|
Böyle bir güç
harcama yalnız kasların üzerine değil, aynı zamanda kalp, kan
dolaşımı ve ciğerlerin üzerine de fazladan bir yük bindirir. Bu
yükün karşılanabilmesi için, kasların kan aracılığıyla
sağlanması gereken fazla miktarda oksijene gereksinmesi vardır.
Kaslara optimal miktarda oksijenin gitmesini kanın olanaklı en
üst düzeyde kaslara akması sağlar. Bu amaçla, kalp daha hızlı ve
daha güçlü atmaya başlar. Bu herkesin bildiği bir şeydir. Buna
ek olarak, kaslara giden kan damarları genişler ve böylece kan
dolaşımının olabildiğince az engellenmesi sağlanır. Organlara,
örneğin bağırsaklara, giden kan damarları ise daralır. Herhangi
bir zarara neden olmadan kısa bir süre için ertelenmesi olanaklı
olan sindirim için daha az oksijen kullanılması nedeniyle bu
daralma yararlıdır. Bu, aynı zamanda yemekten sonra güçlü
fiziksel çaba harcanmasının neden doğru olmadığını da açıklar.
Fiziksel çaba
harcamaya başlayınca, derideki kan damardan da genişleyeceği
için deriye yönelik kan dolaşımı artar. Bunun sonucu olarak,
deri kızarır, ısısı artar ve daha çok ısı dışarı salınabilir. Bu
fazla ısı kaslardaki yanmanın artması sonucudur, çünkü bu süreç
kaçınılmaz olarak bedenden ısı salınmasına yol açar. Ancak, çok
fazla güç harcanması durumunda kasların oksijen gereksinimi
öylesine artar ki, deriye giden kan miktarı da azalır. Bunun
uzun süre devam edemeyeceği açıktır; derinin saldığı ısının
azalması nedeniyle ısı bedenin içinde birikir ve çok ısınmamıza
yol açar. Nefes alıp vermemiz de güç harcanmasına kendini
ayarlayabilmelidir.
Kalp daha
hızlı çarpmaya başlayınca, ciğerlere giden kan miktarı
kendiliğinden artar. Üstelik ciğerlerdeki küçük kan damarları
genişler. Dinlenirken, dakikada yaklaşık 15 kez nefes alır ve
her defasında 0.5 litre havayı içimize çekeriz. Bu, dakikada 7.5
litre hava demektir ve havanın içinde % 20 kadar oksijen
bulunduğu için, bu miktar 1.5 litre oksijene tekabül eder.
Bunun yalnız
bir kısmı (0,3 litre kadar) kana karışır, kalanı ise nefese
çıkar. Bu nedenle, nefes verirken çıkarılan havada oksijen
bulunduğu için ağızdan ağza suni teneffüs yapılabilir.
Güç
harcanırken nefes alıp vermemiz hızlanır (dakikada 40 nefese
kadar çıkar) ve derinleşir (her defasında 5 litre havaya kadar
yükselir). Bu nedenle, eğitim görmüş sporcular dakikada 7 litre
kadar oksijeni içlerine çekebilirler. Eğitilmemiş kişiler bu
denli oksijen alamazlar. İnsanın bu açıdan eğitilmesi, temelde
ciğerlerin kapasitesini arttırarak, kalbi güçlendirerek ve kan
dolaşımını geliştirerek kaslara giden oksijen miktarının optimal
düzeye çıkarılmasını amaçlar.
Beden
dinlenme halinde iken, normal kişilerin nabzı dakikada yaklaşık
70 atar; spor eğitimi görmüş ve kalpleri genişlemiş kişilerin
nabzı ise genellikle 40'ı geçmez.
Fazla güç
harcandığı durumlarda nabız artışı dakikada 200'e kadar
yükselebilir, bu nedenle sporcuların kalbi bazen dakikada 40
litre kadar kan pompalayabilir. Kaslarda eğitimle geliştirilir.
Kas metabolizması daha iyi işlev görür, kas lifleri büyür daha
fazla miktarda yedek yakıt depolamaya başlar. Bunlar kasların
daha uzun bir süre çalışmasına olanak verir. Ayrıca,
metabolizmanın hiç oksijen gereksinmeyen kısmı da daha iyi işlev
görür. Bu mekanizma "oksijen açığı" kavramı altında ele
alınmaktadır |