Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
Omurilik
Omurilik sinir dokusundan oluşmuş kalın bir iliktir ve omurga kanalının üst kısmında iyice korunmuş olarak yer alır. 31 çift omurga siniri beyin ile bedenin diğer kısımlarını bağlar. Buna ek olarak omurilik çeşitli reflekslerde önemli rol oynar. Refleks, belirli bir uyarıma karşı bilinçsiz bir tepki olarak tanımlanır. Bu tür tepkilere bir uyarım alıcısı, yani uyarımı merkez sinir sistemine götüren bir sinir ve omurilikten kaslara getiren diğer bir sinir söz konusudur.
  
 
Omurilik (medulla spinalis) aşağı yukarı 1cm, kalınlığında sinir dokusundan oluşmuş bir iliktir ve omurga kanalının üst kısmında yer alır. Omurga kanalı birbirini izleyen omurlar arasındaki boşluklardan meydana gelmiştir. Omurilik yukarıya doğru soğan ilikle devam eder. Aşağıda birinci veya ikinci bel omuru düzeyinde son bulur. Yetişkinlerde boyu ortalama 45cm'dir. Kalınlığı iki yerde değişir: üçüncü boyun omuru ile ikinci sırt omuru arasında ve onuncu sırt omuru ile ikinci bel omuru arasında diğer yerlere göre daha kalındır. Aşağıya doğru ise incelir ve konik bir biçim alır. Beyni kaplayan üç kat zar (meninks) burada da devam eder ve beyin-omurilik sıvısı ile birlikte omuriliği çevreler. Omuriliğin işlevleri dürtülerin iletimi, refleksler ve dokulara sinir sağlanmasıdır. Merkez sinir sisteminden çevresel sinir sistemine emirler taşırken çevreden gelen izlenimleri ve uyarımları merkeze, yani beyne taşır.
Omurilik Yapısı

Sinir dokusu sinir hücreleri ile destekleyici bir doku içerir. Bir sinir hücresi çeşitli uzantıları (dentrit ve aksonlar) olan bir hücre gövdesinden oluşur. Bu uzantılar diğer sinir hücrelerine bağlanırlar. Merkez sinir sistemindeki (beyin ve omurilik) hücre gövdeleri gri maddeyi, uzantılar da beyaz maddeyi meydana getirirler. Omurilikte gri madde merkezdeki çekirdeği oluşturur, beyaz madde de onun etrafını kaplar. Beyinde bu düzen terstir.

  
 
Gri Madde
Omuriliğin kesitine bakıldığında, gri maddenin kelebek biçiminde olduğu görülür. Ortasından, beyindeki karıncıklara bağlanan ve merkez kanal denilen küçük bir kanal geçer. Öndeki kelebek şeklinin iki çıkıntısına ön boynuzlar, arkadakilere de arka boynuzlar denir. Göğüs bölgesinde, bu iki çift boynuzdan başka, bir de enine duran yan boynuz vardır. Gri maddenin hücreleri işlevlerine göre şöyle sınıflandırılırlar:

- Ön boynuzlarda yerleşmiş motor hücreler. Bunların uzantıları istemli kaslara girer.

- İstemsiz sinir sisteminin bir kısmını oluşturan ve esas olarak yan boynuzlarda yerleşmiş olan motor hücreler. Bunlar sempatik sinir sistemine aittirler. Her iki tip motor hücreler merkez sinir sisteminden aldıkları uyarımları bedendeki hedeflerine götürür.

- Duysal hücreler arka boynuzlarda yerleşmişlerdir ve bedenden mesaj alırlar. Bazı uzantıları merkez sinir sisteminin üst kademelerine çıkarken, diğer uzantılar aynı düzeyde motor hücrelerine bağlıdırlar ve burada refleks zincirini ortaya çıkarırlar.
Beyaz Madde
Beyaz maddedeki sinir lifleri omurilikle beynin karşılıklı olarak bağlantısını sağlarlar. Bunlar örneğin, hareket koordinasyonunun sağlandığı beyinciğe giden uzantıları içerirler. Ayrıca duysal sinyalleri beyne götüren lifler vardır. Aşağı inen en önemli lif demeti ön boynuzdaki motor hücrelerine motor korteksin dürtüsünü götüren piramidal yoldur (bilinçli davranışların yapılabilmesi için). Bu yoldaki bir zedelenme felçle sonuçlanır. Beynin sağından başlayan demet omuriliğin soluna, solundan başlayan da sağına geçer: piramidal yol liflerinin çaprazlaşması soğan ilikte gerçekleşir. Piramidal yol bu çaprazlaşmanın üst tarafında hasar görürse, hasar gören tarafın aksi tarafında felç görülür ama omurilik içindeyken hasara uğramışsa felç aynı tarafta olur.
Omurga Sinirleri
Omurga sinirleri omuriliğin sağından ve solundan çift olarak çıkarlar ve üst üste iki omur arasındaki boşluklardan (omurlar arası delikler) omurga kanalını terk ederler. Kaslara ve diğer organlara giden liflerle ayrıca aynı organlardan duyarlığın algılanmasını sağlayan mesajlar taşıyan duysal lifleri içerirler. Omurilik yakınında ön ve arka kökleri oluştururlar. Arka kökte duysal lifler, ön kökte de motor lifler vardır.

Arka kökte bir gangliyon bulunur. Ön ve arka kökler birleşip omurlar arası delikten çıkarlar ve burada iki dala ayrılırlar. Bu dallardan bir bedenin ön kısmına, öteki arka kısmına gider. Her sinir, omurganın iki tarafında bulunan gangliyonlar zincirine sinir lifleri verir ve buradan uzanan liflerle de birleşir.

Omurga sinir çiftinin çıktığı her kısma omuriliğin bir bölümü (segman) denir. Omurga omurilikten daha uzun olduğu için omuriliğin alt kısmındaki sinir liflerinin, içinden çıkacakları omurlar arası deliğe varmadan önce biraz aşağı doğru gitmeleri gerekir. Omuriliğin alt kısmında atkuyruğu (cauda equina) denen bir lif demeti oluştururlar. Cauda equina beyin-omurilik sıvısıyla çevrilmiştir. Belden sokulan bir iğneyle beyin sıvısının alınması için en uygun yer burasıdır. Cauda equina lifleri o kadar serttir ki iğne bunlara zarar vermez, aralarından geçer.
Refleks
Bir kimse, örneğin, yanlışlıkla sıcak bir sobayı ellediğinde daha acı duymadan elini çeker. Bu kadar hızlı bir tepki tamamen bilinçsiz olarak yapılır ve buna refleks denir. Bu tür tepkiler daha önemli fiziksel zararları önlemeleri açısından çok faydalıdırlar. Bir refleksin uygulanmasında beden birçok organlarını kullanır, ilk olarak yabancı maddenin veya bedendeki değişikliğin sezilmesi gerekir. Bu da, uyarımlara duyarlı olan duysal hücrelerde (reseptör) meydana gelir. Reseptörde uyarım sinir lifleri boyunca omuriliğe giden elektrik dürtüsüne dönüşür. Bir refleks alanında, dürtü omurilikten götürücü sinir hücrelerine geçer; bunların uzantıları da mesajı alıcı organa, örneğin, kaslara iletir. Refleks bilinçsiz olarak meydana gelse de kişi genellikle sonradan farkına varır. Omuriliğe gelen sinyal, anında beyne giden sinir yollarına geçer. Buradaki bilinç merkezleri sayesinde saniyenin onda biri kadar bir zaman sonra refleks tepkisi bilinçli olur. Ancak, bizim farkında olmadığımız sayılamayacak kadar çok refleks vardır. Örneğin, kan akımındaki basınç reseptörleri ile kan damarlarının genişliğindeki değişme veya bedenin duruşundan sorumlu olan kaslardaki küçük duysal organların neden olduğu refleksler. Gerçekte, bedenimiz sürekli olarak biraz sallanır ama refleksleri çok hızlı olduğundan bize hareketsiz oturuyor veya duruyormuşuz gibi gelir. Bazı refleksler doğuştan vardır (doğuştan refleksler) diğerleri ise sonrada edinilir (şartlı refleksler).
Tıbbi Açıdan
Reflekslerin uyarılması nörolojik muayenenin önemli bir bölümünü oluşturur. Belli başlı amacı piramidal yolda olabilecek bozuklukların yerinin belirlenmesidir. Piramidal yoldaki bozukluklardan etkilenen sinir liflerinin bulunduğu kaslar genellikle refleks uyarılmasına fazlasıyla cevap verirler (hyper reflexion). Yaşamın ilk yılında reflekslerin abartılması fizyolojik bir olaydır. Buna ek olarak bebeklerde yalnızca kısa bir süre görülen motor gelişimleri için önemli olan bazı refleksler vardır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot