|
|
|
Cinsel organlar insanın ve hemen hemen tüm
bitki ve hayvanların üremesini olanaklı kılar. Cinsel organların
dışında erkekler ve kadınlar fiziksel yapı, göğüs olup olmaması,
sakal çıkıp çıkmaması ya da ses tonu gibi ikincil cinsel
özelliklerine göre de ayırt edilebilirler. Erkek cinsel
organları penis ile erbezleridir; en önemli dişi cinsel
organları ise dölyolu, dölyatağı ve yumurtalıklardır.
Görünüşteki farklılıklarına karşın erkek ve dişi organları
arasında çok yakın benzerlikler bulunur; aynı embriyonik
dokulardan oluşurlar. Gerek erkek, gerekse kadınlar cinsel
organları aracılığıyla yoğun bir zevk alma yeteneğine
sahiptirler. |
| |
Hemen tüm canlı yaratıkları cinsel organlara yani üreme
işlevinin sağlanması yüklenmiş olan dokuları sahiptirler. Bu
amaçla üretilmiş olan cinsel hücreler birbirinden farklıdır ve
farklı işlevleri vardır. Küçük, hareketli ya da kolayca yayılan
hücrelere erkek hücre denir. Bol miktarda yedek besinleri olan
ya da anne babadan birinde kalan ve onun tarafından beslenen
büyük hücrelere dişi hücre denir. Birçok bitkinin erkek cinsel
organları üremeyi sağlayan çiçek tozu üretir; rüzgâr, su ya da
böcekler bunu etrafa dağıtır ve döllenme sürecinin yer aldığı
dişi organlara götürürler. Anne bitki tarafından beslenen
döllenmiş yumurta gelişir ve canlı bir tohuma dönüşerek en
sonunda çevreye saçılır.
Hayvanlarda ise, yeterli miktarda besin yedeği olan yumurta
döllenmeden hemen önce ya da sonra annenin bedeninden ayrılıp,
kendi başına tüm embriyonik gelişmesini tamamlamaya gidebilir.
Annenin yumurtayı ya da küçük yavruyu kısa bir süre koruduğu
durumlara kuluçkaya yatmak ya da beslemek denir. Döllenen
hücrenin annenin içinde gelişmesini ve bütünüyle anne tarafından
beslenmesini sağlayan üreme mekanizması yalnızca memelilerde
bulunur.
Bu mekanizma sayesinde yavrular yaşamlarını tek başlarına
sürdürebilecek bir düzeyde doğduklarından memeli yavruları daha
fazla yaşama olanağına sahiptirler. Zira bu yavrular belirli bir
gelişimi tamamladıktan sonra doğarlar. Ancak bazı memeliler de,
örneğin kangurular da, bu süreç yarım kalır ve yavru gelişmesini
doğduktan sonra annenin cebinde sürdürür. İnsan yavrusu da
doğmadan önce gelişimin büyük bir kısmını tamamlar; tüm
sistemleri ve organları gelişmiş olarak doğar. Ancak, kendi
kendine bakacak düzeyde değildir. Bir süre için yoğun bakım ve
dikkat gerektirir. |
|
Döllenme sırasında, anne babadan gelen
kalıtsal malzemenin birleştiği bir süreç gerçekleştiği için
cinsel üremenin özel bir biyolojik önemi vardır. |
|
|
|
Cinsel hücreler anne babanın hücre çekirdeklerindeki
kromozomlarda bulunan bilgi moleküllerini alırlar. Bu bilgi
molekülleri anne babanın yapısına ve özelliklerine ilişkin
bilgiyi içerir. Genellikle genetik malzeme denen bu bilgi
molekülleri cinsel hücrelerden bütün olarak bulunmazlar ve ancak
döllenmeden sonra tam olmayan bu iki kısım birleşerek yeni bir
birey oluştururlar. Sonuçta, yeni bireyde hem annenin, hem de
babanın özellikleri bulunur. Bu nedenle cinsel üreme kalıtsal
malzemenin karşılıklı değiştirildiği bir mekanizmadır ve tek bir
bireyde meydana gelen olumlu genetik gelişmelerden aynı türün
tüm üyelerinin yararlanmasına olanak sağlar. Ayrıca, cinsel
hücreler aracılığıyla niteliklerin bir kısmı geçip, bir kısmı
geçmediği için sürekli olarak yeni değişiklikler yer alır.
Bunların tümü hızlı bir evrimin gerçekleşmesine (bütün bir türün
özelliklerinin değişmesine) olanak sağlar; cinsel üreme olmadan
evrim çok daha yavaş gerçekleşebilir. |
|
Cinsiyetin
kalıtsal olarak belirlenmesine karşın, cinsel organların
gelişmesi başlangıçta her iki cinsiyette de aynıdır. Embriyoda
cinsel bezler ve belirli özel dokular içsel olarak gelişirken,
karnın alt tarafında, bedenin dışarı açılan kısımları etrafında
oluşan kıvrımlardan dış cinsel organlar gelişir. Embriyo 8
haftalık kadar olunca, erkek embriyoların cinsel bezlerinde
farklılıklar anatomik ve fizyolojik açılardan o denli önemli
değildir. Cinsel organlar birincil cinsel özellikleri oluşturur.
İkincil cinsel özellikler ergenlik döneminde belirmeye başlar ve
üreme organları çevresinde ve koltuk altlarında kılların
çıkmasını, göğüslerin ve tüm fiziksel yapının gelişmesini, sakal
çıkmasını ve erkeklerde sesin kalınlaşmasını kapsar. Bu
özellikleri temel olarak cinsel bezlerin salgıladığı hormonlar
etkiler ve iç salgı bozuklukları ya da hormon tedavisi bunların
görünüşünü büyük ölçüde değiştirilebilir. |
|
Erkeklerin cinsel bezleri genellikle
doğumdan hemen önce ama bazen de sonra, karından çıkıp skrotum
(erbezi torbasına) giren iki erkeklik bezinden oluşur. Ergenlik
çağında erkek cinsel hücreleri (sperm hücreleri) ve cinsel
hormonlar erbezlerinde üretilir. Bu süreç en iyi 29C'lik bir
ısıda gerçekleşir; bu nedenle erbezleri bedenin dışına yer alır.
Bunların bedenin içine kalması (kriptorşidi) kısırlığa yol
açabilir. Bir günde üretilen yaklaşık 200 milyon sperm hücresi
erbezlerinin üst tarafında yerleşmiş olan epididimde depolanır.
Sperm hücreleri burada (epididimde) olgunlaşır; boşalma
sırasında bu hücreler sperm kanalları(götürücü kanal)
aracılığıyla penisin içinden geçen idrar yoluna ulaşırlar.
Prostat, iki meni kesesi ve Cowper bezleri de boşalma sırasında
bir sıvı salgılarlar. Bu sıvıda çeşitli besinler bulunur ve sıvı
sperm hücreleri için bir nakil aracı işlevini görür.
Spermatozoidlerle (menide bulunan ve kendiliğinden hareket
edebilen hücre) birlikte bu sıvıya sperm ya da ersuyu (meni)
denir. Prostattan gelen sıvı alkali olduğu için dölyolunda
bulunan asitli maddeler nötralize edilir (bu niteliği ortadan
kalkar). Sperm hücreleri asitli bir ortamda yaşayamadıkları için
prostattan gelen bu sıvı olmasa, sperm hücreleri dölyolunda
hemen yok olurdu. Penisin uzun süre sert kaldığı bir ilişki
sırasında birçok erkekte, asıl boşalmadan önce gelen sıvı Cowper
bezinden salgılanır. Ancak bu sıvıda da sperm hücreler
bulunabileceği için, döllenmeye neden olabilir. Peniste
şişebilecek durumda olan üç kısım vardır; biri üst tarafta, biri
alt tarafta idrar yolunun yanında bulunan iki süngersi (gevşek,
sertleşmeye elverişli) kısım vardır. Cinsel heyecanlanma
sırasında bunlar kan ile dolarak penisin sertleşmesini sağlar.
Penis sertleşince baş kısmı da şişer. Sünnetsiz bir peniste
şişme sırasında, genellikle penisin başının çevresinde olan
sünnet derisi geri çekildiği için baş kısmı ortaya çıkar. |
Kadının cinsel bezleri karın boşluğunda
kalan yumurtalıklar olarak gelişir. Ceviz büyüklüğünde olan
yumurtalıklar karnın her iki yanında yer alırlar. Bütün kız
çocukları yumurta hücreleri oluşmuş olarak dünyaya gelirler.
Doğduktan sonra yeni yumurta hücresi meydana gelmez. Hatta bu
hücrelerin çoğu ergenlik çağından önce yozlaşır. Buna karşın
kadınlar yaşamları boyunca üretken olabilecek sayıda yumurtacığa
sahiptirler. Üretken döneminde olan bir kadında her ay bir tane,
bazı aylar hiç, bazen de bir ayda birkaç yumurtacık birden
olgunlaşır.
Cinsel hormonlar da yumurtalıklarda salgılanır. Bunların
bazıları olası bir gebeliğe hazırlanmasına ve gebeliğin
sürdürmesinde rol oynarlar. Fallop borularına giren olgunlaşmış
yumurtacık döllenebilir ve döllendikten sonra kas kasılmaları ve
fallop borusundaki mukoza tabakasında bulunan kirpiksi
cisimlerin hareketi ile dölyatağına ulaşır. Yumurtacık, her adet
döneminde yalnızca yirmi dört saatlik bir süre için döllenmeye
hazırdır. Bu da fallop borusunda bulunduğu süredir, yani adet
döneminin yaklaşık olarak ortasında rastlar. Döllenmeyen
yumurtalar bedenden atılır. Bir yumruk büyüklüğünde olan
dölyatağı iç duvarları bir mukoza tabakası (endometriyum) ile
kaplı olan kaslı bir kesedir. Döllenmiş bir yumurtacık bu mukoza
tabakasına gömülür. Her adet görmede, bu mukoza atılır.
Dölyatağının büyük bir kısmını dölyatağı cismi oluşturur.
Dölyatağının alt tarafında dar bir boyun (dölyatağı boyun )
vardır ve bu boyunda bir delik bulunur. Cinsel birleşme
sırasında dölyoluna boşaltılan sperm bu delikten geçerek
dölyatağına girer. Doğum sırasında da bebek büyük ölçüde açılan
bu boyundan geçerek dölyatağından çıkar. Bir kadının cinsel
organlarının vulva da denilen dış kısmının üst tarafında venüs
dağı denen kısım bulunur. Bu, üstü kıllarla örtülü bir
şişkinliktir. Dış cinsel organ iki büyük (büyük dudaklar) ve iki
de küçük (küçük dudaklar) deri kıvrımından oluşur. Üst kısımda
birleşirler ve burada klitorisi kısmen kapatırlar. Bunun altında
idrar yolu deliği bulunur. Klitoris penise benzetilebilir;
cinsel heyecanlanma sırasında klitoris de sertleşir ve büyür. Bu
duyarlı küçük bir organdır ve cinsel ilişki sırasında çok büyük
bir zevk verir. Küçük dudaklar arasındaki boşluğa pübis yarığı
denir. İdrar yolu ve yağlı bir sıvı salgılayan Bartolin bezleri
bu yarıkta son bulur. Ancak cinsel heyecan sırasında salgılanan
sıvının çoğu dölyolu duvarından gelir.
Dölyolu mukoza ile örtülü esnek kıvrımlı kas dokularından oluşan
bir borudur. Cinsel birleşme sırasında penis dölyoluna girer.
Dölyolunda laktik asit üreten Döderlein basilleri bulunur. Bu
mikroplar dölyolunda asit bir ortam yaratarak diğer
organizmaların büyümesini engeller.
Kızların dölyolu, genellikle ilk cinsel birleşme sırasında
yırtılan kızlık zarı ile büyük ölçüde kapalıdır. Bu yırtılma acı
verebilir ve kan kaybına yol açabilir. Ancak bazen kızlık zarı
daha önce, örneğin jimnastik yaparken de yırtılabilir. |
|
|