Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
 
A B C Ç D E F G H I İ J K L M
N O Ö P R S Ş T U Ü V W Y Z  
Sara (Epilepsi)
Toplumsal açıdan büyük önem taşıyan bir hastalıktır. Doğru tanı ve uygun ilaç tedavisiyle denetim altına alınabilir.

Epilepsi olarak da bilinen sara beyindeki anormal elektriksel boşalımın bir sonucu olarak nöbetler halinde ortaya çıkan kronik bir bozukluktur. Sara nöbetleri aniden başlar ve sona erer; vücutta havale gibi genel kasılmalara ve bilinç bozukluklarına yol açar. Nöbetin özellikleri elektriksel boşalımın beyindeki yerine göre değişir.
  
 
Nedenleri
Sara olgularının büyük bölümünde kesin bir neden saptanamaz. Nedeni bilinmeyen bu olgulara idiyopatik ya da esansiyel sara adı verilir. İdiyopatik saralı birçok kişinin anne baba ya da yakın akraba gibi aile üyelerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına karşın sara tipinde elektroensefalografi (EEG) değişiklikleri gözlenmiştir. Bazı olgularda da sara beyindeki işlev bozukluklarından ya da beyni etkileyen genel bozukluklardan kaynaklanır. Belli bir etkene bağlı bu olgulara organik ya da semptomatik sara denir. Saraya yol açan başlıca beyin lezyonları arasında beyin tümörleri, kafatası-beyin travmaları, doğum travmaları ya da doğuma bağlı beyin hastalıkları sayılabilir. Beyni etkileyerek sara nöbetlerine yol açan genel (sistemik) hastalıkların başlıcaları ise beyin dokularına oksijen ulaşmasını engelleyen dolaşım bozuklukları, karbon monoksit, alkol gibi maddelere bağlı zehirlenmeler, hem yüksek ateş, hem de beyinde iltihap yapabilen enfeksiyonlar, üremi, alkaloz ve aşırı insüline bağlı kan şekeri düşmesi gibi metabolizma bozukluklarıdır. John Hughlings Jackson'ın 19. yüzyılda yaptığı sara tanımı günümüzde de geçerlidir. Sara nöbeti, beyindeki elektriksel yükün ani, aşırı ve hızlı bir boşalmasıdır. Bütün vücuda yayılan kasılmalar, sınırlı bir odaktan kaynaklanan anormal elektriksel boşalımın bütün beyni kaplamasına bağlı olarak gelişir. Sinir hücreleri (nöron) boşalımın hızla beyne yayıldığı genel (yaygın) sara nöbetinde, yalnızca klinik belirtilere dayanarak boşalımın çıkış yerinin kesin biçimde saptanması olanaksızdır. Nöron boşalımı çıkış noktasıyla sınırlı kalırsa ya da klinik belirtilerin ve elektroensefalografik bulguların görülebileceği kadar yavaş yayılırsa, olayın başlangıç noktası saptanabilir. Sara odağının saptanmasında başlangıç belirtisi çok önemlidir.
  
 
Önyargıları Kaldıralım
Sara günümüzde uygun ilaçlarla denetlenebilen bir beyin hastalığıdır. Hastalığının bilincinde olduğu, ilaçlarım kullanarak beslenmesine dikkat ettiği sürece saralı bir insan da her sağlıklı insan gibi yaşayabilir. Nöbet sırasında bilinç kaybı olduğu için, saralı kişi bilinç sürekliliği gerektiren, tehlikeli olabilecek işler yapmamalıdır. Çocuklarda sara tedavisi ayrı bir önem taşır. Çocuk okula gitmeli, yaratıcı etkinliklere katılmalı, geleceği için kendisine uygun bir iş seçebilmelidir. Sararım kalıtımla geçtiği ender görüldüğünden saralıların evlenip çocuk yapmalarına da bir engel yoktur. Saralıların büyük bölümünün zekâ düzeyi ve düşünsel yetenekleri normaldir, hatta birçoğu üstün yeteneklidir. Tarihte bunun pek çok örneğin vardır. Julius Caesar, Fyodor Dostoyevski, Lord Byron, Blaise Pascal, Vincent Van Gogh ve Büyük (I.) Petro tarihteki ünlü saralıların yalnızca birkaçıdır. Hastada hafif bir zekâ geriliği olsa bile bu eğitimle giderilebilir.
Görülme Sıklığı
Sara oldukça sık görülen bir hastalıktır. Nedeni bilinmeyen saranın nüfusun yüzde 0,5 kadarında bulunduğu tahmin edilmektedir. Erkeklerde kadınlardan daha sık rastlanan sara çoğunlukla çocukluk ve ergenlik çağında başlar, ama erişkin yaşta da ortaya çıkabilir. Genellikle değişik yaş gruplarında farklı nedenlere bağlı olarak gelişir. Çocuklukta başlıca nedenleri doğum travmaları, beyin iltihapları (ensefalit) ve kazalara bağlı travmalardır. Nedeni bilinmeyen sara çocuklukta seyrek görülürken, ergenlikte en sık rastlanan sara türüdür. Erişkinlerde ise sara nöbetlerine daha çok beyin tümörleri, kafatası travmaları, alkolizm ve damar bozuklukları yol açar.
Belirtileri
Sara türleri belirtilerine göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma tedavinin temelini oluşturması açısından çok önemlidir.

• Grand mal ya da yaygın sara nöbeti - Grand mal büyük hastalık anlamına gelir. Çoğunlukla nöbetten birkaç saat önce hastada baş ağrısı, duyu bozuklukları (karıncalanma vb), ruh hali değişiklikleri gibi belirtiler ortaya çıkar. Nöbetin hemen öncesinde "aura" adı verilen bir dönem görülür. Aura dönemi belirtileri hareket ya da duyularla ilgili olabilir. Hasta dişlerini gıcırdatır, kol ve bacaklarını hızla hareket ettirir, gözkapaklarını kırpıştırır. Vücudunda karıncalanma, yanma duyar. Görsel varsanılar yaşar; görme alanını sınırlayan parlak noktalar (parıltılı skotom), ve renkli ışıklar görür. Kulaklarında uğultu, çınlama, insan ve zil sesleri duyar; olağandışı koku ve tatlar alır. Endişeye, öfkeye, gerçek dışı düşüncelere kapılır; zihnine çeşitli anılar dolar. Aura döneminin hemen ardından sara nöbeti başlar. Hasta çoğunlukla bir çığlık atar, bilincini yitirir ve yere düşer. Kol ve bacakları kasılır, çenesi kilitlenir, gözleri kayar. Solunumu birkaç saniye süreyle durur; soluksuz kalma nedeniyle yüzü morarır. Otuz saniye kadar süren bu kasılma sırasında vücut katılaşır. Vücudun katılaştığı uzun kasılma dönemi nöbetin tonik evresidir. Ardından gelen klonik evrede kasılmalar kısa gevşeme dönemleriyle birbirini izler. Hasta bütün vücuda yayılan ritmik kasılmalarla sarsılır; çenelerinin kasılması sırasında dili dişlerinin arasına sıkışarak yaralanabilir. Yüz kasları gerilir, tükürük salgısı artar, ağzı köpürür. Bu arada büzgen kaslar gevşediğinden hasta idrarını ve dışkısını kaçırır. Nöbet genellikle birkaç dakika sürer; derin bir iç çekme ve genel bir gevşemeyle sona erer. Nöbetten sonra hasta birkaç saat boyunca bilinçsiz ve duyarsız kalır. Yavaş yavaş kendine gelir, ama nöbeti hatırlamaz. Nöbet sonrasında kasılmaya bağlı kırıklar, felçler, ayrıca duyu ve davranış bozuklukları görülebilir. Uzayan ya da art arda yineleyen grand mal nöbetleri ölüme yol açabilir.

Nöbetler daha çok gece ve sabah saatlerinde ortaya çıkar. Alkollü içki ya da heyecan gibi etkenlerle hızlanabilir. Hastalığın başlangıcında nöbetler görece seyrektir (yılda 2-3 defa); daha sonra sıklaşır, hatta her gün yineleyebilir.

• Petit mal - Petit mal küçük hastalık anlamına gelir. Geçici bilinç kaybı, bir kas ya da kas grubunda klonik kasılma (miyokloni), kasların hareket gücünde azalma (akinezi) gibi nedeni bilinmeyen sara belirtileriyle ortaya çıkar. Bu belirtilerin hepsi bir arada bulunmayabilir. Geçici bilinç kaybı birkaç saniye sürer. Bu süre içinde konuşma türünden bütün etkinlikler durur, ama yürüme gibi otomatik hareketler korunur. Bilinci yerine gelince hasta olayla ilgili hiçbir şey hatırlamaz; bilinç kaybı bazen hiç fark edilmeden de geçebilir. Miyokloniler, göz kırpma gibi kısmi kas kasılmaları biçiminde ortaya çıkar. Hastanın düşmesi ya da kaslarının gevşemesi sonucu elindeki nesneyi düşürmesi gibi belirtiler akinezi kapsamına girer.

• Psikomotor nöbet - Bilincin bulanıklaşması ve otomatik davranışlarla ortaya çıkar. Kasılma görülmez. Hasta rüya haline benzer bir durumdadır. Amaçsız hareketler ve jestler yapar; daha sonra nöbetle ilgili hiçbir şey hatırlamaz.

• Bölgesel sara nöbeti ya da Jackson sarası - Klonik kasılmalar yüz, ayak ya da elde başlar. Daha sonra yakın bölgelere yayılır. Nöbet genellikle vücudun bir yansıyla sınırlı kalır, ama bir süre sonra bütün vücuda da yayılabilir. Bilinç kaybı yalnızca nöbet bütün vücuda yayıldığında görülür.

• Sara durumu (Status epilepticus) - Kasılma nöbetlerinin birbirini izlediği ve iki nöbet arasında hastanın bilincinin kapalı kaldığı sürekli sara durumudur. Birkaç saat ya da birkaç gün sürebilir. Beyinde ödem, solunumun durması gibi nedenlere bağlı olarak ölüme yol açabilir.
Çocuk için İncelemeler
Sara tanısı koymak için hekimin bir nöbete tanık olması ya da anne babanın nöbet belirtilerini kesin bir biçimde tanımlamaları gerekir. Bazen çeşitli nedenlerle çocuklarda elektroensefalografik inceleme de yapılır.

Beynin biyoelektrik ritimlerini kaydeden elektroensefalografide nöbetler görülmese de saraya özgü değişiklikler belirlenebilir. Çocuklarda çeşitli nedenlerle gelişebilen kasılmalar ve yüksek ateşe bağlı havale nöbetleri sara olduğunu göstermez.

Her insanın belli bir kasılma (havale) eşiği vardır. Belirli uyaranların etkisiyle bu eşik aşılmadan hastalığın klinik belirtileri ortaya çıkmaz. Çocuklarda yapılan incelemeler, yalnızca sara tanısına değil, havale nöbeti ya da kasılmanın temelindeki nedeni (özellikle olası bir iltihabı) saptamaya da yöneliktir. Çocuklarda metabolizma değişiklikleri, iltihaplı hastalıklar ve yüksek ateş kasılma nöbetlerini kolaylaştırır. Havale nöbetleri genellikle enfeksiyon kökenli yüksek ateşe bağlıdır. Nöbetlerin yinelemesi durumunda başka etkenlerin de rol oynadığı sara hastalığı söz konusu olabilir.
Tanı
Klinik belirtiler tanı için temel oluşturur. Bu nedenle nöbete tanık olanların bilgisine başvurulması büyük önem taşır. Tanıya yardımcı incelemelerin başında elektroensefalografi ve ikincil sara olgularında nöbetin birincil nedeninin ortaya çıkarılmasına yönelik bilgisayarlı tomografi, radyografi gibi incelemeler gelir.
Tedavi
Hastaların büyük bölümünde ilaç tedavisi başarılı sonuç verir. Az sayıda hasta ise ilaç tedavisine yanıt vermez. Bu hastalarda cerrahi girişimlerin bazen yararlı olduğu görülmüştür. En sık başvurulan cerrahi girişim, beyindeki sara odağı saptandıktan sonra buradaki beyin dokusunun çıkarılmasıdır. Sara odağının saptanamadığı ya da çok sayıda odağın bulunduğu hastalarda bu tip bir girişim yapılamaz. Bazı hastalarda kommisürotomi adı verilen girişimden de olumlu sonuç alınır. Kommisürotomi beynin iki yarıküresi arasındaki bütün bağların cerrahi girişimle kesilmesidir. Böylece yaygın kasılmaların kaynaklandığı zedelenmiş yarıküre öbüründen ayrılır.

Sara nöbetlerinin beyne yerleştirilen elektrotlarla denetim altına alınması henüz deneysel nitelikte olan bir tedavi yöntemidir. Saranın ilaçla tedavisinde hastalığın nedeni bilinmeyen türden mi yoksa organik bir nedene mi bağlı olduğu fazla önem taşımaz. Önemli olan hastanın öyküsüne ve tıbbi muayenesine dayanan klinik tanıdır. Hastalığın değişik biçimlerinde her ilacın etkisi farklı olduğundan en uygun ilacın seçilmesi de çok önemlidir. Doğru bir klinik tanıdan sonra sara nöbetlerini önleyen (antiepileptik) ilacın seçiminde şu ölçütler temel alınmalıdır:
• Tedavi edici etkisi kanıtlanmış güvenilir bir ilaç seçilmelidir.
• Tedavi uzun süreceğinden en ucuz ve yan etkisi en az olan ilaç seçilmelidir, ilacın plazmadaki yoğunluğunun güvenilir biçimde ölçülebilmesi ve tedavide bu tür ilaçların kullanılması gerekir. İlacın yan etkilerini en aza indirmek için hem başlangıç dozunun, hem de sürdürülecek dozun belirlenmesi çok önemlidir. İlacın vücuttan atılma süresi her hastada farklı olabildiğinden kandaki düzeyinin ölçülebilmesi tedaviyi kolaylaştırır. Bu nedenle özellikle başlangıçta ve belirli aralıklarla yapılan kontrollerde hastanın uzmanlaşmış merkezlere başvurması gerekir. Sara tedavisinin başarısızlığı genellikle dört basit yanlıştan kaynaklanır:

- Yanlış tanı ve buna bağlı olarak etkisiz bir ilacın seçilmesi.
- Çok sık ilaç değiştirilmesi ve dolayısıyla kullanılan ilaçların etkisinin tam değerlendirilememesi.
- Önerilen ilacın özelliklerinin ve sınırlamalarının hastaya ve ailesine açıklanamaması.
- İlacın aniden kesilmesi ve buna bağlı olarak nöbetlerin sıklaşması.

Doğru tanı ve ilaç seçiminden sonra, tedaviye en düşük dozla başlanır. Düzelme olmazsa, hastalık denetim altına alınıncaya ya da ilacın ilk yan etkileri ortaya çıkıncaya değin doz artırılır. Yan etkiler görülürse ilaç azaltılır ve ikinci bir ilaç kullanılmaya başlanır. Sara tedavisinde bir ilaç beklenen sonucu vermezse, buna ikinci bir ilaç eklenir ve birincisi aşamalı olarak azaltılır, çünkü ilacın aniden kesilmesi nöbete yol açabilir.

Saralı hastaların beslenme konusunda çok dikkatli olmaları gerekir. Alkollü içkiler tümüyle kesilmeli, küçük dozda bile alkol alınmamalıdır. Güç sindirilen, aşırı duyarlılık yapan ve hastaya dokunan besinlerden kaçınmak gerekir. Yalnızca sebze-meyveyle beslenme kanda alkali oranını artırdığından (alkaloz) uygun değildir. Ketojen diyet, yani kalori gereksinimin büyük bölümünün ketona indirgenen yağlarla karşılandığı bir beslenme programı önerilir. Karbonhidratlar ve proteinler kısıtlanır; organizmaya gerekli kaloriler yağlı besinlerle sağlanır. Hasta yağların asitleştirici etkisinden yarar görür. Besinlerin miktarı hastaya göre değişir. Çocuklara ortalama 15 gr karbonhidrat, 25 gr protein, 180 gr yağ verilir; erişkinlerde bu oranlar korunarak miktarlar artırılır.

Ketojen diyetin olumlu etkisi ve bazı olgularda nöbetleri seyrekleştirdiği bilinmektedir. Ama fazla yağlı bir beslenme her hasta tarafından kolayca uygulanamaz. Saralı hastanın sıvı besin ve içecekleri de kısıtlaması gerekir; tuzun azaltılması bunu kolaylaştırır. Ketojen ve kuru bir diyetin uygulanması her zaman kolay değildir, ama genel bir önlem olarak karbonhidrat ve proteinleri azaltarak yağlan artırmak, içecekleri sınırlamak ve alkolü kesmek önerilir.
Bilmek İstedikleriniz
Grand mal ve petit mal dışında sara türleri var mıdır?
Sara çok çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Bir kas ya da kas grubunda klonik kasılmalarla ortaya çıkan (miyoklonik) sara, vücudun bir bölümünde sürekli kasılmanın görüldüğü kısmi sürekli sara ve belirli uyarılardan kaynaklanan ışık sarası (fotojenik sara) gibi türleri vardır.

Işık sarası ya da fotojenik sara nedir?
Refleks sarasının bir türüdür. Kasılma nöbetleri aralıklı, yanıp sönen, titrek bir ışığa bağlı olarak başlar. Gerçekte çok ender görülen bir sara türüdür, ama petit mal türü saralılarda "aralıklı ışıklı uyarı" denen teknikle nöbet başlatılabilir. Bunun için özel bir elektronik aygıtla gözün ağtabakası saniyede 10-20 kez ritmik bir ışıkla uyarılır.

Heyecan sara nöbetine yol açabilir mi?
"Duygusal" kökenli sara nöbetleri heyecana bağlı olarak ortaya çıkar. Genellikle ruhsal açıdan değişken ve aşırı duyarlı kişilerde görülür.

Başka duyusal uyaranlar da sara nöbetine yol açabilir mi?

Özellikle ağır beyin bozukluğu olan çocuklarda ani bir gürültü ya da vücudun bir noktasına beklenmedik bir dokunma ya da bir itme nöbeti başlatabilir. Bu nöbetler, kol ya da bacakta birkaç saniye süren kısa kasılmalar ya da seğirmeler biçimindedir. Nöbete her zaman bilinç kaybı eşlik etmez. Daha çok bebeklerde görülen bu tür sıçramak nöbetler de refleks sarası grubuna girer.

Refleks sarasının özel bir türü olan "plevra sarası" akciğer zarı (plevra) iltihabına ya da delinmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Nöbetler bütün vücuda yayılan tipte olabilir. Çok ender olarak da gittikçe daha sık aralıklarla yineleyerek sürekli hale (status epilepticus) gelebilir.

Akciğer zarına hava girmesinden (pnömotoraks) sonra sara nöbetleri görülen bazı hastalarda bu durum hava embolilerinin akciğer dolaşımına girerek, beyne ulaşmasına ve tıkanma yapmasına bağlanmıştır.

Miyoklonik sara nedir?
Sık ve yüzeysel kas kasılmalarıyla sara tipi kasılmaların bir arada görüldüğü kalıtsal bir hastalıktır. Miyokloni vücudun bütün kaslarına yayılabilir, ama daha çok kollarda görülür ve daha sonra başka bölgelere yayılır.

Bazen miyoklonik nöbetler saradan bağımsız olarak ortaya çıkar ve süresi değişebilir. Bazen de bölgesel miyoklonik nöbetler yaygınlaşır ve sonunda tıpkı saraya benzeyen aynı nitelikte bir nöbete dönüşül. Hastalığın ileri evrelerinde kaslarda yaygın ve Parkinson hastalığındaki gibi gittikçe şiddetlenen bir katılaşma da ortaya çıkabilir.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler