|
|
|
Sinir sistemi, kaslar ve bezlerin
işleyişinin düzenli olması için sürekli olarak dürtü (impuls)
alan, bunları işleyen ve organlara gönderen sinir hücreleri
ağından oluşur. İnsanda düşünce, bilinç, duygu ve bellek gibi
zihinsel süreçlerde sinir sisteminin rolü çok önemlidir. Sinir
hücrelerinin özelliği çok uzun çıkıntılara sahip olmalarıdır.
Dürtülerin bizzat sinir hücrelerinin içinden geçmesi elektriksel
bir olguya dayanır; bir dürtünün bir sinir hücresinden diğerine
veya bir organa gönderilmesi kimyasal maddelerle gerçekleşir. |
| |
|
İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için yemesi, nefes alması, artık
maddeleri dışarı atması ve beden ısısını normal düzeyde tutması
gerekir. Tüm bu (vejetatif) işlemler sürekli olarak binlerce
mesaj alıp iletebilen sinir hücreleri ağından oluşan sinir
sistemi aracılığı ile düzenlenir. Bu mesajlar sayesinde beden
kendinde veya çevresinde meydana gelen değişikliklere tepki
gösterebilir. Örneğin, dışarıda ısı düştüğü zaman sinir sistemi
derideki küçük kan damarlarını sıkıştırarak, en az miktarda ısı
kaybını sağlar. Sinir sisteminin diğer bir görevi de tüm
organlar ve dokular arasında koordinasyon sağlamasıdır. Örneğin,
kişi kolunu kıvırmak istediğinde yalnızca fleksorlar (bölücü
kaslar) kasılmaz, aynı zamanda, ters etkisi olan, ekstensorların
da gevşemesi gerekir. (Vejetatif) işlevleri düzenler ve koordine
ederken, sinir sistemi hormonlarla sıkı bir işbirliği içindedir.
Sinir sistemi daha hızlı tepki gösterir fakat etkisi uzun sürmez
oysa hormonların etkisi daha uzun sürelidir. Ancak iyi bir yaşam
sürebilmek için insanlar bedenlerinin sağlıklı işlemesinden daha
fazlasına gereksinme duyarlar, insanın aynı zamanda kendisinin
ve çevresinin farkında olması, olayları anımsaması, duygularının
olması, düşünebilmesi, plan yapabilmesi ve bunların doyurucu bir
şekilde yürüdüğünden emin olması gerekir. Tüm bu zihinsel
işlevler sinir sisteminde ve özellikle beyinde meydana gelirler.
Bu yüzden insan beyni hayvan beynine oranla büyük ve çok
özelleşmiştir. İnsanlar koma halindeyken zihinsel faaliyetleri
durur ve bundan dolayı bitkisel hayat yaşadıkları söylenir.
Sinir sisteminin çeşitli işlevleri birbiri içine girmiştir.
Özellikle son 20 yıldır, sinir uyarımlarını yaratılması ve
taşınması ile ilgili bilgiler çok artmıştır. Bu, özellikle sinir
sistemiyle bilgisayarın işleyişi arasındaki benzerlikten ileri
gelmiştir. Bu bilime sibernetik, sinir sisteminin bu işlevlerini
incelenmesine de biosibernetik denir. Böylece bedenle zihin
arasındaki psikosomatik ilişki hakkındaki bilgi de bir ölçüde
artmıştır. Görevini yapabilmesi için sinir sisteminin mesaj
alabilmesi gerekir. Bu amaçla bedenin emrinde reseptör (alıcı)
denen özel algılama hücreleri vardır. Reseptörü etkileyen her
şeye uyarım denir. Örneğin göz için ışık bir uyarımdır.
Ekstroseptörler veya duyu organları (dokunma, koku alma, tat
alma gibi) çevresel uyarımların algılanmasını sağlarlar. Bedenin
içinde de uyarımlar bağırsak ve kan damarları gibi organlarda
interoseptörler; kaslar kirişler ve sinovyal kapsüllerde de
proprioseptörler tarafından sürekli olarak alınırlar. Bir
reseptör bir uyanma tepki gösterdiği zaman, sinirler tarafından
iletilen bir işaret verilir. Bu işaretlere genellikle sinir
dürtüleri denir. Bunlar sinir boyunca taşınan elektrik akımından
meydana gelirler. |
|
Yapısına ve yerine göre sinir sistemi,
beyin ve omurilikten oluşan merkez sinir sistemi ve çevresel
sinir sistemine bölünür. Bu ikincisi esas olarak bedenin en ufak
noktalarına kadar giden ve dallanan sinirlerden oluşur. Beynin
üst kısmından (kafa sinirleri) veya omurilikten (spinal
sinirler) çıkarlar. Sinirleri işlevlerine göre de sınıflandırmak
olanaklıdır. Bu durumda bilinçli, istemli faaliyeti
düzenleyenlerle (istemli sinir sistemi) kişi tarafından
düzenlenmeyen istemsiz beden işlevlerini (kalbin, bezlerin, kan
damarlarının, akciğerlerin, sindirim organlarının faaliyetleri)
düzenleyen sinirler olmak üzere bir ayırım yapmak gerekir. Bu
işlevler vejetatif, otonom veya istemsiz sinir sistemi
tarafından yapılır. |
|
İstemli sinir
sistemi merkez ve çevresel sinir sisteminin bir kısmını
oluşturur. Tüm duyularımızı kullanma, istemli olarak yapılan
hareketler, yürüme, konuşma, başka insanlarla ilişkiler
kurabilme bu sistem sayesinde gerçekleşir. İstemli sinir sistemi
duyularımızın yardımıyla işlev görür. Dışarıdan alınan uyarımlar
duysal sinirler yoluyla bu sistemin beyindeki merkezine taşınır.
Burada belirli duyulara dönüşen ve işlenen bu izlenimler
uyarımın alındığı bölgeye geri dönerler. Ancak beyin, dış
uyarımlara karşı tepki oluşturduğu gibi uyarım olmaksızın
kendiliğinden hareket etmeyi de sağlar. |
|
Sinir sistemi
kendilerine ait görevleri yerine getiren sinir hücreleri ve
sayıca daha fazla olan yardımcı hücrelerden meydana gelir (gliya
hücreleri veya nevrogliya). Yardımcı hücrelerden en çok sayıda
bulunanlar astrositlerdir.
Bir taraftan kılcal damarlarla diğer taraftan da sinir
hücreleriyle birleşmiş olup birçok süreci içerirler. Bunların
görevi sinir hücrelerine besin taşımak ve kan beyin engelinin
temelini oluşturmaktır. Bu süzgeç tabakası sayesinde bedenin
diğer kısımlarında kolayca kan damarlarından dokulara geçen bazı
maddeler, beyin dokusuna daha yavaş ve daha az miktarlarda
varırlar. Bunun avantajı herhangi bir toksik maddenin beyni
etkileyebilmesi için uzun bir zaman gerekmesidir. Dolayısıyla,
beyin tedavisinde yalnız kan-beyin engelini aşabilen ilaçlar
kullanılır. Bir sinir hücresinin (nevron) içinde çekirdek
bulunan oldukça büyük bir gövdesi ve iki tür uzantısı vardır;
bunlar ya dürtüleri hücreye getiren kısa, ağaç şeklinde
dallanmış dentritler ya da dürtüleri hücreden götüren uzun,
dalsız aksonlardır. Akson bir bez, kas veya başka bir sinir
hücresinin dentritinde son bulur. Temas noktasında (sinaps) ilk
sinir hücresinin dürtüsü diğerine kimyasal maddelerin
salgılanması ile geçilir (neurotransmitter). İnsan aksonlarının
uzunluğu, 1.5metreye varabilir; örneğin bir tanesi sinir
hücresinden ayaktaki küçük bir kasa kadar uzanır: hücrenin
gövdesi omurilikte yer alır aksonu ayağa kadar kesintisiz olarak
uzanır. İşlevlerine göre üç tip sinir hücresi vardır. Getirici (afferent)
ya da duysal nevronlar, dürtüleri reseptörlerden merkez sinir
sistemine götürürler. Götürücü (efferent) ya da motor nevronlar
ise dürtüyü ters yönde iletirler. Bunlar merkez sinir sistemini
kaslar, bezler ve diğer tepki gösteren dokularla birleştirirler.
Bir de akımı bir sinir hücresinden diğerine taşıyan
internevronlar vardır. Merkez sinir sisteminde milyarlarca
internevron bulunur. Sinir hücrelerinin gövdeleri genellikle
merkez sinir sisteminde yer alır, bazen bu sistemin dışında
küçük bir grup içinde (gangliyon) bulunurlar. |
Sinirler
|
Sinir, genellikle sinir lifleri diye
bilinen uzun, beyaz, ip gibi aksonlar topluluğudur.
Sinirdeki her akson yağlı bir maddeden oluşan miyelin kılıfı
veya ilikimsi (medüller) kılıfla çevrilidir. Bu kılıf bir
aksondaki dürtülerin diğerinin işlevini bozmaması için
liflerin birbirinden ayrı kalmalarını sağlar. Medüller
kılıfı Schwann hücrelerinden oluşan ikinci bir kılıf sarar.
Bu üst tabakada Ranvier boğumları adı verilen küçük boğumlar
vardır. Sinirlerin çoğu karışıktır, yani hem duysal hem de
motor aksonları içerirler. |
Tepkileri sistem dışı olan organların
çoğu, iki karşıt yönde etkilenebilirler: örneğin gözbebeği
daralabilir veya genişleyebilir; mesane ve bağırsaklardaki
kaslar kasılır veya gevşer; kalp atışı hızlanır veya
yavaşlar. Demek ki, otonom sinir sistemi iki kısma ayrılır:
sempatik sinir sistemi (sympathicus) ve parasempatik sinir
sistemi.
Sempatik sinir sistemi daha çok bedenin korku, dehşet ve
hiddete karşı olan tepkileri üzerinde etkindir: gözbebeğinin
genişlemesi, derideki kan damarlarının daralması
(solgunluk), kalp atışının hızlanması, mide-bağırsak
faaliyetlerinde azalma, barsak ve mesanedeki büzücü kasların
kasılması spermlerin çıkması ve orgazm.
Parasempatik sinir sistemi ise daha çok beden dinlenme
halindeyken çalışır ve işlevleri şunları içerir:
gözbebeğinin daralması, bağırsakların faaliyetinde uyarılma,
bağırsak ve mesanedeki büzücü kasların gevşemesi, derideki
kan damarlarının genişlemesi (kızarma), kalp atışının
yavaşlaması, akciğerlerdeki bronşiyollerin daralması,
gözyaşı ve tükürük salgılanması, penis veya klitorisin
sertleşmesi ve dölyolu duvarının nemlenmesi.
Organların tümü her iki sistemden de uyarım alırlar,
hangisinin etkisi daha fazlaysa sonuçta o üstün gelir.
Sempatik sistem genellikle bir bütün olarak tepki gösterir
ve tepkiye tüm bedeni katar; parasempatik sistemin etkisi
ise daha çok belli organlar üzerindedir. Parasempatik sinir
sisteminin sinapslarında sinir dürtüsünün taşınması
asetilkolin denen kimyasal bir maddeyle gerçekleşir.
Sempatik sinir sisteminde de epinefrin ve norepinefrin
tarafından taşınır. Burada da açıkça görüldüğü gibi, sinir
sistemi ile hormonlar arasında sıkı bir işbirliği vardır,
çünkü epinefrin ve norepinefrin böbreküstü bezinde yapılıp
kana atılırlar. Bunlara hormon denir ama etkileri sempatik
sinir sistemininkinin aynıdır. Bundan başka sempatik sinir
sistemini uyarımına tepki olarak salgılanırlar ve böylece
onun etkisini güçlendirirler. |
|
|
|