Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
Erkeklik Hormonları
Erbezleriyle (testisler) böbreküstü bezlerinin salgıladığı çeşitli hormonlar, erkeklere özgü cinsel özelliklerin oluşumunu ve vücudun gelişmesini sağlar.
 
 
Hormonlar hem kanda, hem de böbreklerden atıldıkları için idrarda ölçülebilir. Dolaylı olarak da vücuttaki etkilerini gözlemleyerek salgıladıkları miktara ilişkin değerlendirme yapılabilir. Tıbbi açıdan hekimin bir kanıya varabilmesi için hastanın vücudundaki hormon salgısının düzeyini bilmesi gerekir. Klinik uygulamada bazı durumlarda doğrudan hormonun miktarı ölçülürken, bazı durumlarda metabolik değişime uğramış türevlerinin miktarı ölçülerek hormon salgısına ilişkin nicel değerler elde edilir.

Endokrinolojide (iç salgı bilimi) hormon ölçümü konusunda birçok engelle karşılaşılır. Vücutta üretilen hormonların protein, polipeptit, steroit gibi yapılarda olmaları, ayrıca yukarıda sayılan ve hormonal işlevi olmayan birçok maddenin kanda bulunması, hormonların bu maddelerden ayırt edilmesini güçleştirir; bu da hormon düzeyinin saptanmasında sorunlar yaratır. Bu amaçla birçok karmaşık yöntem geliştirilmiştir. Örneğin büyüme hormonunu ölçmek için geliştirilen bir yöntem, protein yapısındaki bu hormonun, kendisinden milyon kez daha yüksek yoğunlukta bulunan plazma proteinlerinden ayırt edilmesini sağlamaktadır.

Son zamanlarda geliştirilen radyoizotop ve immünolojik ölçüm yöntemleri, hormon düzeyinin saptanmasında önemli ilerlemeler sağlamıştır.

Endokrinolojide hormon düzeyini saptamanın yerini alacak bir tanı yöntemi yoktur. Hekim, hiçbir zaman hastanın yakınmalarına ya da klinik bulgulara dayanarak hormon bozukluğu tanısı koyamaz. Bazı hormon bozukluklarının tanısında hormon düzeyinin yanı sıra günün hangi saatlerinde daha çok hormon salgılandığının ve bu hormonların kanda ne kadar süre kaldığının saptanması da çok önemli rol oynar.

Ayrıca çoğu zaman bir salgıbezinin hormon salgılama yeteneğinin saptanması da tanı açısından gereklidir. Burada erkek çocukların gelişiminde ve cinsiyetlere özgü yapıların oluşup korunmasında etkili olan hormonlar açıklanacaktır. İkincil cinsiyet özellikleri olarak adlandırılan bu nitelikler vücut kılları, sesin kalınlaşması, erkeksi vücut yapısı, vücutta yağ dokusunun dağılımı, cinsel istek ve ruhsal değişiklikleri içerir.

Kimyasal olarak bu hormonlar stereoit yapısındadır ve bunların üretiminde başlangıç maddesi kolesteroldür.
Üreme Organları
Erkeklik hormonları, erbezleri ve böbreküstü bezlerinde üretilir. Erbezlerinde 600 dolayında sperma borucuğu vardır. Spermatozoit denen erkek üreme hücreleri bu borucuklarda oluşur. Bu borucukların 2-4 tanesinin birleşmesiyle lobüller meydana gelir. Lobüllerin çevresinde de bağ dokusu görevi gören bir kılıf yer alır. Ayrıca lobüllerin yapısında hormon salgısından sorumlu Leydig hücreleri bulunur. Erkeklik hormonlarını, erbezi dokusunun yüzde 12'sini oluşturan bu hücreler salgılar. Bu hormonlar testosteron, androstenedion ve az miktarda da kadınlık hormonu östrojendir.
 
 
Böbreküstü bezi kabuk bölümünün en iç katmanı olan ağsı tabakada da erkeklik hormonları ve az miktarda östrojen salgılanır. Erkekte östrojen salgısı olduğu gibi kadında da bir miktar erkeklik hormonu salgısı vardır. Bunun kaynağı yumurtalıklar, böbreküstü bezleri ve etenedir (plasenta). Zaten temel kadınlık hormonları olan östradiol ile östronun sentezinin ilk basamaklarında androstenedion oluşur. Bu madde, bazı enzimler aracılığıyla çeşitli ara basamaklardan geçtikten sonra östrojene dönüşür. Sonuç olarak erkeklik ve kadınlık hormonları aynı enzimler aracılığıyla üretilmekte, cinsiyete özgü farklılaşma ise yalnızca birkaç ayrı enzim sayesinde gerçekleşmektedir.
Cinsel Gelişim
Fizyolojik açıdan en güçlü androjen (erkeklik hormonu) testosterondur ve kanda androstenedion ile denge içinde bulunur. Cinsel gelişimi sağlayan hormonların büyük bölümü erbezlerinden salgılanır.

• Dölütsel yaşam - Bu evrede salgılanan androjen hormonlar, başlangıçtaki ortak gelişimin erkek cinsiyet yönüne çevrilmesini sağlar.

Embriyon evresinde (döllenmeden sonraki ilk üç aylık evre) cinsiyet henüz görünümde belirginleşmemiştir ve kromozom yapısına göre erkek ya da kadın cinsiyeti yönünde farklılaşma görülür. Yani başlangıçta hem kadın, hem de erkek cinsiyet organlarının ilkel taslakları vardır. Kromozom yapısına göre bu taslaklardan biri tümüyle gerilerken, öbürü farklılaşarak dölütün cinsiyetinin belirginleşmesini sağlar.

Dölyatağı içindeki gelişimin 6-7. aylarında androjen hormonların etkisiyle başka bir olay daha gerçekleşir: Erbezleri karın içinden erbezi torbasına (skrotum) iner. Erbezlerinin erbezi torbasına inmesi, yetişkinlik evresindeki dölleme yeteneği açısından çok önemlidir. Bunun nedeni karın içindeki sıcaklığın erbezlerinin işlevini yerine getirmesi için erbezi torbası kadar uygun olmamasıdır; spermatozoitler, sıcaklığı erbezi torbasından biraz daha yüksek olan bu ortamda canlı kalamaz.

Doğumdan sonra erbezleri ergenlik çağına değin işlev göstermez. Ergenlik çağıyla birlikte büyük miktarlarda hormon üretmeye başlayarak erkeklik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlarlar.

• Ergenlik çağı - Ergenlik çağında tüm cinsel özelliklerde gelişme gözlenir. Erbezleri spermatozoon (olgun sperm hücresi) üretimine başlar ve böylece bireyin dölleme yeteneği gelişir. Spermatogenez denen bu olay, androjen hormonlar, özellikle de testosteron olmadan gerçekleşemez. Leydig hücresinden salgılanan testosteron sperma kanallarındaki Sertoli hücrelerinde dehidrotestosterona dönüşür; dehidrotestosteronun etkisiyle spermatogenez başlar. Spermatogenezin tamamlanmasını ise folikül uyarıcı hormon (FSH) sağlar. Bu sırada epididim ve sperma kanalları ile sperma kesecikleri de hacim olarak genişler.

Meninin (sperma içeren sıvı) normal bileşimde olması dölleme açısından önem taşır. Sperm hücrelerinin hareket ve dölleme yeteneklerini koruyabilmesi için bu sıvının sitrik asit, fosfataz enzimi, aminoasit ve fruktoz miktarı normal şuurlarda olmalıdır. Kısırlığın saptanmasında meninin bu açıdan incelenmesi büyük önem taşır. Androjen hormonlar ayrıca penisin gelişiminde rol oynar.

• Fertil (dölleme yeteneğinin sürdüğü) dönem: Bu dönemde androjen hormon üretimi sürer. 60 yaşından sonra üretim azalmaya başlar.
Erkeklik Hormonları
Testosteron düzeylerini saptamak oldukça güçtür. Her 60-90 dakikada bir salgılandığından tek kan örneğinden alınan sonuç yanıltıcı olabilir; hormon düzeyi 15-20 dakika aralıklarla alınan üç kan örneğinin karışımında saptanmalıdır. Hormon düzeyinin saptanması özellikle cinsel bozukluk durumlarında önem kazanır.
İkincil Cinsiyet Özellikleri
İnsanların olduğu gibi hayvanların da ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi androjenlere bağlıdır: Örneğin horozun ibiği, aslanın yelesi, geyiğin boynuzları ve bazı hayvan türlerinde koku üretimi androjenlere bağlı olarak gelişir. Erkekte androjenler vücut kıllarının gelişmesini ve dağılımını etkiler. Cinsel bölgedeki kılların erkeğe özgü gelişimi, göğüs, kol ve bacaklardaki kılların belirginleşmesi, sakal ve bıyığın çıkması, hep androjen hormonların denetimi altında gerçekleşir. Öteki bölgelerdeki etkilerinin tersine androjenler, baş üzerindeki kılların dökülmesinde rol oynayarak kelliğe yol açarlar.

Gırtlak ve ses tellerinin yapısındaki değişimler sonucu ergenlik çağma girildiğinde erkeğe özgü kaim ses tonu oluşur. Androjenlerin etkisiyle kas kütlesi artar, iskelet sistemi gelişir. Bunun sonucunda omuzlan geniş, kalçaları görece dar tipik erkek vücut yapısı ortaya çıkar. Erkeklik hormonları vücudun yağ dokusunu da etkiler. Böylece erkeklerde yağ dokusu incelir ve yağ depolan kadınlardaki gibi tüm vücuda eşit dağılmayıp genellikle gövde ve karında yoğunlaşır. Androjenler yağ ve ter bezlerini uyararak salgılarının artmasına yol açar. Bu da yağlı bir cilt yapısıyla, özellikle de ergenlik çağında ortaya çıkan sivilcelerle kendini gösterir. Son olarak androjenler cinsel güdüleri ve erkeksi davranışları etkiler. Davranış üzerinde etkileri genellikle saldırganlık yönündedir.
Androjen Hormonların Metabolizmadaki Etkileri
Androjenler vücuttaki üç temel metabolizma olayını da, yani protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasını etkiler. Bu etki özellikle protein metabolizmasında kendini gösterir: Androjenler yeni protein sentezini artırırlar, başka bir deyişle güçlü anabolizan (vücutta yeni bir maddeyi sentezleyen) maddelerdir. Böylelikle kas kütlesi artar ve kemiğe kalsiyum çökmesinin yanı sıra, destek dokusu proteinleri arttığından kemik yapısı sağlamlaşır. Androjenler, protein sentezi için gerekli aminoasitlerin hücre içine girmesini kolaylaştırarak protein sentezini sağlar. Ama bu aminoasit girişini başlatan asıl olay tam bilinmemektedir.

Androjenlerin yağ metabolizması üzerindeki etkileri ise tersine yıkım yönündedir. Bu nedenle kadınların tersine erkeklerde yağ deposu çok küçüktür. Kadınların tipik vücut biçimi, yağ depolarının geniş, kemik ve kas dokularının az olmasından kaynaklanır. Çeşitli nedenlerle kısırlaştırılan erkek hayvanların şişmanlamasının nedenlerinden biri de androjen eksikliğinin yağ depolarında artışa neden olmasıdır.

Androjenlerin glikoz, yani şeker metabolizması üzerindeki etkileri tam bilinmemektedir. En önemli işlevlerinden biri, spermatozoitlerin fruktoz adlı glikoz türevini en verimli biçimde kullanmalarını sağlamaktır. Fruktoz, cinsel birleşmede spermatozoitlerin dölyoluna girdikten sonra yumurtayı dölleyecekleri Fallop tüplerine kadar olan uzun yolda gereken büyük miktarda enerjiyi sağlar.
İdrarla Atılan 17-Ketosteroit Miktarının Değiştiği Durumlar
Atımın arttığı durumlar
• Hipofize ilişkin: Hiperpituitarizm (hipofiz bezinin fazla çalışması), Cushing sendromu.
• Gonatlara (eşey bezi) ilişkin:
Erbezleri: Erken gelen ergenlik çağı.
Leydig hücrelerinden gelişen tümörler.
Yumurtalıklar: Virilizan (erkekleştirici) yumurtalık tümörleri, Stein-Leventhal sendromu.
• Böbreküstü bezlerine ilişkin: Bezde büyüme ya da tümör gelişimi, Cushing sendromu, adrenogenital sendrom, adrenokortikotrop hormon (ACTH) verilmesi.
• İyatrojenik (tedaviye bağlı): Testosteron tedavisi.

Atımın azaldığı durumlar
• Hipofize ilişkin: Erişkin tipte hipopituitarizm (Simmonds hastalığı, Sheehan sendromu, Laurence-Moon-Biedl sendromu; hipofiz bezi tümüyle iflas etmiştir), çocukluk çağı hipopituitarizrni (adipozogenital sendrom, hipofizer infantilizm).
• Gonadlara ilişkin:
Erbezleri: Agenezi (organ doğuştan yoktur), disgenezi (organ vardır, ama çalışmamaktadır), önukoidizm, erbezi yetmezliğinin bütün biçimleri, Klinefelter sendromu, kastrasyon (hadım edilme).
Yumurtalıklar: Agenezi, Turner sendromu.
• Böbreküstü bezlerine ilişkin: Addison hastalığı ve değişik türde böbreküstü bezi yetmezlikleri.
• Başka hastalıklar: Miksödem hipotiroidi (tiroitin az çalışması), kronik tiroit hastalıkları, tiroit enfeksiyonları, bitkinlik durumları, anemi (kansızlık), travma (darbeler) vb.
Hormon Düzeylerinin Saptanması
Dolaşımda bulunan başlıca androjen hormon testosterondur. Çevrel dokularda bir bölümü dehidrotestosterona ve ekstradiole dönüşür. Bu maddeler de aktif hormonlardır.

Plazmada bulunan testosteron ve bundan üretilen öteki etkin hormonlar karaciğerde etkisiz hale getirilip idrar yoluyla atılır. Günlük testosteron üretiminin yaklaşık yansı idrarla 17-ketosteroit biçiminde, kalan bölümü ise diol, triol ve çeşitli bileşikler biçiminde atılır.

Ama idrardaki 17-ketosteroit miktarının ölçülmesi testisin çalışmasına ilişkin doğru bilgi vermez. Sağlıklı bir erkekte bir günde idrarla atılan 17-ketosteroit miktarının ancak yüzde 40'ı testis kaynaklıdır. Bu nedenle testis işlevlerini değerlendirmek için kanda radyoimmünoassay yöntemiyle testosteron, dehidrotestosteron, lutein yapıcı hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon (FSH) düzeyleri saptanır. 24 saatlik idrardaki 17-ketosteroit miktarının ölçümü böbreküstü bezlerine ilişkin bir bozukluk düşünülüyorsa yararlıdır.

Hormon düzeylerinin saptanmasından başka, ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişme derecesi, derideki yağ üretimi ve ersuyunun kimyasal ve yapısal özellikleri de testis işlevlerine ilişkin bilgi verir.
İnceleme Nasıl Yapılır?
17-ketosteroit miktarı 24 saatlik idrarda ölçülür. Bu amaçla sabah kalkınca çıkartılan ilk idrar atılıp ondan sonraki tüm idrarlar 24 saat boyunca bir kapta toplanır. Ertesi sabahın ilk idrarı da buna eklenerek laboratuara gönderilir. Bu incelemenin 2-3 gün sonra aynı koşullar altında yinelenmesi salık verilmektedir.

• Normal değerler -
Genç bir erişkinin (20-30 yaş) idrarındaki 17-ketosteroit miktarı, erkekler için 9-17 (ortalama 10-15) mg/24 saat, kadınlar için de 4,3-11,5 (ortalama 7-10) mg/24 saat arasında değişir. Çocuklarda ise 6 yaşa değin genellikle 1 mg/24 saatin altında değerler elde edilir. Bu yaştan sonra miktarı yükselmeye başlayan hormon, özellikle ergenlikte hızla artarak 25 yaş dolayında en üst düzeye ulaşır. Erkeklerde 30 yaşından sonra yavaş yavaş düşmeye, kadınlarda ise menopozda bir "plato" çizmeye başlar. Altmış yaş dolayındaki erkeklerde 6-12,4 mg/24 saat, kadınlarda 3-7,6 mg/24 saat arası değerler; 80 yaş dolayındaki erkeklerde 3,7-5,8 mg/24 saat, kadınlarda ise 3,1-4,5 mg/24 saat arası değerler saptanır.

• Anormal değerler -
17-ketosteroit miktarı özellikle aşağıdaki durumlarda artar: Böbreküstü bezi kanserine bağlı Cushing sendromu (bu durumda çok belirginleşir), çift taraflı böbreküstü bezi büyümesi (artış belirgin değildir, hatta bazı olgularda hiç görülmeyebilir), adrenogenital sendrom, Leydig hücreli erbezi tümörleri (erken yaşlarda salgılanan aşırı miktarda testosteron ergenliğin zamanından ünce başlamasına yol açar), Morris sendromu (erbezlerinden salgılanan kadınlaştırıcı hormonla erkek çocukta kadınlık özellikleri, yani yalancı hermafroditizm oluşur), Stein-Leventhal ya da polikistik yumurtalık sendromu (yumurtlama olmaz; bunun yerine her yumurtlama döneminde yumurtalık içinde oluşan küçük kistlerin birikmesiyle bir süre sonra organ büyümeye başlar) ve androjen hormon salgılayan yumurtalık tümörleri.

17-ketosteroit miktarının azaldığı durumlar ise şunlardır: Böbreküstü bezi yetmezliğiyle seyreden Addison hastalığı, böbreküstü bezinde iyi huylu tümör gelişimine bağlı Cushing sendromu ve önükoidizm (hadımsılık).
Testosteron
Testosteron düzeyleri hem kanda, hem de 24 saatlik idrarda saptanabilir. Doğru sonuç almak için ölçüm 15-20 dakika aralıklarla alınan üç kan örneğinin karışımında yapılmalıdır.
Androjen hormonu salgılanmasındaki bozuklukların erbezlerindeki bir hastalığa mı, yoksa hipotalamohipofizer sistem bozukluğuna mı bağlı olduğunu anlamak için testosteronun yanı sıra gonadotropin hormon (LH ve FSH) düzeylerinin de saptanması gerekir. Bundan başka hipofizi etkileyen hormonlarla (koryonik gonadotropin ve lutein yapıcı hormon serbestleştirici hormon ([LHRH]) yapılan uyarıya alman testosteron yanıtının değerlendirilmesi de bozukluğun yerini saptamak açısından yararlıdır.

Kandaki normal testosteron düzeyi erkeklerde 300-1.000 ng/100 ml plazma, kadınlarda 20-100 ng/100 ml (ng: nanogram [bir gramın milyarda biri]) plazmadır. Yirmi dört saatlik idrardaki testosteron miktarı ise erkeklerde 50-150 mg, kadınlarda 2-30 mg'dir. Çocukluk çağında hormon düzeyi erkeklerde istatiksel olarak daha yüksektir ve 2-25 ng/100 ml plazma dolayındadır. Yeni doğanlarda ise çok daha yüksek düzeyler saptanır. Adet çevrimi boyunca kadınlardaki değerlerde artış gözlenir. Yaşlılık döneminde ise testosteron değerleri oldukça düşmüştür.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler