Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Doku ve Organ Nakli
Bir nakil ameliyatı (transplantasyon) dokuların ya da organların değiştirildiği bir işlemdir. Eski zamanlarda da doku nakli yapılması yönünde çabalar gösterilmiştir. Günümüzde ise doku nakli son derece olağanlaşmıştır. Bir naklin başarılı olabilmesi için bedenin savunma mekanizmasının kısıtlanması nakledilen malzemenin zedelenmesini önlemek açısından son derece önemlidir. Bu savunma mekanizması öncelikle hayvan dokuları ve organları insanlarda kullanıldığı zaman işlev kazanmaktadır. Günümüzde her tür naklin yapılmasına karşın, bu alanın incelenmesinin henüz başlangıcında bulunmaktayız. Yalnız böbrek nakilleri belirgin bir biçimde başardı olmuştur.
  
 

Nakil, dokuların ve organların eş değerde dokular ve organlar ile değiştirildiği bir işlemdir. Örneğin eğer bir hastanın bir yerindeki deri bedeninin bir başka yerindeki deriyle değiştirilirse, buna kendi kendine nakil (ototransplant) denir. Böyle bir durumda nakli yapılan dokunun hem vericisi, hem alıcısı tek ve aynı kişidir. Verici kalıtsal nitelikler açısından alıcıya benzeyen bir başkası ise, bu işleme eşit-nakil, izotransplant denir. İnsanlarda bu ancak tek yumurta ikizlerinde olanaklıdır. Verici rastgele seçilen bir kişiyse, buna allotransplant denir. Nakil bir hayvandan insana yapılmışsa, bu işlem yabancı nakil (ksenotransplant) adını alır. İlk önceleri insandan insana nakiller için benzer-nakil (homotransplant) ve hayvanlardan insanlara nakiller için de farklı-nakil (heterotransplant) denirdi.

Hindistan ve Roma uygarlıkları gibi eski zamanlarda deri nakilleri yapılmasına karşın, bu nakillerin bilimsel bir temele kavuşması ancak 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Önce deri nakilleri incelenmiştir. Bunun, savunma mekanizmaları nedeniyle hayvanlar ile insanlar arasında yapılmasının olanaksız olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar arası deri nakillerinde bile genellikle yeni dokunun reddedildiği görülmektedir.

Bu nedenle günümüzde deri nakilleri, dokunun reddedilmemesi için ancak insanın kendisinden yapılmaktadır. En yaygın olan deri nakillerinin yanı sıra kemik, kıkırdak, kan damarları ve bazen bir böbrek ya da böbrek üstü bezinin nakli de insanın kendisinden yapılmaktadır. Başkalarından yapılan nakiller kalp, karaciğer, akciğer, böbrek ve gözün saydam tabakasında başarılı olmaktadır.

  
 
Savunma Tepkisi
Alıcının kanında bulunan antijenler (antikor yapan maddeler), bedene yabancı olan verici organ ya da dokunun bazı kısımlarına yönelerek savunma tepkilerine (reddetme tepkisi) neden olurlar. Bu maddelere nakil antijenleri denir. Bunlar üç gruba ayrılır:

- Tüm beden hücrelerinde bulunan A ve B kan grubu antijenleri.

- Çekirdeği olan tüm hücrelerde ve tüm trombositlerde bulunan HL-A-sistemi antijenleri
(HL-A, insan lenfosit antijeni). HL-A-antijeni altıncı kromozomda bulunan genler tarafından kalıtsal olarak belirlenir.

- Henüz sınıflandırılmamış olan antijenler. Genellikle verici ile alıcının nakil antijenlerinin birbirine benzemesinin sağlanmasına çalışılır. Tam bir benzerlik ancak tek yumurta ikizlerinde olanaklıdır. Nakilden günler, haftalar sonra ortaya çıkabilen savunma tepkisine bazen beyaz kan hücreleri (lenfositler) neden olmaktadır. Bunlar nakledilen organa girerek onu tahrip etmektedirler. Savunma tepkisi böbreküstü korteksi hormonları ve sitostatik maddeler gibi bağışıklığı önleyici bazı ilaçlarla bastırılabilir. Sitostatikler hücre bölünmesini engellerler ve ayrıca kansere karşı da kullanılırlar. Radyasyon tedavisiyle de nakledilen organa karşı savunma kısıtlanabilir. Ayrıca, anti-lenfosit serumu (ALS) kullanılır. Bu serumda savunma tepkisinde önemli bir rol oynayan lenfositlere karşı antijenler bulunur. Birçok durumda göğüs kemiğinin altında bulunan timusun ya da dalağın alınması da yardımcı olabilir.
Doku Nakilleri
Yalnızca bir dokunun nakledilmesi halinde bir doku naklinden söz edilir. Lösemi durumunda yapılan kemik iliği naklide bir doku naklidir. Bunun için vericinin göğüs kemiğinden ya da havsalasından kemik iliği çekilir ve alıcının bir damarına zerk edilir. Kemik iliği hücreleri kendiliklerinden alıcının iliğine gideceklerdir.

Kan damarı nakillerinde genel olarak hastalıklı kan damarı, bedenin bir başka kısmındaki bir kan damarından (örneğin gereksiz olan bacak damarlarından birisi) bir parça alınarak değiştirilir. Ayrıca vericiden alınan damarlar ve plastik damarlar da kullanılır. Damar sertliği nedeniyle koroner atardamarlar büzülmüşse bedenin bir başka yerinden alman damar parçası ile bu daralma giderilebilir. Böylece bir kalp enfaktüsü önlenmiş olur. Kolayca iyileşmeyen kırıkları tedavi etmek için kemik nakilleri yapılır. Başarılı bir nakilden sonra nakledilen kemik genellikle ölür, ancak bu arada yeni kemik dokusu üretmesini uyarmış olur. Günümüzde bazı batı ülkelerinde kemik hazırlandığı ve saklandığı verici bankalar vardır.

Gözün saydam tabakasında, korneada, kan damarı bulunmadığı ve arkasında bulunan dokulardan beslendiği için bu saydam tabakanın naklinde bir savunma tepkisinin görülmesi enderdir. Bu nedenle kan ile bedene yayılan antikorların korneaya ulaşma olasılıkları pek yoktur. Normal olarak cam berraklığında olan bu tabakadaki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan körlüklerde bu nakil yıllardan beri yapılmaktadır (katarakt). Nakil için ölmüş birisinin gözü kullanılır. Korneanın yanı sıra ince zarın (konjunktiv), merceklerin ve camsı cismin de nakli yapılabilmektedir.

Kan nakli: Kan nakilleri doku nakilleri olarak ele alınabilir. Bu amaçla, vericiden alınan sağlıklı kan alıcının damarına zerk edilir. Kan nakli ani kan kaybında (bir kazadan sonra) ya da bir ameliyat sırasında yapılır. Kan vericiden alıcıya doğrudan doğruya nakledilmez. Verici bankada ya da kan bankasında kan toplanır. Yabancı kan hücrelerine karşı savunma tepkileri açısından incelendikten sonra kan saklanır; üç hafta kadar tutulabilir. Tüm kan grupları için kan bulundurulmasına çalışılır.
Organ Nakilleri
Başarıyla yapılan ilk organ nakli bir böbrek nakliydi. Başlangıçta yalnızca aynı ailenin üyeleri arasında böbrek nakilleri yapılmaktaydı, ancak günümüzde başka kişilerin de böbrekleri kullanılmaktadır. Nakledilen böbreğin beş yıl çalışması halinde, yapılan naklin başarılı olduğu kabul edilir. Beş yıl sonra, genellikle yeni bir nakil gerekmektedir. Avrupa'da verici böbreklere uygun alıcılar bulmakta uğraşan genel bir örgüt (Eurotransplant) vardır. 1967 yılından beri olanaklı olan kalp nakillerinde savunma tepkilerini bastırmak için gerekli olan önlemler hastanın çok fazla özveride bulunmasını gerektirmektedir. Ayrıca nakledilen kalbin koroner kan damarlarında hızla damar sertliği belirmektedir. Karaciğer nakilleri henüz yeni yeni uygulanmaktadır. Özellikle çoğu kez çevresindeki dokularla birlikte büyüyen, hastalıklı bir karaciğerin alınması birçok güçlüğü beraberinde getirir. Nakledilen karaciğerin anında çalışmaya başlaması gerekir; aksi halde hasta ölür. Akciğer nakillerinin de sonuçları şimdiye değin başarısız olmuştur. Solunum güçlüğü, enfeksiyon ve savunma tepkilerine duyarlılığın artması, çözüme kavuşması gereken en önemli sorunlardır.

Gelecekte organ nakillerinin daha başarılı olacağı ve en azından çoğu durumda hastanın yaşamını uzatacağı kesinlikle söylenebilir. El yazısıyla yazılmış, tarihli ve imzalı bir bildirim ile insanın ölümünden sonra bir ya da daha fazla organının nakledilmesine izin vermesi olanaklıdır. Gerekirse, söz konusu kişi böyle bir vasiyet bırakmayı ihmal etmişse, akrabaları da ölümden sonra organların verilmesini onaylayabilirler.
 

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

 

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot