|
|
| |
|
Acil Durumlarda Davranış |
Kaza geçiren
birinin karşılaşabileceği en büyük tehlike, genellikle acil
ilkyardım hizmetinin yetersizliğidir.
Tıbbi açıdan acil durumlar çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir;
özellikleri olayın niteliğine, kazanın geçirildiği yere ve çevre
koşullarına göre değişir. İlkyardımda bulunacak kişinin de bütün
bunları dikkate alarak davranması gerekir. Acil yardımın özel
bilgi, deneyim ve eğitim gerektirdiği unutulmamalıdır. Acele ve
gereksiz müdahaleler çoğunlukla yaralı ya da ölüm halindeki
insanın durumunu ağırlaştırır. |
| |
Bu bakımdan
öncelikle uyulması gereken temel ilkyardım kuralı şudur: Acil
bir durum karşısında nasıl davranmak gerektiği iyice
bilinmiyorsa, daha çok zaman alsa bile hastane personeli, polis
ve itfaiye görevlileri gibi tam yetkili kişilerin ve acil
durumlardan sorumlu kurumların doğrudan müdahalede bulunmasını
sağlamak gerekir.
İlkyardım. İlkyardım yöntemleri koşullara göre belirlenir
ve genellikle birbirine benzer. İlkyardım gerektiren başlıca
olaylar trafik kazaları ile evdeki tehlikeli ve acil
durumlardır.
Trafik kazaları. Hasta genellikle yaralanma sonucunda
zarar görmüştür. Bu nedenle bulunduğu yerden kıpırdatılmaması
gerekir. Durum çok acilse ve hastanın yerinden kaldırılması
zorunluysa, baş, boyun, gövde ve bacakları aynı düzlemde
tutulmalıdır. Çünkü vücutta ya da omurgada kırık olabilir; her
kıpırdatma bu kırıkları ilerletir, çoğaltır ve omurilik
yıkımıyla sonuçlanabilir.
Bir sonraki aşamada hastanın solunumunun düzenlenmesi gerekir.
Bunun için olay yerinde kesinlikle uzman sağlık görevlileri
bulunmalıdır. Önce göğüs ve karnın solunum hareketlerine katılıp
katılmadığı gözlenmelidir. Solunum durmuşsa ya da güçleşmiş ve
yetersiz hale gelmişse yapay solunuma başvurmak gerekir.
Bir dakikalık oksijen yokluğunun beyin işlevlerini aksattığı,
beş dakikalık bir solunum durmasının ise beyinde onarılamayacak
düzeyde doku yıkımına yol açtığı unutulmamalıdır.
Solunum her zaman nabızla birlikte kontrol edilmelidir. Nabzın
atmaması kalpte bir yetmezliğe ya da tam durmaya işaret eder. Bu
durumda kalp masajına başlanmalıdır.
Solunum ve kalp işleyişinin yeterli olduğunun anlaşılmasından
sonra, dolaşım sistemi incelenir. Şiddetli kan kaybına neden
olan kanamaların durdurulması gerekir. Kanama her zaman ilk
bakışta görülmeyebilir; giysilerin altında kalabilir ya da
derinde, iç dokularda olabilir. Nabzın hafiflemesi ve yüzün
gittikçe solgunlaşması kanama olasılığını düşündürmelidir. |
| |
Hastanın bilinci
açıksa, onu kısa sözcüklerle rahatlatmak ve güvencede olduğunu
anlatmak yerinde olur. Bilinci açık hastaların korku içinde ve
ruhsal olarak panik duygusunun etkisinde olduğu unutulmamalıdır.
Bilinci kapalı gibi görünen hastaların da çevrelerindeki
konuşmaları anlayabileceği düşünülmeli ve onları korkutacak,
ruhsal açıdan sarsacak tartışmalardan kaçınılmalıdır. Bundan
sonra yapılacak şey kırık ya da şok olasılığını araştırmaktır.
Hastanın kemiklerinde kırık varsa, herhangi bir yer
değiştirmeden önce kırığı hareketsiz duruma getirmek gerekir.
Hasta şokta değilse bile çok kolay şoka girebilir ve gerek şok
durumunda, gerekse şok öncesinde korku içinde olur; solgundur,
susamıştır, üşür; nabzı hızlanmış ya da yavaşlamış olabilir. Şok
durumu aniden ya da yavaş yavaş gelişebilir. Zamanında uygun
girişimde bulunulmazsa ölüme bile neden olabilir.
Hastanın bilinci açık değilse, güvenli bir biçimde düz bir
yüzeye yatırılması gerekir. Yatırırken özellikle kafasını geriye
doğru çekerek dilinin arkaya düşmesi engellenmelidir. Böylece
kusma sırasında kusmuk parçalarının solunum yollarını tıkaması
önlenir. Bu arada solunumu ve kan dolaşımını engelleyecek kemer,
ayakkabı bağı, kravat, yaka vb. gevşetilmelidir. Hastanın
bilinci kapalıysa, varsa takma dişlerin çıkarılması yararlıdır.
Hasta sıcak tutulmalı, bir örtüyle iyice sarılmalıdır. Ama aşırı
sıcak da soğuk gibi şok tablosunu hızlandıracağından çok sıcak
olmamasına dikkat edilmelidir. Bilinçsiz durumdaki hastaya
hiçbir şey içirilmemeli, hastanın kalkıp yürümesine de izin
verilmemelidir.
Hastaneye ulaşmaya çalışmaktansa cankurtaran ya da yardım
ekibinin gelmesini beklemek daha doğru olur. Hastayı otomobilin
arka koltuğuna bindirerek yardıma götürmekten kesinlikle
kaçınmak gerekir. Buna karşılık hasta yardım sağlanabilecek bir
merkeze kamyonet ya da geniş bir araçla uygun bir biçimde ve
hırpalanmadan götürülebilir.
Evdeki tehlikeli ve acil durumlar. İnsanın sığınağı olan
evde ortaya çıkabilecek ani bir hastalık ya da kaza en az trafik
kazaları kadar acil sorunlar yaratabilir. Miyokart enfarktüsü,
astım nöbeti, zehirlenme bu tür sorunlara örnektir. Böyle
durumlarda insanın bilinen bir ortamda olması belli bir kolaylık
sağlar, çünkü yardım edilecek insan tanıdıktır ve çoğu kez
sorunu saptama olanağı vardır. Bununla birlikte aileden birinin,
özellikle küçük bir çocuğun acil durumu evde panik yaratabilir.
Dolayısıyla birinci kural heyecana kapılmadan serinkanlı
davranmaktır.
İkinci adım hastanın kan dolaşımının ve solunumunun yeterli
olduğunu saptamaktır. Daha sonra hastanın rahatlamasını ve güven
duymasını sağlamak, en kısa zamanda da yetkililere başvurmak
gerekir.
Ev ortamında uyulması gereken ilkyardım kuralları şöyle
sıralanabilir:
1) Solunumda güçlük varsa, yapay solunum uygulanır.
2) Kalp atımları azalmışsa, dışarıdan kalp masajına başvurulur.
Hastaya yardım eden kişi tek başına hem yapay solunumu, hem de
kalp masajını yapabilir.
3) Kanama varsa, basınç uygulayarak durdurulur.
4) Hastanın bilinci kapalıysa, güvenli bir biçimde yatırılır.
5) Kırık varsa, organ hareketsiz tutulur.
6) Göğüs kafesinde yara varsa, hasta diğer tarafına yatırılır ve
başı hafifçe kaldırılır.
7) Karın bölgesinde yara varsa, hasta yatay olarak ve bacakları
bükülmüş durumda yatırılır.
8) Şok durumunda, hasta arkaya doğru hafif eğik yatırılır ve
bacakları kaldırılır. Yetkililer yardıma gelene değin hastanın
yanında bulunmak yerinde bir önlemdir.
Genel olarak bütün acil olaylarda sistemli ilkyardım girişimleri
çok önemlidir. Bu olayları her zaman karanlık, belirsiz
hastalıkların çıkabileceği durumlar olarak kabul etmek gerekir.
Zaman yitirilmesi hastanın durumunu gittikçe kötüleştirebilir. |
|
Kent Dışında İlkyardım |
Bölge trafik
polisine haber ulaştırılmalıdır. Otoyollarda bulunan ve doğrudan
acil yardım merkezlerine bağlı olan telefon hatları
kullanılmalıdır. Yardım ekiplerine haber verirken açık ve
ayrıntılı konuşulmalı, şu noktalara dikkat edilmelidir:
• Nereden arandığını söylemek.
• Kaza yerini tam olarak tanımlamak.
• Kazanın boyutlarını ve özelliklerini aktarmak; kazaya karışan
araç sayısı, araçların durumu gibi ayrıntıları bildirmek.
• Yaralı sayısını ve görünürdeki durumlarını bildirmek.
• Özel durumlar varsa, bunları açıklamak. |
|
Yardımda Bulunan Kişi Nasıl
Davranmalı ? |
Kaza yerinde bir
ya da birden çok yaralıya yardım etme durumunda olan kişi şu
kurallara uymalıdır:
1) Çabuk, ama serinkanlı davranmalı, telaşa ve paniğe kapılmadan
mantıklı düşünebilmelidir.
2) Yaralının çevre ve kaza koşullarına bağlı başka tehlikelerle
karşılaşmamasını ve daha çok zarar görmemesini sağlamalıdır.
3) Yaralıların kesin sayısını hızla saptamalıdır. Bu işlem
çeşitli hastaların acil yardım gereksinimini belirlemeye, yarası
en ciddi olanlara daha erken müdahale edilmesini ve hastaların
yaşamsal tehlikeden uzaklaşmalarını sağlamaya yöneliktir.
4) Durumu en acil olan yaralıları saptadıktan sonra onların
ilkyardım gereksinimini karşılamalıdır.
5) Yardım eden kişi hiçbir nedenle yaralıları yalnız
bırakmamalıdır. Sağlık görevlilerinin, cankurtaran, itfaiye,
polis gibi yetkililerin çağrılmasında çevredeki insanlardan
yararlanmalıdır.
6) Kaza yerinde yeni bir tehlike yaratabilecek ayrıntıları
görerek önlem almalıdır. |
|
|