|
|
|
Akli bozukluk belirtilerini
bastıran bir grup ilaç 1950'lerde geliştirilmeye başlandı.
Yarattıkları etkilere göre bu ilaçlar birkaç gruba ayrılabilir.
Uyutucu bir etkisi olan uyku hapları, tedirgin ve gerilimi
azaltan yatıştırıcılar, sanrı ve sabuklama gibi ciddi
bozuklukların hafifletilmesinde kullanılan nöroleptik ilaçlar ve
insanın içinde bulunduğu ruhsal durumu olumlu bir biçimde
etkileyen anti depresan ilaçlar arasında bir ayırım
yapılmaktadır. Özellikle yatıştırıcılar yaygın bir biçimde
kullanılmaktadır. Bu ilaçları aldıktan sonra gerginliklerin
azaldığı doğrudur, ancak bu gerginliklere yol açan sorunlar
ortadan kalkmamıştır. |
|
|
|
Zihin üzerinde bir etki yaratan ilaçlar, (psikofarmasötikler)
temel etkilerini algılama, düşünme, duygular ve bilinç gibi
işlevler üzerinde gösteren maddelerdir. Ayrıca bazı yan etkileri
(örneğin hareket etme faaliyetleri üzerinde) olabilir. Çağlar
boyunca bu tür maddeler uygarlıkta düzenli olarak kullanılmıştır
(alkol, kafein, nikotin afyon, vb.). Bu geleneksel maddeler
duygularda ve algılamalarda sapmalara neden olabilir ve kişinin
içinde bulunduğu bilinç durumunu değiştirebilir. Akli
bozuklukların kimyasal olarak hazırlanan ilaçlarla tedavi
edilmesi ancak son zamanlarda yaygınlık kazanmıştır. 1950'lerin
başlarında klorpromazin'in psikotik hastalarda görülen sanrı ve
sabuklamalar üzerinde olumlu bir etki yarattığı anlaşılmıştır.
Bundan sonra ilaç sanayi benzer bir etkisi olan daha çok madde
bulabilmek için yoğun bir çaba içine girmiştir. Bu araştırmalar
hâlâ sürmektedir ve düzenli olarak yeni ilaçlar piyasaya
çıkmaktadır. Ruhsal etkili ilaçların kullanılmaya başlanması
akli bozuklukları olan kişilerin tedavisinde yeni bir çığır
açtı: rahat durmayan hastaların giderek daha az tecrit
edilmeleri ya da deli gömleği giymeleri gerekti. Bu ilaçlar
çoğunlukla akli bozuklukların yalnızca belirtilerini
bastırdıkları için bunlar temel olarak diğer tedavi biçimlerinin
yanı sıra, onları destekleyecek bir biçimde kullanılmalıdır.
Ancak bu olgu genellikle ihmal edilmektedir. Bu konuda bir görüş
birliği olmamasına karşın, bu ilaçlar genellikle üç ana gruba
ayrılmaktadır: yatıştırıcılar, psikoanaleptikler (ruhsal olarak
uyarı ilaçlar) ve psikodisleptikler (halusinojenik ilaçlar).
Uyku ilaçları doğrudan aklı etkileyen ilaçlardan olmamalarına
karşın, bu ilaçlar arasında incelenir.
|
|
Herhangi bir yan etki yaratmadan kişinin normal uykusuna
kavuşmasını sağlayan ideal bir uyku ilacı yoktur. Bunun yerine
gevşetici ve uyutucu bir etkisi olan maddeler kullanılmaktadır.
Bazı uyku hapları hem beyin korteksinin, hem de beyin sapının
faaliyetini kısıtlar. Bazıları ise temel olarak beynin belirli
kısımlarını, örneğin duyguların bulunduğu alanları kısıtlarlar.
Bunların etkisi doğal uykunun geliştirilmesine dayanır. |
|
|
|
Uyku veren maddeler barbituratları, bazı benzodiazepinleri ve
meprobamat'ı kapsar. Barbituratlar az miktarda alınılırsa,
yalnızca gevşetici bir etki yaratırlar, yüksek miktarlarda
alınması halinde ise uyku verirler. Aşırı bir doz, solunum
yetersizliğine yol açarak ölümcül olabilir. Barbituratlar
genellikle kişinin kendisini iyi hissetmesine (ötori) yol
açtıkları için, insan kolaylıkla alışkanlık edinebilir. Uzun bir
süre kullandıktan sonra aniden kesilmesi halinde ciddi
belirtiler ortaya çıkar. |
Yatıştırıcılar
hafif ve güçlü yatıştırıcılar olarak ikiye ayrılır:
Hafif
yatıştırıcılar: Hafif
bir yatıştırıcı (ataraktikler, yani gevşetici ilaçlar, ruhsal
olarak dinlendirici ilaçlar) sinirliliği, endişeyi ve gerilimi
bastırmak amacıyla kullanılır. İlacın normal dozda alınması
halinde kişinin bilinç durumunu ve zihinsel işlevleri hemen
hemen hiç etkilenmez. Çoğu yatıştırıcının kaslar üzerinde
gevşetici bir etkisi vardır. Bunların etkisi omurilikteki ve
merkez sinir sisteminin daha yüksek kısımlarındaki reflekslerin
bastırılmasına dayanır. Uzun bir süre kullanıldıktan sonra bile
bunların yan etkileri asgari düzeydedir, ancak bazen
sersemletici bir etkileri olur. Bunlarla birlikte alkol alınması
bu ilaçların yatıştırıcı etkilerini genellikle yoğunlaştırır. En
yaygın olarak kullanılan hafif yatıştırıcılar
benzodiazepinlerdir. Yatıştırıcılar çağdaş dünyamız tarafından
tüketilen ilaçların ilk sıralarında yer almaktadır. Bunun
nedeni, büyük bir olasılıkla, günümüzde insanların gerginliğe ve
akli tedirginliğe tahammül etmek istememeleri olabilir. Bu durum
yavaş yavaş yatıştırıcıların gereksiz yere de kullanılmalarına
ve bağımlılık yaratılmasına yol açmıştır. Nasıl kullanılırsa
kullanılsın yatıştırıcılar hiç bir zaman sorunun nedenini
ortadan kaldıramazlar.
Güçlü yatıştırıcılar: Ciddi
akli bozukluk belirtilerin bastırılması için güçlü
yatıştırıcılar kullanılır (nöroleptik ilaçlar). Bu ilaçlar,
bilinci ciddi bir biçimde etkilemeden kafa karışıklığını,
sanrıları ve sabuklamaları azaltır (bu nedenle bazen bunların
antipsikotik etkisinden söz edilir). Bu, önemli ölçüde çevreye
kayıtsızlık belirtileri gösteren karakteristik bir sakinlik
haline yol açar. Kişiliğin tümü bir ölçüde bulanıklaşır; yüzde
tipik bir boş ifadenin belirmesi bu izlenimi daha da pekiştirir.
Birçok nöroleptik ilaç uzun süre kullanıldıktan sonra Parkinson
hastalığının (titrek felç) belirtilerine benzer belirtilere
neden olur. Diğer yan etkileri mukozalarda bir kuruluk ve
kabızlıktır (dışkı olmaması). En sık kullanılan nöroleptik
ilaçlar fenotiazin (klorpromazin gibi) türevleridir. Uzun
zamandan beri bilinen reserpin ise kan basıncısı azaltan yan
etkisi nedeniyle artık hemen hiç kullanılmamaktadır. |
Psikoanaleptik bir
ilacın merkez sinir sistemi üzerinde uyarıcı bir etkisi vardır.
Bu maddeler temel olarak antidepresan ilaçları kapsarlar.
Bunların, uyarıcı aminlerin etkilerine bir ölçüde benzeyen
etkileri vardır.
Antidepresanlar:
Antidepresan bir ilaç insanın içinde bulunduğu ruhsal durumu
düzeltmek amacıyla depresyon durumlarında kullanılır. Bazı
fenotiazin türevlerinin (trisiklik antidepresanlar) depresyon
giderici bir etkileri olduğu anlaşılmıştır. Bu ilaç grubunun
çalışma mekanizması henüz tam olarak anlaşılmamıştır; ancak
belirli sinir iletici maddelerin (bir sinir hücresinden diğerine
uyarımlar taşıyan maddeler) etkinliğini arttırdıkları
sanılmaktadır. Normal olarak, sinir iletici bu maddeler
görevlerini bitirdikten sonra sinir ucu tarafından emilirler ve
böylece etkileri sona erer. Trisiklik antidepresanlar bu yeniden
emilme sürecini kısıtladıkları için sinir iletici maddeler daha
uzun bir süre etkin olabilirler. Bunların yan etkileri ağzın
kuruması, aşırı terleme ve kabızlıktır. Bu bileşim grubundan
olan en önemli maddeler imipramin ve amitriptilindir. Monoamin
oksidaz (MAO) enzimini engelleyen bir madde bu enzim üzerinde
kısıtlayıcı bir etkisi olan bir antidepresandır. Bu enzim,
birkaç sinir iletici maddeyi parçalayarak etkisiz ürünler haline
getirebilir. Depresyonlarda sinir iletici maddelerde bir
eksiklik görülmemesine karşın, monoamin oksidazi engelleyen
maddelerin etkileri büyük bir olasılıkla bunların
ayrıştırılmasının bastırılmasına dayanmaktadır. MAO'ı engelleyen
maddeler içinde en yaygın olanları iproniazid ve
tranilsipromin'dir. Ancak bu maddelerin ciddi yan etkileri
olduğu için bunlar bugün ender olarak kullanılmaktadır. Bu yan
etkilerin bazıları özellikle tiramin açısından zengin olan
gıdalar (örneğin küflü peynir, tavuk ciğeri, maya, fasulye ve
şarap) yendikten sonra ortaya çıkar. Bu nedenle bu ilaçların
kullanılması halinde hastanın içinde tiramin bulunan hiçbir şey
yememesi gerekir.
Uyarıcı aminler: Uyarıcı
aminlerin kısa süreli bir uyarıcı etkileri vardır. Bunun
arkasından bir depresyon devresi gelebilir. Bunlar bazen yanlış
olarak antidepresan ilaçlar içinde ele alınmaktadır. Alışkanlık
yarattıkları için istenen etkinin sağlanması için giderek artan
miktarlarda alınmaları gerekir. Ayrıca, iştah azaltır ve kalp
atışını artırırlar. Doktorların bunları ender olarak vermesine
karşın, bunlar genellikle el altından tedarik edilmektedir.
Sporcular kısa bir süre için başarılarını arttırmak amacıyla
bunları kullanırlar (doping). Bu maddelerin artık ürünleri idrar
incelenerek bulunabilir (doping kontrolü). Bunların bazı
türevleri zayıflama amacıyla kullanılmaktadır.
Ancak bunlar alışkanlığa yol açtıkları için sakıncalıdırlar. Bu
ilaçların kullanımının giderek azalması sevindiricidir. Bunlar
yorgunluğu gidermek için, örneğin araba sürenler ya da sınavlara
hazırlanan öğrenciler tarafından, enerji hapı olarak
kullanılırlar. İkinci Dünya Savaşı sırasında bu haplar daha uzun
bir süre savaşabilmeleri için askerlere verilmişti. Bu amin
grubunda yer alan önemli maddeler amfetamin (benzedrin) ve bunun
metamfetamin (pervitin) ve deksamfetamin (deksedrin) gibi
türevleridir. |
| Meskalin,
marihuana ve LSD'yi de kapsayan bu maddeler bir zamanlar
psikoterapi alanında beslenen ümitleri boşa çıkarmıştır.
Psikodisleptik (halisinojenik, sanrıya neden olan) maddelerin
unutulmuş ve bastırılmış olan olayların hatırlanmasına ve ifade
edilmesine olanak vereceği sanılmıştı. |
| Lityum tuzları
ruhsal etkili ilaçların özel bir grubunu oluşturur. Bildiğimiz
kadarıyla lityum tuzları bedende herhangi bir işlev
görmemelerine karşın, özellikle taşkın (manik) hastaların
tedavisinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Bunlar taşkınlık
evrelerinin sayısını azaltmakta ve bunların seyrini
kolaylaştırmaktadır. Lityum tuzları, hastada herhangi bir
belirti olmaması durumunda bile, sürekli kullanılmalıdırlar.
Ciddi yan etkileri olan ve taşkınlık evrelerini engelleyemeyen
nöroleptiklerin kullandığı tedavilerde bunlar önemli bir
tamamlayıcı görevi yaparlar. |
|
|