|
|
|
Ağrının tam olarak ne olduğu kesin
bir biçimde açıklanamamaktadır. Herkes kendisine özgü bir
biçimde ağrı duyar. Bazı ağrı türleri arasında açıkça bir ayırım
yapmak olanaklıdır (kesin ağrı, sağır ağır, yanan ağrı). Yıllar
önce insanlar ilkin söğüt ağacı kabuğu ile sonralar ise diğer
ağır kesici ilaçlarla ağrıyı yenmeye çalışmışlardır. Akupunktur
da eski bir ağrı kesme yöntemidir. Son birkaç yıldır ağrıyı
dindirmek için gittikçe daha çok yöntem geliştirildi. Lokal
(yerel) anestezi bedenin belirli bir kısmındaki ağrıyı keser.
Genel anestezi sırasında ise hasta bilinçli bir durumda olmadığı
için ağrının algılanması söz konusu değildir. |
|
|
|
Ağrı algılamaları uzun süren bir ağrıdan keskin, şiddetli bir
ağrıya kadar değişebilir. Ağrının nasıl belirdiği ancak kısmen
bilinmektedir. Doku zedelenmesinin neden olduğu farklı
dürtülerin ya da bazı maddelerin (histamin, plazma kinin ve
prostaglandinler gibi) duysal sinirler üzerinde yarattıkları
etkilerin ağrıya neden olduğu bilinmektedir. Dürtü, sinirler
aracılığıyla beyne iletilir ve burada ağrı algılanır. Ağrıyı
hafifletmek için nedeninin bulunması ve ortadan kaldırılması
gerekir. Nedenlerinin bulunamaması ya da yok edilememesi
(örneğin kanser hastalarında olduğu gibi) halinde, ağrıyı başka
biçimlerde hafifletmenin yolları aranır. Özellikle uzun süreli
ağrılarda uygun ağrı kesici ilaçların kullanılması
gerekmektedir.
|
1. Yatıştırıcı:
Ağrı dindirici ilaçlar kullanılması. Bunlar hem kısa süreli hem
de uzun süreli ağrılara iyi gelirler. Bu ilaçlar genellikle
doktor tavsiyesi üzerine alınır. Doktor çoğu kez olabildiğince
hafif bir ilaç verir. Bunun ağrıyı geçirmemesi halinde, daha
güçlü bir ağrı kesici ilaç verir. Ağrı son derece kişisel bir
algılamaya dayandığı için, hafif bir ilaç güçlü bir ağrıyı
kesmek için yeterli olabilir. Bu ilaçların etkili olabilmeleri
için, bunlara düzenli aralıklarla alınmaları gerekmektedir
2. Akupunktur: Bu yöntem
eski zamanlardan beri ağrıyı kesmek için kullanılmaktadır. Her
ağrının kendine özgü akupunktur yeri olduğu sanılmaktadır.
Örneğin, diş ağrısını hafifletecek olan akupunktur yerinin
başparmak ile işaret parmağı arasında (Hooh-ku noktası) olduğu
sanılmaktadır. |
|
|
3. Siniri bloke etme: Bu
yöntemde ağrının kaynaklandığı yerden çıkan bir sinir demeti az
çok duyarsızlaştırır. Böylece, eldeki bir ağrıyı buna tekabül
eden, koltuk altındaki bir sinir demetini bloke ederek "tedavi
etmek" olanaklıdır. Bu tür bir engel genellikle alkol fenol ya
da hipertonik tuz eriyiği zerk edilerek oluşturulur. Ancak
istenilen etkiyi sağlamak için iğnenin giderek daha sık
yinelenmesi gerekir.
4. Elektriksel uyarım: Deri
üzerinde, bazen omuriliğin yakınında, bir elektrik uyarıcı
kullanılarak, ağrının algılanmasını engelledikleri sanılan bazı
sinirler uyarırlar. Bu yönteme omurilikteki ağrı eşiğinin
kapatılması yöntemi de denilmektedir. Bu yöntemde hastanın
derisinin üzerine bir elektrot yerleştirilir ve hasta uyarıcıyı
pantolonunun cebinde taşır. Ağrı hissettiği zaman uyarıcının
düğmesine basar. Bu yöntem kendi içinde tek değildir. Ağrıyan
bir yerin oyulması halinde ağrının azaldığı herkes tarafından
bilinen bir şeydir.
5. Sinir cerrahisi: Ağrıyan
bölgeye giden sinirler kesilir. Bu yöntem bir organın kesilmiş
olduğu yerde bazen duyulan ağrıları gidermede yararlıdır
(ampütasyon nevraljisi). |
Ağrı dindirici
(analjezik) ilaçlar iki gruba ayrılır: narkotik olanlar ve
olmayanlar.
Narkotik olmayan ağrı dindiriciler:
Bunların genellikle hafif bir ağrı kesici etkilerinin yanı sıra
ateşe karşı ya da iltihaba karşı bir etkileri de vardır. Bu
nedenle bunlar ateşe karşı (antipiretik) ve iltihaplanmaya karşı
(antiflojistik) da kullanılırlar. İltihaba karşı etkileri ve
büyük bir olasılıkla ağrı kesici etkileri de bunların dokular
üzerinde yarattığı lokal etkiye dayanır. Ateşe karşı etkisi ise
ilacın orta beyinde ısı merkezi olan hepotalamus üzerinde
yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. Narkotik olmayan ağrı
dindiriciler her tür hafif ağrılar, kas ve eklem hastalıklarıyla
ilişkili ağrılar için kullanılır. En sık kullanılan madde asetil
salisilik asittir (aspirin). Zamanımızdan çok önceleri ağrı
içinde büyük ölçüde salisilik asit bulunan söğüt ağacının
kabuğundan elde edilen öz ile giderilmeye çalışılırdı. Daha
sonraları bunun yerini çok daha güçlü bir etkisi olan aspirin
aldı. Fenasetin ve parasetamol aspirine benzer ağrı dindirici
maddelerdir. Ancak bu maddelerin iltihaplanmaya karşı bir etkisi
yoktur, yalnızca ateşe karşı etkilidirler. Bunların üçü de yani
aspirin, fenasetin ve parasetamol değişik adlar altında
reçetesiz satın alınabilir. Bu, bazen bu ilaçların gereksiz yere
kullanılmasına yol açar.
Fenilbutazon ve oksifen botazon romatizma ağrıları için
kullanılır. Bu ilacın yatıştırıcı etkisi aspirininkine
benzemekle birlikte ateşe karşı ve iltihaba karşı etkisi yoktur.
Bu ilaçların çok az yan etkileri vardır, ancak önemli yan
etkilerin belirdiği bazı durumlar görülmüştür.
Narkotik ağrı dindiriciler:
Narkotik ağrı dindiricilerin güçlü ağrı kesici etkileri vardır
ve bu nedenle genellikle şiddetli ağrılar için
kullanılmaktadırlar. Bunların etkileri beyinde ağrı
algılanmasının azaltılmasına dayanır. Ayrıca narkotik ağrı
dindiriciler kişinin kendisini aşırı derecede zinde hissetmesine
(öfori) yola açabilir ve bu nedenle ağrı daha farklı bir biçimde
algılanır. Tüm narkotik ağrı dindiriciler alışkanlık yaratır ve
aynı ağrı kesici etkinin sağlanması için giderek daha çok
miktarların alınmasını gerektirirler. Narkotik ağrı dindiriciler
arasında afyonlu ilaçlar da yer alır. Bunlar olgunlaşmamış afyon
bitkisinin (papaver somniferum) sütlü sıvısının kurutulmasıyla
elde edilen afyondan türetilen maddelerdir. Sinir sisteminde
afyonlu ilaçlara çok benzeyen ve ağrının algılanmasında ya da
algılanmamasından etkin olan maddeler (endorfin) bulunur.
Afyonlu ilaçlar da bu maddelerinkine benzeyen bir etkinlik
gösterir. En yaygın afyonlu ilaçlar morfin ve kodein'dir. Kodein
morfinden daha az alışkanlık yaratır. Morfin yerine geçen
maddeler arasında metadon da bulunur. Metadon da alışkanlık
yaratma olasılığı düşük olan uygun bir ağrı kesicidir. Bir
doktor bir ilaç vereceği zaman bazı koşulları yerine
getirmelidir. Örneğin reçetede belirtilen miktar harflerle
yazılmalıdır. Bu ilaçlardan önemli miktarda bulunduran kişiler
(eczaneler) ne kadar sattıklarını ve elde bulunan miktarı tam
olarak kaydetmelidirler. |
Gerek genel
anestezi (narkoz verilmesi), gerekse lokal (yerel) anestezi
diğer etkilerin yanı sıra, ağrının algılanmasını geçici olarak
durdukları için cerrahi mücadelenin yapılmasına olanak verirler.
Narkoz sırasında hasta bilinçsiz ve kaslar gevşemiş bir
durumdadır. Hasta uzun süre bilinçsiz kalamayacağı için, bir
ameliyatın yapılmasına olanak veren bu duruma bir an önce
ulaşılması gerekir. Bunun için genellikle bir kaç madde bir
arada kullanılır. Narkozda dört evre ayırt edilebilir. Ağrı
duyarlılığının azaldığı ilk analjezi evresinde yalnızca ağrının
algılanması azaltılır ve güçlü ağır dürtüleri güçlü direnme
refleksleri uyandırmayı sürdürürler. Hasta henüz kısmen
kendindedir. Kendisine bir şey söylendiği zaman tepki gösterir
ancak sonra ne olduğunu hatırlamaz. Heyecan (eksitasyon)
evresinde hasta kendinden geçen kaslarda hala büyük bir faaliyet
vardır: güçlü göz hareketleri ve düzensiz solunum görülür. Bir
sonraki evre olan direnme ya da tolerans evresinde solunum
rahatladığı, kaslar gevşediği ve ağrı tepkileri ortadan kalktığı
için ameliyatın yapılması olanaklı hale gelir. Kirpiklere
dokununca göz kapaklarını titremesini denetleyen refleksin
durması ve göz bebeklerinin genişlemesi hastanın kesinlikle bu
evreye girdiğini gösteren belirtilerdir. Dördüncü evre felç
evresidir. Hasta suni solunum aracılığıyla hemen üçüncü evreye
geri döndürülmezse solunum kesilir ve ölür.
Lokal anestezide duysal sinirlerdeki dürtü iletimini geçici
olarak kesen bir madde kullanılır. Bu madde hemen yerinde
çözüldüğü için ağrının algılanması kendiliğinden başlar. Lokal
anestezi üçe ayrılır: yüzeysel anestezi, infiltrasyon anestezisi
ve iletken anestezi. Yüzeysel anestezide ağrı kesici (anestetik)
madde uyuşturulacak olan alanın mukozası ya da deri üzerine
uygulanır. İnfiltrasyon anestezisinde uyuşturan madde belirli
bir alana zerk edilir ve çevresindeki ağrı sinirlerinin ince
dalcıklarını tıkar (alan blokajı). İletken anestezide anestetik
madde bir sinire temas eder ve bu sinirin denetlediği tüm alan
bir süre uyuşur (sinir bloku). İletken anestezinin özel bir
biçimi uyuşturan maddenin omuriliğine yakın olan alanlarda
kullanılmasıdır (spinal anestezi). Bu özellikle bel
anestezisinde (lumbar anestezi) görülür. Bu durumda uyuşturucu
madde bel omurları düzeyinde bedene zerk edilir. Böylece karnın
alt kısmından ayaklara kadar olan tüm bölge uyuşturulmuş olur.
Bu yöntem herhangi bir nedenle genel anesteziye dayanıklılığı
olmayan hastalarda karın ameliyatı için ya da bazı doğumlarda
kullanılır. |
|
|