Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
 
A B C Ç D E F G H I İ J K L M
N O Ö P R S Ş T U Ü V W Y Z  
Fıtık
Bir iç organın, içinde bulunduğu boşluktan, "fıtık kapısı" adı verilen bir delik yoluyla dışarı çıkmasıdır.

Fıtık son derece yaygın bir hastalıktır. Her iki cinste de, daha yaşamın ilk günlerinden başlayarak yaşlılığın ileri dönemlerine değin, her yaşta görülebilir. Üzeri yumuşak bir zarla örtülü olan bir iç organın, içinde bulunduğu boşluktan "fıtık kapısı" adı verilen bir delik yoluyla dışarı çıkması durumudur. Oldukça önemli olan bu klasik tanım, fıtığı bir çıkma ya da sarkmadan ayırt etmemizi sağlar. Çıkma kavramı, bir iç organın içinde bulunduğu boşluktan, doku devamlılığını bozan bir kesinti ya da yarık yoluyla, dışarı çıkmasını belirtir. Bu durumda söz konusu organ yumuşak dokularla örtülü değildir. Cerrahi girişim ya da yaralanma sonucunda oluşan bir yaradan dışarı çıkan bağırsaklar bunun bir örneğidir.
  
 
Sarkma ise, dölyatağının dölyolundan dışarı sarkması gibi, bir iç organın, bağlarındaki zayıflık nedeniyle, vücudun doğal boşluklarına doğru sarkması durumudur. Fıtığın tanımında söz edilen boşluk, genellikle karın boşluğu anlamında kullanılır. Başka bir deyişle iç organ genellikle karın boşluğundan dışarı doğru fıtıklaşır.
Nedenleri
Genellikle karın duvarının en az dirençli olduğu alanlar fıtığın en kolay oluştuğu yerlerdir. Fıtıkların en çok görüldüğü yerler sırasıyla kasık, uyluk ve göbek çevresidir. Bu bölgeler karın duvarının en zayıf olduğu noktalardır. Çünkü karın boşluğunda, içinden damarların, sinirlerin ve başka organların geçtiği bazı yapısal kanal ve delikler (kasık kanalı ve uyluk halkası) bulunur. Bazen de, karın duvarının bazı katmanları eksik olabilir. Örneğin, göbek çevresinde ve ak çizgide (linea alba) bu tür oluşumlar görülebilir. Bu anatomik oluşumlar, herkeste bulunmakla birlikte, fıtık ancak bazı insanlarda ortaya çıkar.
  
 
Her şeyden önce, bütün insanlarda bu zayıf noktalar vardır, ama zayıflığın derecesi herkeste aynı değildir. Ayrıca yapısal ya da sonradan edinilmiş, örneğin yaşlılık erimesi, aşırı zayıflama gibi nedenlerle, bu zayıf noktalar daha da zayıflayarak, iç organların fıtıklaşmasını kolaylaştıran kanallara dönüşebilir. Burada genellikle belirleyici olan, uzun süreli zorlanma, ağlama, idrar yapma, dışkılama, öksürük gibi oldukça sıradan bir nedendir. Karın kasları güçlü olan kişilerde bu hareketler hiçbir soruna yol açmazken, bazı insanlarda karın içi organlar, direnci azalan bölgelere doğru ilerleyerek fıtıklaşırlar. Fıtık başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Örneğin, akut fıtıklaşma olgularında aniden yapılan ve şiddetle güç harcanan bir hareketten sonra fıtık oluşabilir. Çok ender olarak çekme (gerilme) fıtıkları da görülebilir. Bu durumda, karın zarının (periton) önündeki yağdokusu kaslar arasında ilerleyerek, kendisiyle birlikte karın iç zarını da sürükler ve fıtık özellikleri gösteren bir oluşum ortaya çıkar.
Fıtık Türleri
Birçok fıtık türü vardır. İlk ayrım fıtığın iç ya da dış olmasına göre yapılır. Dış fıtıklar oldukça sıktır; bunların dışarıya doğru çıkmış belirgin bir yapısı vardır. İç fıtıklar ise, bir iç organın, karın boşluğundan bir başka boşluğa geçmesiyle oluşur. Örneğin, diyafram fıtıklarında midenin bir bölümü karın boşluğundan göğüs boşluğuna geçer.

Fıtıkların başka bir sınıflandırılması ise, fıtığın bulunduğu yere göre yapılır. Bu sınıflamaya giren fıtıklar arasında, erkeklerde daha sık görülen kasık fıtıkları, kadınlarda daha sık görülen uyluk fıtıkları, göbek fıtıkları ve diyafram fıtıkları sayılabilir. Ayrıca doğumsal ve edinilmiş fıtıklar olarak da sınıflandırma yapılabilir. Doğumsal fıtıklar, dölütün taşıdığı anatomik özelliklerden kaynaklanabilir; örneğin dölyolu ile karın iç zarı arasındaki yolun doğumdan sonra da açık kalması sonucunda oluşabilir. Böylece doğumsal dış yamuk fıtıklar ortaya çıkabilir. Edinsel fıtıklar ise, erişkin yaştaki bazı zorlamalar sonucunda oluşur. Bu son sınıflandırmadaki ayrımın her zaman kesin bir biçimde belirlemediği aşağıda görülecektir.
Fıtık Nasıl Oluşur ?
Fıtığın başlıca bölümleri fıtık kapısı, fıtık kesesi, fıtık içeriği ve ek örtücü katmanlardır. Fıtık kapısı iç organın yol bularak geçtiği deliktir. Fıtık kesesi ise, fıtıklaşan organı saran ve fıtık kapısından dışarı doğru uzanan karın zarıdır. Fıtığın büyüklüğü, içinde bulunduğu organın boyutlarına göre değişebilir. Silindir, armut ya da kum saati biçiminde olabilir. Fıtık kesesinde boyun, gövde ve uç olmak üzere üç bölüm ayırt edilir. Fıtık kesesinin boynu, fıtık deliğine uyar ve en sık değişime uğrayan bölümdür. Daha çok iltihabi değişiklikler gösterir. Fıtık kesesinin en önemli bölümü olan gövde belli ölçülerde kalınlaşabilen ve çevre dokulara yapışabilen karın zarından oluşur. Uç bölüm ise, çevresine bağsı dokularla yapışmış olduğundan, cerrahi girişim sırasında kesenin serbestleştirilmesini engeller.

En sık fıtıklaşan organlar çok hareketli olan incebağırsak ve iç organ askısıdır (omentum). Gerçek bir, bağırsak kangalı yerine, bağırsak duvarının yalnızca bir bölümü fıtıklaşabilir. Buna "Littre fıtığı" denir. Ayrıca incebağırsak ya da iç organ askısı yerine çok seyrek de olsa, mide, kalınbağırsak, yumurtalık ve idrar kesesinin hep birlikte fıtıklaşabildiği de görülebilir.
Fıtığın örtücü katmanları ise fıtık kesesini örten dokulardır. Bunlar içten dışa doğru, karın zarının önündeki yağdoku, karın duvarının kasları ile aponevroz yağ katmanı, derialtı ve en üstte de deridir. Bazen bu katmanlardan birkaçı eksik olabilirse de, deri katmam her fıtıkta mutlaka bulunur.

Özetlenecek olursa, örtücü katmanlar yapısal olarak belirli değişikliklere uğrayabilir. Bazen fıtıklaşan organın baskısı bu katmanlarda erimeye yol açar. Bazen bunlar, daha önceki iltihabi süreçlerin kalıntısı olan bağdoku şeritleri nedeniyle sertleşebilir.
Belirtileri
Fıtık bölgelerinden birinde belirgin özellikler gösteren bir yumru saptandığında fıtık düşünülmelidir. Yumrunun büyüklüğü değişken, biçimi de armut ya da silindir gibi olabilir. Ama en önemli özelliği, elle bastırıldığında ya da hasta yatırıldığında kaybolmasıdır. Yumrunun yapılan manevra ile kaybolmasına "fıtığın yerleştirilmesi" denir; bu kesin tanı açısından çok önemlidir. Önemli bir veri de, hasta öksürdüğünde fıtığın büyümesidir. Öksürük karın içi basıncı artıran ve organın önemli bir bölümünün fıtık kesesinin içine girmesine neden olan bir etkendir. Hasta öksürürken, hekim elini fıtık yumrusunun üzerine koyarsa, yumrunun büyümesini çarpma biçiminde duyumsar. Yumrunun sınırları çok belirgindir; karın içine doğru ilerleyen bir sapı andırır. Yumrunun üzerine bastırıldığında düz bir yüzey algılanırsa, bu, fıtık içeriğinin incebağırsak olduğunu gösterir; pürtüklü bir yüzey duyumsandığında ise, bağırsak parçası ile iç organ askısının (omentum) birlikte bulunduğu anlaşılır. Fıtık bölgesine parmakla hafifçe vurulduğunda berrak ve fıtık içeriği tınılı bir ses duyulması da, gene fıtık içeriğinin incebağırsak olduğunu ortaya koyar. Buna karşılık fıtık içeriği iç organ askısı ise tok bir ses duyulur.

Fıtıkların, önemli bir özelliği, elle bastırıldığında ya da hasta yatarken yumrunun karın boşluğuna doğru çekilmesidir. Bazı durumlarda ise, fıtıklar yerleştirilemeyebilir. Buna "yerleştirilemeyen" fıtık denir ve fıtığın en önemli komplikasyonlarından biridir. Elle bastırıldığında karın boşluğuna giren fıtık yumrusu hekim elini çeker çekmez hemen yeniden dışarı çıkar. Bu durumda artık, fıtıklaşan organın karın boşluğu içindeki olağan yerini yitirdiği anlaşılır. Düzeltme manevrası sırasında yumruya elle dokunulduğunda fıtıklaşmış bağırsak bölümündeki gaz ve sıvıya bağlı bir guruldama sesi duyulur. Fıtık içeriği yalnızca iç organ askısı ise bu sesler duyulmaz.

Daha ileride açıklanacak olan komplikasyonlar gelişmedikçe, fıtık önemli belirtiler vermez. Ama bazen, bir zorlama sonucunda hafif bir ağrı görülebilir. Özel bir fıtık türü olan mide üstü fıtıkları, gastrit ya da mide-onikiparmak-bağırsağı ülserini taklit eden belirtiler verebilir.
Tedavi
Özel bir ağrı duyulmaması ya da yakınmalara yol açmaması nedeniyle fıtık hastalarının, rahat ve korkusuzca yaşayabileceklerine ilişkin yanlış bir kanı vardır. Oysa kendi haline bırakılan fıtık olgularının sonu hiç de iyi olmayabilir. Çünkü bu olgularda fıtığın boğulması gibi oldukça ağır komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle fıtık hastalarının, hem bu komplikasyonların önlenmesi, hem de bedensel etkinliklerde sınırlamalarla karşı karşıya kalınmaması için, ciddi bir tedaviden geçmeleri gerekir. Hastalığın tedavisinde geçici yöntemlere ya da köklü cerrahi girişimlere başvurulabilir. Geçici ve belirtilere yönelik tedavide fıtık bağı uygulanır. Ama yerleştirilmesi olanaksız fıtıklar ile bazı özel tip fıtıklarda (uyluk fıtığı) bağlar yararsızdır. Ayrıca fıtık bağlarının etkisi konusunda kesin bir görüş birliği yoktur. Fıtık bağı kullanmanın, bazı olgularda, zamanında müdahale edildiğinde düzeltilebilecek fıtıkların düzeltilemez duruma gelmesine neden olduğu ileri sürülmektedir. Dolayısıyla fıtıkta tek etkili çözümün cerrahi girişim olduğu söylenebilir.
Komplikasyonlar
Kuramsal olarak fıtığın her türünde aşağıdaki komplikasyonlardan biri gelişebilir:
• Yaralanma sonucu yırtılma;
• yerleştirilemeyen fıtık;
• iltihaplanma;
• tıkanma;
• boğulma.

Fıtığın yırtılması, fıtık üzerine etki eden bir yaralanma sonucunda bağırsak kangalının yırtılması anlamına gelir. En çok kasık fıtıklarında yırtılma görülür. Bu fıtıklar çatı kemiği ile yaralanmaya neden olan etken arasında ezilirler. Yerine yerleştirilemeyen fıtık, oldukça sık görülen bir komplikasyondur. Bu olgularda fıtığın karın boşluğuna itilmesi olanaksızdır.

Fıtığın içeri sokulamaması pek çok etkene bağlı olabilir. Fıtık kesesi ve içeriği arasındaki yapışıklıklar ya da fıtığın tıkanmış ya da boğulmuş olması bu duruma yol açabilir. Boğulma olmadıkça fıtığın düzeltilememesi hastanın yaşamım tehdit etmez. Boğulan fıtıkların ise, acil cerrahi girişimle tedavi edilmesi zorunludur. İltihaplanma akut olarak gelişen ve birçok nedene bağlı olabilen bir fıtık komplikasyonudur. Hasta fıtık bölgesinde yaygın ve şiddetli ağrı duyar, fıtık sıkışır, büyür, nabız vermeye başlar ve ardından bağırsak felci gelişir, yani bağırsak hareketleri felce bağlı olarak durur. Bu olgularda hemen cerrahi girişime başvurulmalıdır. Hasta ameliyata hazırlanırken olası bir karın zarı iltihabının (peritonit) önüne geçmek için, koruyucu olarak yüksek dozda antibiyotik ve sıvı tedavisine başlanmalıdır.

Fıtık sonucunda bağırsak tıkanması, yalnızca bağırsak parçalarının oluşturduğu fıtıklarda görülür. Fıtıklaşmış bağırsak bölgesinde aşırı miktarda dışkı birikmesi nedeniyle dışkı hareketi durur ama kan dolaşımı etkilenmez. Fıtık bir süre sonra sıkışır ve ağrı vermeye başlar. Fıtık yumrusu sıkıştırıldığında ağrı daha da artar. Sonunda, hastanın yaşamını tehdit eden bir bağırsak tıkanması gelişir. Tedavi olanaklar ölçüsünde tıbbi olmalıdır: Sıcak uygulama, lavmanlar (bağırsak yumuşatıcılar değil) ve fıtığı düzeltme manevraları denenir; başarılı olunamayan olgularda cerrahi girişime başvurulur.

Genellikle bir zorlanma sonrasında gelişen fıtık boğulması, fıtığın en sık görülen ve en korkutucu komplikasyonudur. Fıtık sapının, fıtık kesesi boynu ya da fıtık kapısı dokularından oluşan bir halka tarafından sıkıştırılmasıyla oluşur. Boğulan fıtıklarda dışkı geçişinin yanı sıra toplardamar dolaşımı da durur. Toplardamarlar, ince duvarları nedeniyle, boğucu halkadan öncelikle etkilenirler. Bu durumda, boğulmuş bağırsak kangalına atardamarlar aracılığıyla gelen kan geri dönemez. Böylece kanama ve ödem gelişir. Daha sonra atardamarların da tıkanmasıyla doku ölümü (nekroz) gelişir. Bağırsak geçişi olayın başlangıcında durmuştur. Hastanın yakınmaları belirgin özellikler gösterir. Genellikle bir bedensel zorlanmadan sonra, fıtık kesesinin boynuna uyan bölgede çok şiddetli bir ağrı gözlenir, fıtık yumrusu sıkışır ve hemen ardından, önce gıda, sonra safra ve son olarak da dışkı içerikli kusmalar başlar. Hastanın genel durumu gitgide bozulur ve bağırsaktaki hava dışarı atılamaz.

Bu durumda hemen tedaviye başlanmalıdır. Öncelikle sakinleştiriciler kullanılır ve fıtığın elle düzeltilmesine çalışılır. Başarılı olunamazsa, cerrahi girişime başvurulur ve boğulan bağırsak fıtığının çevresindeki halka kesilerek fıtığın yerine yerleştirilmesi sağlanır. Fıtık çevresinde doku ölümü gelişmişse, fıtıklaşan bağırsak kangalının bütünüyle çıkarılması gerekir.
Kasık Fıtığı
Erkeklerde en çok kasık fıtığı görülür. Kadınlarda ise uyluk fıtığına daha sık rastlanır. Kasık fıtığı, bir iç organın kasık bölgesindeki kasların zayıf bir yerinden dışarı çıkmasıyla oluşur. Fıtıklaşan organ genellikle incebağırsaktır. Bazı olgularda iç organ askısı, kalınbağırsak ve idrar kesesi de birlikte çıkabilir.

Kasık fıtığının birçok türü vardır. İlk olarak, ayırt edilmesi çoğunlukla pek kolay olmayan doğumsal ve edinsel kasık fıtıkları tanımlanmalıdır. Farklı bir sınıflandırma da dış yamuk fıtık, doğrudan fıtık ve iç yamuk fıtık biçiminde yapılabilir. Bu sonuncu sınıflandırmanın önemini kavramak için, kasık bölgesine ilişkin bazı açıklamalar yapmak gerekir. Üçgen biçiminde olan kasık bölgesi içte, karın düz kasının dış kenarı; üstte karın düz kasının yan kenarıyla ön-üst böğür dikeni arasındaki çizgi; altta ise Fallop yayıyla sınırlıdır. Fallop yayı kabaca kalça kıvrımına uyar.


Bu bölgenin karın boşluğuna bakan arka duvarında karın dış zarının kasık çukurcukları adı verilen bazı çöküntü bölgeleri bulunur. Karın zarı bu çukurcukları çift kat halinde sınırlar ve çukurcuklar, içten dışa doğru mide üstü damarları ile göbek atardamarı ve urakus kalıntıları tarafından oluşturulur. Göbek atardamarı ve urakus, dölütün dölyatağındaki yaşam sırasındaki önemli organlarının kalıntılarıdır.

Doğumdan sonra artık işlevleri kalmadığından erirler ve bağsı kordonlara dönüşürler. Mide üstü damarları ise, dış böğür damarlarından ayrılarak düz karın kası kitlesi içinde derine ilerleyerek, yukarı doğru çıkarlar. Bu oluşumlar, dıştan içe doğru sıralanan üç çukurcuğu sınırlar; dış kasık çukurcuğu (bu çukurcuk boyunca dış yamuk fıtıklar dışarı çıkar), orta kasık çukurcuğu (mide üstü damarları ile göbek atardamarının bağsı kordon artığı arasındadır; buradan doğrudan fıtıklaşmalar çıkar) ve iç kasık çukurcuğu (göbek atardamarı ile urakus artıkları arasındadır; buradan iç yamuk fıtıklar çıkar).

Yukarıda da belirtildiği gibi kasık fıtıkları erkeklerde daha yaygındır. En sık görüleni ise dış yamuk fıtıktır. Dış yamuk fıtıklarda iç organ kendine dış kasık çukurcuğundan bir yol bulur, buradan kasık kanalına geçer ve daha sonra kendine özgü bir fıtık yumrusu yaparak dışa doğru yönelir. Bu aşamada, kasık kanalının yapısını daha ayrıntılı olarak incelemek gerekir. Bu kanal dıştan içe, arkadan öne doğru uzanan, dört duvarı, iki deliği olan bir oluşumdur. Bu deliklerden bir tanesini karın iç zarı, ötekini ise deri kapatır. Bu kanaldan kadınlarda dölyatağı yuvarlak bağı, erkeklerde ise ersuyu kanalı, ersuyu atardamarları, pampiniform ağı oluşturan toplardamar katmanı, lenf damarlan ve sinirler geçer. Ayrıca bu kanaldan, bel bölgesinden torbalara inen erbezleri de geçer. Bu iniş, dölyatağındaki yaşamda gerçekleşir ve birlikte, karın zarının bir bölümü de vajinoperitonal kanal (karın zarı kılıfsı kanalı) adı verilen bir oluşum halinde sürüklenir. Vajinoperitonal kanal olağan durumlarda dölütsel gelişmenin sonunda kapanır, ama bazı koşullarda kapanmayarak bir iç organın geçişine uygun bir yol haline gelebilir. Bu durumda doğumsal dış yamuk fıtık meydana gelir.

Sonradan gelişen dış yamuk fıtıklar da görülebilir. Bu tür fıtıkların vajinoperitoneal kanalla bir ilgisi yoktur. Fıtık kapısı her zaman dış çukurcuk hizasındadır, ama fıtık kesesi doğumsal biçimlerde olduğu gibi, kasık kordonuyla yalan ilişki içinde değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi, bu değişik özellikler her zaman ayırt edilemez ve bazen doğumsal ve sonradan gelişen dış yamuk fıtıklar arasında ayrım yapmak çok zor, hatta olanaksız olabilir. Doğumsal ya da edinsel olarak dört tür dış yamuk fıtık vardır: Fıtık ucu, ara fıtık, kasık fıtığı (bubonosel) ve kasık-torba fıtığı (in-guino-skrotal). Bu sınıflandırma aslında fıtığın kasık kanalı içinde ilerleme derecesini de yansıtır. Fıtık ucu derin kasık halkası düzeyinde bir fıtıklaşmadır. Ara fıtıkta ise fıtık kasık kanalı içindedir, bubonoselde tam bir fıtıklaşma görülür ve fıtık dış kasık deliğini de geçerek deri altında bir yumru oluşturmuştur, kasık-torba fıtığında ise fıtık artık erbezi torbalarına kadar inerek çok büyük bir kitle oluşturur.

Dış yamuk fıtıklardan başka iki tür kasık fıtığı daha vardır. Bunlar doğrudan fıtıklar ve iç yamuk fıtıklardır. İç kasık çukurcuğunda yol alan doğrudan fıtıklar, dış yamuk fıtıklardan şu özellikleri ile ayrılırlar: mide üstü damarlar fıtık kütlesi ile birlikte değildir (bu özellik her zaman kolaylıkla görülemez), yarıküre biçimindedirler, boyutları dış yamuk fıtıklara oranla daha küçüktür.

Çok ender görülen iç yamuk fıtıklar iç kasık çukurcuğunda yol alırlar; bu tip fıtıklarda genellikle idrar kesesi de bulunur. Gene de büyük yumrular yapmazlar ve daha çok oval biçimlidirler.
Belirtileri
Komplikasyonlar gelişmedikçe ağrı görülmez, ama hastanın dikkatini asıl çeken, kasık bölgesinde, büyüklüğü değişebilen, genellikle yumuşak bir yumrunun bulunmasıdır. Bu yumru elle bastırıldığında ya da yatar duruma geçince kaybolur, ayağa kalkınca ya da bazı hafif zorlamalar sırasında yeniden ortaya çıkar. Kasık fıtıklarında da boğulma, tıkanma ve sıkışma görülebilir.
Tanı
Fıtık tanısı özellikle düzeltilebilir fıtıklarda pek zor değildir, ama bazen kasık ya da uyluk fıtığı arasında ayrım yapmak zor olabilir. Hekim ayırıcı tanı için, fıtığı yerleştirdikten sonra işaret-parmağını iç kasık halkasının üzerine koyar, hastaya hafif ıkınması söylendiğinde fıtık parmağa çarpıyorsa bu bir uyluk fıtığıdır; çarpmıyorsa, dış yamuk kasık fıtığı tanısı konur.
Tedavi
Tıbbi (fıtık bağı) ya da cerrahi tedavi uygulanır. Fıtık bağı, yerleştirilemeyen ya da sıkışan fıtıklarda kullanılamaz. Kullanım alanı sınırlıdır, fıtığı bütünüyle ortadan kaldırmadığı gibi düzeltilemez hale de getirebilir. Bu nedenle fıtık bağı yalnızca cerrahi girişimin tehlike yaratacağı kişilerde, örneğin önemli ölçüde rahatsızlığı olan kalp hastalarında kullanılmalıdır. Bunun dışında, fıtığın tek geçerli tedavisi cerrahi girişimdir. Bu yolla fıtık kesesi çıkarılır ve karın ön duvarı yeniden güçlendirilir. Çağdaş cerrahi yöntemlerle ameliyat oldukça güvenlidir ve hastanede yatma süresi de oldukça kısalmıştır.
Bilmek İstedikleriniz
Yeni doğanın doğumsal fıtığı nedir?
Fıtık, bağırsağın bir bölümünün, içinde yer aldığı boşluktan dışarı çıkması halidir. Yeni doğanda bu yer değiştirme belli bir sıklıkta görülür ve doğumsaldır. Yalnız başına fıtık bir hastalık değil, anatomik bir durumdur. Ama komplikasyonlar geliştiğinde bir hastalık halini alır.

Yeni doğanda kaç türlü doğumsal fıtık görülür?
Yeni doğanın doğumsal fıtıkları iki ana gruba ayrılır: iç ve dış fıtıklar. İç fıtıklar, karın içi bir organın bulunduğu boşluktan, başka bir boşluğa fıtıklaşmasıdır. Dış fıtıkta ise karın dış duvarına doğru yer değiştirme görülür. İç fıtıkların büyük bir kısmı diyafram düzeyindedir. Hiatus fıtıklarında fıtıklaşan organ daha çok midedir; mide arka yan duvarı ile ön duvarı fıtıklaşır. Dış fıtıklar ise, göbek fıtığı, kasık fıtığı ve doğumsal göbek fıtığıdır.

İç fıtıklar hangi tür doğumsal bozukluklardan kaynaklanır?
Hiatus fıtıkları kendi aralarında üç türe ayrılır: kısa yemek borusu fıtığı (daha ender görülür), kayma tipi fıtıklar ve dönme fıtıklar. Yemek borusu aralığının (yani yemek borusunun göğüsten, karın boşluğuna geçtiği delik, hiatus) genişlemesi ile mide ucu yemek borusuyla birlikte göğüs boşluğuna geçer. Kısa yemek borusu fıtıklarında mide ağzı da göğüs boşluğuna çekilir ve midenin asit içeriği yemek borusuna geri kaçarak yemek borusu iç yüzeyinde aşınmalara neden olur. Öteki fıtıklarda ise mide ağzı göğüs boşluğu içine çekilmediğinden, diyaframın altındadır ve en azından belirli bir süre mide içeriği, yemek borusuna geri kaçmaz. Bu tür fıtıklarda belirtiler, asitli mide sıvısının geriye kaçmasına bağlıdır ya da ağırlaştıkları dönemlerde kalp ritminin normalden daha hızlı olmasına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Başka bir fıtık türü de yalnızca yeni doğanlarda görülen arka yan fıtık ya da Bochdalek fıtığıdır; 11. ve 12. kaburga arasında kalan diyafram bölümünün doğumsal yokluğu sonucunda ince ve kalın bağırsak, bazen de dalak göğsün sol yarısının önemli bir bölümüne yerleşerek akciğeri 2. kaburgaya kadar iterler. Çocuk kalp ve akciğer hastalıklarına ilişkin belirtiler gösterir. Kalp atım hızı artar, nefes darlığı, kalpte ritim bozuklukları görülür. Göğüs dinlendiğinde bağırsağa özgü sesler duyulur ve kontrast madde kullanılmadan çekilen filmlerde, göğüste bağırsağa ilişkin çok tipik havalı düzeylenmeler görülürken, akciğer görüntüsünün kaybolduğu gözlenir. Yeni doğanın başka bir iç fıtığı da göğüs kemiği arkasında diyaframın göğüs kemiğine tutunduğu zayıf bölgede oluşan Morgagni fıtığıdır.

Bu tip fıtıklar nasıl tedavi edilir?
Hiatus fıtıkları, bir rahatsızlığa yol açmazlarsa ameliyat edilmeyebilir. Genellikle doğumsal olan bu bozukluk, erişkin çağda belirti vermeye başlar. Bochdalek fıtıkları ise çok tehlikelidir. Yeni doğanın solunum yeteneğim önemli ölçüde azaltan bu fıtıklarda hemen cerrahi girişim gereklidir.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler