|
|
|
Böbrek Hastalarında Beslenme |
|
Böbrek hastalıklarında diyet,
belirtileri denetim altına almak ve komplikasyonların ortaya
çıkmasını engellemek için yapılan tıbbi tedaviyi tamamlar.
Örneğin peynir, yumurta, kırmızı et gibi hayvansal kaynaklı
proteinlerin daha az yenmesi ve alkol, çikolata gibi
yiyeceklerin kısıtlanması vücutta azotlu artıkların oluşumunu
azaltmak açısından önem taşır. |
|
|
Besinler sindirim kanalından
emildikten sonra karaciğerde besleyici ve enerji verici
maddelere dönüştürülür. Vücutta oluşan ve biriktiğinde zararlı
olabilecek metabolizma artıkları ve zehirli maddeler böbrekten
idrar yoluyla dışarı atılır. Çeşitli böbrek hastalıklarında
yenebilecek ve yenmemesi gereken besinlere ilişkin bilgi
vermeden önce böbreklerin işleyişi üzerine bilgi vermek yararlı
olacaktır.
Böbrekler nefron adı verilen işlevsel birimlerden oluşur. Her
bir nefron iki işlevsel yapıyı içerir: glomerül (kılcal damar
yumağı) ve borucuk. Glomeriilde su ve öteki maddelerin
süzülmesiyle oluşan idrar borucuğa geçer. Borucuğun çevresindeki
hücreler glomerülden süzülen ve vücut için gerekli olan bazı
maddelerin geri emilerek böbrek damarlarına geçmesini sağlar; bu
sırada glomerülden süzülmemiş olan bazı gereksiz maddeleri de
borucuğun içine vererek idrarın son halini almasına katkıda
bulunur, idrar, her bir nefrondan gelen borucukların
birleşmesiyle oluşan daha büyük çaptaki borucukların açıldığı
böbrek havuzunda son halini alır, buradan idrar borusuna
geçtikten sonra idrar kesesinde birikerek uygun ortamda dışarı
atılır. |
|
Böbreğin İşlevleri |
Böbrek idrar yaparak şu görevleri
üstlenir:
• Su ve elektrolitlerin (sodyum, potasyum, klor, kalsiyum,
fosfor, vb.) atılmasını sağlamak;
• vücuttaki çeşitli hücrelerde metabolizması gerçekleşen
maddelerin (örneğin, protein metabolizmasının son ürünü olan
ürik asit ve ürenin azotlu bileşikleri ve hücre çekirdeği
proteinlerinde bulunan pürinin yıkılmasıyla oluşan ürünler)
atılmasını sağlamak;
• vücut için zararlı olan yabancı maddelerin (örneğin, ilaçlar)
atılmasını sağlamak.
Böbrek bir süzgeç gibi çalışmasının yanı sıra vücudun
sıvı-elektrolit ve asit-baz dengesini de etkileyerek vücut
sıvılarının dengesinin korunmasında önemli katkıda bulunur. |
|
|
|
İdrar Nasıl Oluşur ? |
İdrarın oluşma süreci oldukça
karmaşıktır; bununla birlikte, yeterince çalışmayan bir böbreğin
yarattığı değişikliklerin ve birçok böbrek hastalığının
tedavisinde önemli bir yeri olan diyetin öneminin
anlaşılabilmesi için bu mekanizmadan söz etmek gerekir. İdrar
temel olarak üç aşamada oluşur:
• Glomerülden süzülme;
• borucuklara geçen su ve öteki maddelerin geri emilmesi;
• bazı maddelerin borucuğun çevresindeki hücreler tarafından
borucuğun içine salgılanması. Geri emilme ve salgılanma aynı
anda ve birbiri içine geçmiş olarak gerçekleşir.
Kanın içindeki su ve suda çözünmüş maddeler glomerülde süzülerek
idrarı oluşturur. Bu sıvı borucuklarda ilerlerken su ve bazı
maddeler geri emilir, aynı zamanda bazı maddeler borucukların
içine salgılanır; böylece, borucukların son bölümünün bulunduğu
böbrek çanağına ve böbrek havuzuna gelen idrar son halini almış
olarak idrar borusuna geçer. Normal olarak, böbrekten dakikada
1,2 lt kan geçer, bunun sıvı bölümü (plazma) 650 ml'dir; bu
miktarın yüzde 20'si düzenli olarak glomerüllerde süzülmektedir.
Böylece dakikada 130 ml lt'yi oluşmakta ve bu miktar 24 saatte
190 lt'yi bulmaktadır. İyi çalışan bir böbreğin yaptığı işin
önemi aşağıdaki rakamlardan anlaşılabilir: Oluşan 190 lt idrarın
yalnızca bir litresi, hatta daha azı atılmakta, kandan 24 saatte
süzülen 600-800 gr sodyumun ise yalnızca birkaç gramı idrarla
atılmaktadır. Ayrıca birçok madde de kandaki yoğunluğuna ve
vücudun gereksinimine göre borucuklardan geri emilmekte ya da
salgılanmaktadır. Böbreğin başka bir işlevi de idrarı asit hale
getirmektir; çeşitli besinlerin (karbonhidratlar, proteinler,
yağlar) metabolizma sürecinde yükseltgenmesi sonucu belirli
miktarda asit madde oluşmakta, bunlar da idrarla vücuttan
uzaklaştırılmaktadır.
Hipofiz, böbreküstü bezi ve öteki iç salgıbezlerinden salgılanan
hormonlar, böbrek borucuklarını etkileyerek bazı maddelerin
vücutta tutulması ve bazılarının da atılmasını sağlar; böbreğin
normal çalışması, oluştuğu birimlerin ya da nefronların uyum
içinde ve bir bütün olarak çalışmasının, yukarıda belirtilen
hormonlar tarafından etkilenmesinin ve normal damar basıncı ile
böbreğe giden kan miktarının yeterli olmasına bağlıdır. |
|
Böbrek Hastalıkları |
Böbrek, atardamar basıncı
değişikliklerine oldukça duyarlıdır; damar basıncının aniden ya
da önemli ölçüde düşmesi ve bunun uzun sürmesi sonucu böbrekler
zedelenir, bu da akut üremi olarak bilinen tablonun oluşmasına
yol açar. Ağır bir travmaya da şiddetli kanama sonucunda bu
tabloya sık rastlanır; önemli miktarda kan kaybı ve bu kaybın
kan nakli ile yerine konamaması tansiyonun düşmesine (kanamaya
bağlı şok) ve böylece böbreğe giden kan miktarının azalmasına
yol açar. Bu olay yeterince uzun sürerse damarlardaki kanın
hacmi normale dönse bile böbrek dokusunun geriye dönüşsüz bir
biçimde zedelenmiş olması nedeniyle böbrek idrar yapamaz hale
gelir.
Diyet sıklıkla kronik böbrek yetmezliğiyle sonuçlanan böbrek
hastalıklarında önem kazanır.
Kronik böbrek yetmezliği ise birçok hastalık tablosunda
görülebilir: glomerüllerin iltihabı (glomerülonefrit), böbrek
havuzunda başlayan ve böbreğe yayılan hastalıklar (piyelonefritler),
glomerüllerin küçük damarlarında görülen damar sertliği. |
|
|