|
|
|
Uyku bilincin azaldığı geçici bir
durumdur. Uyku sırasında birçok fiziksel sürecin de faaliyeti
azalır. Elektro anfalograma (beynin hava veya zıt maddeler
şırıngasından sonra çekilen röntgeni) (EEG) dayanarak dört
evreye ayrılan normal uyku ile REM uykusu arasında bir ayırım
yapılabilir. REM uykusunun başlıca özelliği hızlı göz
hareketleridir. İnsan uykunun bu evresindeyken uyandırılırsa,
gördüğü bir düşü çok canlı bir biçimde anımsayabilir. En sık
karşılaşılan uyku bozukluğu uykusuzluktur (insomnia). |
|
|
|
Uyku bilincin
azaldığı, dış dünyadan az ya da çok kopulduğu bir dinlenme
durumu olarak tanımlanır. Herkesin uykuya gereksinimi vardır ve
yaşamın ortalama üçte biri uykuda geçer. Uyku fiziksel ve akli
sağlığın sürdürülmesi için gereklidir. Uyku sırasında, irade
dışı sinir sisteminin bir parçasını oluşturan parasempatik sinir
sistemi egemen olur ve kalp atışının ve solunumun azalmasına,
kan basıncının (tansiyonun) ve beden ısısının düşmesine yol
açar. Uyku uyurken gözler kapalıdır ve gözbebekleri küçülür.
Ancak, uyku uyumak için gözlerin kapalı olması gerekmez. Örneğin
yılanlar, göz kapaklan olmadığı için gözleri açık uyurlar.
Uykuya dalmanın ilk belirtilerinden biri gözyaşı üretiminin
azalması sonucu gözlerde duyulan hafif bir yanma duygusudur. Bu
olgu çocukların gözlerine kum serpen "kum-adam" ve benzeri
birçok halk masalının temelini oluşturmuştur. İnsanlarda ve
yüksek evrim düzeyindeki hayvanlarda temel olarak iki farklı
uyku türü vardır; normal uyku ve düş-uykusu ya da zıt uyku. Düş
uykusu, genellikle bu evrenin bir özelliği olan "hızlı göz
hareketleri" anlamına gelen İngilizce "rapid eye movements"
sözcüklerinin ilk harfleri ile gösterilir (REM). Beyin
hücrelerinin (elektrik) faaliyetini kaydeden elektro-ansefalogram
(EEG) normal uykunun dört evreye ayrıldığını göstermektedir: |
|
|
1. evre: uyanıklık ile uyuma arasındaki geçici durumdur, buna
uykuya dalma evresi de denir.
2. evre: hafif uyku evresidir. Bu evrede uyuyan kişi kolaylıkla
uyandırılabilir.
3. ve 4. evreler: derin uyku evreleridir ve genellikle uyuduktan
sonraki ilk saatlerde bu evreye girilir. Uyuyan kişi normal
uykunun evrelerinden geçtikten sonra, yaklaşık her bir buçuk
saatlik düzenli aralarla düş-uykusuna (REM uykusuna) geçer. REM
uykusunu normal uykudan ayıran özelikler hızlı göz hareketleri,
beyin faaliyetinin artması ve kas geriliminin azalmasıdır.
Ancak, düş görmek REM uykusunun en önemli özelliğidir ve uykunun
bu evresindeyken uyanılması halinde düşler çok canlı bir biçimde
anımsanabilir. REM uykusu çok kısa sürer (5-20 dakika) ve
ardından normal uyku gelir. Sabaha doğru uykusu yavaş yavaş uzar
ve normal uykunun 3.ve 4. evreleri kısalır. REM uykusunda olan
bir kişiyi uyandırmak çok güçtür |
|
Uykunun
işlevini incelemek amacıyla, uyumamaya dayanan deneysel
yöntemden büyük ölçüde yararlanıldı. Deneye tâbi kişilerin
birkaç gece uyumayınca aşırı yorgun, sinirli ve kuşkulu
oldukları görüldü. Bir şey üstünde yoğunlaşma kapasiteleri
önemli derecede azaldığı için zor işleri yapamaz hale geldiler.
Deney amacıyla uyku uyunmaması dört, beş geceyi geçemez. Bu uzun
uykusuzluktan sonra uzun, derin (3. ve 4. evreler) bir uyku
uyunur. Bu, yorgunluğu atmak için derin uykunun gerekli olduğunu
gösterir. Uyku sırasında büyüme hormonu yoğunlaşmasının önemli
ölçüde artması beden dokularının yenilendiğini ve büyüdüğünü
gösterir. REM-uykusunun işlevi kesinlikle anlaşılmış değildir.
Deneye tâbi kişiler sürekli olarak REM-uykusundan yoksun
bırakılınca, REM-uykusu gereksinimi yavaş yavaş artmaktadır. On
günden sonra, deneye tâbi kişiler uyandırılır uyandırılmaz
yeniden REM-uykusuna daldıkları için deneyi sürdürmek olanaksız
hale gelmektedir. Deney altındaki kişiler gün boyunca çok
gergin, sinirli ve yorgun olmuşlar, kolaylıkla
korkutulabilmişlerdir. Normal uykuları sırasında sık sık
uyandırılmış kişiler ise daha normal bir davranış içinde
olmuşlardır. Bazı veriler REM-uykusunun büyüme açısından önemini
ortaya koymaktadır. REM-uykusunun gün boyunca edinilen bilginin
beyinde yeniden düzenlenmesi ile ilişkili olduğu sanılmaktadır.
Akli bozuklukları olan kişilerin REM-uykusu çok azdır. Yüksek
evrim düzeyli tüm hayvanlar uyku uyurlar. Sürüngenlerde REM-uykusu
hiç yoktur. REM-uykusu geviş getiren hayvanlarda toplam uykunun
% 5'ini, kemirgen hayvanlarda % 15'ini ve yırtıcılar ile
yetişkin insanlarda % 20-25'ini oluşturur. |
|
Düş, temel
olarak, REM- uykusunda görülür. Ancak bu düşlerin yalnız bu
evrede görüldüğü anlamına gelmez. REM-düşleri daha çok
görüntüleri kapsar ve çok daha canlıdır. Normal uyku evresinde
görülen düşler ise o denli yoğun değildir ve düşünceler ile
konuşulan sözler daha ağır basar. Araştırmalar herkesin gecede
4-5 kez düş gördüğünü, bunların toplam süresinin 90 dakika kadar
olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca gençler yaşlılardan daha çok
düş görürler.
Herkes düş
görür, ancak herkes gördüğü düşü anımsayamaz. Düşler çok çabuk
unutulur. REM-uykusundan uyandırılan kişi her zaman canlı bir
düş öyküsü anlatabilir. Ancak, eğer REM-evresinin bitmesinden
beş dakika sonra uyanırsa, genellikle yalnız bazı bölümleri
hatırlayacaktır. Hızlı göz hareketleri sol yana yönelikse düş
gören kişinin solundaki bir şeye baktığı anlaşılır.
Hızlı göz
hareketlerinin düş görüntülerine yönelik gözlerin
faaliyetlerinden kaynaklandığı sanılmaktadır. Düşlerin içeriği
ve önemi birçok insanı büyülemiştir. Sigmund Freud (1856-1939)
düş araştırmaları alanında bir öncü olmuştur. Freud'a göre, her
düş gündelik yasam içinde çoğunlukla düşten önceki gün, olan
olayların izlerini taşır. Buna ek olarak, düşler uyanıkken
bilinçli olarak anımsayamayacağımız duygusal sorunlarla ilişkili
olan bilinç-altı unsurları da içerir. Örneğin çoğunlukla
çocukluk anılarına bağlı olan cinsel korku ve istekler düşlerde
anlatım bulur. |
|
En sık
karşılaşılan uyku bozukluğu uykusuzluk ya da uykunun patolojik
olarak azalmasıdır. Uykusuzluk çoğunlukla psikolojik etmenlerin
sonucudur, ancak bazı hastalıklarda da örneğin ateşin yükselmesi
ile ortaya çıkabilir. Günümüzde uygulanan uykusuzluk tedavisi
uyku verici ilaçların kullanılmasına dayanmaktadır. Bunlar
başlangıçta yararlı olsalar bile, sonradan etkilerini
yitirmektedirler. Birçok ilaç REM-uykusunu bastırdığı için, ilaç
kesilince REM—uykusu artar. Bu, çoğunlukla kötü bir uyku olarak
kabul edilir ve yeniden ilaç alınmasına yol açabilir. Yogaya
dayanan gevşeme teknikleri uykusuzluk çekenler için çoğunlukla
yararlıdır. Yoga yaparken insan belirli kas gruplarının
gevşetilmesi üzerine yoğunlaşır. Akşamüstü bir yürüyüşün ya da
yatmadan önce bir bardak ılık sütün de gevşetici etkisi
olabilir. |
|
Yogaya
dayanan gevşeme teknikleri uykusuzluk çekenler ve sürekli
gerilim içinde yaşayanlar için genellikle yararlıdır. Doğu
felsefesinden kaynaklanan yogada amaç insanın fiziksel, zihinsel
ve ruhsal açıdan en yetkin konuma ulaşmasıdır. Yoga yaparken
insan, sinir merkezlerinin yatıştırılması ve belirli kas
gruplarının gevşetilmesi üzerinde yoğunlaştığından dinlenme ve
rahatlama kendiliğinden elde edilir. Derin soluk alma bu sonuca
ulaşmada kullanılan en etkili yöntemdir. Derin soluk alma uykuya
dalmayı da kolaylaştırır. Bu amaçla soluk almada göğüs yerine
karın kaslarının gevşetilip sıkılması gerekir. Akşamüstü yapılan
düzenli yürüyüşlerin ya da yatmadan önce içilen bir bardak ılık
sütün de gevşetici etkisi olabilir. Ayrıca düşler sırasında,
içinde yaşadığımız pek çok sorun ruhsal olarak aşıldığından
düşlerin zihinsel dinlenme ve zindelik açısından çok olumlu
etkileri vardır. |
|
|