|
|
| |
|
Akut
Solunum Yetmezliği |
Ani
gelişen ağır solunum bozukluklarında beyne yeterli oksijen
gitmesini sağlamak için bazı acil girişimlerde bulunmak gerekir.
Acil girişim gerektiren akut solunum bozuklukları çeşitli
nedenlerle ortaya çıkar ve çok sık görülür. Bu duruma yol açan
etkenler üç genel başlık altında toplanabilir: Havanın
akciğerlere normal olarak ulaşmasını engelleyen etkenler,
solunum eylemini aşırı yavaşlatan ya da durduran etkenler ve
solunum işlevine katılan kas-iskelet yapılarına zarar veren
etkenler. |
| |
|
Nedenleri |
Acil
solunum hastalıklarında en sık rastlanan durumlardan biri
kuşkusuz solunum yollarının tıkanmasıdır. Tıkanma katı ya da
sıvı yabancı cisimlerin solunum yollarına girmesiyle ya da kusma
sırasında, bilinç bulanıklığından ötürü solunum yollarına
boğulmaya yol açacak ölçüde yabancı madde kaçmasıyla ortaya
çıkabilir. Genellikle gerçekleştiği koşullar bilindiğinden
solunum yollarının tıkanmasında kolay tanı koyulur. Hastadaki
belirtiler de yol göstericidir. Hasta soluk alabilmek için çok
yoğun çaba harcar. Başı geriye atılır, yüzü kızarır. Göğüs
kafesinin üst bölümündeki, köprücük kemiğinin arkasında kalan
çukurluk solunum kaslarının genişletici etkisiyle derinleşir.
Ayrıca diyaframın kasılması nedeniyle karın şişer. Bu belirtiler
görüldüğünde hemen girişimde bulunmak gerekir.
Solunumu düzenleyen sinirsel merkezlerin etkilenmesine bağlı
solunum bozuklukları bazen çok çarpıcı bir tablo oluşturmamakla
birlikte aynı ölçüde ağır sonuçlar doğurur. Bu tür solunum
bozuklukları alkol, gaz, uçucu kimyasal eriyik gibi maddelere
bağlı zehirlenmeler, kafa travmasına bağlı beyin ezilmeleri,
beyin damarlarındaki lezyonlar, ortamdaki oksijen eksikliği gibi
nedenlerle ortaya çıkar. Duruma göre solunum bozukluğunun
belirtileri değişebilir. Ama genellikle önce hafif baş dönmesi,
kesik kesik soluma, göğüs ağrısı, nabızda hızlanma görülür.
Ardından dudaklar morarır, gözbebekleri genişler solunum
gittikçe düzensizleşir ve en sonunda hastanın bilinci kapanır.
Bilinç kaybolmuş ve solunum yeterli değilse, hemen yapay
solunuma ve hatta kalp masajına başvurulmalıdır. Hastanın
bilinci yerindeyse, rahat soluyabilmesi için giysileri
gevşetilir ve oksijen maskesiyle oksijen verilir.
Solunum göğüs kafesindeki lezyonlar nedeniyle de bozulabilir. En
sık görülen neden kaburga kırıklarıdır ve özellikle trafik
kazalarında ortaya çıkar. Ama evde sıradan bir düşme de kaburga
kırıklarına yol açabilir. Bir yaralanma sonrasında hasta
özellikle derin nefes almaya çalışırken göğüs kafesinde şiddetli
bir ağrıdan yakınırsa, bir ya da birkaç kaburga kırılmış
olabilir. Bu durumda hasta derin değil, olabildiğince yüzeysel
soluma yapmalı ve öksürmemelidir. Kaburga kırığı bir akciğer
lezyonuna yol açmışsa öksürükle birlikte parlak kırmızı renkli
ve köpüklü kan çıkar. Ama son derece ağrılı olan bu durumda en
önemli işlem hastanın korkusunu ve ağrısını gidermek için hemen
ağrı kesici ve sakinleştirici ilaç enjeksiyonu yapılmasıdır.
Daha sonra hasta hemen hastaneye kaldırılmalıdır. Asla göğüs
kafesine baskı uygulanmamalı ve herhangi bir sargı
sarılmamalıdır. |
| |
Göğüs bölgesine rastlayan bir
darbede, hastada solunum zorluğu olmasa da herhangi bir ağrı
varsa, mutlaka radyolojik inceleme yapılmalı, bir kırık olup
olmadığı araştırılmalıdır. Yerinden oynamamış bir kırık varsa ya
da yalnızca 1-2 kaburga tek yerinden kırılmışsa, herhangi bir
önleme gerek yoktur. Ters hareketlerden, derin soluk almaktan,
öksürmekten kaçınmak ve ağrı kesici ilaç almak yeterlidir.
Öksürüğü önlemek için şurup verilebilir.
Göğüs duvarı bıçak gibi bir nesneyle de kolayca delinebilir ve
yaralayıcı nesnenin akciğere ulaşmasıyla organın bütünlüğü
bozulabilir. Bu olgularda yaralayıcı nesne hareket ettirilmez;
çünkü yerinin değişmesi kanamalara, göğüs içi negatif basıncın
ortadan kalkması sonucu akciğerin sönmesine ve ölüme yol
açabilir.
Göğüste delinmeyle ortaya çıkan bütün yaralar yaralayıcı
nesnenin çevresi gazlı bez ve plasterle çok iyi örtülerek hemen
kapatılmalıdır. Yaralayıcı nesne hiçbir biçimde oynatılmadan
hasta hemen hastaneye ulaştırılmalıdır.
Akciğerin yüzeyindeki bir keseciğin yırtılması ya da göğüs
duvarının delinerek yaralanması sonucunda kapak gibi çalışan bir
açıklıktan akciğer zarı boşluğuna hava girebilir. Havanın
akciğer zarı boşluğuna girmesiyle göğüs kafesi içindeki negatif
basınç ortadan kalkar ve akciğer gittikçe sıkışır. Akciğer
zarına hava girmesinin (pnömotoraks) bu biçimine kapaklı
pnömotoraks ya da basınç pnömotoraksı adı verilir.
Basınç pnömotoraksı tanısı hemen ortaya çıkan belirtilere
dayanarak koyulur. Bu belirtiler şiddetli göğüs ağrısı, hızlı ve
yüzeysel solunum, kalp atışlarında hızlanma, dudaklarda mavimsi
bir renk ve iç sıkıntısıdır.
En basit girişim akciğer zarı boşluğuna damar içi
enjeksiyonlarında kullanılan olabildiğince geniş çaplı bir
iğnenin yerleştirilmesidir. Böylece dış ortamla akciğer zarı
boşluğu arasında bir bağlantı kurularak açık pnömotoraks
oluşturulur. Bu önlem ilgili akciğerin yeniden solunum işlevine
katılmasını sağlamazsa da akciğerler arası bölgedeki
(mediyastin) organlar üzerindeki hava basıncını hafifletir. Buna
bağlı olarak da solunum işlevi iyileşir. |
|
Nasıl Davranmalı ? |
Solunum yetmezliği belirtileri gösteren birine yardım ederken şu
noktalara dikkat edilir: Hastanın bilinci açıksa ve solunumu
güçleşmişse, kravat, gömlek yakası, kemer, ayakkabı bağı gibi
solunum ve dolaşımı engelleyen her şey gevşetilir. Havanın üst
solunum yollarından hiçbir engelle karşılaşmadan geçebildiğinden
emin olmak gerekir. Varsa ağızdaki takma dişler çıkarılır. Hasta
yarı oturur konumda ve başı yüksekte kalacak biçimde ağrılı
yanına yaslanır. Bu arada sürekli gözlem altında tutulur. Çünkü
hastanın solunumu birden durursa hemen yapay solunum uygulamak
gerekir; buna karşılık bilinci kapanırsa hemen sırtüstü
yatırılmalı ve solunum yollarına yabancı cisim kaçmasını önlemek
için yüzü yana döndürülmelidir.
Hastanın bilinci daha başlangıçtan kapalıysa, yardım edenin
solunumun durumuna göre değişik biçimlerde davranması gerekir.
Solunum düzenli olduğu halde bir tehlike varsa hastanın solunum
ve dolaşımım her tür engelden kurtarmak, üst solunum yollarının
açıklığından emin olmak, hastayı başı hafif arkaya ve yana dönük
olarak sırtüstü yatırarak gözlem altında tutmak ve solunumun
durması olasılığına karşı yapay solunuma hazır olmak yeterlidir.
Hasta tam etkili solunum yapamıyorsa önce ilk durumdaki gibi
davranmak, ama solunumu düzelmezse yapay solunuma başvurmak
gerekir. Solunumun durmuş olması karşısında ise hemen yapay
solunuma girişilmelidir.
Solunumun 4-5 dakika süreyle durmasının merkez sinir sisteminde
geriye dönüşü olmayan bozukluklara yol açabileceği
unutulmamalıdır. |
|
Yardım Edenin Yapması ve Yapmaması Gerekenler |
|
DURUM |
YAPILMASI GEREKENLER |
YAPILMAMASI GEREKENLER |
|
Solunum yollarının tıkanması |
•
solunum yetmezliği işaretlerini zamanında belirlemek
• solunum yollarının açık olup olmadığını denetlemek ve olası
engelleri kaldırmak
• başı hafif arkaya yatırmak |
•
solunum yetmezliği işaretlerini göz ardı etmek
• başı öne eğmek ya da eğik bırakmak
• içecek vermek |
| |
|
|
| Göğüs
yaralanmaları |
•
bilinci açık hastaları yan oturur konuma getirmek
• bilinci kapalı hastalan lezyon tarafı üzerinde yatırarak
güvenli konuma getirmek |
•
hastayı yüzüstü yatar konuma getirmek
• uygun olmayan araçlarla taşımak |
| |
|
|
|
Solunum durması |
•
ağızdan ağza solunum yapmak |
•
ağızdan ağza solunumu erken kesmek |
|
|