Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
 
 
A B C Ç D E F G H I İ J K L M
N O Ö P R S Ş T U Ü V W Y Z  
Kalp Ritmi Bozukluğu
Kalp ritmi bozuklukları, tanısı oldukça zor birçok nedenden kaynaklanabilir. Ama bu bozukluklara karşı geliştirilmiş çeşitli ilaçların bulunması etkili bir tedavi olanağı sağlamaktadır.
 
 
Kalp ritmi bozuklukları ya da tıpta yaygın kullanılan adıyla kalp aritmileri denince, kalp kasının kasılma düzeninde ortaya çıkan her çeşit sapma anlaşılır. Kalp ritmi bozukluklarının nedenlerini, özelliklerini ve bunlara karşı uygulanacak tedavi yöntemlerini iyi değerlendirmek için kalbin yapısını ve işleyişini bilmek gerekir. Kalp kasını oluşturan son derece özelleşmiş lifler ritmik, yani düzenli aralıklarla kasılabilme yeteneğine sahiptir. Kalbin sağ kulakçığındaki üst ana toplardamar girişinin kalbe açıldığı bölgede yer alan sinüs-kulakçık düğümü bütün kalp kasına yayılan uyarıların merkezidir. Başka bir deyişle, sinüs-kulakçık düğümü kalp atımlarının temposunu belirler. Kalp kasını oluşturan bütün kas liflerinin özelleşmiş yapılan ve aralarındaki bağlantılar sayesinde sinüs-kulakçık düğümünden düzenli aralıklarla çıkan uyanlar sinir liflerine gerek kalmadan kolayca yayılır.

Kalp atım çevrimi, yani kalbin kasılıp gevşemesi aşağıda belirtilen süreci izler: Sinüs-kulakçık düğümünden kaynaklanan uyarı, yayıldığı her iki kulakçık kasının hemen kasılmasını sağlayarak kulakçıklar ile karıncıkları ayıran lifli bölmeye ulaşır. Bu bölmede ikinci bir uyan merkezi olan kulakçık-karıncık düğümü bulunmaktadır. Bu düğümden kaynaklanan özel kas liflerinden oluşmuş bir demet, karıncıkları ayıran bölmeyi izleyerek uyarıyı kalbin tepesine, yani karıncık liflerinin kasılmaya başlayacakları bölgeye iletir. Kulakçık-karıncık düğümü normal olarak sinüs-kulakçık düğümünün denetimi altıdadır ve kulakçıkların her kasılmasını karıncıkların kasılması izler. Ama bazı bozukluklara bağlı olarak bu denetim azalır ve kulakçık-karıncık düğümü kendi başına karıncıkların kasılma temposunu belirlemeye başlar. Kalp karıncıklarının kasılması (sistol) ve bu sayede karını aort yoluyla büyük, akciğer atardamarı yoluyla küçük dolaşıma pompalanması 0,3 saniye sürer. Karıncıkların gevşemesi (diyastol) ve bu sayede dolaşımdan gelen karın karıncıklara dolması için geçen süre ise 0,5 saniyedir. Böylece kalp atım çevrimi dakikada yaklaşık olarak 70 kez yinelenir.
 
 

Kalp ritmi bozuklukları genellikle uyarının kaynaklandığı bölgeye (örneğin karıncık üstü, karıncık vb) ya da belirtilerin biçimine (örneğin erken atım, taşikardi, fibrilasyon vb) göre yapılır.

Fizyolojik bakış açısından ise kalp ritmi bozuklukları kalp kasılmasını başlatan uyanların oluşması, yayılması ya da oluşma ve yayılma aşamaları sırasında ortaya çıkan bozukluklar temelinde gruplanabilir. Bunlardan bazıları, örneğin son grup içine giren birinci derecede kulakçık-karıncık kalp bloğu gerçek anlamda bir ritim bozukluğuna yol açmaz.

Taşikardi
Taşikardi kalp ritminin dinlenme sırasında normal olarak ulaşacağı üst sınırı aşan bir hız kazanmasıdır.
Sinüs taşikardisi - Sinüs taşikardisi normal bir fizyolojik durumdur. Gün boyunca farkına bile varılmadan ortaya çıkabilir. Vücudun değişen koşulların yarattığı gereksinimlere uyum gösterme yeteneği vardır. Taşikardi bu amaçla sık sık devreye girer. Örneğin, önemli ölçüde kas gücü gerektiren işler sırasında nabız atışının hızlandığını hemen herkes bilir. Kasları çalıştıran bir iş yaparken enerji gereksinimi artar. Bu da ancak kaslara yeterli miktarda oksijen gitmesiyle karşılanabilir. Daha çok oksijen, daha çok kanı, daha çok kan da kan akımının hızlanmasını gerektirdiğine göre, dolaşımı sağlayan motorun, yani kalbin atımlarını sıklaştırarak çalışmasını hızlandırması gerekir. Aynı durum bir süre uzandıktan sonra ayağa kalkınca da ortaya çıkar.

Heyecan anında kalp atımlarının hızlanması ruhsal yapıdaki değişikliği çok doğru ve açık biçimde ortaya koyduğu için "kalp çarpması", bütün "aşk" romanlarında en sık kullanılan olgulardan biridir. Kalp atımlarında bu tür hızlanma doğrudan sempatik sinir sisteminden kaynaklanır. Duyulan heyecanın beyinde yarattığı özel durum sempatik sinirleri uyarır. Bu sinirler de kalp atımlarını hızlandırır. Kalp atımlarının hızlanması, hareket artışı durumunda vücudun gereksineceği oksijeni de sağlar. Ama ister güç harcama, isterse heyecan duyma olsun gelişen bu durumlar karşısında insanların verdiği tepki hep aynı değildir. Özellikle fiziksel güç harcamaya alışkın bir kişinin kalp alımlarındaki artış, böyle bir enerji harcamaya alışık olmayan kişilerdekinden çok daha azdır.


Kalp ritmi kahve ve alkol tüketimine ya da aşırı sigara içmeye bağlı olarak da hızlanabilir. Daha önceki durumlarda kalp atım düzeninin hızlanmasından şikâyet edenler bu uyarıcı maddelere karşı da aşırı duyarlılık gösterirler.

Taşikardi bazen gerçek bir hastalık belirtisi olarak da ortaya çıkar. Vücut sıcaklığı 37°C'yi aştığı durumlarda, her bir derecelik yükselme sonucu kalp ritminde ortalama 10 atımlık artış olur. Özellikle büyük kanamalardan sonra gelişen şoklarda taşikardi en tipik belirtilerdendir. Aynı belirti tiroit bezinin aşın çalışmasında da (hipertiroidizm) görülür. Ama ritim artışları aşamalı olarak ortaya çıkar. Önce dakikada 60-90 atım arasında değişen ritim, giderek dakikada 180 atıma kadar yükselir. Bu artış genellikle bir rahatsızlık yaratmamasına karşılık, bazen çarpıntı ve "yüreğin ağza gelmesi" biçiminde açıklanan durumlara yol açabilir.
Özetlemek gerekirse, sinüs taşikardisi enerji açığı bulunan organizmaya önemli bir destek, anlaşılması kolay bir belirti, bazen de kahve ve tütün gibi bir alışkanlığın yol açtığı uyarıya verilen aşırı bir tepkidir. Uyarıcı maddelerin alımını azaltmak, ruhsal ve fiziksel zorlanmalardan uzak bir yaşam sürmek duyulan rahatsızlıktan kesin biçimde giderir. Birçok insanın sandığının tersine "çok çalışan" kalp daha çok yıpranmaz. Ama taşikardi başka belirtilerle birlikte ortaya çıktığı zaman üzerinde önemle durulmalıdır. Örneğin, bir sindirim sistemi kanamasının ilk fark edilen bulgusu sinüs taşikardisi olabilir.

Sinüs taşikardisinin en belirgin özelliği aşamalı olarak ortaya çıkması ve kaybolmasıdır. Öte yandan, geçici taşikardi ve kulakçık flateri birden ortaya çıkar ve kaybolur. Ayrıca bunlar fiziksel zorlanmaya ve solunuma bağlı olarak ya da kendiliğinden değişiklik göstermez.
Sinüs taşikardisinde göz yuvarlarına baskı yapılarak vagus siniri uyarıldığı sürece kalp atım hızını yavaşlatmak mümkündür. Geçici taşikardide ise vagus etkisi hiçbir işe yaramayabileceği gibi, bazı durumlarda belirtileri bütünüyle ortadan kaldırabilir.

Geçici (paroksismal) taşikardi - Birden ve nöbetler halinde gelen geçici taşikardi anormal bir durumdur. Bazen kalbe ilişkin bir lezyondan kaynaklanabilir. Ama çoğu kez bütünüyle sağlıklı kişilerde de görülür. Belirli bir neden yokken kalp ritmi birden dakikada 160-180, bazen 200 atıma çıkar. Bundan sonra dinlenme ya da daha çok hareketlenme kalp ritmini değiştirmez ve dakikalar ya da saatlerce süren taşikardi başladığı gibi birden son bulur.
Ritim hızlanmasının birden başlaması, dinlenirken bile ortaya çıkabilmesi, fiziksel ya da ruhsal nedenlere bağlı olması, nöbetler sırasında kalp atım hızının hiç değişmemesi geçici taşikardiyi sinüs taşikardisinden ayıran başlıca özelliklerdir. Geçici taşikardi hiçbir yakınmaya yol açmayabilir. Ama bazen belirgin biçimde rahatsızlık yaratır. Nöbet, tanımlanması oldukça güç olan "kalpte sıkışma" duygusuyla başlayabilir. Daha sonra kalp ritminin hızlandığı fark edilir. Atımlar çok sıksa ya da bu durum zaten sağlıksız bir kalpte ortaya çıkmışsa, diyastolun (dolum) çok kısa sürmesinden ötürü kalp az miktarda kanla dolar ve bunun sonucu olarak her sistolde büyük dolaşıma pompalanan kan miktarı azalır. Kalp ritminin hızlanması bile yeterli kan miktarım karşılayamaz. Dokulara gelen oksijenlenmiş kan azdır. Kalbin oksijen azlığına verdiği tepki ağrı ya da sol göğüs yarısında algılanan bir sıkışma biçiminde ortaya çıkar. Baş dönmesi, sersemleme ve bulanık görme beynin; soğuk ter atma, bulantı ve soluma güçlüğü vücudun öbür bölümlerinin tepkisinden kaynaklanır. Nöbetler sırasında idrar yapma miktarı azalır, nöbet sonunda yapılan idrar ise bol ve berraktır.


Geçici taşikardinin nedenine ilişkin açıklamalar henüz kuramsal düzeydedir. Bu kuramlardan birine göre, kulakçıkta sinüs-kulakçık düğümünden daha hızlı ve birden elektrik uyarısı yayabilen bir bölge vardır. Bu bölge sinüs-kulakçık düğümünün belirleyici etkisini ortadan kaldırıp onun yerine geçer.

Kalp kasını oluşturan her lif kendiliğinden ve düzenli olarak belirli bir elektriksel düzeyde hem kendisini, hem de bütün kalp kasını uyarabilme özelliğine sahiptir. Bu sayede elektrik uyansı bütün kalp kası lifleri boyunca yayılır. Sinüs-kulakçık düğümünün duyarlılığı öbür bölgelere göre daha baskın olduğu için, elektrik uyansına daha önce tepki verir ve elde ettiği önceliğin sağladığı düzen sayesinde kalp ritmini belirler. Ama herhangi bir nedenle kalp kasının bir bölgesinden daha hızlı ritimde uyarılar çıkacak olursa, kalp bu yeni merkezin yönetimi altında daha hızlı çalışacaktır. Bu bölgenin elektrokardiyogramda yarattığı değişikliklerle saptanabilecek taşikardiler karıncık üstü taşikardisi ve karıncık taşikardisi olmak üzere iki grupta incelenir. Karıncık üstü taşikardisi gençlerde, karıncık taşikardisi yaşlılarda daha sık görülür. Buraya kadar açıklandığı gibi, kalp ritmini belirleyen yeni bir merkezin ortaya çıkması, taşikardi mekanizmasını açıklayan kuramlar arasında en yaygın kabul görenlerden biridir.

Taşikardide kalp ritmini belirleyen yeni bir merkezin niçin ve nasıl meydana geldiğine ilişkin olarak da farklı görüşler vardır. Bazılarına göre bu merkez damar sertliği ya da romatizmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Bazılarına göre ise kalp kasındaki bir lezyondan kaynaklanan örselenmiş bir bölge söz konusudur. Ama özellikle gençlerde son derece ayrıntılı yapılan incelemelerde bile kalbin bütünüyle normal, organizmanın da son derece sağlıklı olduğu görülebilir. Bu durumdaki kişilerde nöbet sırasında bile çok az belirti ortaya çıkar.

Olguların yüzde 60-70'inde, başlayan nöbeti durdurabilecek bazı önlemler alınabilir. Bu önlemler hekimin olguya göre belirlediği öneriler doğrultusunda ve gerektiği durumlarda uygulanır. Örneğin gözyuvalarına basınç uygulanabilir. Bunun için hasta bir yere uzanır. Gözler aşağı bakar konumda ve kapalıyken gözkapaklarına kalp ritmi normale dönünceye değin giderek artan baskı uygulanır. Ama çok tehlikeli olduğu için hekimlerin bile uygulamaktan kaçındığı bu yöntem ani kalp durmalarına yol açabilir.

Kusma refleksi uyarılarak iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu refleks parmağın boğaza sokulmasıyla uyarılır. Ayrıca karın kasları dışkılama yapılıyormuşçasına kasılır ya da küçük yudumlar halinde su içilirken soluğun olabildiğince tutulmasına çalışılır. Şahdamarına uygulanacak basınç da çok etkili sonuç verebilir. Nabız sayılarak yapılması gereken bu uygulama ritmin normale dönmesiyle hemen kesilir. Basınç sürerse kalp gereğinden çok yavaşlayabilir ve sonunda görme bulanıklaşır ya da bilinç yitirilir. Dolayısıyla hastanın kesinlikle kendi başına bu tür yöntemleri denememesi gerekir.
Karıncık Fibrilasyonları
En ağır ve tehlikeli ritim bozukluklarıdır. Hemen tedavi edilmezlerse, birkaç dakika içinde hastanın ölümüne yol açarlar. Ortaya çıkış nedenleri ve elektriksel özellikleri bakımından kulakçık flateri ve fibrilasyonlarına benzerler. Ama kan akışına olan etkileri çok daha önemlidir. Karıncıkların çok hızlı ve düzensiz kasılması kalbin kan pompalama düzenini bozar ve "ani kalp durması" denen durumu yaratan elektriksel ortamı hazırlar. Bu durumun tedavisi temel olarak aşağıda sıralanan yöntemlere dayanır:
• Solunumun yapay olarak sürdürülmesi;
• dolaşımın dışarıdan ya da torakotomi (göğüs duvarının cerrahi girişimle açılması) yapılarak uygulanan kalp masajıyla sürdürülmesi;
• fîbrilasyonu engelleyecek elektriksel uyanların verilmesi ve kalbin normal sinüs ritmine dönmesini sağlayan ilaçların kullanılması. İlk iki yöntem belirtilerin ortaya çıkmasını izleyen 2-3 dakika içinde hemen uygulanmalı ve oksijen azlığının beyinde geriye dönüşsüz yıkımlara yol açması engellenmeye çalışılmalıdır.
Kulakçık Flateri ve Fibrilasyonu
Flater ve fibrilasyon kalp ritminin bozulması sonucu ortaya çıkan kalp hastalıklarıdır. Bunlar kulakçık ya da karıncık kaynaklı olabilir. Kulakçıktan kaynaklananlar çok daha sık görülürken, karıncıktan kaynaklananlar ender, ama çok tehlikelidir.

Flater ve fibrilasyon her şeyden önce nabız düzensizliği yaratarak kendilerini belli ederler. Bu düzensizlik ne soluk alıp verirken nabzın hızlanıp yavaşlamasıyla ortaya çıkan sinüs aritmisine, ne de birkaç fazla kalp atımıyla sınırlı ek atımlara (ekstrasistol) benzer. Süreklilik gösteren bu düzensizlikler fibrilasyonda flatere göre çok daha belirgindir.

Hem flater, hem de fibrilasyon aynı mekanizmaya, kulakçıkta sıra dişi uyarıların oluşmasına bağlıdır. Bu uyarılar bütün kalbe yayılarak kalp kasının kasılmasına yol açar. Daha önce belirtildiği gibi, uyarılar üst ana toplardamarın sağ kulakçığa açıldığı yerin hemen altında bulunan ve uyarılma yeteneği çevresindeki dokulardan daha yüksek olan sinüs-kulakçık düğümünden kaynaklanır. Buradan çıkan uyarı her iki kulakçığa; kulakçık-karıncık düğümü ve iletim demetleri aracılığıyla da karıncıklara yayılır. Hızla yayılan uyarı kas lifi hücrelerinin kasılmasını sağlar. Böylece önce kulakçıklar, sonra da karıncıklar kasılır.


Bu bozuklukların ortaya çıktığı durumlarda ise tam olarak aydınlatılamamış bazı karmaşık mekanizmalar yüzünden sinüs-kulakçık düğümünün düzenleyici önceliği ortadan kalkar. Böylece kulakçık kasından düzensiz ve hızlı bir ritimle yayılan uyarılar çıkmaya başlar. Bu anormal uyarıların nedenlerine ilişkin açıklamalar hâlâ tartışma konusudur. En son yapılan çalışmalara göre, kalp ritmini bozan bölge sinüs-kulakçık düğümünden ayrı bir yerde bulunmakta ve gelişigüzel bir ritimle uyarılar göndermektedir.

Flater - Tıp diline İngilizceden giren flater, "çırpınma, titreşme" anlamına gelen flutter sözcüğünden kaynaklanır. Normal kalp atımı dakikada 60-80 kez dolayında kalırken, flaterde yeni merkezden çıkan uyarıların sayısı dakikada 200-400 dolayında değişir. Belirli bir düzen içinde kulakçık kası boyunca yayılan bu uyarılar çok sık olduklarından basit bir titreşim ve dalgalanma yaratarak kulakçık-karıncık düğümüne ulaşır. Ama burada hastanın yaşamı için son derece değerli bir eşik oluşur. Gerçekten, kulakçıktan yayılan bütün uyarılar olduğu gibi karıncıklara geçse kulakçık flateri karıncık flaterine dönüşürdü. Bu durumda kalp aşırı hızlı çalıştığı için, çok kısa süren diyastol sırasında kanla dolma fırsatı bulamaz ve büyük dolaşıma yeterli kan pompalayamazdı. Yaşamsal organlarına yeterli kan ve dolayısıyla oksijen gitmeyen hasta ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalırdı. Ama kulakçık-karıncık düğümü bir kez uyarılınca, bir süre kendine gelen öbür uyarılara karşı duyarsız kalır. Böylece art arda gelen birçok uyarı bu duyarsızlaşmış duvar karşısında sönümlenir. Belli bir süre sonra kulakçık-karıncık düğümü uyarılabilme yeteneğini yeniden kazandığında yeni bir uyarı karıncıklara ulaşabilir. Başka bir deyişle, kulakçık-karıncık düğümü bir süzgeç görevi yerine getirerek çok sayıda gelen uyarıların karıncığa geçmesine izin vermez. Böylece karıncık pompa işlevini korur.

Kulakçık-karıncık düğümünün aynı süreyle duyarsız kalması kulakçıklardan karıncıklara geçemeyen, yani kasılma sağlamayan uyarılar ile karıncık kasına ulaşarak kasılma sağlayan uyarılar arasında sabit bir oran yaratır. Bu da 4:1, 3:1, 2:1 tipinde flaterleri ortaya çıkarır. Örneğin, kulakçıklardan kaynaklanan uyarıların dakikada 280 kez yinelendiği bir flater olgusunda oran 4:1 ise, karıncıklara dakikada 70 uyarı geçecek ve bunlar normal bir kasılma düzeni gösterecektir. Karıncık kasılmasındaki ritim düzensizliği nabız dinleyerek anlaşılamayabilir. Bu nedenle elektrokardiyogram gerekebilir.

Fibrilasyon - Bu durumda sinüs-kulakçık düğümü dışındaki bir merkezden çıkan uyarılar çok daha sıklaşarak dakikada 300-600 dolayına ulaşır. Bu düzensiz uyarılar karşısında etkin biçimde kasılamayan kulakçıklar, yalnız seğirme biçiminde tepki verebilir. Bu durumda kulakçıklar içerdikleri kanı karıncıklara aktarmakta yetersiz kalır. Karıncıklar ise son derece düzensiz olarak kasılır. Çünkü kulakçıklardan gelen uyarıların bir bölümü kulakçık-karıncık düğümünün duyarsızlaştığı evreye denk düşer ve karıncıklara geçemez. Bir bölümü ise bu düğümü uyaramayacak ölçüde güçsüzdür. Böylece karıncıklar bazen tek bir uyarıyla kasılabildiği gibi, bazen birçok zayıf kulakçık atımının bir araya gelerek kulakçık-karıncık düğümü için yeterli bir uyarı oluşturmasıyla kasılır. Bu durum karıncıkların bazen güçlü, bazen zayıf uyarılmasına, dolayısıyla kasılma düzeni ve şiddetinin değişiklik göstermesine yol açar.

Ortaya çıkan bu bozukluk her zaman ağır sonuçlar doğurmaz. Hastanın bütün yakınması kalp çarpıntısıyla sınırlı kalabilir. Kalp hızlı çarpar ve hasta kasılmaların düzensizliğini hisseder. Bu belirti fibrilasyonlarda ve kalp atımlarının dakikada 100-150'ye çıktığı durumlarda, flatere göre daha ağır biçimde duyulur. Öbür belirtiler arasında sinir sistemine gelen oksijenli kan miktarındaki yetersizliğe bağlı olarak baş dönmesi, başta ağırlık ya da boşluk hissi, görme ve işitme duyularında anormallikler sayılabilir. Ayrıca kalp bölgesinde hafif ağrılar, sıkışma ya da baskı duyulabilir. Kalp kasına oksijenli kan taşıyan koroner atardamarlarındaki kan akımının azalmasına bağlı belirtiler de görülebilir. Pek sık ortaya çıkmayan bütün bu belirtiler kalbin kanı yeterli biçimde pompalayamamasından kaynaklanır.
Kulakçık-Karıncık Blokları
Kalbin çalışmasına engel olan bozukluklardan bir grup da doğrudan iletim sistemini ilgilendirir. Bunlar arasında kulakçık-karıncık blokları oldukça sık ortaya çıkmalarından ötürü ayrı bir önem taşır.

Kulakçık-karıncık bloğu denince kalbin bu iki bölgesi arasındaki iletim ve eşgüdümün bozulduğu anlaşılır. Elektrokardiyografiyle saptanabilen birinci, ikinci ve üçüncü derece kulakçık-karıncık blokları vardır.

Birinci derece kulakçık-karıncık bloğu yalnızca elektrokardiyogramda saptanabilir. Bu durumda uyarının kulakçıklardan karıncıklara geçişinde küçük bir gecikme ortaya çıkar. Sağlıklı bir kalpte görülme nedeni aşırı yorulma ve oksijensiz kalma gibi birçok etkene bağlı olabilir. Bazı kişilerde ise bu bozukluk doğumsaldır.

İkinci derece ya da kısmi blokta kulakçıktan gelen uyarılar belirli aralıklarla karıncıklara geçemez.

Üçüncü derece ya da tam blokta ise karıncık ile kulakçık kasılmaları arasındaki ilişki bütünüyle kopmuştur.

Her üç tip blok da geçici ya da sürekli biçimde ortaya çıkabilir. Bazen de birinden öbürüne geçiş görülebilir. Blokların en korkulan sonuçları Adams- Stokes Sendromu ve kronik kalp yetmezliğidir.

Adams-Stokes Sendromu - Bu ad altında toplanan belirtiler her tip blokta ortaya çıkabilir. Ayrıca nöbetler arasında, kulakçık-karıncık ilişkisinin bütünüyle normal olduğu kişilerde de görülmektedir. Bu olguda kulakçıklardan karıncıklara olan uyarı akışı kesintiye uğramış ve kalp durmuştur. Karıncık kasılmasının çok kısa süreyle durması anlık bilinç kaybına ve hızlı bir solgunlaşmaya yol açar. Ardından hemen kendine gelen hastanın rengi düzelir. Bu durumda karıncık kasının başka bölgelerindeki uyarı merkezleri devreye girmiş ve kalp kısa sürede daha yavaş bir ritimle çalışmaya başlamıştır. Daha ağır olgularda ise, çok şiddetli bir baş dönmesi ve aşırı bitkinliğin ardından hasta bilincini kaybeder; 15-20 dakika boyunca sara nöbetine benzer bir duruma girer; kol ve bacaklarda kasılmalar görülür. Bilinç kaybı beyne giden kan miktarındaki azalmadan kaynaklanır. Karıncıklar kasılmaya başladığında yüzdeki solgunluk kaybolur ve bilinç açılır. Ama bu tehlikeli dönemin uzunluğu belirli bir süreyi aşarsa hasta ölür.

Kronik kalp yetmezliği - Burada yetmezliğin temel nedeni bradikardidir (kalp atım hızının yavaşlaması); karıncığın kendi başına yavaş bir ritimle kasıldığı ikinci ve üçüncü derece bloklarda görülür.

Kulakçık-karıncık blokları ölüm tehlikesi yaratacağı için aşırı fiziksel güç harcamayı engelleyerek hastanın yaşama düzenine bazı kısıtlamalar getirir. Başka bir deyişle, kulakçık-karıncık bloğu olan hastalar Adams-Stokes Sendromu'na ilişkin nöbetlerin ve kalıcı bir kalp-dolaşım yetmezliğinin yaratacağı tehlikelere açıktırlar.

Adams-Stokes Sendromu sırasında kan dolaşımı hemen hemen bütünüyle durmuştur ve merkez sinir sistemi hücreleri bu durumdan kaynaklanan oksijensiz kalmaya ancak 3-4 dakika dayanabilir. Bu nöbetten ayrı olarak, kulakçık-karıncık bloğuyla birlikte görülen bradikardi, düzeltilemeyen kalp-dolaşım yetmezliğine yol açmaktadır. Kulakçık ve karıncıkların birbirinden bağımsız çalışması kalp dinamiğini önemli ölçüde bozar. Normal koşullarda kulakçıkların kasılması karıncıkların dolmasını yüzde 35 oranında kolaylaştırmaktadır.
Kalpte ortaya çıkan bu bozuklukları ilaçla tedavi etme girişimleri oldukça umut kincidir. Doğrudan hastalığı ortadan kaldıracak bir tedavi bulunmadığından yalnız belirtilere yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Yardımcı bir "uyarı merkezi", yani iletim sisteminin yerine geçecek bir mekanizma oluşturarak kalp kasının gerekli kasılmalarını sağlayacak uyarıların üretilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca uygun olarak kalbin elektriksel uyarılarına ilişkin deneyler yapan fizyologların çalışmaları ve biyomühendislik alanında gerçekleştirilen büyük ilerlemeler sayesinde "kalp pili" olarak bilinen aletler geliştirilmiştir. Cerrahi girişimle vücuda yerleştirilen bu aletlerin düzenli aralıklarla ürettiği elektrik akımı ince bir telden geçerek kalp kasını uyarır.
Sinüs Bradikardisi
Kalbin dakikada 60'tan az atmasına sinüs bradikardisi denir. Bu durumun etkin spor yaşamı olan kişilerde görülmesi doğal sayılır.

Ama bazen vagus sinirinde artan gerilime bağlı olarak bulantı ve kusmayla birlikte ya da basit bir korku ya da duygusal şok nedeniyle görülür. Her koşulda kalp atımları çok azalmamışsa, tansiyon normalse, bazı özel rahatsızlıklar ortaya çıkmamışsa bir tedaviye gerek yoktur. Tersi durumlarda deri altına ya da damara atropin verilir.
Bilmek İstedikleriniz
Kalp ritmi bozuklukları tehlikeli midir?
Kalp ritmi bozuklukları tehlikesiz olabileceği gibi, ciddi sonuçlar da doğurabilir. Ek atım ya da çarpıntı gibi pek önem taşımayan ritim bozukluklarının yanı sıra, karıncık fibrilasyonu gibi hemen müdahale edilmediğinde ölüme yol açan ağır ritim bozuklukları da vardır.

Duran bir kalp yeniden normal düzeninde çalışmaya başlayabilir mi?
Kalp atımları çok kısa bir süre, örneğin 1-3 saniye durmuşsa evet. Bu durumda açık bir belirti görülmez. Ama kalp uzunca bir süre çalışmazsa baş dönmesi ve kendini kötü hissetme durumu ortaya çıkar. 10-15 saniyeyi aşan kalp durmalarında bilinç kaybolur ve uygun tedavi sonunda bilinç açılır. Kalbin daha uzun süren durmalarında gerekli girişim yapılmamışsa bilinçli yaşama dönüş gerçekleşmez ve ölüm kaçınılmaz olur.

Aniden değişik bir kalp atımı hissetmek ne anlama gelir?
Kalbin normal kasılmalarını düzenleyen bölgenin dışından kaynaklanmış bir atım olduğunu gösterir. "Değişik" atımlar kalbin değişik bölgelerinden çıkan uyarılara bağlıdır. Bu da ek atımların, yani ekstrasistollerin normal kasılmalardan neden farklı olduğunu açıklar.

Kalbin hızlı çarpması tehlikeli midir?
Fiziksel zorlanmalara ya da yüksek ateşe bağlı olarak kalp atımlarının sıklaşması normal bir gelişmedir. Tersi durumlar olası bir bozukluktan kaynaklanabilir. Bunun için kalp hastalıkları konusunda uzmanlaşmış bir hekime, yani bir kardiyologa başvurmak gerekir. Hekim hastaya uygulanan elektrokardiyografi aracılığıyla gerekli değerlendirmeyi yapacaktır.

Gece kalp çarpıntısıyla uyanmanın anlamı nedir?
Bu durum genellikle çok rahatsız edici biçimde uyunduğunu ya da hazımsızlık çekildiğini gösterir. Ama kalp dolaşım yetmezliği ve geçici (paroksismal) taşikardi gibi kalp bozukluğu olasılıklarını da göz ardı etmemek gerekir.

Gençlerin ve çocukların kalbi daha mı hızlı çarpar?

Evet. Organ ve doku gelişiminin sürdüğü yaşlarda vücudun çalışma temposu daha yüksektir. Bu tempo içinde oksijen tüketimi artmış, organik maddelerin yapılma ve ayrışma süreçleri hızlanmıştır. Sonuç olarak, canlılığın sürmesi için gerekli bütün metabolizma etkinlikleri ileri yaşlarda görülenden daha yüksek düzeylere ulaşır. Bu da doğal olarak kalp atımlarını hızlandırır.

Kalbin aşırı hızlı çalışması durumunda soluğun yetersiz kalma ve bayılma olasılığı var mıdır?
Evet. Kalp ritmi belirli bir hızı aştığında kanı bütün vücuda pompalama işlevini yerine getiremez. Kalbin çok hızlı kasılıp gevşemesi nedeniyle vücutta her zamankinden daha az kan dolaşır. Bu da akciğerlerde kan birikmesine, solunumun güçleşmesine ve dokulara yeterli oksijenin gitmemesine yol açar. Beyne giden kan miktarında azalma sonucu duyularda dolaşım yetmezliğiyle orantılı bir kayıp oluşacaktır.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler