Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
 
A B C Ç D E F G H I İ J K L M
N O Ö P R S Ş T U Ü V W Y Z  
Raynaud Hastalığı
Atardamarların anormal ölçüde büzülmesinden kaynaklanan ve özellikle ellerin parmak uçlarını etkileyen bir hastalıktır. Tedaviyle denetim altına alınabilir.
  
 
Raynaud hastalığı, simetrik olarak ve ayak parmaklarını etkileyen bir dolaşım bozukluğudur. Parmaklarda basit duyu bozukluklarından, ender olmakla birlikte kangrene kadar giden tablolara yol açabilir. Kronik bir gidişi vardır ve özellikle başlangıçta alevlenme (nöbet) evreleri görülür.

Birçok yazar Raynaud sendromunu Raynaud hastalığından ayırır. Her ikisinde de atardamarlarda aşırı büzülme ve buna bağlı belirtiler söz konusu olmakla birlikte, Raynaud sendromu skleroderma, sistemik lupus eritematozus (kızartılı lupus) gibi başka hastalıkların belirtilerinden biri olarak ortaya çıkar ve genellikle şiddetli bir gidişi vardır. Raynaud hastalığı ise herhangi bir hastalığa eşlik etmez ve gidişi iyi huyludur.
Nedenleri
Raynaud sendromu kol ve bacaklardaki sinir-damar kökenli ya da işlevsel sendromlar arasında yer alır. Başlangıç döneminde yalnızca damar sinirlerindeki değişikliklere bağlı belirtiler söz konusudur, damar yapılarında kalıcı bozukluklar ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle işlevsel sendrom, yani bazı özel yapıların işleyişindeki bozukluğa bağlı bir sendrom söz konusudur. Bu durumda çıplak gözle görülebilen ya da histolojik incelemeyle (mikroskop yardımıyla) saptanan yapısal değişiklikler yoktur; yalnızca sinirlerin işlev bozukluğundan söz edilebilir.
  
 
Raynaud sendromundaki damar büzülmesinin altında yatan hastalık oluşturucu mekanizmalar henüz aydınlatılamamıştır. Damarların aşırı daralmasının, damar duvarlarındaki yapısal bozukluklara bağlı olduğu öne sürülmüştür; başka bir görüşe göre belirtiler sempatik sinir sistemindeki aşırı etkinliğe bağlıdır. Raynaud sendromunun çoğunlukla bağışıklık sistemindeki değişikliklerle birlikte görülmesi, son yıllarda damar büzüşmesinin bağışıklık tepkimelerine bağlı olduğu varsayımını güçlendirmiştir.

Atardamarların ve küçük atardamarların (arteriyol) büzüşmesi, kılcal damarlara kan akışında kesintiye yol açar. Bu yüzden etkilenen bölgenin uçları (parmaklar) soluklaşır. Oksijen eksikliği ve metabolizma ürünlerinin bu bölgede birikmesi, birkaç dakika içinde kılcal damarlarla toplardamarı an n genişlemesine yol açar; aynı zamanda atardamar büzüşmesi de azaldığından bu yapılar kanla dolar. Bu aşamada parmaklar aşırı kırmızı görünür. Nöbet, normal kan akımının yeniden yerleşmesiyle geçer.

Hastalık, alevlenmesine yol açan etkenler ortaya çıkana değin sessiz seyredebilir. Başlıca etkenler şunlardır:

• Soğuk. Bazı hastalarda sıcaklığın 18°C-20°C'nin altında olduğu ortamlarda nöbet başlayabilir.
• Heyecan. 20°C'nin üstündeki sıcaklıklarda da heyecanlar nöbetin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu hastaların çoğunun duyarlı bir ruhsal yapısı olduğu gösterilmiştir.
• Hormonal etkenler. Kadınlarda hastalık, erkeklerden 10 kat daha sık görülür. Genellikle belirtiler ergenlikten sonra ortaya çıkar ve menopozla kaybolur ya da azalır.

Ender bir hastalık olan Raynaud sendromu, daha çok 40 yaşın altındaki kadınları etkiler.
Belirtileri
Hastalığın ayırt edici özelliği, yukarıdaki etkenlerin başlattığı nöbetlerle kendini gösteren Raynaud fenomenidir. Bu olay birbirini izleyen iki evreden oluşur; ilki iskemik (dokuların kansız kalması) evre, ikincisi ise asfiksi (dokuların oksijensiz kalması) evresidir.

İlk evrede bir ya da iki elde (ender olarak ayaklarda) bir ya da daha çok parmak ağrıyla ya da tam bir duyu yitimiyle birlikte aniden soluklaşır. Birkaç dakika sonra ikinci evreye geçirilir; aynı parmaklar önce morarıp daha sonra kızarır. Hasta bu arada yanma ya da iğne batması duyusundan yakınır. Zamanla parmaklar hastalığa özgü bir görünüm alır. Önce terlemeler ortaya çıkar, daha sonra parmakların son falanksının (parmağı oluşturan kemikler) etli uç bölümü incelir; parmaklar ve tırnaklar daralır; röntgende, alt falanksta yoğunluğun azaldığı (osteoporoz) görülür. Az rastlanmakla birlikte daha sonra doku ölümü (nekroz) ve ülserli lezyonlar, çok ender olarak da kangren gelişir.

Bu olgu bilinmeyen nedenlerden kaynaklanıyorsa Raynaud hastalığı, bilinen bazı hastalıklar kapsamında gelişmişse Raynaud sendromu diye anılır. İkinci durumda Raynaud fenomeni tam olmayabilir, o zaman Raynaud benzeri fenomenden söz edilir.

Raynaud hastalığı havalı çekiç kullanan işçilerde, taş kesicilerde, sekreterlerde ve piyanistlerde ortaya çıkabilir. Bu olguların büyük bölümünde hastalığın nedeni parmakların sürekli titreşim etkisinde kalmasıdır. Titreşim, sinir liflerinin miyelin kılıfında mikrolezyonlara yol açar.
Gelişimi
Raynaud fenomeninin gelişimini önceden kestirmek güçtür; bazı hastalar değişik şiddette, az çok birbirine benzer biçimde yinelenen klinik görünümlerden pek etkilenmezler. Bazı olgularda ise hastalığın gelişimindeki temel özellik, görece erken bir evrede dokuların beslenememesine bağlı değişikliklerin ortaya çıkmasıdır. Parmaklarda ilerleyici skleroz (gerginlik) gelişir. Bu durumda tırnaklar yavaş yavaş incelenip kırılgan hale gelir, derialtı yağdokusunda hiperkeratoz (keratin içeren sert dokular) bölgeleri ortaya çıkar ve parmaklar çok ince bir görünüm alır. Daha sonra eskar denen nedbe dokusu oluşur ve parmak uçlarında kalınlaşma başlar. Ardından ülser, yani kronik bir irinli süreç gelişir ve en sonunda parmakların etli uç bölümü zamanla gerilip kısalır. Bazen uçlarda doku ölümü (nekroz) görülür ve bu da uç falanksların ampütasyonuna (parmağın uç bölümünün kopması) yol açar. Ağır gelişen bu duruma sık rastlanmaz; genellikle çok kısa aralıklarla nöbet geçiren hastalarda görülür. Bu olgularda genellikle cerrahi girişim gereklidir.
İncelemeler
Bağışıklık sistemiyle ilgili bazı testler yapılabilir. Başka hastalıklarla ayırıcı tanı için, kollarda sinir iletim hızı saptanmalıdır. Gene parmak damarlarının işlevsel konumunu ortaya koymak için normal sıcaklıkta sempatik sinir sistemi etkinliğini önleyici ilaçlar verdikten sonra, parmaklar soğukta bırakılarak uçların arteriyografisinin çekilmesi (atardamarın kontrast madde verilerek görüntülenmesi) tanı açısından yararlı olabilir.
Tedavi
Raynaud sendromu olgularında asıl nedeni oluşturan hastalığı tedavi etmek gerekir. Raynaud hastalığında ise hastaya bunun görünen belirtilerle sınırlı iyi huylu bir hastalık olduğu açıklanmalıdır. Henüz çok etkili tedavi yöntemleri yoktur; koruyucu önlemler ya da ilaç tedavileri önerilebilir.

• Sağduyu kuralları - Hijyenik önlemlere ağırlık verilmelidir. Hastanın tümüyle normal bir yaşam sürebileceği belirtilmeli, ama yalnızca parmaklarını değil, tüm vücudunu travmalara ve soğuğa karşı koruması önerilmelidir.

• İlaç tedavisi - İlaç tedavisinde uyulması gereken birkaç genel kural vardır:
-Riskli ürünlerden her zaman kaçınmak gerekir.
-Gerçekten gerekmedikçe ilaç tedavisine girilmemelidir.
-Yalnızca kış mevsiminde tedavi uygulanmalıdır.
-Gebelik durumunda tedaviyi kesmek gerekir.

Günümüzde Raynaud hastalığının ilaçla tedavisinde reserpin, metildopa, yerel olarak uygulanabilen nitrogliserin (transderm) ya da daha etkili nitratlar ve fenoksitbenzaminden de yararlanılmaktadır. Son çalışmalar nifadepinin öbür ilaçlara göre daha iyi sonuç verdiğini ortaya koymuştur.

• Cerrahi tedavi - Cerrahi tedavi sempatektomiden (sempatik sinir düğümlerinin kesilerek çıkarılması) oluşur. Bu girişim hastalık dayanılmaz boyutlara varınca uygulanır. En sık uygulanan yöntem, üst torasik sempatektomidir.

Başlangıçtaki belirgin iyileşmeye karşın bir süre sonra yakınmalar yeniden ortaya çıkabilir. Bunun cerrahi girişimin başarısızlığından mı, yoksa damarların sinirsel yapılarının özerkleşmesinden mi (otonomlaşma) kaynaklandığı bilinmemektedir. Sklerodermi gibi bazı olgularda cerrahi girişim durumu daha da ağırlaştırabilir. Bu hastalıkta cerrahi girişim kesinlikle uygulanmamalıdır.
Akrosiyanoz
Akrosiyanoz (vücudun uç bölümlerinin morarması) çevrel atardamarların büzüşmesinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tüm yaşlarda ortaya çıkabilir, ama genellikle 20-45 yaş arasında görülür. Akıl hastalarında çok daha sıktır. Bu grubun yanı sıra öteki akrosiyanoz olgularında da belli bir duygusal dengesizlik sık görülür. Hastalığın ruhsal ve hormonal bozukluklardan kaynaklandığı öne sürülmüşse de, günümüze değin nedeni tam anlaşılamamıştır.

Akrosiyanozun belirtileri, vücudun uç bölümlerindeki (parmak uçları, burun, dudaklar, kulak sayvanı vb.) kılcal damarların ve yüzeysel toplardamarların genişlemesiyle birlikte az ya da çok sürekliliği olan bir arteriyol (küçük atardamar) büzüşmesidir.

Başlıca belirti morarmadır (siyanoz); ellerde ve daha seyrek olarak ayaklarda, morumsu zemin üstünde kırmızımsı lekeler görülür. Morarma (siyanoz) el ya da ayak bileğine doğru sona erer. Buna cilt sıcaklığının azalması, terleme, ellerde ve ayaklarda ağrılı gerginlik gibi başka yerel belirtiler de eşlik edebilir. Soğukta artan bozukluklar, etkilenen uçların ısıtılmasıyla belirgin biçimde geriler ya da yok olur. Ama oda sıcaklığında çeşitli belirtiler hafif de olsa varlığını korur; bunlar Raynaud sendromundaki gibi nöbetler halinde ortaya çıkmazlar. Her iki biçim arasındaki ayırıcı bir özellik, akrosiyanozda hiçbir zaman solukluk olmamasıdır.

Siyanozlu bölgelere parmakla bastırınca soluk lekeler ortaya çıkar; parmak çekilince bunlar kaybolur ve morarma çevreden merkeze doğru geriler.

Akrosiyanozun gidişi iyi huyludur. Başka etkenler (soğuk ve güçlü dezenfektanlara bağlı lezyonlar vb.) devreye girmedikçe kangren oluşmaz. Yerel lezyonların iyileşme eğilimi azdır. Yakınmalar kış mevsiminde ve soğuk iklimli bölgelerde artar, ama yıllar geçtikçe hafifleme eğilimi gösterir.

Livedo retikularis de atardamarlarda gene soğuğa bağlı olarak ortaya çıkan, ama akrosiyanozdan farklı bir hastalıktır. Bu hastalıkta ağ biçiminde, morumsu bir dizi sık çizgi ortaya çıkar; bunlar daha çok bacaklarda ve ayak sırtında (daha ender olarak önkol ve el sırtında) yerleşir. Cutis marmorata denen en hafif biçiminde hasta soğuğa çıktığında kol ve bacakları morumsu, ağ biçimli beneklerle kaplanır; bunlar, sıcaklık yükselince kaybolur. Daha ilerlemiş biçimlerde derinin rengindeki değişiklikler tüm soğuk mevsim boyunca sürebilir. Ender olarak ülserleşmeler ortaya çıkar. Livedo retikulariste akrosiyanozdan farklı olarak yanma ve ülserleşmeyle ayırt edilen ağrılı deri lezyonları gelişebilir. Ayrıca akrosiyanozda yalnızca uç bölgeler etkilenmişken, livedo retikulariste bacak ve uyluk gibi orta bölümlerde belirti görülür.

Livedo retikularis hemen her zaman üretken (doğurgan) yaştaki kadınları etkiler. Bu yüzden nedenleri arasında hormonal etkenlerin de bulunabileceği düşünülmektedir. Gerek akrosiyanozda, gerek livedo retikulariste tedavi, etkilenen bölümlerin soğuktan, enfeksiyondan ve travmalardan korunmasına dayanır. Yalnızca çok ender olgularda damar genişletici ilaçlar verilmesi gerekir.
Ağrının Nedenleri
Raynaud sendromuna doku hasarı eşlik eder. Ağrı da büyük olasılıkla hastalık sürecinde bozulan hücrelerden serbestleşen maddelere bağlıdır, Hastaların büyük bölümünde hasar hafiftir; ağır biçimlerde ise kangrene kadar varabilir.
Eritromelalji
Eritromelalji, erkeklerle kadınları eşit oranda etkileyen ender bir hastalıktır. Genellikle orta yaşta çıkar, ama öbür yaş gruplarında da görülebilir. İki biçimi vardır:
• İkincil biçim; başka hastalıklar eşliğinde görülür. Bu hastalıklar arasında polisitemia vera (gerçek alyuvar atımı); şeker hastalığı; yüksek tansiyon; romatoit artrit; gut; arsenik, cıva ve talyum zehirlenmesi yer alır.
• Birincil ya da nedensiz biçim, başka hastalıklar eşliğinde değildir ve nedeni bilinmemektedir.
Nedenleri
Eritromelaljideki temel bozukluk derideki küçük atardamarların genişlemesi, bunun sonucunda deride kan akımının aşırı artmasıdır. Başka kişileri etkilemeyen sıcaklıklar, bu hastaların kol ve bacaklarında rahatsızlık yaratır. Bozuklukların ortaya çıktığı sıcaklık (kritik sıcaklık) olguya göre değişir; ama genellikle 32°C-36°C arasındadır. Nöbet sırasında ağrının nasıl ortaya çıktığı da tam bilinmemektedir. Derideki damarların genişlemesi bu açıdan önemli bir etkendir, ama tek başına ağrıya yol açmaz. Yakınmaların başlaması için deri sıcaklığında belli bir artış da olmalıdır.
Belirtileri
Eritromelaljinin başlıca özelliği, vücudun uç bölümlerindeki deri damarlarının dönem dönem genişlemesidir. Özellikle alt uçlarda belirtiler görülür. Kızarma, ısı ve ağrı eritromelaljide üçlü belirtileri oluşturur. Etkilenen kol ya da bacağın cilt sıcaklığı belli bir "kritik" düzeye ulaştığında hastalık kendini gösterir; kritik düzey olgudan olguya değişir. Ağrılı nöbetler daha çok sıcak yaz günlerinde, kişi çok sıcak ortamlara girdiğinde ya da kol ve bacaklar örtülü olduğunda ortaya çıkar. Ağrılı bölgede nabız gibi bir atım duyulur. Hasta bu bölgeleri serinleterek (örneğin soğuk suya sokarak) rahatlar. Genellikle uç bölgelerin altında yalnızca belli bir parça etkilenmiştir (bazı parmaklar ya da tabanlarla avuçlar gibi). Bozukluk iki taraflıdır.

Ağrılı kriz sırasında, etkilenen bölümler kırmızı renkte (hafif olgularda morumsu), biraz şiş ve sıcaktır.
Beklenen Gidişi ve Tedavisi
Hastalığın gidişi, hastanın yaşamı ve etkilenen kol ya da bacakların anatomik bütünlüğü açısından tehlikeli değildir. Ama bozukluklar belirgin bir rahatsızlık verebilir.

Doğrudan bir tedavi yoktur. Vücudun ağrılı damar genişlemesi nöbetlerine tutulan bölümlerinin ısınmasını engellemek gerekir; hatta olanak varsa hastaların iklimi daha sert olan bölgelere taşınmaları önerilir. Aspirinin bu hastalarda özellikle belirgin ve uzun bir sakinleştirici etkisi olduğu sanılmakta, ama bu ilacın etki mekanizması bilinmemektedir. Sıcağa doğru ilerleyici bir duyarsızlaştırma denenmişse de etkileri her zaman belirgin değildir. İkincil biçimlerde, doğal olarak eritromelaljinin temelindeki hastalığı tedavi etmeye çalışmak gerekir.
Bilmek İstedikleriniz
Raynaud hastalığı zehirlenmeye bağlı olabilir mi?
Arsenik preparatlanyla kronik zehirlenme Raynaud sendromuna yol açabilir. Kurşun ve talyumun da Raynaud sendromuna yol açabileceği öne sürülmüş, ama şimdiye değin bu kanıtlanamamıştır.

Beslenme ya da ilaçlarla ilgili nedenler de var mıdır?
Çavdarmahmuzu ya da türevleriyle zehirlenmeden ortaya çıkabilen çok ağır çevrel damar bozuklukları bilinmektedir. Çavdarmahmuzu alkoloitlerinin düz kaslar (rahim, bağırsak, damarlar vb.) üzerinde uyarıcı etkileri vardır. Ama yüksek dozlarda, damarlar üzerindeki etki büzülmeyle (spastik fenomenler) sınırlı değildir; ağır anatomik bozukluklara da yol açabilir. Böylece bazen organ uçlarında yaygın kangrenler ortaya çıkabilir (özellikle kol ve bacak atardamarları etkilenir). Çavdarmahmuzu mantarı (Claviceps purpurea) bulaşmış tahıllara unuyla yapılan ekmeklerin yol açtığı zehirlenmeler eskiden çok sık görülürdü. Günümüzde gıda sanayisinde etkili önlemler alma zorunluluğu olduğundan bu tür zehirlenmelere çok ender rastlanır.

Çavdarmahmuzu zehirlenmeleri ağırlıklı olarak sinirsel (havale, bilinç bulanıklığı) ya da damarsal (organ uçlarının kangreni) bozukluklarla ortaya çıkar. Zehirlenmenin gizli biçimlerinde ise kusma, ishal, çarpıntı, bayılma görülür. İlaç olarak çavdarmahmuzunun ya da ergotamin tartaratın sıvı özütlerinin verilmesi zehirlenmelere yol açabilir. Ama genellikle, bu olgularda hafif zehirlenme biçimleri söz konusudur. Bunlarda organ uçlarındaki atardamarlarla ilgili bozukluklar genellikle nöbetler halinde değil süreklidir. Bu olgularda vücut uç kısımları soğuk, mor, hipoesteziktir (duyumu azalmış). Bazen atardamar nabız atımlarında azalma da görülebilir. Bu biçimlerde ilacın kesilmesi, belirtilerin tümüyle gerilemesini sağlar. Bu nedenle ergotamin ve çavdarmahmuzuna dayalı preparatlar uzun süre verildiğinde organ uçlarım yakından gözlemek gerekir. Dolaşım bozuklukları ortaya çıkmadan tedavi kesilmelidir, çünkü atardamarlarda anatomik değişiklikler gerçekleşirse geriye dönüşü olmayan hasarlar, hatta kangren oluşabilir.

Travmalar Raynaud hastalığına yol açabilir mi?
Travma sonrası geç atardamar spazmı (büzüşmesi) gelişebilir; yani bir travmadan (ya da cerrahi girişimden) haftalar, aylar sonra büyük bir çevrel atardamarın dallarında büzüşme gözlenir. Hastalık, Raynaud sendromu biçiminde ortaya çıkar, ama soğuk ya da heyecandan kaynaklanan vazo-spazm (damar büzüşmesi) nöbetler halindedir ve yalnızca bu dönemlerde etkilenen organ ucunda hafif soğuma ile morumsu renk olabilir. Travmaya bağlı tipte ise sürekli bir vazo-spazm vardır. Genellikle bozukluklar aylar ya da yıllar sonra kendiliğinden durur; ama bazen sempatektomi (sempatik sinir düğümlerinin kesilerek çıkarılması) gerektirecek kadar ağırlaşır.

Kronik travmalar da hastalığa neden olabilir mi?
Olgulara büyük bölümünde meslek hastalıkları söz konusudur. En önemli grup, titreşimli makine kullanımına bağlı Raynaud sendromu olgularını içerir, ilk olgular havalı çekiçle çalışan kişilerde gözlendiğinden, buna havalı çekiç hastalığı adı verilmiştir. Havalı ya da elektrikli olsun tüm titreşimli aygıtlar, dakikada 1.000'in üstünde titreşim yaparak ikincil bir Raynaud sendromunun ortaya çıkmasına yol açabilirler. Bozukluklar, titreşimli aygıt kullanmaya başlanmasından aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkar. Tablo Raynaud sendromundakiyle aynıdır, ama sklerodermi ve kangren gibi yapısal değişiklikler uzun süreli olgularda bile çok enderdir. Bununla birlikte özellikle uçak motoru yapımında çalışan ve titreşim sayısı dakikada 10 binden fazla olan makineler kullanan işçilerde ağır bir biçim gözlenmiştir.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler