Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Vitaminler
Vitaminler bedendeki metabolizma faaliyeti için gerekli olan, ancak genellikle bedenin kendisi tarafından üretilemeyen maddelerdir. Bu nedenle vitaminlerin yiyeceklerden sağlanması gerekir. Bedenin, normal olarak belirli vitaminlerden birkaç ay yetecek kadar yedeği vardır. İlaç biçiminde alınan vitamin fazlası yararsız hatta bazen de zararlıdır. Az gelişmiş ülkelerde vitamin yetersizliği oldukça yaygındır ve iskorpit hastalığı gece körlüğü ve beriberi (B vitamini noksanlığından meydana gelen ağır bir polinevrit) gibi tipik vitamin eksikliği hastalıklarına yol açar.
  
 
Vitaminler beden için gerekli olan ve yiyeceklerimizde küçük miktarlarda bulunması gereken maddelerdir. Canlı yaratıklar üzerinde önemli bir etkisi olan ve kimya alanında bir 'amin' türü olarak sınıflandırılabilen bu maddeyi keşfeden Polonyalı kimyager Casimir Funk 1912 yılında vitamin ismini önermiştir (vita=yaşam). Daha sonra çoğu vitaminin amin olmadığının anlaşılmasına karşın vitamin ismi değiştirilmemiştir. Vitamin yetersizliği yalnızca geri kalmış yörelere özgü bir olgu değildir. Çağdaş toplumda da dengesiz beslenme alışkanlıkları vitamin yetersizliğinden doğan hastalıklara yol açabilmektedir. Vitamin yetersizliği sorunu akıllı bir biçimde hazırlanan çeşitlendirilmiş bir beslenme rejimi ile tamamen önlenebilir. Üstelik dört ay ile bir yıl arasında değişen bir süre için yeterli olabilecek yedek vitamin türlerine çoğunlukla sahibizdir. Sebzeler önemli bir vitamin kaynağıdırlar. Ancak, aşırı pişirmenin ve bazen rendelemenin kesmenin ya da övütmenin bir sonucu olarak vitaminin büyük bir bölümü yitirilir. Çoğu vitaminler bir enzim ya da bir enzim için yedek madde işlevi görürler. Enzimler metabolik süreçleri hızlandıran beden maddeleridir; enzimler olmadan bu süreçler ya çok kısıtlanır ya da hiç gerçekleşmez. Vitamin yetersizliği halinde (tam yetersizlik: avitaminoz; hafif yetersizlik: hipevitaminoz) bu eksiklikten kaynaklanan hastalıklar belirir. Tipik noksanlık belirtileri metabolizma süreçleri sarsıntıya uğrayan organlarda ortaya çıkar. Vitamin yetersizliğinin, zorunlu olarak yiyeceklerdeki bir noksanlığın sonucu olması gerekmez. Bağırsak hastalıkları da buna neden olabilir. Ayrıca vitaminleri etkisiz hale getiren maddeler (anti vitaminler) i de vardır.
  
 

Vitaminlerin her birinin riboflavin cyanocobalamine (kobalt içeren ve kan yapımını canlandıran bir madde) ya da askorbik asit gibi kimyasal bir ismi olmasına karşın, bunlar genellikle A vitamini, B-d vitamini C vitamini vb. gibi basit kısaltılmış isimler alırlar. Bedende emilebilmeleri ve depolanabilmeleri açısından vitaminlerin suda,  hücre sıvısında, kanda vb. (C ve B vitaminleri) ya yalnız yağda ( A, D, E ve K vitaminleri) eriyebilir olmaları önemlidir. Suda eriyen vitaminler aşırı miktarda olunca idrar yoluyla bedenden çıktıkları için zararlı etkileri olmaz. Yağda eriyen vitaminler bedenden çok daha güç atılırlar ve bu vitaminlerdeki fazlalık bir hastalığa (hypervitaminosis) yol açabilir. Yağlı yiyecekler yağda eriyen vitaminler açısından tek kaynak olduğu için bütünüyle yağdan arıtılmış bir zayıflama rejimi uzun dönemde belirli yetersizliklere yol açabilir. Yağda eriyen vitaminler şu yiyeceklerde zengindir: yumurta sarısı, tereyağı, balık yağı ve özellikle balık ciğerinin yağı. Balık ciğerinde bulunan vitaminler balıklar tarafından üretilmeyip bunların yedikleri sebze türündeki yiyeceklerden sağlanır. Ayrıca, birçok hayvan çoğunlukla bizim gereksindiğimiz vitaminlerin aynılarını gereksinir ve bu vitaminler sebze türünden maddelerden türetilir. Suda eriyen vitaminler açısından en önemli kaynaklar sebze, meyve ve örneğin esmer ekmek ve esmer pirinçte bulunan tahıl kabuklarıdır. Bazı vitaminlerin kendilerini almamız gerekmez; provitaminler yeterlidir. Provitamin bir vitaminin gösterdiği etkiyi göstermeyen, ancak bedenimizde belirli bir vitamine dönüşebilen maddelerdir.

A Vitamini

A vitamini (retinol) ince bağırsağın duvarlarında karoten provitamininden üretilir. Sarı (havuç) ya da koyu yeşil sebzeler ve meyveler karoten açısından çok zengindir. Ancak bunun emilebilmesi için bağırsakta yağ da bulunmalıdır. A vitamini yetersizliğinin yol açtığı en yaygın hastalık gece körlüğüdür (hemeralopi). Buna gözün retina tabakasında bulunan ve ışığa karşı hassas olan pigment (renk veren madde) üretiminin aksaması yol açar. Buna ek olarak, A vitamini noksanlığında konjonktiv (göz kapaklarının iç yüzeyi ile göz akının bir kısmını örten ince zar) ve hatta bazen kornea (gözün saydam tabakası) kurulaşabilir. Bu keratomalasi (korneanın beslenme bozukluğu nedeniyle yumuşaması ve yara oluşmasıyla parçalanması) Afrika ve Asya'da çocuklardaki körlüğün önemli bir nedenidir. Hastalığın başlangıcında A vitamini verilmesi yardımcı olabilir. Ancak bir kez körlük başladıktan sonra süreklilik kazanır. Beden derisi de anormal bir biçimde kuruyabilir ve sertleşebilir (kurbağa derisi).

B Vitamini
B vitamini tek bir madde olmayıp farklı etkileri olan ve bir bütün olarak B vitamini kompleksi adını alan çeşitli unsurlardan oluşur. Değişik B vitaminleri doğada genellikle birlikte bulundukları için grubun tek bir vitamininin eksik olması enderdir; genellikle bir kaç B vitamini birden yetersiz düzeye düşer. B-l vitamini (anörin veya thiamine) şeker metabolizması için özellikle önemli ve gereklidir. Beyin ve sinirlerin tek enerji kaynağı şekerdir, bu nedenle B-l vitamininde bir yetersizlik temelde sinir sisteminde bozukluklara yol açar (beriberi). Isıya karşı dayanıklı B vitaminlerine B vitamini kompleksi denir. Bu grubun önemli olanları B-2 vitamini,B-12 vitamini, folik asit ve nikotinik asittir. B-l2 vitamini (diğer bazı B vitaminleri gibi) bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilir, ancak hayvansal ürünlerden de sağlanabilir. Bu vitamin ciğerde depolandığı için, ciğer B-12 vitamini açısından özellikle zengindir. Eksiklik olması halinde, alyuvarların üretimi aksar ve ağır bir kansızlık türüne (pernizyöz) neden olur. Nikotinik asit ya da ilişkili nikotinik asit amid proteinlerde bulunan bir amino asit olan provitamin triptofan aracılığıyla bedende üretilebilir. Mısırda da nikotinik asit vardır ama triptofan az bulunur. Bu nedenle dengesiz bir mısır rejiminde nikotinik asit yetersizliğinin yol açtığı bir hastalık olan pellagra ortaya çıkabilir
C Vitamini

Tüm vitaminler içinde en iyi bilineni kuşkusuz ekşimsi bir tadı ve kimyasal olarak şekerlerle ilişkili olan C vitaminidir (askorbik asit). Birçok hayvan örneğin fareler bu maddeyi kendileri üretebildikleri için onlar açısından bu madde bir vitamin işlevi görmez. C vitamininin kesin işlevi bilinmemektedir, ancak bedenin birçok bölümü üzerinde etkisi vardır. C vitamini noksanlığının yol açtığı iskorpit hastalığı yaygındır. Bu hastalık, özellikle başlıca tuzlu et ve peksimetten oluşan bir gıda rejimine dayanmak zorunda kalan denizciler arasında görülmüştür. Daha 1732 yılında portakal ve limonun bu hastalığı tedavi ettiği keşfedilmiştir. Diğer birçok meyve ve sebzede olduğu gibi bu meyvelerde de bol miktarda C vitamini vardır. Ancak vitamin ısıya ve havayla temasa dayanıklı değildir. Bu nedenle, aşırı pişirme ve rendeleme bu vitamini öldürmektedir. C vitamini hastalıklara karşı korunmada önemli bir rol oynar, ancak bir soğuk algınlığının başlangıcına bu vitamininde çok miktarda alınmasının yararı henüz kuşkuludur. Bu vitamin fazlasının idrar yoluyla bedenden çıkabildiği bilinmektedir.

D Vitamini

D vitamini aynı işleve sahip birçok maddeye verilen toplu isimdir. D-2 vitamini doğada az bulunur, ancak maya ve küf yardımı ile laboratuarda kolaylıkla hazırlanabilir ve küçük miktarlarda tereyağına konur. D-3 vitamini doğada bulunur ve aynı zamanda güneş ışığında var olan ultraviyole ışınların etkisiyle insan derisinde bir provitaminden üretilebilir. D vitamini, temelde kalsiyum ve fosfor metabolizmasında bir araçtır. Bu vitaminin eksikliği genellikle ancak hızlı büyüme

dönemlerinde, gebelikte ya da yetersiz güneş ışığında ortaya çıkabilir. Çocuklarda D vitamini yetersizliği ünlü raşitizm hastalığına ve büyüklerde kemiklerin kirecinin azalmasına (kemiklerin yumuşaması ya da osteomalasi) yol açar. Vitaminin fazla olması halinde bedende kalsiyum birikintisi ve hatta çok miktarda kalsiyum içeren böbrek taşlan oluşabilir.

E ve K Vitaminleri

E vitamininin insan bedeninde bir vitamin işlevi görüp görmediği henüz kesinleşmemiştir. Ancak bazen kısırlık tedavisinde kullanılmaktadır. K vitamini kan pıhtılaşması için önemlidir. Bu vitaminin etkisiyle ciğer birçok pıhtılaştırıcı protein üretir. K vitamini bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilir ve ıspanak, havuç ve ciğerde bol miktarda bulunur.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot