|
Antibiyotikler |
Enfeksiyonlarda hızlı ve etkili
tedavi sağlayan antibiyotikler en sık kullanılan ilaçlar
arasında yer alır.
Antibiyotikler kemoterapötik olarak adlandırılan ve enfeksiyon
hastalıklarının tedavisinde kullanılan geniş kapsamlı ilaç
grubunun bir üyesidir. Bu ilaç grubunda antibiyotiklerin yanı
sıra Protozoon, asalak ve mantar ilaçları ile sülfonamitler de
bulunur. Bu ilaçlar enfeksiyonların tedavisinde kullanılır,
bakteri, parazit ve bazı virüslere karşı etki gösterirler.
Kemoterapötik maddeler enfeksiyon etkeni olan
mikroorganizmaların yaşamsal süreçlerini etkiler. Bu etki
vücuttaki normal biyolojik olayları olabildiğince bozmadan
gerçekleşir. |
|
|
|
Özellikleri |
Modem antibiyotik tedavisinin
başlangıcı, ilk sülfamitin tıbbi uygulamaya girdiği 1936'ya
değin iner. Ama 1941'de penisilinin üretilmesiyle mikrobik
hastalıkların tedavisinde bir çığırın açıldığı söylenebilir.
Günümüzde kullanılan antibiyotiklerin sınıflandırılması farklı
ölçütlere dayandırılabilir: Antibiyotikler etki mekanizmalarına
ya da klinik etkilerine göre gruplandırılabilir. Ama bütün
antibiyotiklerde bazı temel özellikler vardır:
• Antibiyotik enfeksiyon etkenlerine karşı seçici bir biçimde
etki göstermelidir. Bu etki, söz konusu etkenlerin çoğalmasını
durdurarak ya da onları yok ederek gerçekleşir.
• Vücutta emildikten sonra antibiyotiğin etkisi organik
bileşiklerce engellenmemen ya da azaltılmamalıdır; antibiyotik
hızlı etki göstermeli ve antimikrobik özelliklerini yeterince
uzun bir süre korumalıdır.
• Tedavi için kullanılan dozlar da zararlı etki göstermemeli ya
da böyle etkileri tahammül edilebilir düzeyde olmalıdır. |
|
|
|
Nasıl Kullanılır ? |
Sayılan özellikler ve bütün diğer
ilaçlarda var olan ortak özellikler antibiyotik seçiminde özel
bir önem taşır. Antibiyotiklerin gelişigüzel kullanımı
yanlıştır.
Antibiyotikler virüslerin etken olduğu üst solunum yolu
enfeksiyonlarında, kızamık, suçiçeği, kabakulak gibi virüs
hastalıklarında yararlı değildir. Antibiyotik kullanımına karar
verildiğinde en seçici, en etkili ve en az toksik olan ilaç
seçilmelidir.
Antibiyotik seçiminde en kesin ve güvenli yol bakteriyolojik
kültüre başvurmaktır. Kültür enfeksiyona yol açan etkenin
belirlenmesini ve etkili ilacın seçilmesini sağlar. Enfeksiyonun
ağırlığı ve acil tedavi zorunluluğu gibi nedenlerle bunun
olanaklı olmadığı durumlarda, hekim kendi deneyimlerinden
yararlanarak ilacı doğru bir biçimde seçmelidir. |
|
Kullanımını Sınırlamak Ne Zaman İyidir ? |
• Yaşamın ilk aylarında ve
yaşlılıkta böbrek işlevi yeterli olmayabilir. Bu nedenle ilacın
özellikle böbrek yoluyla atıldığı durumlarda doz düşük
tutulmalıdır. Küçük çocuklarda ve yaşlılarda karaciğer
metabolizması da yavaş olduğundan özellikle dikkatli
davranılmalıdır.
• Enfeksiyonun yanı sıra başka hastalıklar da varsa, bu durum
dikkatle değerlendirilmelidir. Örneğin şeker hastalarında kas
içi ya da derialtı enjeksiyon yoluyla verilen penisilin G'nin ve
ağız yolundan alınan sülfamitlerin emilimi daha azdır.
• Antibiyotik tedavisi olası toksik etkilerin ve alerjik
reaksiyonların dışında, sonuçları çok tehlikeli olabilecek bir
soruna yol açabilir: Tedavi edilmekte olan enfeksiyona ikinci
bir enfeksiyonun (süper enfeksiyon) eklenmesi. Bu ikinci
enfeksiyon, mikrop öldürücü ilaçlarla yok edilmesi genellikle
güç olan mikroorganizmalarla oluşur. Gelişen süper enfeksiyonun
zaman kaybetmeden tanınması ve tedavi önlemlerinin alınması
gerekir. Ayrıca hekim denetimi olmaksızın bilinçsizce
antibiyotik kullanımının da böyle ağır sonuçlar doğurabileceği
unutulmamalıdır. |
|
Kaçınılması Gereken Hatalar |
• Uygun
olmayan doz ve uygun olmayan tedavi süresi. Antimikrobik
tedavide en sık yapılan hatalardır. Ayrıca söz konusu ilaçlar
virüs enfeksiyonlarının tedavisinde, bazen de yalnızca ateş
düşürme amacıyla sorumsuzca kullanılmaktadır. Bir antibiyotiğin
aşırı dozu her zaman toksik kabul edilebilir. Ama ağır sistemik
enfeksiyonlarda seçilen ilacın emilim, dağılım, dönüşüm ve
atılımını etkileyen bütün etmenleri göz önüne alarak tam doz,
yani hafif enfeksiyonlara göre daha yüksek doz verilir.
Enfeksiyonun yinelemesini önlemek için uygun dozla tedaviye
yeterli bir süre devam edilmelidir.
• Başka ilaçlarla etkileşim.
Antibiyotiklerin başka ilaçlarla genellikle pek çok ve karmaşık
etkileşimleri vardır. En yüksek tedavi etkisini en az yan
etkiyle elde etmek için bu durumu göz önüne almak gerekir. |
|
Uyulması Gereken Kurallar |
Antibiyotik tedavisinde uyulması
gereken bazı kurallar vardır.
a) Öncelikle hastalık durumunun, kullanılacak antibiyotikten
etkilenen bir mikroorganizmaya bağlı olup olmadığı
saptanmalıdır. Sözgelimi virüslerin neden olduğu üst solunum
yolu enfeksiyonlarında antibiyotik kullanmanın yararı yoktur.
b) Enfeksiyonun antibiyotiklerden etkilenen bir mikroorganizmaya
bağlı olduğu belirlenince, hangi mikrobun enfeksiyona neden
olduğu ve bu mikroorganizmaya karşı hangi antibiyotiğin
seçileceği belirlenmelidir. Ama antimikrobik tedaviye başlamadan
önce, seçilen tedaviyi doğrulamak ya da değiştirmek için uygun
bakteriyolojik incelemeler mutlaka yapılmalıdır. Bu amaçla
balgam, ağız-yutak salgıları ve idrar örnekleri alınmalıdır.
c) Antibiyotik tedavisinde uygun ilacın, dozun ve sürenin seçimi
hekime bırakılmalıdır. Bu önlemler uygun olmayan tedavilerden
uzak kalmayı sağlayacak, aynı zamanda mikroorganizmalarda bu
ilaçlara karşı direnç gelişmesini önleyecektir. Direnç gelişimi
önemli bir konudur. Çünkü direnç ortaya çıktığında,
antibiyotikler ağır enfeksiyon durumlarında etkisiz kalır. |
|
Antibiyotik Tedavisinin Temel
İlkeleri |
1. Antibiyotik tedavisinin
gerekçesinin saptanması.
a) Bakteri öldürücü ilaçlarla tedavi edilebilecek bir enfeksiyon
hastalığının bulunması.
b) Koruyucu amaçla kullanılacaksa, bu durumda antibiyotiğin
önceden kullanılmasının yararlı olduğunun saptanması.
2. Enfeksiyon etkeni olabilecek mikroorganizma ile ilgili
yeterli bilginin olması.
3. Seçilen antibiyotik ile ilgili yeterli bilginin bulunması.
4. Tedavinin yeterliliğinin ve başarısının izlenmesi.
5. Başarısız sonuç alındığında bunun nedenlerinin
değerlendirilmesi. |