|
|
|
Antidepresan İlaçlar |
Günümüzde sık karşılaşılan ruhsal
çöküntünün (depresyon) ilaçla tedavisinde önemli gelişmeler
kaydedilmiştir. Antidepresan ilaçlara ek olarak ilaç dışı
tedaviler göz önüne alınmalı ve hastaya psikolojik destek
sağlanmalıdır.
Çöküntü, kişide yaşama coşkusunun azalması; kederlenme; ilgi,
güven, merak ve heyecan duygularının kaybolmasıdır. Bu duruma
ruhsal ve bedensel pek çok belirti eşlik eder. Çöküntü
tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar yaşama coşkusunu
artırır. |
|
|
|
İlaç
Dışı Çöküntü Tedavisi |
Antidepresan ilaçlar seçilirken
çöküntüde ilaç dışı tedavinin de uygulanabileceği göz önüne
alınmalıdır, intihar eğilimi olan olgularda özellikle dikkatli
olunmalıdır.
Tedaviye yanıt vermeyen ağır çöküntülerde elektroşok da
uygulanabilir. Bu koşullarda elektroşok diğer tedavi
yöntemlerine göre daha etkindir. |
|
Antidepresan İlaçlar |
|
Antidepresan ilaçların çeşitleri
son yıllarda hızla artmıştır; en sık kullanılanlar üç halkalı
antidepresanlardır. Üç halkalı antidepresanlar rastlantı sonucu
bulunmuştur. 1940'larda kimyasal yapısı nikotinik asite benzeyen
ilaçların verem tedavisinde etkili olduğu saptanmıştır. Bu
ilaçların kullanımı veremlilerde neşe ve kendine güven hissi
uyandırmıştır. Söz konusu ilacın türevleri elde edilerek
bunların önemli antidepresan etkileri olduğu ortaya konmuştur. |
|
|
|
Kullanımı |
Antidepresan kullanımında güvenli
bir tedavi için aşağıdaki koşullara uyulmalıdır:
• Bir nedene bağlı olmadan gelişen çöküntü durumlarında
kullanılmalıdır.
• Gebelik, kalp hastalığı ve glokom (göz tansiyonu)
bulunmamalıdır.
• Hastanın aldığı diğer ilaçlarla olumsuz etkileşim olmamalıdır.
• Daha önce üç haftayı geçen antidepresif tedavinin etkili
olmadığı hastalarda kullanılmamalıdır.
• Her zaman yan etkiler göz önüne alınmalıdır.
• Antikolinerjik sendromun klinik belirtilerini (genel ve
nöropsikiyatrik) hastalarda Antidepresan tedavi
uygulanmamalıdır. Bu sendrom intihar girişimi amacıyla aşırı
miktarda antidepresan ilaç alımı ya da antikolinerjik etki
gösteren öteki ilaçların alımından sonra ortaya çıkabilir. |
|
Nasıl Kullanılır ? |
Klinik etkileri doğru
değerlendirmek için antidepresan kullanımında şu koşullar göz
önüne alınmalıdır:
• Tedavide ilaç verildikten sonra bir haftada iyileşme görülürse
bu iyileşme ilaca bağlı değildir ya da psikolojik plasebo
etkisidir.
• İki haftalık tedaviden sonra hiçbir Antidepresan etki elde
edilmemişse dozun yükseltilmesi önerilir. Bir hafta sonra da
tedavi başarısız kalırsa başka bir ilaca geçilir.
• Huzursuzluk olan olgularda hasta yeterince yatıştırılamamışsa
tedaviye bir de yatıştırıcı eklenebilir. Antikolinerjik etkinin
güçlenmesi tehlikesine karşı benzodiyazepinler yeğlenmeli,
nöroleptiklerden kaçınılmalıdır.
• Tedavi sonucunda klinik düzelme sağlandığında ilacı en düşük
etkin dozda en az 1-2 ay daha almak gerekir.
• Tedavi yoksunluk belirtilerini engellemek amacıyla yavaş yavaş
kesilmelidir.
• Antidepresan ilaçlar bağırsaktan iyi emilir. Bu nedenle ağız
yoluyla alınabilir.
• Antidepresan ilaçların çocuktaki etkileri iyi bilinmemektedir.
Bu nedenle antidepresan ilaçlar çocuklarda bazı özel koşullarda
(gece işemeleri, okul korkusu) ve düşük dozlarda dikkatle
kullanılmalıdır.
• Yaşlılarda antidepresan ilaçlar bazen ağır yan etkilere yol
açar. Mutlaka kullanılmaları gerekiyorsa antikolinerjik etkileri
az olan ilaçlar seçilmelidir. Ayrıca yaşlı hastalarda ilaç
kullanılmadan önce beyindeki kan dolaşımı dikkatle
değerlendirilmelidir. Bu inceleme, organik bozukluğa bağlı bir
çöküntü sendromu ya da ilacın beyne ulaşmasını engelleyen bir
durum olup olmadığını ortaya koyar. Antidepresan ilaçlar
yaşlılarda sıklıkla huzursuzluğa ve uyuşukluğa yol açabilir. |
|
Hastalara Uyarılar |
• Alkol ve beyin işlevlerini
baskılayıcı maddelerden kaçınmak gerekir
• Hekimin görüşü alınmadan tedavi kesilmemeli ya da başka ilaç
alınmamalıdır.
• İlacın aniden kesilmesi bulantı, baş ağrısı ve fenalık duygusu
yaratabilir.
• Bu ilaçlar sersemlik, uyku ve bulanık görmeye yol açabilirler.
Araç kullanırken ve dikkat gerektiren başka etkinliklerde bu
durum önem kazanır.
• Uzun süre güneş ışınları ya da morötesi ışınlarına maruz
kalmamak gerekir. Boğazda kuruma hissi, idrar yapmada güçlük ya
da aşırı uyuklama görülürse hekime danışmak gerekir. |
|
Psikofarmatikler Dışında Ruhsal Çöküntü Tedavisi |
• Psikolojik tedavi (psikanaliz
teknikleri gibi);
• elektroşok;
• psikofarmatikler kullanılmadan ilaçla tedavi (yardımcı ya da
destek tedavi);
• anabolizmayı artıran hormonlar;
• kortikoit hormonları;
• tiroit hormonları. |
|
Önlemler |
Hafif yan etkilerin ortaya çıkması,
ilaç dozunun azaltılmasını gerektirebilir. Ağır ya da alerjik
yan etkiler ortaya çıkarsa ilaç kesilmeli ve başka bir
antidepresanla tedavi uygulanmalıdır.
Ergenlik döneminde ve yaşlılarda daha düşük dozlar verilmelidir.
Tedaviye düşük dozlarda başlanmalı, klinik yanıt ve ilaca
tahammül durumu gözlenerek dozlar aşamalı olarak
yükseltilmelidir. Çöküntü belirtileri kaybolduktan sonra
çöküntünün yineleme olasılığını azaltmak için tedaviyi en az üç
ay sürdürmek gerekir.
Bu ilaçlar sinirlerin uyarılabilme eşiğini düşürdüğü için daha
önce çırpınma nöbetleri geçirmiş olan hastalarda dikkatle
uygulanmalıdır. Daha önce sara geçirmemiş olgularda da
antidepresan kullanımıyla bu nöbetler ortaya çıkabilir.
Antidepresanlar kalpte ritim bozuklukları ve taşikardiye (hızlı
kalp atımı) açmalarının yanı sıra, koroner damar hastalığı
olanlarda anjina pektoris krizlerinin yoğunluğunu ve sıklığını
artırır. Ayrıca bu hastalarda miyokart enfarktüsü ve inme de
görülebilir. Tiroit bezi fazla çalışan ya da tiroit bezini
uyarıcı ilaçlar kullananları dikkatle izlemek gerekir; bu grupta
kalpte ritim bozuklukları sık görülür. Antidepresan ilaçlar
fiziksel ve zihinsel yeteneklerde azalmaya da yol açabilir. Bu
nedenle hastalar araba kullanırken ve reflekslerde hız
gerektiren işlerde dikkatli olmalıdır.
Üç halkalı antidepresanlar da tedavide şizofreni ve paranoyanın
ağırlaşmasına neden olabilir. Manik depresif durumlarda ise
tedaviye göre hipomani ya da maniye kayış görülebilir. Aşırı
hareketli, huzursuz hastalarda bu ilaçlar bunaltının
ağırlaşmasına yol açabilir; bu durumda dozu azaltmak ve tedavi
şemasını değiştirerek nöroleptikleri tedaviye eklemek yararlı
olur. Bu hastalarda antidepresan ilaçlar saldırganlığı
artırabilir.
Hastaların elinde kesinlikle büyük miktarda antidepresan ilaç
bulunmamalıdır. Çöküntüde intihar riski, hasta klinik olarak
iyileşse bile sürer. Antidepresan ilaçlar eteneyi aşarak dölüte
ulaştığı ve anne sütüne de geçtiğinden gebelikte ve emzirme
döneminde zararlı etkileri engellemek için ancak çok gerekliyse
kullanılmalıdır. Cerrahi girişimde ilaç uzun süre önceden
başlayarak yavaş yavaş azaltılmalıdır. Bu süre kişinin alışmış
olduğu doza göre değişebilir.
Antidepresan ilaçlar ışığa duyarlılığa yol açabileceğinden
hastanın uzun süre güneşe ve morötesi ışınlara maruz kalması
önlenmelidir. |
|
Akut Zehirlenme |
Çocuklar, aşırı doza erişkinlerden
daha duyarlıdır. Zehirlenmeler ağrı ve sıklıkla ölümcüldür.
Belirtiler. Yüksek dozlar, geçici
bir sersemlik, yoğunlaşma bozuklukları ya da geçici görsel
varsanılara yol açar. Aşırı dozlar sersemlik, taşikardi (hızlı
kalp atımı), kalpte ritim bozuklukları, gözbebeklerinde
genişleme, solunumun azalması, morarma, kasılma, ağır tansiyon
düşüklüğü, şok ve komaya neden olabilir. Öteki belirtiler
huzursuzluk, kaslarda katılık ve kusmadır.
Tedavi. Beyinle ilgili belirtiler,
solunum baskılanması ve kalp atım bozuklukları ortaya çıkar
çıkmaz, alınan doz yüksek olmasa ve zehirlenme belirtileri hafif
olsa bile, hasta mutlaka hastaneye yatırılmalıdır. Kalple ilgili
bozukluklar normale dönse bile en az 72 saat boyunca
elektrokardiyografi kontrolü yapılmalıdır. Uygun solunum desteği
sağlanır. Uyanık hastalarda kusma uyarılmalı ve mide
yıkanmalıdır. Bilinci bulanık hastalarda ise kusmayı uyarmamak
ve mide yıkamasından önce solunum yollarım, soluk borusuna
yerleştirilen bir boru ile korumak gerekir. Mide yıkanması 24
saat boyunca yinelenir. Mide yıkanırken özellikle çocuklarda,
mideden aşırı su emilimine bağlı su zehirlenmesini önlemek için,
fizyolojik eriyikler kullanılmalıdır. Damardan yavaş yavaş
fizostigmin verilmesi, aşırı dozun sinir sistemi ve kalp-damar
sistemi üzerindeki yan etkilerini büyük ölçüde önler.
Kullanılması gereken doz erişkinlerde 1-3 mg, çocuklarda 0,5-2
mg'dir. İlacın yan ömrü kısa olduğundan 30-60 dakikada bir
yinelenebilir. Yaşamı tehdit eden ritim bozukluklarında lidokain,
propranolol ve difenilhidantoin kullanılabilir. Gene de
antidepresanlar kalp kasım baskılayabileceğinden kinidin,
dizopiramit ve prokainamit kullanılmalıdır. Şok ve metabolik
asidozda sıvı, bikarbonat, oksijen ve kortikosteroit verilir.
Dijital, duyarlı kalp kasının daha da uyarılmasına yol açarak
ileti bozukluğunu ağırlaştırabilirse de, konjestif (kan
göllenmesine bağlı) kalp yetmezliğinin ortaya çıkması dijital
kullanımım gerekli kılabilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
Her olguda kalp işlevi en az beş gün boyunca izlenmelidir.
Çırpınma nöbetlerini engellemek amacıyla, odanın karartılması
gibi önlemlerle dışarıdan gelen uyanlar azaltılır. |
|
|