|
|
|
Akut
Psikiyatrik Durumlar |
Akıl hastalığı ya da organik beyin
sendromu olan kimselerin gerçekle ilişkisinin önemli ölçüde
koptuğu ağır psikoz gibi durumlarda algılama ve davranış
sapmaları çok şiddetli olabilir.
Bir akıl hastasının karşısında bulunanlarla ilgili düşünceleri
hem ussal, hem de usdışı öğeleri içerir. Konuşması, davranışları
ve giyimi tutarsız, anlaşılmaz ya da uygunsuz olabilir. Gerçekle
ilişkisi tam kopmamış hasta yardıma gerek duyduğunu ve
sorunlarını birisiyle paylaştığında rahatlayacağını bilir. Ama
aynı zamanda reddedilmekten, eleştirilmekten ya da
utandırılmaktan çekinebilir. Bu nedenle kendisine yaklaşanlara
karşı başlangıçta karmaşık duygular içinde olması sık görülen
bir durumdur. Akıl hastasıyla karşılaşan kişiler de ona karşı
kızgınlık, üzüntü, acıma, aldırışsızlık gibi değişik duygular
taşıyabilir. Ama bu duygularından ötürü hastayla ilişkisinin
bozulmasına meydan vermemelidir. Dostça ve güven verici bir
tutum takınmalı, ama hastanın yargılama ve algılama yetilerinin
bozulmuş olabileceğini göz önüne alarak dikkatli davranmalıdır. |
|
|
Akut akıl hastalığı biyolojik,
ruhsal ya da dış uyaranlara bağlı etkenlerden kaynaklanabilir.
Genellikle bu duruma güçlü bir kaygı, ruhsal gerilim ve sıkıntı
eşlik eder. Akıl hastası aile bireylerinin, arkadaşlarının,
komşuların ya da polisin alacağı çeşitli önlemlerle
yatıştırıldıktan sonra bir akıl hastanesine götürülmelidir. Acil
psikiyatrik girişim gerektiren durumlar arasında akut
psikiyatrik krizler (akut sanrılı psikozlar, manik taşkınlık,
akut hezeyanlı psikoz, akut depresyon ve kaygı durumları, kronik
psikozlara ilişkin akut alevlenmeler), histeri krizleri, intihar
girişimleri, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığıyla ilgili
krizler, bazı psikomotor sara nöbetleri, bunama (demans)
taşkınlığı ve zekâ geriliğine bağlı taşkınlıklar sayılabilir.
Hastanın durumu şu başlıklar altında incelenebilir:
• Görünüm ve davranış: Hastanın
giyimi, duruşu, yüz ifadesi, hareketleri, karşısındaki kişiyle
ilişkisi, taşkınlık, düşüncesizce hareketler, yapmacık
davranışlar, zorlama hareketler, törensi davranışlar.
• Konuşma: Konuşmanın akışı, düşünce biçimi,
konuşulanların mantığa uygunluğu, devamlı değişen düşünceler.
• Düşünce içeriği: Hastayı ilgilendiren konular,
takınaklı düşünceler, yanlış değerlendirmeler, başkalarınca
etkilenme hezeyanları, küçüklük ya da büyüklük düşünceleri.
• Algılama: Görme, işitme ya da dokunmayla ilgili
algılama bozuklukları (varsanılar), kişiliğini yitirme (depersonalizasyon),
gerçeklerden uzaklaşma.
• Duygulanım: Mutluluk, üzüntü, gurur, keder, korku,
kaygı, şaşkınlık, duygulanımda körelme ya da değişkenlik.
• Bilişsel işlevler: Bilinç düzeyi, bellek, zaman (içinde
bulunulan gün, ay ve yıl) ve mekân (bulunulan yer) yönelimi,
genel bilgi (devlet başkanının, başkentin adı) dikkat
yoğunlaşması, zekâ, anlama ve yargı yeteneği, özellikle o andaki
durumla ilgili düşünceler ve gelecekle ilgili planlar. |
|
|
|
Sık
Karşılaşılan Akut Akıl Hastalığı Tabloları |
• Konfüzyon
(şaşkınlık): Beyindeki organik kökenli bozukluklara bağlı
geçici bilinç bulanıklığıdır. İlaçlarla tedavi edilmese bile
kısa sürer. Konfüzyon sırasında hasta çevresindekileri,
bulunduğu yeri tanıyamayabilir, zaman ve mekân yönelimi bozulur.
• Hezeyan: Gerçekle ilişkisi olmayan düşünce içeriğiyle
kendini belli eder. Aynı zamanda algılama bozukluğu (varsanı)
görülebilir.
• Manik taşkınlık: Aşırı coşku (öfori) yönünde
duygulanımın egemen olduğu ve düşünce akışının hızlandığı bir
durumdur. Hastanın giyiminde genellikle canlı renkler göze
çarpar; uykusu azalmıştır; yerinde duramaz; aşırı öfkeli ya da
neşeli, cesaretli olabilir. Cinsel istekleri genellikle
artmıştır.
• Bunama (demans): Beyinsel işlevlerde genel bir azalma
görülür. Özellikle yakın döneme ilişkin bellek, dikkat
yoğunlaşması ve bilişsel işlevler giderek artan ölçüde ve geriye
dönüşsüz biçimde azalır. Hasta kendine bakma ve günlük işlerini
yapma yeteneğini yitirir. |
|
Psikotik Durumlar |
|
Psikoz halinde kişi, bütünüyle
kendi iç dünyasının karmaşası ile ilgilidir. Psikotik hastalarda
görülen sıkıntı ve bunalma yoğun bir yok olma ve parçalanma
korkusuyla kendini belli eder. Kişi dış dünyanın kendi varlığını
tehdit eden biçimde değiştiğini duyumsar. Akıl hastasıyla
konuşan kişi ona yaklaşımda bu durumu göz önüne almalıdır. Akıl
hastasının taşkınlığı karşısında şiddet kullanılması, savunma
mekanizmalarını harekete geçirerek daha da saldırganlaşmasına
yol açabilir. Kuşkucu ve güvensiz davranan ve saldırganlaşma
eğilimi gösteren bir akıl hastası karşısında sakin ve temkinli
hareket edilmelidir. Bir psikiyatri olgusuyla karşı karşıya
olduğunu anlayan kişi hemen hastayla birlikte konuyla ilgili bir
uzmana başvurmalıdır. Bu sırada hastayı bilen ve yakından
tanıyan birinin de yanında olması gerekir. |
|
Sınırda Kişilik Bozukluğu |
|
Sınırda kişilik bozukluğu son
yıllarda sık gündeme gelen ve psikiyatri uzmanları arasında
oldukça tartışmalı bir kişilik sorunudur. Sınırda kişilik
bozukluğu bireyin kimlik duygusunda, ilişkilerinde ve
duygulanımında yaygın ve sürekli bir dengesizlikle belirlenir.
Sınırda kişilik bozukluğu olanlar cinsel, mesleki ve toplumsal
kimliklerine karşı derin bir güvensizlik ve dengesizlik
içindedirler. Kimlik duygusu gelişmemiş olan, çabuk düş
kırıklığına uğrayan, bunaltı, ruhsal çöküntü belirtilerinin sık
görüldüğü kişilerdir. Zaman zaman toplumdan uzaklaşma,
denetimsiz eğlence düşkünlüğü, uyuşturucu maddelere yönelme,
kendine zarar verme ve intihar girişimleri gibi dengesiz
davranışlar gösterirler. Karamsarlığa kapılır, yaşamın
anlamsızlığından yakınırlar. Bu kişilerde zaman zaman görülen
psikoz belirtileri bazen şizofreni ile karışabilir. Psikoz
belirtilerinin uzun sürmemesi, fırtınalı yaşam biçimi ve
duygulanımdaki aşırılıklar ile şizofreniden ayrılırlar. Sınırda
kişiliğin belirgin bir özelliği de kendine hayranlık (narsisizm)
eğilimidir. Bir yandan aşırı kırılgan olabilirken öte yandan
kendilerini çok güçlü hissedebilirler. Çocukluk çağında iyi ve
kötü olarak bölünen nesne simgeleri yetişkin yaşamdaki
ilişkilere yansır. Öyle ki kişiler ya hep iyi ya da hep kötüdür.
Böylece sınırdaki kişi, sevgi-nefret duyguları arasında bocalar,
kendine karşı tutumunda da karşıt (yüceltme-değersizleştirme)
eğilimler gösterir. |
|
|