|
|
|
Karın, gövdenin alt kısmıdır.
Bedenin yumuşak ve duyarlı bir kısmını oluşturduğu gibi, çok
sayıda önemli organı da barındırır. Bunlar, diğer karın
organları olan karaciğer ve pankreas ile birlikte sindirim
sistemini oluşturan mide ve bağırsaklardır. Karın ayrıca, idrar
ve boşaltım sistemini (böbrekler ile idrar yolları), dalağı ve
kadınlarda cinsel organları da kapsar. Erkeklerde cinsel
organlar kısmen karnın dışında yer alır. Karnın içinden geçen
sayısız kan damarı, sinir demeti ve lenf damarı karın
organlarına ve bacaklara yönelirler. |
|
|
|
Karın, yirmi kadar
büyük organı içeren bir boşluktur. Mide, bağırsakların değişik
bölümleri, karaciğer, pankreas ve safra kesesinin oluşturduğu
sindirim organları bu boşluktaki en büyük yeri kaplar. |
|
Karın Duvarı ve Karın Zarı (Periton) |
|
Karnın üstünde, solunumda önemli
bir rol oynayan ve bir kiriş ile kas tabakasından oluşan
diafragma yer alır. Karnın arka duvarı sırt kaslarından, alt
duvarı ise havsala (pelvis) tabanının kaslarından oluşur. Karnın
ön duvarı, asıl karın duvarıdır; yağ dokusu tabakalarından,
karın kaslarından ve deriden oluşur. Karın kasları kasıldığı
zaman, karın organlarına her yönden baskı biner. Bu baskı doğum
ve dışkının bedenden atılması sırasında önem kazanır. Diafragma
gevşediği ve karın kasları gerildiği zaman göğüs boşluğundaki
baskı artar. Bu baskı örneğin karın solunumu, öksürük ya da
üfleme sırasında kullanılır. Karnı kaplayan kas tabakaları kan
damarları ile diğer bağlantı kanallarının geçtiği aralıklar yer
alır. Diafragmada kalbe giden ana atardamarın ve alt büyük
toplardamarın geçtiği ve tıpta yarık (hiyatus) adı verilen
aralıklar bulunur. Diafragmada hemen altındaki mideyle birleşen
yemek borusunu geçtiği bir yarık daha yer alır. Lenf sisteminin
ana kanalı alt büyük toplardamarın geçtiği aralıktan geçerek
göğse girer. Bu aralık diafragmanın kirişlerden oluşan kısmında
bulunur, bu kısmında kasılma olmadığı için, diafragmanın
hareketleri sırasında alt büyük toplardamar sıkışmaz. Ana
atardamarda kan basıncı yüksek oluğundan böyle bir tehlike söz
konusu değildir. Bu atardamarlar diafragmanın kas tabakaları
arasından geçerek göğüsten karın boşluğuna doğru uzanır. Havsala
tabanında kan damarları, sinir demetleri, rektum ve cinsel
organların geçtiği aralıklar yer alır. |
|
|
|
Gebelik
sırasında, embriyonun karın duvarında bulunan bir aralıktan kan
damarları plasentaya bağlanır. Bu aralık (göbek) tam kapanmadığı
ya da zayıf kaldığı zaman göbek fıtığı oluşabilir. Kanın
duvarında bulunan kasların zayıflaması bar fıtığına yol açar,
karın organları üstünde olağanüstü bir baskı olmadığı sürece
organlarda bir fırlama görülmez (serbest fıtık). Muayene
sırasında doktorunuz elinizin üstüne üflemenizi söyleyerek,
fıtık olup olmadığını anlayabilir. Fıtığın büyük olması halinde,
önemli bir kısmı bağırsaklardan oluşan karın organlarında hafif
bir fırlama görülebilir. Fıtık oluştuktan sonra, bağırsaklardaki
maddelerin yeterince boşaltılmaması ciddi sorunlara yol
açabilir. Bağırsaklarda biriken gaz baskıyı artırır ve
bağırsakların boşaltılmasını daha da güçleştirir. Bu duruma
boğulmuş fıtık denir ve bu aşamada çok fazla şikâyet
olmayabilir. Yalnızca şişlik daha serbestleşir ve ağrı artar.
Ancak kısa bir süre sonra boğulmuş kısma olan kan akımı
aksayacak ve bağırsaklardan bir sızıntı başlayacaktır. Bu
durumda barsak bakterilerinin karın boşluğuna girebilmeleri
karın zarı iltihabına (peritonit) yol açabilir.
Boğulmuş
fıtık tedavisinde vazgeçilmez yöntem cerrahi müdahaledir. En sık
rastlanan fıtık kasık kanalında oluşan kasık fıtığıdır.
Erkeklerde erbezleri embriyo evresinde bu kanaldan geçerek,
karından aşağı inerler. Kadınlarda ise bu kanal bağ dokusu ile
dolu olduğu için kasık fıtığı sık görülmez. Kalça ya da uyluk
kemiği fıtığı bacaklara giden büyük kan damarlarının karın
duvarından çıktıkları noktanın hemen yanında ortaya çıkar. Uyluk
kemiği fıtığı kolayca boğulabilir. Ayrıca yara ya da ameliyat
yerinde de fıtık oluşabilir. Diafragma fıtığı yemek borusunun
başlangıç noktasında oluşur ve yemek borusunda bazı
rahatsızlıklar yol açabilir.
Karın
organlarının tümü karın duvarına bağ dokusu lifleri ile
bağlıdır. Bu liflerin zedelenmesi ya da zayıflaması sonucu
organların doğal konumları değişebilir. Bu durumun sık sık
rastlanan örnekleri arasında gezici böbrek (böbreğin yer
değiştirmesi) ve dölyatağı düşüklüğü sayılabilir. Dölyatağı
düşüklüğünün şiddetli seyrettiği durumlarda dölyatağı
dölyolundan aşağı sarkabilir. Rektumun bazı kısımları makattan
fırlayabilir. Bu durum bazen müzmin ishal ile birlikte ortaya
çıkabilir. Karın içinde yer alan organlardan bazıları çift
duvarlı bir zar (seröz zar) ile kaplıdır. Bu zar, onikiparmak
bağırsağını, boş bağırsağı, ince bağırsağın son bölümü olan
kıvrım bağırsağı, mideyi ve kalın bağırsağın enine olan kısmını
kaplar. Karın zarı ile kaplı olan bu organlar bağ dokusundan
oluşan tabakalar aracılığıyla karın duvarına asılıdırlar. İnce
bağırsak askısı mezenter adını alır. Mide ile kalın bağırsağın,
ortak bir askı tabakası vardır. Karın zarı ile bağırsaklar
arasında bir bölme gibi sarkan bu tabaka büyük kıvrım adım alır.
Büyük kıvrımın üzerinde bazen birçok küçük yağ lobuna rastlanır.
Karın boşluğunda toplanan sıvı karnın şişmesine neden olur. Bu
duruma karında sıvı toplanması denir. |
|
Karın
içindeki boşluk karın ve havsala boşlukları olmak üzere ikiye
ayrılır. Havsala girişi bu boşlukları birbirinden ayırır. Bu,
büyük ve küçük havsala arasında bulunan bir aralıktır. Büyük
havsala kalça kemikleri çevrilmiştir. Bu kemikler geniş bir
aralık (havsala girişi) oluşturur. Bu kısmın hemen altında çatı
kemikleri ve kuyruk sokumu kemiği ile çevrelenen çok daha küçük
bir bölüm yer alır. Havsala organları bu küçük havsala
içindedir.
Karın
içindeki sindirim organları arasında mide ve bağırsaklar yer
alır. Burada besin maddeleri sindirilir ve kan tarafından
emilebilen maddelere dönüşür. Kan karaciğere giden kapı
toplardamarında toplanır. En çok emilmiş olan yiyecek maddeleri
karaciğerde ya depo edilir ya da kan dolaşımına verilmeden önce
bir işlemden daha geçirilir. Safra kesesi karaciğerin altında
yer alır ve karaciğerde üretilen safra için depolama işlevini
yerine getirir. Pankreas, mide ve karaciğerin altında yer alan
ve sindirici sıvı ve hormon salgılayan büyük bir sindirim
bezidir. Dalak karnın sol üst bölümünde ve lenf sistemi içinde
yer alan küçük bir organdır. Böbrekler boşaltım sisteminin temel
organlarını oluştururlar. Böbreklerin üzerinde iç salgı sistemin
en önemli bezleri olan böbreküstü bezleri yer alır. Böbrekler
karnın arka kısmında ve bedenin orta çizgisinin iki yanında yer
alırlar. Böbrekler ile mesane arasındaki bağlantı idrar
yollarıyla sağlanır. İdrar kesesi, cinsel organlar ve rektum
havsala organları arasında yer alırlar. Havsala boşluğunda ise,
prostat bezi ile sperm kordonu bulunur. Sperm erbezlerinden
idrar borularına sperm kordonu aracılığıyla ulaşır. Dölyolu,
dölyatağı, fallop boruları ve yumurtalıklardan oluşan kadın
cinsel organlarının hemen hemen tümü havsala boşluğunda yer
alır. Karın zarının çok duvarlı olmasına karşın, karın duyu
hücreleri açısından zengin değildir. Midenin bazı bölümleri,
yemek borusu, bağırsak ve dölyatağı mukozası, yumurtalıklar ve
fallop boruları duyarlılıktan tamamen yoksundurlar. Karın
organlarına giden çoğu sinir demeti otonom sinir sisteminin
kapsamındadır. Bu nedenle bu organlar üzerinde kendi isteğimizle
bilinçli bir etki yaratamayız. |
|
Değişik karın
organlarında görülen hastalıklar bu organların karın zan ile
kaplı olup olmamalarına bağlıdır. Karın zarı ile örtülü bir
organdaki iltihaplanma çoğunlukla yerel bir karın zarı
iltihabının oluşmasına yol açar ve rahatsızlıklar bu doğrultuda
değerlendirilebilir. Küçük havsala içinde yer alan organlar
karın zarı ile kaplı değildirler. Bir mide, ağrısı olduğu zaman
sancının yeri hangi organların etkilendiğini belirler. Karnın
üst bölümünde duyulan ağrılar genellikle mide, safra kesesi,
apandisit ya da pankreas gibi sindirim sistemi organlarından
birisinde oluşan bir bozukluğu gösterir. Alt bölümdeki ağrılar
ise genellikle böbrek, idrar yolu ya da cinsel organlardaki bir
rahatsızlıkla ilişkili olur. |
|
|