|
|
|
Bir nakil ameliyatı
(transplantasyon) dokuların ya da organların değiştirildiği bir
işlemdir. Eski zamanlarda da doku nakli yapılması yönünde
çabalar gösterilmiştir. Günümüzde ise doku nakli son derece
olağanlaşmıştır. Bir naklin başarılı olabilmesi için bedenin
savunma mekanizmasının kısıtlanması nakledilen malzemenin
zedelenmesini önlemek açısından son derece önemlidir. Bu savunma
mekanizması öncelikle hayvan dokuları ve organları insanlarda
kullanıldığı zaman işlev kazanmaktadır. Günümüzde her tür naklin
yapılmasına karşın, bu alanın incelenmesinin henüz başlangıcında
bulunmaktayız. Yalnız böbrek nakilleri belirgin bir biçimde
başardı olmuştur. |
|
|
|
Nakil, dokuların ve organların eş değerde dokular ve organlar
ile değiştirildiği bir işlemdir. Örneğin eğer bir hastanın bir
yerindeki deri bedeninin bir başka yerindeki deriyle
değiştirilirse, buna kendi kendine nakil (ototransplant) denir.
Böyle bir durumda nakli yapılan dokunun hem vericisi, hem
alıcısı tek ve aynı kişidir. Verici kalıtsal nitelikler
açısından alıcıya benzeyen bir başkası ise, bu işleme
eşit-nakil, izotransplant denir. İnsanlarda bu ancak tek yumurta
ikizlerinde olanaklıdır. Verici rastgele seçilen bir kişiyse,
buna allotransplant denir. Nakil bir hayvandan insana
yapılmışsa, bu işlem yabancı nakil (ksenotransplant) adını alır.
İlk önceleri insandan insana nakiller için benzer-nakil (homotransplant)
ve hayvanlardan insanlara nakiller için de farklı-nakil (heterotransplant)
denirdi.
Hindistan ve Roma uygarlıkları gibi eski zamanlarda deri
nakilleri yapılmasına karşın, bu nakillerin bilimsel bir temele
kavuşması ancak 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Önce deri
nakilleri incelenmiştir. Bunun, savunma mekanizmaları nedeniyle
hayvanlar ile insanlar arasında yapılmasının olanaksız olduğu
anlaşılmıştır. İnsanlar arası deri nakillerinde bile genellikle
yeni dokunun reddedildiği görülmektedir.
Bu nedenle günümüzde deri nakilleri, dokunun reddedilmemesi için
ancak insanın kendisinden yapılmaktadır. En yaygın olan deri
nakillerinin yanı sıra kemik, kıkırdak, kan damarları ve bazen
bir böbrek ya da böbrek üstü bezinin nakli de insanın
kendisinden yapılmaktadır. Başkalarından yapılan nakiller kalp,
karaciğer, akciğer, böbrek ve gözün saydam tabakasında başarılı
olmaktadır.
|
Alıcının kanında bulunan antijenler (antikor yapan maddeler),
bedene yabancı olan verici organ ya da dokunun bazı kısımlarına
yönelerek savunma tepkilerine (reddetme tepkisi) neden olurlar.
Bu maddelere nakil antijenleri denir. Bunlar üç gruba ayrılır:
- Tüm beden hücrelerinde bulunan A ve B kan grubu antijenleri.
- Çekirdeği olan tüm hücrelerde ve tüm trombositlerde bulunan HL-A-sistemi
antijenleri
(HL-A, insan lenfosit antijeni). HL-A-antijeni altıncı
kromozomda bulunan genler tarafından kalıtsal olarak belirlenir.
- Henüz sınıflandırılmamış olan antijenler. Genellikle verici
ile alıcının nakil antijenlerinin birbirine benzemesinin
sağlanmasına çalışılır. Tam bir benzerlik ancak tek yumurta
ikizlerinde olanaklıdır. Nakilden günler, haftalar sonra ortaya
çıkabilen savunma tepkisine bazen beyaz kan hücreleri
(lenfositler) neden olmaktadır. Bunlar nakledilen organa girerek
onu tahrip etmektedirler. Savunma tepkisi böbreküstü korteksi
hormonları ve sitostatik maddeler gibi bağışıklığı önleyici bazı
ilaçlarla bastırılabilir. Sitostatikler hücre bölünmesini
engellerler ve ayrıca kansere karşı da kullanılırlar. Radyasyon
tedavisiyle de nakledilen organa karşı savunma kısıtlanabilir.
Ayrıca, anti-lenfosit serumu (ALS) kullanılır. Bu serumda
savunma tepkisinde önemli bir rol oynayan lenfositlere karşı
antijenler bulunur. Birçok durumda göğüs kemiğinin altında
bulunan timusun ya da dalağın alınması da yardımcı olabilir. |
Yalnızca bir
dokunun nakledilmesi halinde bir doku naklinden söz edilir.
Lösemi durumunda yapılan kemik iliği naklide bir doku naklidir.
Bunun için vericinin göğüs kemiğinden ya da havsalasından kemik
iliği çekilir ve alıcının bir damarına zerk edilir. Kemik iliği
hücreleri kendiliklerinden alıcının iliğine gideceklerdir.
Kan damarı nakillerinde genel olarak hastalıklı kan damarı,
bedenin bir başka kısmındaki bir kan damarından (örneğin
gereksiz olan bacak damarlarından birisi) bir parça alınarak
değiştirilir. Ayrıca vericiden alınan damarlar ve plastik
damarlar da kullanılır. Damar sertliği nedeniyle koroner
atardamarlar büzülmüşse bedenin bir başka yerinden alman damar
parçası ile bu daralma giderilebilir. Böylece bir kalp enfaktüsü
önlenmiş olur. Kolayca iyileşmeyen kırıkları tedavi etmek için
kemik nakilleri yapılır. Başarılı bir nakilden sonra nakledilen
kemik genellikle ölür, ancak bu arada yeni kemik dokusu
üretmesini uyarmış olur. Günümüzde bazı batı ülkelerinde kemik
hazırlandığı ve saklandığı verici bankalar vardır.
Gözün saydam tabakasında, korneada, kan damarı bulunmadığı ve
arkasında bulunan dokulardan beslendiği için bu saydam tabakanın
naklinde bir savunma tepkisinin görülmesi enderdir. Bu nedenle
kan ile bedene yayılan antikorların korneaya ulaşma olasılıkları
pek yoktur. Normal olarak cam berraklığında olan bu tabakadaki
bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan körlüklerde bu nakil
yıllardan beri yapılmaktadır (katarakt). Nakil için ölmüş
birisinin gözü kullanılır. Korneanın yanı sıra ince zarın (konjunktiv),
merceklerin ve camsı cismin de nakli yapılabilmektedir.
Kan nakli: Kan nakilleri
doku nakilleri olarak ele alınabilir. Bu amaçla, vericiden
alınan sağlıklı kan alıcının damarına zerk edilir. Kan nakli ani
kan kaybında (bir kazadan sonra) ya da bir ameliyat sırasında
yapılır. Kan vericiden alıcıya doğrudan doğruya nakledilmez.
Verici bankada ya da kan bankasında kan toplanır. Yabancı kan
hücrelerine karşı savunma tepkileri açısından incelendikten
sonra kan saklanır; üç hafta kadar tutulabilir. Tüm kan grupları
için kan bulundurulmasına çalışılır. |
Başarıyla yapılan
ilk organ nakli bir böbrek nakliydi. Başlangıçta yalnızca aynı
ailenin üyeleri arasında böbrek nakilleri yapılmaktaydı, ancak
günümüzde başka kişilerin de böbrekleri kullanılmaktadır.
Nakledilen böbreğin beş yıl çalışması halinde, yapılan naklin
başarılı olduğu kabul edilir. Beş yıl sonra, genellikle yeni bir
nakil gerekmektedir. Avrupa'da verici böbreklere uygun alıcılar
bulmakta uğraşan genel bir örgüt (Eurotransplant) vardır. 1967
yılından beri olanaklı olan kalp nakillerinde savunma
tepkilerini bastırmak için gerekli olan önlemler hastanın çok
fazla özveride bulunmasını gerektirmektedir. Ayrıca nakledilen
kalbin koroner kan damarlarında hızla damar sertliği
belirmektedir. Karaciğer nakilleri henüz yeni yeni
uygulanmaktadır. Özellikle çoğu kez çevresindeki dokularla
birlikte büyüyen, hastalıklı bir karaciğerin alınması birçok
güçlüğü beraberinde getirir. Nakledilen karaciğerin anında
çalışmaya başlaması gerekir; aksi halde hasta ölür. Akciğer
nakillerinin de sonuçları şimdiye değin başarısız olmuştur.
Solunum güçlüğü, enfeksiyon ve savunma tepkilerine duyarlılığın
artması, çözüme kavuşması gereken en önemli sorunlardır.
Gelecekte organ nakillerinin daha başarılı olacağı ve en azından
çoğu durumda hastanın yaşamını uzatacağı kesinlikle
söylenebilir. El yazısıyla yazılmış, tarihli ve imzalı bir
bildirim ile insanın ölümünden sonra bir ya da daha fazla
organının nakledilmesine izin vermesi olanaklıdır. Gerekirse,
söz konusu kişi böyle bir vasiyet bırakmayı ihmal etmişse,
akrabaları da ölümden sonra organların verilmesini
onaylayabilirler. |
|
|