|
|
|
Zararlı
alışkanlıkların çoğunlukla doğrudan uyuşturucu maddeler ile
ilişkili olduğu düşünülür, oysa bu, eksik bir görüştür.
İnsanların çeşitli eğilimleri ve istekleri de alışkanlık haline
gelebilir. Alışkanlığın temel özelliği tek bir davranış
biçiminin ilgili kişinin tüm yaşamına egemen olması ve bu
biçimin nihai amaçtan bağımsız olarak kendi içinde bir amaç
haline gelmesidir. Uyuşturucu alışkanlığı bazı başka
belirtilerle birlikte gelişir. Bunların arasında en yaygın olanı
fiziksel bağımlılıktır. Uyuşturucunun bırakılması halinde bu
belirtiler ortaya çıkar. Ayrıca psikolojik bağımlılığın da önemi
büyüktür. |
|
|
|
Genel olarak alışkanlıktan söz edilince uyuşturucu madde
alışkanlığı anlaşılır. Bu, genellikle doğru olmakla birlikte
eksik bir görüşü yansıtmaktadır. Aslında, insanın her eğilimi
bir alışkanlık haline gelebilir. Bu nedenle içki, kumar, para,
vb. ye tutkun olanlardan söz edilir. İnsanlar öç almak, bilgi,
dedikodu vb. sağlamak için de zorlayıcı bir istek duyarlar.
Alışkanlık, yani kişinin kendi istekleri ve eğilimlerinin
tutsağı haline gelmesi yalnızca sarhoş edici ve uyarıcı
maddelerin kullanılması ile sınırlı olmayıp, çok daha genel bir
niteliktedir. Daha geniş anlamda alışkanlığın belirli
özellikleri vardır:
1. Tecrit
olma (soyutlanma): Söz konusu kişi tüm yaşamını tek bir hedefe
yöneltir. Yaşamın yalnız bir yönüyle kendini sınırlar. Toplum
içinde yaşayan normal sağlıklı bir insan en az üç toplumsal
ilişkide bulunur: ailesi, işi, arkadaş ve tanıdık çevresi.
Kişinin bu farklı toplumsal işlevleri dengeli bir biçimde
yürütmeyi başarabilmesi bir sağlıklılık göstergesidir. Bir
alışkanlığı var olması halinde bu tür bir denge sağlanamaz. Tek
bir davranış biçimi her şeyden soyutlanır ve her şey buna
bağımlı kılınır.
2. ilk amacın yitirilmesi: Kişinin davranışları başlangıçtaki
amaçla ilişkisini yitirir. İşine tutkun olan bir kişi artık
belirli bir amaca ulaşmak için çalışmaz, kendini işin yarattığı
heyecana verir. Paraya tutkun olanlar, parayı yalnız sahip olmak
amacıyla biriktirirler. Onlar için paranın bir ödeme aracı olma
niteliği ortadan kalkmıştır. Toplumda güç kazanma hırsı olan bir
insan belirli bir güçlü konuma ulaşmayı çok önemser ve bu amaçla
yaptığı mücadele bizzat nihai amaç haline gelir. |
|
|
3. Bir durum değiştirme gereksinimi: Söz konusu kişi toplumun
kendisine biçtiği kişilik kalıbını kırmak ve günlük yaşamın
işlerinden kendisini kurtarmak ister. Bu tür bir değişikliğin
yaşanması kişinin kedine olan saygısını arttırır. Profesyonel
kumarbaz buna bir örnek olabilir. Daha kumarhaneye girmeden ve
tek bir kol bile kazanmadan önce zengin bir adam gibi davranır,
hisseder ve düşünür. Bir diğer örnek alkoliklerdir: meyhaneye
içmeye giden küçük memur daha ağzına yudum içki bile koymadan
önce zengin bir banker ya da bir fabrika yöneticisi gibi
davranır.
4. Sınırsızlık: İnsan, kendisi üzerinde kötü bir etkisi olsa
bile özgürlüğünü hiç bir kısıtlanma olasılığı karşılaşmadan
yaşamak ister. Dış dünyadan belirli bir biçimde soyutlanmış olan
tutkusuna ya da alışkanlığına kendisini tümüyle vermek ister.
Rulet masasındaki hırslı kumarbaz bir kez belirli bir para
kazandıktan sonra kendini tutamaz; her şeyi yitirene değin
oynamak zorundadır.
Kendi kendine zarar verme eğilimi her alışkanlık biçiminde
açıkça görülür. Sonunda söz konusu kişi kendisinin müptela
olduğunu gittikçe daha zor kabul eder hale gelecektir.
Düşkünlük, engellerin azalması, toplum içindeki kişiliğin
sınırlarının hiçbir kısıtlama tanınmadan kırılması bütün bunlar
gerçeklikten uzaklaşmaya yol açar. Örneğin alkolik bir kişi,
çoğunlukla içki içmenin kendisine çok büyük bir tatmin
vermediğini, ancak kendini içmeye zorlayan gücün kendisinden
daha kuvvetli olduğunu belirtir. Eroin düşkünleri bu
uyuşturucunun tehlikesini bildikleri halde eroin kullanmaya
devam ederler.
Örneğin günde bir paketten fazla sigara içenlerin kalple ilgili
hastalıklardan ölme olasılığı Sigara içmeyenlere oranla iki kat
fazladır. Yine sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma
olasılıklarının içmeyenlerden daha yüksek olduğu da bilinen bir
gerçektir. Buna karşın erkeklerin yüzde 19'u, kadınlarınsa yüzde
5'i sigara tiryakisi olmayı sürdürmektedirler. |
|
Uyuşturucu
kullananlar yukarıda sözü edilen genel özelliklere ek olarak,
başka özelliklere de sahiptirler. Bunlar fiziksel bağımlılık,
psikolojik bağımlılık ve özlem duymak olarak sıralanabilir. |
|
Uyuşturucu ve
daha az miktarda olmak üzere içki kullanılmaya başlanınca, beden
bu maddelere alışmaya başlar ve metabolizma bunlara uyum sağlar.
Bir süre sonra yemek yemek ve su içmek kadar gerekli bir
biyolojik gereksinme niteliği kazanırlar. Bir kez alıştıktan
sonra vazgeçmek yani normal metabolizmaya yeniden uyum sağlamak
son derece acılı bir süreç olduğu için, geri çekilme belirtileri
kendini gösterecektir. Bu, yeniden uyuşturucu kullanılarak
giderilebilir. Söz konusu kişi uyuşturucuyu bıraktıktan bir süre
sonra ilk geri çekilme belirtileri başlar. Kısa bir süre sonra
bu belirtiler azami yoğunluğa ulaşır ve daha sonra yavaş yavaş
kaybolurlar. Bu belirtilerin ortak özelliği genel ve fiziksel
bir kırıklık durumudur. İlgili kişi kendini gerçekten hasta
hisseder. Bu sürecin ne kadar süreceği hastanın kullandığı
uyuşturucunun gücüne, alıştığı günlük miktara ve alışkanlık
süresinin uzunluğuna bağlıdır. |
|
Fiziksel
bağımlılık yaratmayan alışkanlıklar da vardır. Uyuşturucuların
insanın psikolojik yaşamı üzerindeki etkisi çok daha önemlidir.
Bazıları kendilerini iyi ve güçlü hissetmek gereksinimi
içindedirler (öfori hali). Belirli bir uyuşturucu kullanarak
kendilerini daha iyi hissettiklerini fark ederler. Bazıları için
ise, en önemli şey toplumsal ilişkilerde karşılaşılan yasakların
kaldırılmasıdır. Başkalarıyla birlikteyken uyuşturucunun
etkisiyle daha iyi, daha kolay ve daha serbest davrandıklarını
hissederler.
Gerilim ve
korkudan kurtulmak içinde uyuşturucu kullanılır. Birçok insan
uyuşturucu korku duygularını ve içinde bulundukları bunalımı
hafiflettiğini fark ettikten sonra uyuşturucu kullanma
alışkanlığı edinmişlerdir. Bazıları da baş ağrısı, yorgunluk vb.
gibi hastalıkları gidermek için uyuşturucu kullanır. Bu
deneyimlerin tümünde belirleyici olgu ortaya çıkan etkinin
bilinci olarak uyuşturucu kullanımı ile bağlantılandırılmasıdır.
Ağrıyı kesmek
için düzenli olarak morfin verilen bir tıbbi tedavinin morfin
alışkanlığına yol açması enderdir. Tedavinin uzaması ve fiziksel
bağımlılığa yol açması halinde bile hasta morfinin kesilmesinden
sonra ortaya çıkan çekilme belirtilerini tüm tedavinin hoş
olmayan bir kısmı olarak yaşar. Ayrıca, uyuşturucu kullanan kişi
uyuşturucu ile kişisel olarak ilgilenir. Uyuşturucu kullanan
kişiler bir araya gelerek gruplar oluştururlar, kendilerini
uyuşturucu kullananlar topluluğu ile özdeşleştirirler ve bu
topluluğa uyum sağlarlar. Yaşanılan duyguları ifade edebilmek
için kendi dillerini geliştirirler. |
|
Uyuşturucular
için duyulan özlem bu kişilerin davranışlarını etkiler. Kişi
kullandığı uyuşturucuya sahip olmak için denetlenemeyecek güçte
bir istek duyar. Kişinin tatmin sağlamak için anormal yoğunlukta
bir çaba harcaması bu hastalıklı özlemin bir belirtisidir:
ulaşamaması halinde son derece şiddetli bir tepki ve
gereksinimlerini karşılamak açısından çok düşük bir uyum düzeyi.
Uyumun bu denli düşük olması söz konusu kişinin yalnızca alışmış
olduğu uyuşturucuyu istediğini gösterir. Onun yerini alabilecek
herhangi bir şeyi kabul etmeyecektir. Örneğin eroin kullananlar
morfinden daha güçlü bir madde olan metadon ile
yetinmeyeceklerdir. Duyulan bu aşın istek doğrudan doğruya
uyuşturucunun kendisiyle ve daha az ölçüde kullanıldığı ortamla
ilişkilidir. Bu kişinin tüm toplumsal ilişkilerden çekildiği
evredir: yalnız kendinden ve uyuşturucudan haz alır.
Uyuşturucuyu
ne pahasına olursa olsun sağlamak gereksinimi birçok kez önceden
planlanmamış olan küçük hırsızlıklara yol açar. Bazı beklenmedik
koşullarda bu amacın büyüklüğü ile hiç bir şekilde
karşılaştırılmayacak suçlara neden olur. Gülünç denecek kadar
küçük bir para miktarı için işlenen cinayetler vb. ender
değildir. Bu nedenle aşırı istek duyulması açısından bu kişiler
ile örneğin profesyonel kumarbazlar, sigara tiryakileri ve
diğerleri arasında bir benzerlik olmasına karşın bu kişilerin
davranışının topluma yönelik daha büyük bir tehdit oluşturduğu
açıktır. |
|
|