|
|
|
Alkolizm |
Alkol bağımlıları sık sık soğuk ve
bencil ilişkilerden yakınır. Bu duygulara sevgi, güvenlik,
korunma, güvence gereksinimleri de eklenir. Alkol düşkünlüğü
günümüzde uyuşturucu madde bağımlılıklarının en yaygın olanıdır.
Alkolizmi bireysel ve toplumsal açılardan değerlendiren sayısız
araştırma vardır. Yapılan bu çalışmalardan bir bölümü alkol
bağımlılığına giden yolda çocukluk döneminin önemini ortaya
çıkarmıştır. |
|
|
İçinde yaşanan aile ortamı
çocukların ruhsal gelişiminde derin izler bırakır. Anne babanın
çocuklarına yaklaşımı ve kurdukları duygusal ilişkiler çocuğun
yaşamı göğüsleme biçimini doğrudan etkilemektedir. Aile
ortamında duyulan eksiklikler ileride alkole olan eğilimin
tohumlarını atmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar
alkolizmin genetik temellerine ilişkin bazı kanıtlar ortaya
çıkarmıştır. Ama çocukluk çağının alkol bağımlılığı üzerindeki
etkileri hiç de küçümsenmeyecek boyutlardadır.
Bazı uzmanlara göre alkolizme en fazla yatkınlık doğuran etken
çocuğun aile ortamında gereksindiği sevgiyi bulamaması değil,
sevilme-sevilmeme duyguları arasında sürekli bir gelgiti
yaşamasıdır.
Bütünüyle dışlandığı duygusuna kapılan çocuklarda duygusal
katılaşma olarak nitelenebilecek bir tepki gelişir. İlgi ve
ilgisizlik, sevgi ve sevgisizlik arasında savrulan çocuklar ise
genellikle kendilerini koruyacak psikolojik bir mekanizma
geliştiremezler. Doyumsuzluk içinde biçimlenen çocuğun ruhsal
dengesizliği alkolizmi hazırlayan güçlü bir etkendir.
Bu psikolojik oluşum temelinde alkol bağımlıları soğuk ve bencil
ilişkilerden yakınırlar. Aldatılmışlık duygusu bir türlü
yakalarını bırakmaz. Sevgi, güvenlik, korunma ve güvenceye sahip
olamayacakları inancı bilinçaltlarına yerleşmiştir.
Anneleriyle ilişkileri genellikle sorunlu ve çatışmalıdır.
Babayla olan ilişkilerde de benzer sorunları yaşarlar.
Alkol bağımlılarının çocukluk ve ergenlik dönemleri
irdelendiğinde genellikle örnek alınacak model rolünü iyi
üstlenemeyen, güçsüz ve edilgen bir babayla karşılaşılır. |
|
Bir
Kısırdöngü |
Alkol bağımlılığından önce,
ergenlik dönemine girmiş gençlerin toplumsal yaşama katılma ve
geleceğe ilişkin kararlar alma konularında güçlük çektiği
görülür. Bağımsızlığı ve kendine güveni gerektiren adımların
atılma aşamasında, kazanılmamış duygusal olgunluğun yol açtığı
uyum sorunları gündeme gelir. Bir yandan bilinçaltında sevgi,
korunma ve güvence gereksinimleri duyulurken, bir yandan da
başkalarına karşı bağımsız ve güvenli bir görünüm sunma çabası
yaşama yeni atılan gencin içindeki duygusal karmaşayı daha da
artırır.
Zamanla sorumluluklar ağırlaştığında, sorun da giderek büyür. Bu
noktada alkol bir "çözüm" olarak gündeme gelir. Alınan alkol hem
ağızcıl (oral) dönemin hazlarını doyurmaya yarar, hem de
"sıcaklık" ve "güç" hissi verir. Öte yandan duyulan iç
sıkıntısını geçici de olsa ortadan kaldırır.
Böylece öfori (aşırı zindelik ve ruhsal coşku) durumu ile
tükenmişlik ve suçluluk durumlarının birbirlerini izlediği bir
kısırdöngü içine girilir. Alkol bağımlısı bu kısırdöngü içinde
sürekli alkole başvurarak sorunlarını aşmaya çalışır. |
|
|
|
Sorun Kendini Değersiz Hissetmedir |
Yalnızlık ve güvensizlik hissinin
yarattığı ruhsal çöküntü, sarhoşluğun coşkusu ile giderilmeye
çalışılır, ama etki geçtiğinde çöküntü daha da derinleşir ve iç
sıkıntısı ile birlikte özgüven yitimine ve kendini değersiz
görmeye yol açar. Bu durum giderek daha çözümsüz ve çıkış yolu
olmayan bir kısırdöngü yaratır.
Kadınlar da sık sık alkolizm sorunuyla karşılaşırlar. Ama
kadınların alkole yönelmesi genellikle belirgin bir duygusal
soruna bağlı derin bir kriz nedeniyle ortaya çıkar. Temelde
yatan özellikler ve ailesel yapı her iki cinste de birbirine çok
benzer: Duygusal iletişimde eksiklik, otoriter bir anne, güçsüz
ya da varlığı hissedilmeyen bir baba, güçlü korunma gereksinimi
ve yaşamı göğüslemek için yeterli olmayan destekler.
Alkolizm sorunu yalnızca kişinin ailesini değil, aynı zamanda
aşırı koruyucu bir rol üstlenme eğilimi almaya yönelen
gelecekteki eşini de ilgilendirir. Bu tavır bir yandan alkoliğin
bilinçaltı gereksinimlerini doyursa da, öte yandan yetersizlik
ve aşağılanmışlık duygularını güçlendirir.
Eşin destek için yaptığı girişimler alçaltıcı, hor görücü,
güvensizlik içeren davranışlar olarak yorumlanır. |
|
Ruhsal Tedavi |
Grup tedavisi alkolikliğin ruhsal
tedavisinde en fazla uygulanan yöntemdir. Doğal olarak bu
tedavi, alkolizmin tedavisinde psikiyatristlerin başvuracağı
yöntemlerden yalnızca biridir.
Günümüze değin edinilen deneyimler grup tedavilerine ilişkin
bazı temel ilkeleri ortaya çıkarmıştır:
1) Tedaviye katılan bütün grubun alkolizm sorunları olan
kişilerden oluşması temel koşuldur.
2) Tedavi grupta kesin biçimde belirlenmiş kurallar çerçevesinde
yürütülmelidir.
3) Psikoterapist gruptaki her bireyin sorunlarını gruba yayarak
tedaviyi yürütür.
4) Psikoterapist alkol alma davranışıyla ilgili olarak
yönlendirici bir rol alır.
5) Grup, katılanların sorumluluk, suçluluk, kızgınlık, ruhsal
çöküntü ve korku duygularını göğüslemesine yardımcı olur.
6) Grup ailenin yerini alarak hastalara bu kez daha uyumlu bir
birlikte yaşamın kapılarını açar.
Aileye yönelik psikolojik tedavi de son derece önemlidir. Çünkü
alkol bağımlısı, ailede ciddi bir sorun kaynağıdır, ama birlikte
yaşadığı kişilerin huzursuzluk ve sıkıntıları da ifadesini onun
bağımlılığında bulur.
Aileye yönelik grup tedavisi aşağıda sıralanan çerçevede
yürütülebilir:
1) Hasta evliyse çiftin tedavisi.
2) Aileyi oluşturan bütün bireylere yönelik aile tedavisi.
3) Birden fazla çift için grup tedavisi. Bunaltıyı denetim
altına alma girişimleri alkol alımının sürdüğü evrede pek etkili
olmaz. Ama özellikle iyileşme evresinde tedavi sürecini
tamamlayıcı bir yararlı unsur olabilir.
Bunaltıya karşı uygulanacak yöntemler aşağıda sıralanmıştır:
1) Genel gevşeme yöntemleri.
2) Biyolojik geri besleme (bireye kendi fizyolojik süreçlerine
ilişkin anında bilgi verilmesi).
3) Meditasyon.
4) Yoga.
Bireysel psikoterapi olguya göre değerlendirilmelidir. Çünkü
bazı sakıncalar ortaya çıkabilir. Ama hasta olumlu bir gelişme
içindeyse ve daha az alkol alma kararlılığı gösteriyorsa,
amacına ulaşmada etkili biçimde yardım edilebilir. |
|
Alkolizmin Sosyoekonomik Etkileri |
Biyolojik bakımdan alkolün zararlı
etkilerine ilişkin bilgiler görece yenidir. 1949'da bile
fizyolog Charles Best "etil alkolün doğrudan zehirleyici etkisi
konusunda şeker için verilenlerden daha fazla kanıt
bulunmadığını" savunuyordu.
İnsanları alkole yönelten sosyoekonomik etmenler, işsizlik,
ruhsal gerginlik ve rekabete dayalı bir yaşam biçimi, kent
ortamına alışma güçlükleri ve ruhsal çöküntüdür. Ayrıca günlük
yaşamdan filmlere kadar alkol içmeyi özendirecek sayısız etken
varlığını sürdürmektedir.
Alkolik kadınların sayısı giderek artmaktadır. Alkole bağlı
rahatsızlıklarda erkek/kadın oranının kadından yana artış
göstermesi de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin 10
yıl önce alkole bağlı siroz erkeklerde 5 kat daha yaygındı. Bu
oran Batı ülkelerinde yapılan istatistiklerde 2 kata kadar
inmiştir.
Gençlerin barlarda içmeye başlama yaşı ortalama 16'dır: 18-24
yaş arasında erkeklerin yüzde 18'i, kadınların ise yüzde 6'sı
düzenli biçimde ve fazla miktarda alkol almaktadırlar. Bunların
çoğu daha sonra alkol tüketimini azaltmaktadır. Ama siroz gibi
hastalıklar 30 yaşın altında da ortaya çıkabilmektedir.
Kim daha çok içiyor?
Yöneticiler, denizciler, balıkçılar, bar işletmecileri,
otelciler, finans kesiminde çalışanlar, biletçiler, postacılar
ve aile hekimleri daha fazla risk altında olan kategorilerdir.
1970'lerin verilerine göre erkeklerde 80 gr, kadınlarda 40
gr'den fazla içen kişilerin toplam sayısı İtalya'da 7.390.000'i
aşıyordu. Aynı yıllarda Fransa'da 9.050.000 aşırı alkol alan
vardı. Genel nüfusa göre aşırı alkol kullananları oranı ABD'de,
İngiltere'de, Kanada'da, Hollanda'da, Rusya'da, Polonya'da,
İrlanda'da ve İskandinav ülkelerinde de oldukça yüksektir.
Aşırı alkol tüketenlerin yaklaşık üçte biri alkol bağımlısı
kabul edilebilir. Her on kişiden en az biri alkol almadığı zaman
yoksunluk belirtileri gösterecek düzeyde alkol bağımlısıdır.
Geçmişte alkol bağımlılığı toplumdan dışlanmış kişilerle sınırlı
bir sorun olarak değerlendirilirdi. Günümüzde ise alkolizm
yalnızca yersiz yurtsuz, işsiz güçsüz yaşayan insanları değil,
toplumun hemen her kesimini ilgilendiren bir sorun halini
almıştır. |
|
|