|
|
|
Sindirim
bozuklukları sindirim sistemine ait herhangi bir organdan
kaynaklanabilir. Belirtilerden yola çıkarak bozukluğa hangi
organın neden olduğunu anlamak çoğunlukla olasıdır. Örneğin
ağrılı yutkunma (disfaji) genellikle yemek borusundaki bir
bozukluğu gösterir. Karnın üst kısmanda duyulan ağrılar mide
rahatsızlıklarının belirtileridir. Karaciğer ve safra yolları
enfeksiyonları genellikle karaciğer bölgesinde ağrı yapmazlar,
ancak deri ve mukozada soluklaşmaya; sarılığa yol açarlar.
Sarılık ayrıca kan hücrelerinin artan yıkımı (hemoliz) veya
safra kanalları tıkanıklığının bir belirtisi olarak da ortaya
çıkabilir.
|
|
|
|
Sindirim bozuklukları genellikle yerel
şikâyetlere yol açarlar. Ancak bozukluktan dolayı gıdaların
sindirim ve emilimi de zarar görmüşse tüm beden etkilenir. Mide
kanseri gibi ciddi hastalıklarda mide bölgesiyle birlikte tüm
bedende zararlı etkiler görülür. |
|
Dudak
yaralarının en çok görüleni hiç kuşkusuz virüslerin neden olduğu
kaşınan ve sulu kabarcıklar şeklindeki uçuklardır. Bunlar
genellikle 2 hafta içersinde kendiliğinden kaybolurlar. Kuruyan
dudaklar ateşin önemli bir belirtisi olmakla beraber, bazı mide
hastalıklarına, güneş yanıklarına da eşlik edip sürekli olarak
dudaklarını yalayan veya ısıran tikli insanlarda da görülürler.
Aşırı miktarda güneşe veya soğuğa maruz kalmaktan dolayı
dudaklar çatlayabilir. Ayrıca oturmayan takma diş, damak veya
protezler de dudak çatlamasına neden olabilirler. Sigara gibi
tahriş edicilerin sürekli kullanımı, uymayan diş; protez veya
damaklardan dolayı dudaklarda, dilde veya ağız mukozasında beyaz
benekler (lökoplazi) oluşabilir. Bu durum bir kanser başlangıcı
da olabilir. |
|
Ağız
hastalıklarının çoğu dişlerle ilgilidir. Bunun yanı sıra, ağız
kokusu bilinen şikayetler arasındadır. Ağız kokusu bazen
dişlerin iyi temizlenmemesi ve yemek artıklarının dişlerde
birikmesi sonucu da olabilir. En basit olarak bazı yiyeceklerden
(örneğin sarımsak) dolayı olabileceği gibi burundaki kronik
iltihaplar (rinit) ve çeşitli akciğer hastalıkları da ağız
kokusuna neden olurlar. Nedeni ne olursa olsun, ağız sağlığına
dikkat edilmesi ağız kokusunu ortadan kaldırabilir. Ağız
kokusuyla birlikte genellikle kötü ağız tadı oluşur. Bu durumun
nedeni tam olarak saptanamaz. Dişe bağlı olmayan ağız ağrıları,
ağız mukozasında oluşan bir iltihabı düşündürebilir (stomatit).
Eskiden, özellikle ülserli stomatit çok yaygındı. Beyaz sulu
kabarcıkların görüldüğü çok ağrılı bir ağız iltihabı da
pamukçuktur. Stomatite bazen dil iltihabı eşlik eder (glosit).
Aftlar acı veren ağız yaralarıdır. |
|
|
|
Kızarık ve kayganlaşmış bir
dil, demir veya vitamin eksikliğinin sonucu olabilir. Yanak
şişmesi izlenimi veren kulak altı tükürük bezinin ağrılı olarak
şişmesi kabakulak virüsünden dolayıdır (kabakulak). Aşırı
tükürük salgılanması (hipersalivasyon) çoğunlukla ağız
iltihaplarının bir yan belirtisidir. Ancak bunlar mide ülseri
ağrıları sırasında da oluşabilirler. Bu ağrı, beden için adeta
doğal bir savunmadır, zira yutkunma sonucu midedeki gastrik asit
(mide asidi) nötralize olur. Kuru bir ağız çoğunlukla, bedendeki
su kaybı sonucunda görülür. Bazen tükürük bezlerinde, tükürük
salgılamalarına engel olan bir atrofı veya yozlaşma buna neden
olur. Kurumuş bir ağız veya boğazın susamaya yol açabileceği
düşünülemez. Bilindiği gibi susama ile ilgili emirler beyinden;
özellikle hipotalamustan gelirler. Beyinde yerleşmiş olan susama
merkezi bedendeki tuz miktarını ve su yetersizliğini saptayan
küçük duyu organlarından mesaj alır. |
|
Yutkunma
sırasında duyulan ağrının nedeni çoğunlukla boğaz veya ağız
mukozası iltihaplanmasıdır. Yutkunmadan hemen sonra ortaya çıkan
ağrı ise bir yemek borusu iltihabının belirtisidir. Yemek
borusunun daraldığı vakalarda (özofagostenoz) hasta yuttuğu
yiyeceklerin aşağıya doğru inmediğini hisseder. Hafif vakalarda
katı besin maddelerinde ortaya çıkan bu durum, ciddi
daralmalarda sıvılarda da söz konusu olur. Yemek borusunun
daralmasına bir ur veya yutulan bir madde neden olabilir. Madde
yemek borusunun içinde veya dışında yerleşebilir. Dışına
yerleştiği durumlarda yemek borusu darlığı doğuştan olabilir (konjenital
özoragostenoz). Bu gibi durumlarda bebek katı gıdalar aldığı
andan itibaren, belirtiler ortaya çıkar. Darlıklar ayrıca,
kuvvetli asitlerin, bazların veya sıcak içeceklerin içilmesi
sonucu da oluşabilir. Yemek borusu bir buji ile genişletilmeye
çalışılır. Özofagal divertiküloz vakalarında, yemek borusu
duvarında torba biçiminde bir şişkinlik vardır; yiyecekler bu
torbaya dolarak yemek borusunu daraltabilirler. Ciddi vakalarda
cerrahi müdahale gerekir. Kardiospazm (mide girişi krampı)
vakalarında ise yemek borusu ile mideyi birleştiren kaslar
şiddetle kasılırlar. Yutkunma sırasında hafif ağrılara, ayrıca
duygusal gerginliklerde göğüs kemiği arkasında duyulan ağrılara
neden olurlar. |
|
Mide
hastalıkları çeşitli belirtilere, özellikle karnın üst kısmında,
göğüs kemiğinin altında, yemeklerden önce ya da sonra belirli
zamanlara rastlayan müzmin ağrılara yol açabilirler. Mide
ağrıları mide duvarının ciddi bir enfeksiyon olmadan hafif bir
tahrişi sonucu meydana gelebilir. Fazla miktarda ve hızlı yemek
yenmesi, iyi pişirilmemiş yiyecekler, acı ve baharatlı yemekler,
bazen de aşırı yağlı yemekler hazımsızlığa yol açar. İştah
azalması, bulantı, kusma ve genellikle gastrik asidin yemek
borusunun üzerindeki tahriş edici etkisinden dolayı ortaya çıkan
mide ekşimesi (yanan gastrik asit, piroz), mide hastalıklarının
diğer belirtileridir. Mide ekşimesinde, karın bölgesinden
başlayıp göğse doğru ilerleyen bir yanma hissi olur. Ayrıca,
yemek borusunun üst tarafında ekşimsi bir tat belirir. En sık
görülen mide hastalığı mide ülseridir (ulkus ventrikuli). Günlük
konuşmalarda onikiparmak bağırsağında oluşan ülserler için de
aynı adı kullanırız, çünkü her iki hastalığın belirtileri çok
benzerler. Ülserler hidroklorik asidin ve pepsinin mide duvarına
yaptığı etki sonucu ortaya çıkarlar. (Ülser sözcüğü açık yara
anlamına gelir.) Normal durumlarda mide mukozası sayesinde mide
duvarı aside karşı dayanıklıdır; ancak bazı vakalarda
hidroklorik asit yapımı aşırı derecede artar ya da mukoza
direncini yitirir. Mide ülserinin oluşmasında bazı diğer
etkenler de rol oynar.
Bazı
insanlar, diğerlerine göre daha güçlü bir mideye sahip
olduklarından ülsere neden olan etmenler herkeste aynı sonuca
yol açmaz. Ruhsal durum, bu hastalıklarda özel bir önem taşır.
Sıkıntılı ve gergin bir yaşam sürenler ya da aşırı duyarlı
kimselerde bu tür hastalıklara yakalanma olasılığı daha
fazladır. Heyecan ve gerginlik durumlarında böbreküstü korteksi
hormonlarının (kortikosteroidler) yapımı artar ve midenin
direncini azaltır. Sinir sistemini etkisiyle hidroklorik asit
yapımı artar. Ülserin neden olduğu şiddetli ağrılar genellikle
bir şeyler yemekle geçer; çünkü yiyecekler midedeki asidin bir
kısmını emerler.
Midenin boş kaldığı
zamanlar, yemek önceleri ya da geceleri ağrılar yeniden başlar
(açlık ağrıları). Ülserin bulunduğu bölge ne kadar yukarıdaysa,
ağrıların tekrar ortaya çıkışı o denli çabuk olacaktır, çünkü
midenin üst tarafları daha çabuk boşalır. Onikiparmak bağırsağı
ülserinde ağrının yemekten epey sonra yeniden belirmesinin
nedeni de budur; bu bağırsağın boşalması midenin
boşalmasından daha uzun bir zaman gerektirir. Mide ülserinin en
sık görülen iki komplikasyonu mide delinmesi ve mide
kanamasıdır. Mide delinmesinin en tipik belirtisi bıçak gibi
saplanan çok şiddetli ve ani olarak giren batıcı sancılardır.
Mide ülserleri ender olarak mide kanserine dönüşürler. Yalnızca
mide urlarına eşlik eden bazı ülser vakalarında ur önem kazanır.
Son olarak mide mukozası iltihabı (gastrit) ağrılı olmakla
birlikte büyük bir ciddiyet göstermez. |
|
Deri ve
mukozanın sararması, yani sarılık (ikter) genellikle karaciğer
hastalıklarının bir yan etkisi olarak ortaya çıkar. Hemoglobin
veya kandaki metabolizma ürünlerinin yıkım maddesi olan
bilirubinin artması sarılığa neden olur. Sarılık, ilk olarak
gözakında beliren sararma ile saptanabilir. Karaciğer
faaliyetleri sarılığa yol açmadan da bozulabilir. Halk arasında
sarılık genel olarak bir karaciğer iltihabı olan
enfeksiyöz
hepatit ve serum hepatit ile bağdaştırılır. Sarılığa yol
açabilen diğer hastalıklar karaciğer sirozu, bazı ilaçlardan
dolayı oluşan karaciğer haraplaşmaları, Pfeiffer hastalığı ve
Weil hastalığıdır. Doğuştan olan ve bilirubin miktarının çok
fazla olduğu yapısal hiperbilirubinemi zararsızdır. Özellikle
genç erkeklerde görülür ve genellikle kendiliğinden düzelir.
Safra kanalı tıkandığında da sarılık meydana gelir. Bu durumda,
dışkı boya maddesinden yoksun olacak ama çok miktarda
sindirilmemiş yağ içerecektir (camcı macunu rengi dışkı). Safra
kanalı tıkanmalarında kanda çok miktarda glikokolik asit
birikerek kaşınma, uyku hali ve kalp atımlarında yavaşlamaya
neden olur. Tıkanma genellikle safra taşlarından dolayıdır. Bu
taşlar, safra kesesinde kaldıkları sürece safranın bağırsaklara
dökülmesine engel olmazlar. Ancak esas kanalı tıkadıklarında
safra akışı durur. Safra taşları safra kesesi duvarının
kasılmaları sonucunda safra kanalına atılırlar. Bu olay karnın
sağ üst kısmına ani olarak saplanan ve sağ omuza veya sırta
yayılan kendine özgü ve kuvvetli bir ağrıya neden olur
(karaciğer koliği). Hasta, ağrı ile kıvranır. Yağların
sindirilmesinde safranın önemli bir rolü olduğu için bu hastalar
yağlı besinleri sindirmekte çok güçlük çekerler. Safra kanalı
tıkanması safra kesesinde ya da pankreasta yerleşen urlardan
dolayı da oluşabilir (pankreas kanseri). |
|
|