|
|
|
Alkol |
İnsan vücuduna zararlı etkileri
olan alkol, toplumdaki kullanım sıklığının giderek artması ve
uzun bir kullanım döneminden sonra insanı yavaş yavaş
zehirlemesi nedeniyle büyük bir toplumsal tehlike
oluşturmaktadır.
Alkollü içki tüketimi bütün dünyada giderek artmaktadır. Bu
artış, alkolün arkadaşlık ve neşenin simgesi haline gelmiş
olmasına ve sakinleştirici etkisine bağlanabilir. Alkol
tüketimine böylesine sıcak bakan toplumların aynı amaçla
kullanılan ve bir bakıma daha tehlikesiz olan bazı keyif verici
maddeleri kullananlara çok güçlü tepki göstermesi oldukça
ilginçtir. |
|
|
|
Alkolün Besleyici Değeri |
|
Alkolün beslenme düzeni içindeki
önemini göz ardı etmek olanaksızdır. Alkol alma alışkanlığında
hangi içki söz konusu olursa olsun, önemli olan içerdiği etil
alkol miktarıdır; içerdiği etil alkol önemsenmeyecek kadar az
olan alkollü içkilerin besinsel açıdan değerlendirilmesi
gereksizdir. Etil alkol gerçek bir enerji kaynağıdır. Vücutta
oksidasyona (yükseltgenme) uğradıktan ve kimyasal zincirleme
reaksiyonlardan sonra karbon dioksit ve suya dönüşür; bu
işlemler sonucunda bir gram alkolden 7 kalorilik enerji açığa
çıkar. Sindirilen ve kana geçen alkolün başka maddelere
dönüştürülmesi olanaksızdır, mutlaka hızla oksidasyon işleminden
geçmesi gerekir. Vücuda alınan alkolün oksidasyona uğraması
öteki besin maddelerinin oksitlenmesini engeller; böylece
besinlerle alman protein, yağ ve karbonhidrat gibi maddeler
enerji sağlamak için okside edilmek yerine yağa dönüşerek yedek
enerji olarak depolanır. Bu nedenle, ortalama dozlarda
alındığında alkolün şişmanlatıcı etkisi vardır, bu etki, daha
yüksek dozlarda alkolün sindirim sistemi işlevlerine toksik
etkisi olacağından kaybolur ve kişi kilo kaybetmeye başlar.
Alkol tükürük salgısıyla birlikte bütün mide salgılarını, bu
arada midedeki en önemli sindirim enzimi olan pepsin ve
hidroklorik asit salgısını uyarır; ayrıca, mide kaslarının
kasılmasını azaltır. Bu etkilerle birlikte kan şekerini
düşürdüğünden, iştahı artırır. Bu etkilerden birinin ötekilerden
daha belirgin olması, alınan toplam alkol miktarına ve içkideki
alkolün yoğunluğuna bağlıdır; yüksek dozlarda alkolün mide
salgısını azalttığı ve tersine mukus salgısını uyardığı
görülmüştür. Alman alkol miktarına bağlı olanak ortaya çıkan
etkilerdeki bu dalgalanmalar, etil alkolün farmakolojik
etkilerinde de görülür. Az miktarda alkol merkez sinir sistemini
uyararak kişinin keyif duymasını, kendini iyi hissetmesini ve
düşünme kapasitesinin arttığını sanmasını sağlar; doz biraz
yükselince merkez sinir sistemi baskılandığından kişinin
özdenetimi kaybolur, algılama yetisi azalır ve hareket
hâkimiyeti kaybolur. Bu etki daha yüksek dozlarda daha da
belirgin hale gelir; bu aşamada kişinin mantıklı düşünme yetisi
kaybolur, güçlükle ayakta durabilir, gerçek sarhoşluk durumu
ortaya çıkar. |
|
|
Alkolün vücuttan atılabilmesi için
karaciğerde alkol dehidrogenaz enziminin yardımıyla okside
olması gereklidir. Bu enzim sisteminin en önemli özelliklerinden
biri kan alkol düzeyinden bağımsız çalışmasıdır. Yani
indirgeyeceği alkol miktarı önceden belirli olan bu enzim, aşırı
alkol alımıyla artan gereksinime yanıt veremez. Normal
ölçülerdeki bir erişkinin vücudunda saatte 8-15 mm3 alkol
oksitlenebilir. Kişinin aldığı alkol "yakabileceği" ya da
oksitleyebileceği miktardan fazlaysa, kandaki alkol düzeyi
yükseleceğinden sarhoşluk ortaya çıkar.
Alkole direncin kişiden kişiye değişmesi, herkesin
karaciğerindeki alkol dehidrogenaz etkinliğinin farklı oluşundan
kaynaklanmaktadır. Böylece, kalıtsal özellikler nedeniyle
karaciğerdeki alkol dehidrogenaz etkinliği yüksek olanlar,
alkole oldukça dirençli olabilmektedir.
İlginç olan başka bir nokta da, etil alkolün öteki temel besin
maddelerinin metabolizması üzerindeki etkisi nedeniyle kişinin
besin dengesini değiştirebilmesidir. Daha önce belirtildiği
gibi, etil alkol aldıktan sonra kandaki şeker düzeyi düşebilir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, etil alkolün vücutta yağ
oluşumunu kolaylaştırdığını ortaya koymakta, bu etkiyle oluşan
yağların bir bölümü karaciğer hücrelerinde depolanırken bir
bölümü de kana karışarak kandaki lipit düzeyinin yükselmesine
neden olmaktadır. Bu etki, yağ içeriği artan karaciğer
hücrelerinin örselenmesine yol açar.
Sağlıklı ve ilaç kullanmayan kişilerin aldığı alkol kalp ve
dolaşım sistemini hem olumlu, hem de olumsuz yönde
etkileyebilir. Kalbin kasılma gücü azalırken, çevrel damarlar
genişler. Bu durum kan basıncını bir ölçüde azaltır. Aşırı güç
harcanması durumunda kalbin oksijen tüketimi artacağından bu
durum salanca yaratır. Öte yandan uzun süre günde 1-2 duble içki
içen kişilerde kalp-damar sistemi hastalıklarına bağlı ölümler
azalmaktadır. Bu olumlu etkinin nedeni tam olarak bilinmemekle
birlikte kanda koruyucu özellikteki yağların arttığı ya da kan
pıhtılaşma düzeninde bazı değişikliklerin olduğu sanılmaktadır.
Uzun süre günde 3 dubleden çok içki içenlerde kan basıncı alman
alkolle orantılı olarak artar. Alkol alımı kesildikten birkaç
hafta sonra kan basıncının normale döndüğü görülür. Ağır
alkolizm olgularında kalp kası kasılma yeteneğini önemli ölçüde
yitirir. Alkol alımının kesilmesiyle düzelmeyen ve ölümle
sonuçlanabilen ağır kalp yetmezliği ortaya çıkar. |
|
Alkolün Zararlı Etkilerine
Duyarlılık |
Alkolün zarar verecek miktarının
belirlenmesi güçtür; bu miktar, bir yandan hedef organların
alkole duyarlılığı ve direncine, öte yandan kişinin bünyesinin
duyarlılık ve direncine bağlıdır. Alkolizmin oldukça yaygın
olduğu çeşitli araştırmalarla açıkça ortaya konmuştur; öte
yandan, aşırı miktarda alkol alanlarda bile karaciğer sirozu
gelişme olasılığının yüzde 30-35'in altında olması, bünyesel
direncin önemini desteklemektedir. Kronik alkoliklerden günlük
alkol alımı 40 gr'nin üzerinde olanlarda ise karaciğer sirozu
gelişme riski üç kat fazladır.
Kadınlarda bünyenin alkole direnci erkeklere oranla daha azdır;
yüksek miktarda alkol kullanımına bağlı ortaya çıkan
hastalıkların oranı ve ölüm oram da daha yüksektir. Düzenli
olarak yüksek dozda alkol alan kadınların yüzde 60'ında
karaciğer sirozu geliştiği istatistiklerle ortaya konmuştur. Bu
oran, özellikle günlük alkol alımı 40-60 gr olanlarda
yükselmektedir. Bu verilere dayanarak, alkolün zararlı
etkilerinin kişisel (bünyesel), kalıtsal ve cinsiyete bağlı
olarak önemli değişiklikler gösterdiği kabul edilebilir. |
|
Alkol Bağımlılığının Klinikte
Tanınması |
Aşırı alkol alan bir kişiyle karşı
karşıya kalındığında en önemli sorunlardan biri, alınan alkol
miktarının belirlenmesidir. Böyle bir durumda hastayla işbirliği
yapmak olanaksız olduğundan bazı laboratuar testlerinin
uygulanması gerekir.
Alkol bağımlılığında uygulanacak, her durumda işlevsel bir test
yoktur. En sık kullanılan testler işlevsel olmakla birlikte
belli durumlara özgü özel incelemeler değildir. Uzun zamandır en
sık kullanılan testte kandaki gammaglüta-miltranspeptidaz (GGT)
düzeyi belirlenir; düzenli olarak aşırı miktarda alkol alanlarda
bu maddenin kandaki düzeyi yüzde 30-80 oranında artar. Bu test,
barbitürat, benzodiyazepin, rifampisin gibi bazı ilaçlan
kullananlarda geçerli sonuçlar vermez.
Bazı çalışmalar, alkolün enzim düzeyini artırdığını ve bu
artışın aşırı alkol kullanımında hücrelerin hasar görmesine ve
safra kanallarındaki tıkanıklığa bağlı olduğunu ortaya
koymaktadır. Serumdaki ürik asit ve trigliserit düzeyinin
yükselmesi, ayrıca alyuvar hacminin artması alkol tüketiminin
fazla olduğunu düşündürür. |
|
Alkolün Patolojik Etkileri |
|
Vücuttaki organ ve sistemlerin çoğu
alkol ve alkolün toksik parçalanma ürünlerinden zarar görür.
Karaciğer üzerindeki etkilerinin yanı sıra merkez ve çevrel
sinir sistemi, pankreas, kalp ve damar sistemi, sindirim
sistemi, iskelet kasları, solunum sistemi, kan hücrelerini yapan
hemopoetik sistem ve iç salgı sistemini de zedelediği
bilinmektedir. Ayrıca gebelikte alkol alanlarda görülen özel bir
sendrom da tanımlanmıştır. Alkoliklerde kanser tehlikesi genel
nüfusa göre 10 kat daha çoktur. Özellikle baş-boyun bölgesi
kanserleri; yutak, mide, karaciğer, pankreas ve meme kanserleri
görülmektedir. Alkolün bu etkilerinin klinik özellikleri ve
tanınmaları öteki bölümlerde ele alınacaktır. |
|
Alkolün Sağladığı Kalori Miktarı |
|
Şarabın
sağladığı kalori öncelikle içerdiği etil alkolden kaynaklanır;
tatlı şaraplarda ve özel üretim şaraplarında buna ek olarak
mayalanmamış şekerlerin ya da başka özel katkı maddelerinin
verdiği kaloriler de vardır. |
12,5 derece sek şarabın bir litresi
10 derece sek şarabın bir litresi
Bir bardak 10 derecelik şarap yaklaşık
Bir Bardak 40 Derecelik Sek Likör (45 Cc) Yaklaşık
Tatlı vermut (90 cc, 20 derece, yüzde 20 şeker) yaklaşık |
750 kalori
600 kalori
110 kalori
110 Kalori
170 kalori |
|
Alkol konusunun devamı için
tıklayın >> |
|
|