|
|
|
Cinsel İlişki (Cinsel Birleşme) |
| |
|
|
Cinsel birleşme insanların cinsel ilişki
biçimidir. Cinsel uyarımda rol oynayan fiziksel süreçler ilk kez
1950'lerde Masters ve Johnson adlı iki Amerikalı tarafından
araştırıldı. Masters ve Johnson cinsel birleşmeyi dört evreye
ayırdılar: heyecan (uyarılma), heyecanın yükselmesi (plato)
doyum ve gevşeme (orgazm). Gerek erkek gerekse kadınlarda temel
fiziksel tepkiler cinsel organlardaki kan damarlarının şişmesi
geriliminin artmasıdır. |
| |
Cinsel birleşme denilince genellikle dölyolundan birleşme
anlaşılır. Bu, sert penisin dölyoluna girdiği ve her ikisinin
birbirine zıt olarak ileriye ve geriye doğru hareket ettiği
cinsel birleşme biçimidir. Bu konuya ilişkin yazılarda ve
konuşmalarda resmi, mesafeli bir biçim geliştirilmiştir;
cinsellikten bu biçimde söz etmek artık aykırı bir şey olarak
görülmemektedir. Çoğu insanın özellikle gençlerin, bu konuya çok
farklı bir yaklaşımları vardır. Ancak bu özel, mesafeli biçim
insanın kendisini çok fazla ön plana çıkarmadan bu önemli konuyu
az ya da çok yabancı olan başka kimselerle konuşmasını olanaklı
kılmaktadır.
Özellikle 1960'lann sonlarından itibaren cinsel konuların daha
büyük bir açıklıkla ele alınabilmesi giderek daha çok insanın bu
konuşma biçimini öğrenme cesaretini göstermeleri olgusuna büyük
ölçüde bağlıdır. |
|
Cinsel birleşme genellikle tek başına ele
alınmaz; öncesinde ve sonrasında sevişmenin yer aldığı bir
ilişki biçimidir. O anda, ya da genel olarak, insanın
sevişebileceği bir eşi olmasa bile, cinsel temas ve yumuşaklık
isteği çoğu insanda bulunan bir duygudur. Eğer eşi yanındaysa ve
eşlerin ruhsal durumu ve aralarındaki ilişkinin tümü buna
elverişli ise, her tür okşama, öpüşme vb. ile sevişmeye
başlayabilirler. Bu özellikle cinsel heyecan veren bölgelerin
okşanması durumunda, yavaş yavaş cinsel bir önem kazanır. Cinsel
heyecan veren bölgeler bedenimizin, dokunulunca cinsel olarak
uyarılan kısımlarıdır. Çoğu insan için özellikle cinsel organlar
ve onların yanı sıra göğüsler, boyun ve dudaklar da heyecan
veren bölgelerdir. Ancak bu bölgeler insandan insana ve hatta
toplumdan topluma büyük farklılıklar gösterebilir. Ayrıca
belirli bir okşama biçimi bazı eşlere hiç bir şey ifade
etmezken, bazı eşler için özel bir cinsel önemi vardır. Asıl
cinsel birleşmeden önce yapılan her şeye sevişme ya da
ön-sevişme denir. Sevişmede sayısız denecek kadar çok değişiklik
olanaklıdır. Bu nedenle bunların herhangi birinden burada söz
etmek anlamsız olacaktır. Bu süre içindeki her şeye genellikle
sevişmek ya da okşamak denir. Bazıları sevişmek deyimini ön
sevişmeyi, birleşmeyi ve birleşme sonrası sevişmeyi kapsayacak
biçimde kullanırlar. Birleşme sonrası sevişmede yavaş yavaş
cinsel anlamlarını yitiren okşamalar devam eder. Bu sevişme,
ilişki öncesi sevişmeden genellikle daha kısadır ve bazen hiç
yer almaz. Eşlerden birisi tarafından doyurucu olmamasına ya da
düş kırıklığı yaratmasına karşın, bazı eşler hiç bir zaman
birleşme sonrası sevişmeye girişmezler. Bazı kadınların eskiden
daha sık duyulan yakınmaları eşlerinin birleşmeden sonra
sırtlarını dönüp uyumaları ya da artık ilgi göstermemeleri ve
yalnızca kendi zevklerini düşünmeleri idi. |
|
|
|
Ön sevişmenin ve birleşme sonrası sevişmenin süresi büyük
değişiklikler gösterebilir. Bazen her iki eş de bir an önce
birleşmek isterler ve ön sevişmeye girişmezler. Bu tür
durumlarda cinsel birleşme son derece doyurucu olabilir. En
yaygın birleşme biçimi erkeğin kadının üstünde yatması, kadının
da bacaklarını açarak yukarı kaldırması ya da erkeğin beline
dolamasıdır. Birçok başka durum da vardır: oturarak, ayakta,
çömelerek vb. Hangi durumda sevişileceğini eşlerin istekleri ve
tercihleri belirler.
Pozisyonda herhangi bir değişiklik cinsel birleşmede son derece
hoşa giden bir değişikliği beraberinde getirebilir.
Dölyolundan birleşmenin yanı sıra cinsel birleşme dışında kalan
ya da dölyolu dışında cinsel birleşme sağlayan örneğin göğüsler
ya da kalçalar arasında ya da makattan birçok cinsel zevk alma
biçimi vardır. Dölyolu dışı cinsel birleşmenin bir diğer yaygın
biçimi 'fellatio' dur. Kadın, erkeğin penisini ağzına alır, dili
ve dudakları ile uyarır. Bunun karşılığı ise 'cunnilingus', yani
erkeğin kadının dış cinsel organlarının öpmesi ve diliyle
okşamasıdır. Ağızdan cinsel birleşme de denen bu cinsel temas
biçimleri birçok toplumda bir sapkınlık olarak kabul
edilmektedir. Genellikle Latin toplumlarında ve daha birçok
toplumda ise sevişmenin hoş olan bir parçası olarak
görülmektedir. Ancak dölyolundan cinsel birleşme cinsel güdüyle
yakından ilişkili olan 'kaynaşma' ve 'birleşme' gereksinimini en
iyi karşılayan biçim olduğu için, bu büyük bir olasılıkla en
yaygın cinsel ilişki biçimi olmaya devam edecektir. |
|
Cinsel Uyarım Sırasında Fiziksel Süreçler |
Cinsel uyarım
sırasında yer alan fiziksel süreçleri kapsamlı ve sistemli bir
biçimde ilk kez araştıranlar, daha sonra birbirleriyle evlenen
iki Amerikalı araştırmacı William H. Masters ile Virginia E.
Johnson olmuştur. 1950'ler ile 1960'larda yürüttükleri bu öncü
çalışma birçok önemli olguyu ortaya çıkarmıştır. Bilimsel
çevrelerde de yaygın olan birçok yanlış kavram ve düşlem böylece
yıkılmıştır.
Masters ve Johnson cinsel birleşmeyi dört evreye ayırmaktadırlar
heyecan, uyarım evresi heyecanın yükselme evresi, (plato) doyum
(orgazm) evresi ve gevşeme evresi. Gerek erkek gerekse
kadınlarda ortaya çıkan fiziksel değişiklikler ise cinsel
organlardaki ve bunların çevresindeki kan damarlarının hafifçe
şişmesidir. |
|
Heyecan Evresi ve Heyecanın Yükselme Evresi |
|
Hoş bir duygu olarak yaşanan cinsel uyarım
heyecan evresinin başlangıcıdır. Kadının dölyolu hemen sıvı
salgılamaya başlar. Eskiden bu sıvıya dölyolundaki ve
dölyatağındaki küçük bezlerin neden olduğu sanılırdı. Masters ve
Johnson bunun aslında dölyolu duvarından sızan nem olduğunu
gösterdiler. Bu 'terleme' ye büyük bir olasılıkla dölyolu
çevresindeki kan damarlarının şişmesi neden olmaktadır. Heyecan
evresinin başlangıcında göğüs uçları sertleşir ve göğüsler
hafifçe büyür. Klitoris ise ancak heyecan evresinin sonlarına
doğru ve penisten çok sonra şişer. Erkekte penis en küçük bir
cinsel heyecan ile sertleşir (ereksiyon). Heyecan evresinin çok
uzun sürmesi halinde, penisin sertliği kısmen geçer ve sonra
yeniden sertleşir. Penisteki bu dikleşme kan hücumu da neden
olur. Bu durumda penis boşluklarına kan dolar. Erbezi torbası (skrotum)
büzülür ve heyecan evresinin sonunda erbezleri bedene doğru
hafifçe yukarı çekilir. Penisten fildişi renginde bir sıvı
salgılanabilir. Heyecanın yükseldiği plato evresinde cinsel
istek çok daha zorlayıcı olur ve yavaş yavaş, bir doyumun
olanaklı olduğu noktaya ulaşılıncaya kadar yükselir. Şimdi artık
yine kan damarlarının şişmesinin bir sonucu olarak, dölyolu
duvarının en dıştaki üçüncü kısmı da şişmiştir. Doyum platosu da
denen bu şişme penis ile dölyolu arasındaki temasın arttığını
gösterir. Bu evrede klitoris kendisini örten derinin altına
büzüldüğü için artık doğrudan uyarım almaz. Klitorisin dolaylı
tepki gösterdiği klitoris kılıfının ve diğer dış cinsel
organların uyarılması ise olanaklıdır. Büyük dudaklar daha da
şişer ve küçük dudaklar koyu kırmızı bir renk alır. Dölyatağı
daha dikey bir duruma gelir. Erkekte ise penisin çapı heyecanın
yükseldiği bu evrede biraz daha artar. Özellikle, şimdi artık
morumsu bir kırmızı renk alan, penis başının çevresi genişler.
Erbezleri daha da büyür ve bedenin daha da yakınına yukarı
çıkar. Gerek erkek, gerekse kadında solunum ve kalp atışı çok
hızlanmıştır. |
Doyum, son derece güçlü erotik duygularla
birlikte, yüksek bir cinsel gerilimden, tamamen gevşenen bir
duruma geri dönüş olarak tanımlanabilir. Doyum tüm bedeni
etkiler, solunum ve kalp atışı çok hızlıdır, kan basıncı
yükselir ve kas denetimi yitirilir. İstem dışı kas spazmları
olur; inleme ve iç çekme gibi sesler çıkarılır.
Eşler aynı zamanda doyuma ulaşmak gibi bir düşünceye
saplanabilirler. Bu tür bir endişe eşleri psikolojik açıdan
olumsuz yönde etkileyerek doyuma ulaşılmasını güçleştirir. Yine
Masters ve Johnson incelemelerinde kadının tek bir cinsel
birleşme süresi içinde birkaç kez doyuma varabileceğini ve
erkeğin de bundan büyük bir zevk alabileceğini ortaya
koymuşlardır. Bu olguya dayanarak cinsel birleşmede amacın tek
doyum değil, birçok doyum noktasına ulaşılması olduğunu
belirtmişlerdir. Kadında doyum evresi dölyolundaki doyum
paltosunun kasılmalarıyla başlar. Dölyatağı ve anüs büzgen kası
da kasılır. Oldukça uzun bir süre devam edebilir ve birinci
doyumdan hemen sonra bir ikinci, hatta birçok doyuma ulaşması
olanaklıdır.
Erkekte doyumun ilk evresinde sperm idrar yoluna boşalır. O an
erkek artık boşalmanın daha fazla tutulamayacağını anlar. Bu ilk
boşalmadan 2-3saniye sonra yer alan ikinci evrede sperm idrar
yolunun çevresindeki kasların, 0.8saniyelik aralıklarla
birbirini izleyen 3-4 kez kasılması sonucu boşalır. Kadındakinin
aksine erkeğin boşalması ve doyuma ulaşması bir kez başladıktan
sonra durdurulamaz. 2-3saniye sürer ve bunu yeni, tam bir penis
sertleşmesinin olanaksız olduğu bir evre izler; bu evrenin
süresi bir erkekten diğerine büyük farklılıklar gösterir. Kaslar
ve erkeğin tüm bedeni yavaş yavaş gevşemeye başlar (gevşeme
evresi) ve yaklaşık yarım saat kadar sonra beden normal durumuna
döner. |
|
|