ekşi olur. Çocuğun yeterince C vitamini almasını sağlamak için, iki aydan sonra portakal suyu verilir. Ayrıca, hazır mama verilmemesi halinde, A ve D vitaminleri de verilmeye başlanır. 3 aydan sonra çocuğun yeterli miktarda demir almasını sağlamak için sebze verilmeye başlanır. 3.5 aylık bir bebeğin günlük yemek listesi aşağı yukarı şöyle olur: 5 x 170cc anne sütü ya da biberon, 1 veya 2 çorba kaşığı sebze, ezilmiş ve 2 çorba kaşığı portakal suyuyla karıştırılmış bir peksimet. Buna ek olarak bebeğe 6 damla A ve D vitamini (hazır mama kullanılıyorsa 2 damla yeterlidir) ve diş çürümesini önlemek için bazı ilaçlar verilir. 5 aylık kadar olduktan sonra bir çorba kaşığı patates püresi ya da pirinç sebzelere eklenir. Verilen biberon sayısı yavaş yavaş azaltılarak, onun yerine ekmek ya da hububat cinsinden bir yemek verilir. 7 aylık olduktan sonra et ve balık da verilmeye başlanır. Sütün artık sulandırılması gerekmez. 8 aylık olunca, biberona tamamıyla son verilebilir, ekmek ve tereyağı verilmeye başlanabilir. 9 aydan sonra çocuk büyüklerin yediği şeyleri yemeye başlayabilir. Ancak çocuğun yeterli miktarda süt ya da sütlü besin (günde yarım litre) ve yeterli C vitamini (meyve) ve A ve D vitaminleri (damla) alması önemlidir.

Eğer gerekirse yemekleri glikoz ile tatlandırılabilir. Glikoz dişler açısından normal şekerden daha iyidir. Hafif bir ishal ya da kabızlıkta (çoğunlukla) çocuğun beslenme düzeni değiştirilerek düzeltilebilir.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot