|
|
|
Antibiyotikler, başka
mikroorganizmaları öldürebilecek ya da bunların gelişmelerini
engelleyebilecek mikro organizmalardan oluşur. Ayrıca kimyasal
olarak birleştirilmiş, ancak antibiyotiklerle aynı etkileri olan
maddeler vardır. Bunlara kimyasal tedavi edici (kemoterapötik)
maddeler denir. Bunlar ve antibiyotikler temel olarak
bakterilerin neden oldukları hastalıkları tedavi ederler.
Virütik hastalıklar üzerinde herhangi bir etkileri yoktur.
Antibiyotiklerin ciddi yan etkileri olabilir ve bakterilerin
ilaca karşı bağışıklık kazanmaları sakıncası da vardır. |
|
|
|
Antibiyotik ilke olarak mikroorganizmalardan üretilen ve başka
organizmaları öldürebilen ya da bunların gelişmesini
engelleyebilen bir ilaçtır. Mikroorganizmalar bakteriler,
virüsler ve mantarlar gibi mikroskobik canlılardır. 19. yüzyılın
ortalarında Louis Pasteur (1822-1895) bir mikroorganizmanın
diğer bir mikroorganizmanın büyümesini engellediğini
keşfetmiştir (bakteri uzlaşmazlığı, antibiyoz). Bu keşfi
uygulama alanına ilk koyan Alexander Fleming (1881-1955)
olmuştur. Bakteriler ve mantarlar bir kap içinde
yetiştirilebilir. Bu, bakterilerin canlı kalabilmeleri için
gerekli olan maddelerin bir karışımını bulunduğu küçük bir
kâsedir. Mikroorganizmalar bu kapta öylesine yoğun bir biçimde
çoğalırlar ki bir süre sonra çıplak gözle bunların kabın
üzerinde ince bir tabaka oluşturduklarını görmek olanaklı olur.
1928 yılında Fleming belirli bir küf (Pénicillium notatum)
tarafından enfekte olan kaplarda bakterilerin gelişmesinin
durduğunu keşfetti. Bu olgudan hareket ederek, bakterilerin küf
tarafından salınan bir madde ile öldürüldüğü sonucunu çıkardı.
Penisilin adını verdiği bu maddeyi bakterilerin enfekte etmiş
olduğu deney hayvanlarına zerk edince hayvanlar üzerinde
herhangi bir zararlı etki belirmediği halde bakterilerin yok
edildiklerini saptadı. Penisilinin etkisi bakterilerdeki hücre
zarının oluşumunu zedelemesine dayanmaktadır. İnsan ve hayvan
hücrelerinin hücre zarları bakterilerinkinden farklı bir oluşum
gösterdiği için, bunlar etkilenmemektedir.
1935 yılında sulfonamidler bulundu. Bunların da penisilinin
etkilerine benzer etkileri vardı. Sulfonamidleri büyük çapta
üretmek çok daha kolay olduğu için Fleming'in keşfi arka planda
kaldı. Ancak birkaç yıl sonra, bazı hastalık mikroplarının
sulfonamidlere hiç tepki göstermedikleri anlaşıldı ve bunun
üstüne penisiline ilgi yeniden canlandı. Sonunda, birçok
güçlükten sonra, içinde besleyici sıvı bulunan büyük tanklarda
küfün yetiştirilmesi ve penisilin elde edilmesi başarıldı. Ancak
Reming'in bulduğu penisilinin bazı sakıncaları vardır; ağızdan
alındığı zaman etkisizdir; bazı insanlarda alerjiye yol açar,
bazı bakteriler penisiline direnebilmektedir. Bu nedenle sürekli
olarak yeni ilaçlar aranmış ve böylece yıllar geçtikçe, her
birinin kendi uygulama alam olan birçok etkili antibiyotik
bulunmuştur.
|
|
Bakterileri yok eden bir antibiyotiğe bakterisid (bakterileri
yok edici) denir. Eğer yalnızca bakterilerin gelişimi
engelleniyorsa, buna bakteriyostatik (bakteri durdurucu) denir.
Bu durumda bakterilerin sayısı artmayacağı için bedenin bu
bakterilerden kurtulma olasılığı belirir. |
|
|
|
Bir diğer antibiyotik grubu mantarları yok edenlerdir (fungisid).
Şimdiye değin virüsleri etkileyebilen çok az madde bulunmuştur.
Grip ya da nezle olunca, bakteri enfeksiyonu biçiminde başka
durumlar söz konusu değilse, antibiyotik kullanmanın yararı
yoktur. Araştırma laboratuarları belirli bir antibiyotiğin hangi
mikroorganizmalara karşı etkili olduğunu her zaman belirtirler.
Antibiyotiğin birçok bakteriye karşı kullanılabilmesi halinde,
buna geniş spektrumlu (geniş kapsamlı) antibiyotik denir; aksi
durumda ise dar spektrumlu bir antibiyotik söz konusudur. Bir
bakteri belirli bir antibiyotiğe karşı duyarsız ise, buna
direnen bakteri denir. Bakteri doğal olarak dirençli olabileceği
gibi, antibiyotiğin kullanılmasından sonra da dirençli hale
gelebilir (edinilen direnç). Tek bir bakteride kalıtsal
malzemenin bir değişikliğe uğradığı (mutasyon) ve bu durumun
dirence yol açtığı düzenli olarak görülmektedir. Bu tür bir
bakteriden üreyen bakteriler de dirençli olur. Bazen çapraz
dirençten bile söz edilebilir: bir antibiyotikle temas ettikten
sonra bakteri, aynı anda diğer antibiyotiklere karşı da direnç
kazanır. Antibiyotiklerin giderek daha çok kullanılması,
nedeniyle, yavaş yavaş daha çok bakteri türü direnç
kazanmaktadır. Bu durum bilim adamlarının daha çok yeni
antibiyotikler bulma çabalarını sürdürmelerine yol açmaktadır.
Pek çok durumda antibiyotik doğrudan kana zerk edilince etkisini
çok hızlı bir biçimde gösterir. Birçok ilaç kandan birkaç saat
içinde atıldığı için, antibiyotikler bazen kas dokusuna zerk
edilir. Bu şekilde, antibiyotikler kana yavaş yavaş karışırlar
ve böylece daha uzun bir süre etkili olabilirler. Gastrik aside
karşı dirençli olan ve mide-bağırsak kanalından kolaylıkla kana
emilebilen antibiyotikler ağızdan alınabilir. Bağırsak
iltihaplarına karşı ise, bağırsakta kaldıkları için kan
tarafından iyi emilmeyen antibiyotikler kullanılır. Bir
aptibiyotik tedavisi her zaman tümüyle tamamlanmalıdır.
Enfeksiyöz belirtilerin geçmesinden sonra ilacın bırakılması
halinde, bedende yeterince hastalık mikrobunun kalmış olması ve
bunların yeniden hastalığı başlatmaları olasılığı vardır. |
| Antibiyotikler
aşırı duyarlılık (alerji) gibi yan etkilere neden olabilirler;
bu genellikle kurdeşen ya da Quincke hastalığı gibi deri
rahatsızlıkları biçiminde belirir. Daha az görülen, ancak daha
ciddi olan bir yan etki ise hastanın hızla bilincini yitirdiği,
dolaşım ve solunum bozukluklarının ortaya çıktığı anafilaktik
şoktur. Diğer bir olası yan etki ise bağırsaklarda normal olarak
bulunan bakterilerin yok edilmesidir. Böylece bağırsaklarda
denge bozulur ve bu ishale yol açabilir. Antibiyotikler,
hayvanların hastalığa daha az yakalanmaları, böylece daha hızlı
büyüyebilmeleri ve daha kaliteli et sağlayabilmeleri için hayvan
yemlerine de konur. Bunun bir sonucu olarak et ve sütte
antibiyotik kalıntıları bulunur. |
|
Penisilinler: Tümü
Fleming'in keşfettiği ilk penisilinden türetilmiş olan birkaç
penisilin vardır. Bunlar streptokok ve stafilokok gibi sık
rastlanan bazı bakterilere karşı etkilidirler. Ancak bazı
stafilokoklar penisilini ayrıştıran ve böylece etkisini yok eden
bir enzim (penisilina) üretirler. Bu stafilokokla karşı etkili
olan penisilin türleri bu enzim tarafından ayrıştırılmayan
penisilinlerdir. En iyi bilinen penisilin penisilin-G (benzil
penisilin)'dir. Bedene zerk edilmesi halinde zatürreeye, yara
enfeksiyonlarına, kızıla, frengiye, belsoğukluğuna, meme
iltihabına ve çıbanlara karşı etkilidir. Özel bir penisilin türü
prokainli penisilindir. Bu, kasa zerk edilince kana diğer
penisilinlerden daha yavaş karışan ve bu nedenle daha uzun süre
etkili olan bir depo-penisilin örneğidir. |
1944 yılında bir
antibiyotik gibi etki yapan streptomisin bulundu. Streptomisin
streptomis bakterilerinden oluşur. Aynı şekilde bulunan diğer
antibiyotikler arasında kloramfenikol, tetrasiklin, neomisin ve
eritromisin bulunmaktadır.
Gentamisin, Mikromonosporo türü mantarlar tarafından üretilir.
Bu maddelerin çoğunun tehlikeli yan etkileri vardır, bu nedenle
bunlar yalnızca başka şekilde mücadele edilmeyen mikroplara
karşı kullanılırlar. Bütün antibiyotiklerin mikroorganizmalardan
elde edilmesi hiç bir şekilde zorunlu değildir. Bazıları tümüyle
kimyasal olarak (sentetik antibiyotikler) hazırlanabilir.
Antibiyotikler ayrıca var olan doğal ürünlerin yapısı kısmen
değiştirilerek de yapılabilmektedir (yarı sentetik
antibiyotikler).
Kimyasal tedavi edici (kemoterapötik) maddeler. Bunlar yalnızca
kimyasal olarak hazırlanabilen maddelerdir, bakterilere tepki
gösteren kimyasal tedavi edici maddeler içinde en önemli rolü
Sulfonamid grubu oynar. Sulfonamidlerin (sülfürlü ilaçlar) tümü
sulfanilamid türevleridir. Sulfanilamidin, bazı bakterilerin
gelişmesi için vazgeçilmez olan para-amino benzoik aside (PABA)
kimyasal olarak güçlü bir benzerliği vardır. Sulfonamidler bu
maddeyi bastırır, böylece bakterilerin daha fazla gelişmesi
engellenir. Bu nedenle bunların bakterilerin gelişmelerini
durdurucu (bakteriyostatik) bir etkileri vardır. Penisiline
karşı aşırı duyarlı olan insanlar için sulfonamidler daha iyi
sonuç verirler. Ancak alınan miktarın az olması halinde sonuç
tatmin edici değildir ve bakterilerin direnç gösterme
olasılıkları yüksektir. Birçok Sulfonamid idrar yolları ya da
barsak enfeksiyonlarının tedavisinde iyi sonuç verir. Bağırsak
ameliyatlarında sulfonamidler (ve neomisin) normal bağırsak
bakterilerine karşı mücadele etmek amacıyla kullanılır.
Diğer önemli kimyasal tedavi edici maddeler nitrofurantoin ve
nalidiksik asittir. Her iki ilaçta da bakterilerin direnme
olasılıkları azdır. |
|
|