|
|
|
Baş, bedendeki diğer organlara göre
daha küçüktür. Ancak beyin tarafından yerine getirilen
işlevlerin önemi çok büyüktür. Kranyum içinde iyi korunacak bir
biçimde yerleşmiş olan beyin tüm bedeni yönetmekte ve kişinin
bilinç ye düşüncesinin merkezini oluşturmaktadır. İnsanın en
önemli duyularından ikisini oluşturan göz ve kulaklar koku ve
tad duygularını sağlayan burun ve ağız ile birlikte başta
bulunurlar. Yüz kasları kişinin çeşitli yüz mimiklerinin
belirler. Ağız ve burun, akciğerler ve sindirim borusuyla
doğrudan doğruya bir bağ kurarlar. Alt çene güçlü çiğneme
kasları ve dişler ile birlikte sağlam bir öğütme ve ısırma aracı
oluşturur. |
|
|
|
Baş, bilinç ve
düşünme yeteneğinin merkezini oluşturan beyni tümüyle içine
aldığı için bedenin en önemli organıdır. Göz ve kulaklar yine
beyne yakın bir yerde olmak üzere başta bulunurlar. İnsanın
çevresini tanıması genellikle göz ve kulakların sağladığı görme
ve duyma duyuları ile gerçekleşir ve edinilen bu bilgiye tepki
beyin tarafından yaratılır. Dış dünyaya gönderdiğimiz
işaretlerin çoğu başta bulunan organlar tarafından biçimlenir.
Bunlar arasında önemli bir yere sahip olan ses, dil, damak ve
ağzın yanı sıra gırtlakta bulunan ses telleri tarafından
yaratılır. Yüz mimikleri de bir anlatım belirtisi sağlar.
Bunlar, yüzdeki kasların hareket etmesiyle kendiliğinden
oluşurlar. |
|
Baş ve boyunda bulunan organların
tümü değilse de, çoğu yukarıda sözü edilen işlevlerin yerine
getirilmesine katkıda bulunurlar. Baştaki organların tümü, güçlü
ve sağlam kemik yapısıyla beyni, gözleri ve kulakları koruyan
birçok kas ve dişler için bir bağlantı noktası oluşturan
kafatasına yerleşmiştir. Kafatası, başı birinci (atlas) ve
ikinci (eksen) omur kemikleri ile taşıyan ve böylece başa
hareket yeteneği sağlayan omurganın üst kısmına bağlıdır.
Kafatası kranyum ve yüz iskeletinden oluşan iki kısma ayrılır.
Kranyum beyin, göz ve işitme organlarını içinde bulunduran bir
koruyucudur. Yüz iskeleti, aralarında üst ve alt çene
kemiklerinin de bulunduğu on dört kemikten oluşur. Alt çene
kranyuma bağlanan iki güçlü kas tarafından yukarı ve aşağı doğru
hareket ettirilir. Üç küçük kas öne ve yanlara doğru olan
hareketleri denetler. Hareket yeteneğine sahip dil ağız
boşluğunda bulunur ve ağzın alt kısmındaki kaslara bağlanan bir
kas kümesini içerir. Konuşma işlevinin merkezini oluşturan dil
aynı zamanda kendine bağlı kaslar ile birlikte yutma ve çiğneme
işlemlerinde de önemli bir rol oynar. Ağız aslında sindirim
kanalının bir parçasını oluşturur ve boğaz yoluyla yemek
borusuna bağlanır. Boğaz aynı zamanda burun boşluğu, orta kulak
ve gırtlağa bağlanır. Burun boşluğu solunum yoluyla içeri giren
havayı akciğerlere ulaşmadan önce nemlendirmeye ve ısıtmaya
yarayan mukoza ile kaplıdır. Mukozanın bulunduğu diğer bir kısım
koku alma organlarının bulunduğu burun boşluğudur. Ağız ve burun
boşlukları damak ile birbirinden ayrılır. Damağın, sert damak
adı verilen ön kısmı üst çevreye bağlanan kemikli bir tabakadan
oluşur. |
|
|
|
Damağın arka
kısmı yumuşak damak adını alır ve kemiksiz olan bu bölüm
kaslarla hareket ettirilebilir. Yutma işlemi ya da "K" sesinin
söylenmesi sırasında, yumuşak damak boğaz ve burun boşluğu
arasındaki deliği kaplar. |
|
Yüz biçimi,
kafatasının burun kemiği, elmacık kemikleri ve çene
kemiklerinden oluşan kemik yapısı tarafından belirlenir.
Kemikler ile deri arasında, yüz kasları ya da yüz ifadesini
belirleyen kaslardan başka, deri altı bağ dokusunun oluşturduğu
bir tabaka daha bulunur. Kaslar, yüze hareket yeteneği
kazandırır, ayrıca duygusal ve ruhsal durumumuzu incelikle
ortaya koyan değişik yüz ifadelerimizin oluşmasını sağlarlar.
Yüz ifadesinin algılanması ve tanınması oldukça güç olmakla
birlikte insanda küçük yaşlarda oluşmaya başlar ve zamanla
gelişerek bir yetenek niteliğine dönüşür, İngilizlerin ifadesiz
bir çehreye sahip oldukları söylenir. Bu ya onların duygularını
saklamakta usta olduklarını ya da duygularını göstermeyi hiç bir
zaman öğrenemediklerini gösterir. Bazı ırklar son derece anlamlı
bir yüze sahiptir. Bazı ırklarda ise yüz ifadeleri değişik
anlamlar taşır ve farklı biçimlerde yorumlanır. |
|
Boyun, gövde
ile başı birbirine bağlar ve ses tellerini içeren ve yutma
işleminde rol alan gırtlak ile iç salgı sisteminin birer parçası
olan tiroit ve paratiroit bezlerini kapsar. Bunun yanı sıra,
boynun temel işlevi baş ve gövde arasında, birinden diğerine
giden mesaj ve maddelerin geçtiği bir bölge, yani bir bağlantı
kısmı oluşturmasıdır. Baştaki atardamarlar ve omurlar, beyin
için gerekli olan kanı sağlarlar. Boğulma akciğerlere giden
nefes borusunun tıkanması nedeniyle solunumun engellenmesi ve
baştaki kan damarlarının sıkışması sonucu olur. Beyne yeterli
oksijen gitmediği için kişi bilincini yitirir. Yemek borusunu
ise ağız ile mide ve nefes borusu; burun ile akciğerler arasında
bir bağ oluşturur. Boynun diğer öğeleri boğaz içinde ve
çevresinde yer alan çok sayıda lenf bezleri ile mikroplara karşı
bir savunma mekanizması oluşturan bademciklerdir. |
|
Baş, bedenin
küçük bir parçasını oluşturmasına karşın, çok sayıda organı
kapsayan bir kısımda birçok önemli hastalığın ortaya çıkması
oldukça doğaldır. Bu hastalıklar arasında en yaygın olarak
görüleni, zararsız olduğu ölçüde rahatsız edici olan baş
ağrısıdır. Kafatası kemikleri ve beyin dokusu ağrıya karşı
duyarlı olmamakla birlikte, beyin zarı ve kan damarları
duyarlıdır. Menenjit sırasında görülen baş ağrısının nedeni
beyin zarının iltihaplanmasıdır. Beyin zarının gerilmesine yol
açan basınç artışının nedeni bir tümör, beyin kanaması ya da bir
beyin apsesi v.b. olabilir. Bu nedenle baş ağrısı başın herhangi
bir kısmında duyulabilir. Yataktan kalktıktan hemen sonra bir
baş ağrısı başlayabilir ve bazen mide bulantısı olmaksızın ani
kusma ile birlikte sürebilir. Kafatası boşluğu içinde bulunan
kan damarlarının genişlemesi, kalbin atışları ile birlikte
kendini duyuran zonklama niteliğinde bir baş ağrısına neden
olabilir. Bu durum genellikle yüksek ateşle başlar ve aşırı
ölçüde alkol alınmasından sonra (akşamdan kalma), yüksek
tansiyon ve bazı ilaçların kullanılması nedeniyle kendini
gösterir. Bir gerginlik sonucu ortaya çıkan baş ağrısı yavaş,
ancak sürekli seyreden bir ağrı niteliğindedir. Genellikle alnın
iki yanında ya da başın arkasında duyulur. Ağrı boyuna doğru
yayılır ya da boyundan başlar. Boyun kasları da zihinsel
zorlanmaya bir tepki olarak gerilebilir Kasları gevşeten
yatıştırıcı niteliğindeki hafif uyuşturucu ilaçların genellikle
mucizeler yarattığı gözlenmiştir. Boyun kaslarına yapılan masaj
(fizyoterapi) da bu ağrının giderilmesinde yardımcı olabilir.
Baş ağrısı, orta kulak iltihabı ya da sinüzit gibi bir
hastalığın belirtisi de olabilir. Göz bozuklukları da baş
ağrısına yol açabilirler. |
|
Migren |
|
Baş ağrısının
en kötü şekli migrendir. Bu ağrı genellikle başın tek yanında
seyreder. Aralıklı gelen sancı niteliğindeki ağrılar çekilmez
bir hal alır. Kriz, kafatasının belirli bir kısmında beliren bir
sıkışma duygusu ile başlar. Bu dönemde migrenli hastanın gözünde
şimşekler çakar, yıldızlar uçuşudur. Bu ilk aşamada kafatasının
dışındaki atardamarlar büzüşür, içindekiler ise genişler.
Ergotamin türünden bir ilaç ağrıyı kesebilir. Ağrı kesilmediği
takdirde, zonklama başlar ve bulantı, kusma, hatta ses ve ışığa
karşı aşırı duyarlılık baş gösterir. Zonklama sürekli bir ağrıya
dönüşür ve 48 saat sürebilir. Hasta bir kaç saat uyuduğu
takdirde ağrı genellikle hafifler. Migren krizinin ikinci
aşamasını oluşturan evrede (asıl baş ağrısı) kafatasının içinde
ve dışında bulunan kan damarları genişler. Bu seyri izlemeyen,
birinci evre olmadan, doğrudan doğruya zonklamanın başladığı bir
migren türü de vardır. Migren ağrısı kadınlarda daha sık
görülür. |
|
|