|
|
|
Son zamanlarda gerek bilimsel tıp
yazılarında gerekse günlük basında akupunktura ilişkin çeşitli
yazılar yayımlandı. Bu eski tedavi yöntemi Doğu'da uygulanan
yaygın bir sağlık önlemleri bütününün yalnızca bir parçasıydı.
İğne tedavisiyle birlikte çeşitli perhizler, tedavi edici
jimnastik, masaj ve solunum tedavisi hastaları iyileştirmenin
geleneksel yöntemleriydi; ancak bunlar her şeyden çok hastalığı
önlemenin araçlarıydı. Batı ülkelerinde bu önlemler bütününden
yalnızca akupunktur benimsendi. Ancak akupunkturu kapsamlı bir
biçimde batı terimleriyle açıklamak henüz olanaklı olmamıştır. |
|
|
|
Efsaneye göre (acus-iğne ve pungere-delme, sokma sözcüklerinden
türetilen) akupunktur savaş alanında bir okla yaralanan bir
asker tarafından bulunmuştur. Okla yaralanmasının bir sonucu
olarak asker yıllardır çektiği bir hastalıktan kurtulmuştur. Bu
temel olgudan hareket eden Çinliler dikkatli bir biçimde
saptanan beden kısımlarının sivri nesnelerle delinmesine dayanan
bir tedavi biçimi geliştirdiler.
Çin, akupunkturun uygulandığı tek ülke değildi. Eski Mısır'dan
kalma yazılar bu tür bir tedavi biçiminin orada da uygulandığını
belirtmektedir. Kuzey Avrupa'da bile bulunan bazı iğnelerin
akupunktur için kullanılmış olabileceği sanılmaktadır. 17.
yüzyıldan itibaren Batı'da akupunktura ilişkin bilgi gittikçe
daha çok yaygınlık kazanırken, batı tıbbının etkisiyle bu tedavi
Çin'de giderek daha az kullanılmaya başlandı. 1949 yılında Çin
Halk Cumhuriyeti kurulunca akupunktura ilgi yeniden arttıysa da,
günümüzde akupunktur büyük ölçüde yalnızca ameliyatlarda lokal
uyuşturma amacıyla kullanılmaktadır. Akupunkturu bazı terimleri
için çeşitli çabalarda bulunulmuştur. Bu çabalar iki akımın
gelişmesine yol açmıştır. Bir akım deneysel araştırma ve tedavi
yöntemleriyle birlikte geleneksel, eski felsefeyi izlemektedir.
Diğer akım ise akupunktur ile çağdaş tıp bilimi arasında bir bağ
kurmaya çalışmaktadır. İkinci Dünya Savaşından sonra
elektro-akupunktur klasik akupunktur ile çağdaş elektroniğin
niteliklerini birleştirmektedir. Bu, bedenin belirli bir
kısmındaki hastalık nedeniyle deri üzerindeki belirli noktalar
arasındaki elektrik direncinin değiştiği varsayımına
dayanmaktadır. Asgari düzeyde elektrik akımı verilerek elektrik
direncinin ilk başlangıç değerine yeniden ulaşması sağlanmaya
çalışılır. Oriküloterapi de (bazen yanlış olarak buna kulak
akupunkturu denmektedir) geleneksel doğu akupunkturu ile çağdaş
tıp düşüncesinin bir ürünüdür. Bu yöntemde bedenin farklı
kısımları ile kulağın üzerindeki belirli noktalar arasında bir
ilişki bulunduğu varsayılır. Kulaktaki bu noktalar aracılığıyla
ilgili beden kısım etkilenebilir.
|
|
Geleneksel felsefe Tao ile başlar. Tao'nun anlatılması ya da
düşlenmesi olanaksızdır. Tao'dan Chi, yaşamsal enerji, doğar.
İnsan doğarken Chi ile donanır ve Chi solunum (hava) ve sindirim
(besin) aracılığıyla sürekli olarak yenilenir. Bu yaşamsal
enerji insan bedenindeki süreçleri idame ettirir. Bu yin ve yang
ile ifade edilir. Tao yin ile yang sürekli bir etkileşimin
olmasını sağlar ve bu, insanlardaki olaylar da dâhil olmak üzere
evrendeki tüm olayları açıklar. Yin ve yang birbirinden ayrı var
olmaları olanaksız olan iki karşıt olgu gibi düşünülebilir;
bunlar sürekli olarak birbirlerini tamamlamaktadırlar. Yang
erkeği, olumluyu, ışığı, yazı ateşi, nedeni vb. temsil eder; yin
ise kadını (dişiyi), olumsuzu, karanlığı, kışı, suyu, etkiyi vb.
temsil eder. İnsan bedeninde de bu karşıtlıklar vardır ve yin ve
yang organlar arasında bir ayırım yapılmalıdır. |
|
|
Yin organların genellikle kalp, akciğerler, dalak, karaciğer,
böbrek ve (kan dolaşımı, cinsellik, kan basıncı ve bellekte
ilişkili olarak) kalp yönetim olduğu kabul edilir. Yang
organları ise ince barsak, mesane, kalın barsak, mide safra
kesesi ve (solunum ve sindirimdeki enerji ile ilişkili olduğu
sanılan bir organ işlevi olan) üçlü bir ısıtıcıdır.
Yin ve yang eşit bir biçimde dengeli ise kişi sağlıklıdır; bu
dengenin bozulması halinde kişi hasta olur.
Meridyenler: Tüm bedende
belirli yollarda bulunan yaşamsal enerji akımlarına meridyen
denir. Bu meridyenler genellikle derinin hemen altında bulunur.
Farklı meridyen türleri vardır. Örneğin her biri bir elde ya da
bir ayakta başlayan ya da sona eren 12 temel meridyen vardır.
Bir meridyenin sonu diğer bir meridyenin başladığı noktanın
hemen altında bulunur. Bu şekilde yaşamsal bir akım oluşturur.
Bu akım 24 saat içinde tüm meridyenlerden geçer. |
Klasik
akupunkturdaki en önemli teşhise yönelik nicelik nabız ya da
nabız bilimine ilişkin kuramdır. Her nabız atardamarında üçü
yüzeysel ve üçü derin olmak üzere altı nabız dalgası bulunur. Bu
dalgaların her biri belirli bir organa tekabül eder. Yüzeysel
dalgalar yang organlarına, derindeki dalgalar ise yin
organlarına tekabül eder. Bu nedenle 2 nabızda toplam 12 nabız
dalgası hissedilebilir. Her nabız dalgası 28 niteliğe ayrılır,
ancak daha sonra pratik nedenlerle bu 17ye düşürülmüştür. Bu,
iki nabız atardamarında 300 kadar olayın bulunduğu anlamına
gelir. Bunlar yin-yang dengesinin bozulmasıyla ya da
korunmasıyla ilişkili olarak açıklanır.
Nabzı hissederek insan, organlarının durumu hakkında bir izlenim
edilebilir. Yalnızca rahatsızlıklar (belirtiler) incelenmekle
kalmayıp, aynı zamanda hastaya ilişkin genel bir tablo
oluşturulmaya çalışılır. Akupunktur uzmanı bireyi kendi
bütünlüğü içinde görür ve ele alır. |
Bir kez teşhis
konduktan sonra bozuklukları belirtecek yeterince bilgi
toplanmış demektir ve tedaviye geçilebilir. Tedavinin amacı yin
ile yang arasına bozulmuş olan akupunktur noktalarına bir ya da
daha çok iğne saplanarak yapılır. Bu iğneler deriye hızlı bir
hareketle batırılır, iğne sokulurken genellikle deriye dik bir
açı (90°) oluşturur, ancak bazen bu 45°’lik ya da 15°’lik bir
açı olabilir.
Bir iğnenin deride kalma süresi birkaç saniyeden birkaç saate
kadar değişir. Bu normal olarak nabzı normale dönmesi için
gerekli olan süreye bağlıdır. Kaç iğne sokulacağı ise akupunktur
uzmanına ve hastalığa ya da bozukluğa bağlıdır; birkaç düzine
iğne kullanılabilir.
İğneler:
Başlangıçta 9 çeşit akupunktur iğnesi vardır. Bunlar cerrahi
aletler olarak da (örneğin apse delmek için) kullanılmaktaydı.
Günümüzde genellikle çelik iğneler (Haotjen iğneleri)
kullanılmaktadır. Bazı Batılı akupunktur uzmanları gümüş ve
altın iğneler kullanırlar. Altın iğnelerin uyarıcı bir etkisi,
gümüş iğnelerin ise tam aksi bir etkisi olduğu ileri
sürülmektedir. Olanaklı olan bir ikinci tedavi ise bir bitkisel
maddenin kullanılmasıdır. Bu çeşitli pelin otlarının kurutulmuş
yapraklarından hazırlanan bir ot bileşimidir (Artemisia vulgaris)
ve iğnelerin üzerine konduktan sonra yakılır. Bazı durumlarda
ise bu bileşim yanarken ya doğrudan derinin üzerine ya da küçük
bir disk üzerinde akupunktur noktasına konur. Bunun yarattığı
ısı uyarımının organlar üzerinde yararlı bir etkisi olduğu
sanılmaktadır. |
| Akupunkturun
fizyolojik esaslarını açıklamak için çeşitli çalışmalar
yapılmışsa da bunlar henüz başarıyla sonuçlanmamıştır. Bu, daha
az ölçüde olmak üzere, akupunktur uygulanan hastalara ilişkin
araştırmalar için de geçerlidir. Ancak birçok insan akupunkturun
ağrı giderilmesi açısından iyi sonuçlar verdiğini ileri
sürebilecek kadar kendilerini emin hissetmektedir. |
|
|