|
|
|
Hormonal dengenin bozulması hormon
bozukluklarına yol açar. Düzenleyici organlardaki (hipotalamus
ve hipofiz) bozukluk diğer hormon bezlerini etkiler ve çeşitli
şikâyetlere neden olur. Bu bozukluk iç salgı bezlerinden birinde
olmuşsa, yalnız bu bez tarafından yapılan hormon salgılanması
etkilenir. Bez dokusunun faaliyetinin az veya çok oluşuna göre,
hormon salgılanması da çok veya az olur. Fazla olmasına neden,
genellikle bezlerde tümör oluşmasıdır. En iyi bilinen hormon
bozukluğu, şeker hastalığıdır. |
| |
Hormon bozukluklarında esas hormon bozuklukları (iç salgı bezi
faaliyetinin bozukluğu) ile ikincil hormonal bozukluklar (iç
salgı bezinin fonksiyonunun normal olduğu ancak diğer hormonlar
tarafından düzenlenemediği) arasında ayırım yapmak gerekir. Bu
ikinci durumda, hastalıkların çoğuna tiroid, adrenal ve gonadlar
gibi bezleri uyaran çeşitli hormonlar salgılamakla görevli
hipofizdeki bozukluklar neden olur. Eğer hipofizin tümü zarar
görmüşse (kafatası tabanındaki kırıklardaki gibi) buna
panhipopitütarizm denir. İlgili patolojik tabloya Sismonds
hastalığı veya doğumdan sonra meydana gelmişse Sheehan sendromu
denir. Uyarıcı veya frenleyici hormonlar zerk edilerek (uyarma
ve frenleme testleri) hormonların işlevlerinin yolunda gidip
gitmediği kontrol edilir. Bazen bir tümörün büyümesinden ötürü o
denli çok bez dokusu oluşur ki, frenleme testine biraz reaksiyon
gösterilmiş olsa bile, hormon üretimi hep fazladır.
Organ çok çalışıyorsa, bez dokusunun bir kısmı alınır. Tümör
olduğu zaman bezin tümünü almak gerekir. Ne yazık ki adrenal,
yumurtalık ve erbezlerinde tümörler hemen hemen hiçbir zaman tek
yanlı değildirler. Eğer öyle olsaydı, bezlerin bir tarafı
alınır, onun işlevini de geride kalan kısım görürdü. Bez
dokusunun tümü alındığında eksilen hormonların yerine ilaç
verilir. Artık bazı hormonların kimyasal sentezi olanaklıdır.
Diğerleri hala ölü hayvanların hormon bezleri gibi doğal
kaynaklardan elde edilir. Bu yolla elde edilen ensülinle şeker
hastalarının uzun yıllar yaşamasını sağlamak olanaklıdır. |
|
Hipofiz de dolaysız olarak faal olan bazı
hormonlar salgılar. Çocuklarda büyüme hormonunun fazla
üretilmesi anormal gelişmeye (jigantizm) yol açar, yetişkinlerde
ise akromegaliye neden olur. Bu ikincisinden kemikler büyümeye
devam etmez ancak eller, ayaklar, burun, dudaklar, dil ve iç
organlar gibi bedenin öteki kısımları gelişirler. Çocuklarda bu
hormondaki yetersizlik cüceliğe yol açar. Antidiüretik hormonun
yetersiz olduğu durumlarda, böbrekler tarafından suyun bedenden
atılmasında bozukluk görülür. Bu duruma diyabetes insipidus,
(şekersiz diyabet) denir; bazen günde 15 litreye kadar idrar
çıkarılır. |
|
Aşırı tiroid
hormonu bulunması ile (hipertiroidizm) bu hormonun eksikliği (hipotiroidizm)
arasında bir ayırım yapmak gerekir. Hipertiroidizm yalnız çok
faal olan doku veya fazla miktarda hipofiz hormonundan ileri
gelmez, aynı zamanda tiroidi uyaran başka maddelerden ötürü de
oluşur. Bilimsel olarak çok hızlı bir metabolizma görülür;
hastalar heyecanlıdır, zayıflarlar, ishal olurlar, sürekli
terlerler vs. Hipertiroidizmin en iyi bilinen şekli Basedow
hastalığıdır. Tiroid hormonunun noksanlığı tam ters etki yapar
ve şişmanlık, uyuşukluk ve kabızlığa neden olur. Karakteristik
bir belirtisi, şeker içeren mukusun birikimiyle derinin
sertleşmesi, miksedemadır. Tiroid hormonunun üretimi için iyoda
gereksinme olduğundan iyot eksikliği hipotiroidiye neden olur.
Henüz bebeklik çağında başlarsa, bir çeşit cücelik olan
kretenizme yol açar. Guatr, tiroid bezinin genişlemesidir. Bazen
iyot eksikliğinden olur. Hipofiz fazladan uyarıcı hormonlar
salgılar, böylece tiroid dokusu miktarı artar. Ancak, guatrların
başka nedenleri de vardır ve örneğin hipertiroidizmle birlikte
de meydana gelebilirler. Dolayısıyla guatr deyimi tiroidin
işlevi ya da bozukluğun nedeni hakkında pek fikir vermez. |
|
Bu hormonun
yetersizliği kandaki kalsiyumun eksilmesine yol açar (hipoparatiroidizm)
ve kaslarda aşırı duyarlılık ve spazmlar meydana gelir (tetani).
Bu hormondan fazla miktarda varsa (hiperparatiroidizm) kalsiyum
azalmasından dolayı kemikler zayıflar ve kolaylıkla kırılırlar. |
|
Pankreastaki hormonun üretiminde görülen
bozukluklar hemen hemen her zaman ensülin üretimini de kapsar.
Ensülinoma çok miktarda ensülin salgılayan bir tümördür. Sonuç
olarak, kandaki şeker miktarı çok düşer ve açlık nöbeti ve
uyuşukluk yaratır. Daha önemlisi, ensülin yetersizliğinin neden
olduğu şeker hastalığıdır (diabetes mellitus). Sonuçta, beden
hücreleri kandan glikozu yeterli derecede hızlı ememezler.
Böylece hücrelerde beslenme yetersizliği görülür. Bu kısmen yağ
metabolizmasının hızlandırılmasıyla kapatılır, fakat sonuç
olarak kandaki keton hücreleri artar. Bunlar normal yağ
metabolizmasının ara ürünleridir ancak fazla miktarda
bulunurlarsa beden tarafından yeterli derecede işlenemezler.
Dolayısıyla, şeker hastalığının belirtileri bir yandan kandaki
glikoz fazlalığı (hiperglisemi), öte yandan da kanın
asitlenmesine (asidoz) ve bilinçsizliğe (diyabetik koma) yol
açan genellikle asitli keton hücrelerinin fazla miktarda
bulunuşudur. Akciğerlerde keton hücreleri asetona dönüşerek
nefese tipik bir koku verirler. Kanda yüksek miktarda bulunan
glikoz, bedenden atılan fazla suyla birlikte glikozun da
atılmasını sağlar (glükozüri). Anormal derecede susama (polidipsia)
ve fazla miktarda idrara çıkma (poliüri) şeker hastalığının
tipik belirtileridir. İki çeşit şeker hastalığı vardır.
Gençlikte olan şeker hastalığı genellikle doğuştan vardır ve
Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinin yetersiz
faaliyetinden dolayı meydana gelir. Bu bozukluk, ensülinle
tedavi edilir. İleri yaşta meydana gelen şeker hastalığında,
beta hücreleri yavaş yavaş daha az faal olmaya başlar; ensülin
eksikliği genellikle ciddi değildir. Bu tür şeker hastaları
çoğunlukla, sıkı bir rejim ve kilonun azaltılması yoluyla tedavi
edilirler. Bazen ağızdan alınan ilaçlara da gereksinme duyulur.
Bunlar beta hücrelerinin daha fazla ensülin üretmeleri için
uyarırlar. |
Feokromositom, adrena medullanın bir
tümörüdür ve çok miktarda adrenalin salgılanmasından dolayı
meydana gelir. Adrenal korteksteki bozukluklar daha önemlidir.
Çeşitli bazı hormonların aşırı miktarda bulunması Cushing
sendromuna yol açar; bunun işaretleri de belli yerlerde yağ
birikimi (kafanın, boynun ve gövdenin şişmanlaması) ile kasların
ve kemiklerin zayıflamasıdır. Eğer yalnızca mineralokortikoid
fazlalığı söz konusuysa, bu da en önemli belirtisi aşırı yüksek
kan basıncı olan Corn sendromuna yol açar. Adrenal korteks
hormonlarının yetersizliği, eksilen hormonların yerine
başkalarının koyulmasıyla tedavi edilen Addison hastalığına
neden olur. Tuz kaybı sonucu, hasta çabuk yorulur. Kan basıncı
düşüktür ve hastalıklara olan direnci azalır. Eğer bu bozukluk
yalnızca adrenal bezlerdeki hastalıktan ileri geliyorsa adrenal
bezini uyarmak için aşırı miktarda hipofiz hormonu (ACTH)
üretilir. ACTH derideki pigment üretimini arttırdığından sonuç
olarak deri koyulaşır.
Bazen adrenaller doğuştan bir hastalıktan ötürü (adrenojenital
sendrom) fazla miktarda cinsel hormon üretirler. Erkek
çocuklarda, ergenlik çağı çok erken başlar (pubertas praecox),
kızlarda da ikinci erkek nitelikleri gelişir (virilizm). |
|
Cinsel hormonların aşırı üretimine çok az
rastlanır ve özel bir şikâyete neden olmazlar. Bu hormonların
çok az üretilmesi sonucu ise erkeklerde ve kızlarda cinsel
özellikler gelişmez (hipogonadizm). Bu daha ileri yaşta meydana
gelirse, erkeğin ikincil cinsel özellikleri ve cinsel isteği
geniş ölçüde veya tamamen kaybolur. Dişi hormonlarının daha az
üretilmesi de genellikle virilizme neden olur (yaşlı kadınlarda
görülen sakal çıkması gibi). Buna neden adrenallerden çıkan
endrojen hormonlarının egemen etkisidir. |
|
|