Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

sol menü ok Ana sayfa
sol menü ok Hastalıklar
sol menü ok İncelemeler
sol menü ok Çocuk Sağlığı
sol menü ok Sağlıklı Yaşam
sol menü ok Tedavi Önerileri
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Psikoloji
sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Tıp Sözlüğü
sol menü ok Sağlık Bilgileri
sol menü ok Sağlığımız
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Şifalı Bitkiler
sol menü ok Hastaneler
sol menü ok Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

sol menü ok İnsan ve Çevresi
sol menü ok Sağlık Bilgisi
sol menü ok Beslenme
sol menü ok Vitaminler
sol menü ok Zayıflama
sol menü ok Egzersiz
sol menü ok Beden Bakımı
sol menü ok Ağız Sağlığı
sol menü ok Uyku
sol menü ok Kötü Alışkanlıklar
sol menü ok Tütün
sol menü ok Alkol
sol menü ok Uyuşturucular
sol menü ok Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

sol menü ok Doğuştan Hastalıklar
sol menü ok Enfeksiyöz Hastalıklar
sol menü ok Ruhsal Hastalıklar
sol menü ok Depresyon
sol menü ok Nevroz
sol menü ok Psikoz
sol menü ok Ateş
sol menü ok İltihaplanma
sol menü ok Yaralar
sol menü ok Urlar
sol menü ok Kanser
sol menü ok Ödem
sol menü ok Mide-Bağırsak Hastalıkları
sol menü ok Damar Hastalıkları
sol menü ok Kan Hastalıkları
sol menü ok Böbrek ve İdrar Yolu
sol menü ok Sinir Hastalıkları
sol menü ok Beyin Hastalıkları
sol menü ok Solunum Sistemi Hastalıkları
sol menü ok Omurilik Hastalıkları
sol menü ok Kemik ve Eklem Hastalıkları
sol menü ok Kas Hastalıkları
sol menü ok Deri Hastalıkları
sol menü ok Kalp Hastalıkları
sol menü ok Kulak Hastalıkları
sol menü ok Cinsel Hastalıklar

Tedavi

sol menü ok İlkyardım
sol menü ok Doktor
sol menü ok Muayene
sol menü ok Radyolojik Muayene
sol menü ok İlaçlar
sol menü ok Ağrının dindirilmesi
sol menü ok Ruhsal Etkili İlaçlar
sol menü ok Antibiyotikler
sol menü ok Hastane
sol menü ok Ameliyat
sol menü ok Doku ve Organ Nakli
sol menü ok Radyoterapi
sol menü ok Diş Tedavisi
sol menü ok Psikiyatrik Tedavi
sol menü ok Doğal Tedavi
sol menü ok Homeopati
sol menü ok Akupunktur

 
 
 
A B C Ç D E F G H I İ J K L M
N O Ö P R S Ş T U Ü V W Y Z  
Aort Oluşum Bozuklukları
Aort oluşum bozuklukları, zamanında düzeltilmezse ağır bir gidiş gösterir ve sıklıkla ölüme neden olur.

Aort vücudun en büyük ana atardamarıdır. Başka bir deyişle, oksijenlenmiş kanın vücuda dağılmadan önce geçtiği ana yoldur. Sol karıncıktan kaynaklanan aort önce yukarı yönelir (çıkan aort), sonra geniş bir yay çizerek (aort yayı) omurganın yanından aşağı doğru iner (inen aort). İnen aort, göğüs ve karın aortu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Çıkan aorttan, kalbe giden koroner atardamarlar dallanır. Aort yayından vücudun üst yanını besleyen önemli damarlar çıkar. Bunlar kol-baş atardamarı (bu damardan da sağ köprücük altı atardamarı ile sağ şahdamarı dallanır), sol birleşik atardamar ve sol köprücük altı atardamarıdır. Göğüs aortundan ayrılan atardamarlar arasında en önemlileri kaburgalar arası atardamarlar, bronş atardamarları, yemek borusunun orta atardamarı ve göğüs boşluğuna giden atardamarlardır. Karın aortundan ise karın ve leğen bölgesine ve bacaklara giden damarlar ayrılır.
 
 
Bu başlık altında göğüs aortunun kapaklarında (doğumsal aort darlığı) ve damar boyunca (aort yayı darlığı, çift aort yayı ve belirtileri çok benzer olan sağ köprücük altı atardamarı bozukluğu) görülen oluşum bozuklukları incelenecektir. Aort ve akciğer atardamarı bağlantıları örneğin aort-akciğer atardamarı fistülleri (çok seyrek görülür) ya da açık atardamar yolu (Botallo kanalı) gibi bozukluklar başka bölümlerde incelenmiştir.
Doğumsal Aort Darlığı
Aort darlığı, aortun kalpten çıkış deliğinin, yarımay kapakları hizasında ya da bunun hemen üstünde ya da altında daralmasıdır. Doğumsal aort darlığına tüm doğumsal kalp hastalıkları arasında yüzde 2'den az sıklıkta rastlanır.

Doğumsal aort darlığının başlıca iki biçimi vardır. Birinci biçimde darlık aortun yarımay kapakları hizasındadır ve kapaklarda da bozukluk vardır. Buna gerçek kapak darlığı denir. İkinci biçimde ise yarımay kapaklar sağlamdır; darlık kapakların altındaki bölümdedir (kapakaltı darlığı). İkinci tip darlık daha sık görülür. Üçüncü bir darlık biçimi ise aortun kapaküstü darlığıdır.
 
 
• Aortun kapak darlığı - Bu durumda, yapısal olarak aort kapakları birbirine kaynaşmış ve bağdokudan oluşan bir zar ortaya çıkmıştır. Bu zarın ortası deliktir; kan bu delikten geçer.
• Aortun kapakaltı darlığı - Kapakaltı darlığında yarımay kapaklan normaldir ama bunların altındaki bir bağsı zar kanın geçişini önemli ölçüde engeller. Kapağın altındaki bölümde kalın, kanın geçişini önemli ölçüde engelleyen, beyaz renkte bağdokudan oluşan birkaç bölgeye de rastlanabilir.

Aortun kapakaltı darlıkları, bazen sol karıncık kasının aşın ölçüde büyüyerek bir engel oluşturmasına bağlı olabilir. Buna "aort altı kas yapısı darlığı" denir.
• Aortun kapaküstü darlığı - Bu durumda normal gelişmiş sağlam bir aort kapağının üst kısmında darlık söz konusudur. Darlık aort kökündeki ya da çıkan aorttaki gelişim eksikliğine bağlıdır.
Olası Nedenleri
Bazı araştırmacılar aort darlığının, anne karnındaki yaşamda ya da doğumdan sonraki birkaç gün içinde aort deliği ve çevresinde oluşan iltihabi süreçlerden kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir. Daha çok benimsenen bir varsayıma göre, aort darlığı kalbin embriyolojik gelişmesindeki bozukluğa bağlıdır. Çünkü kalbin boşluklarını döşeyen kalp iç zarında ve bunun uzantıları olan yarımay kapaklarında iltihap varsayımım destekleyen bir oluşum gösterilmiş değildir. Buna karşılık aort darlığı, çoğu kez embriyolojik gelişme bozukluğuna bağlı oldukları kuşku götürmeyen başka doğumsal kalp bozuklukları ile birlikte görülür. Bunlar arasında, iki kapaklı aort, kapak ve kapakaltı çifte darlığı ya da inatçı bir Botallo kanalı açıklığı sayılabilir.
Sonuçları
Aort darlığının dolaşım üzerinde yaratacağı sonuçlar kolaylıkla anlaşılabilir. Sol karıncıktan aorta kan geçişini zorlaştıran aort darlığı nedeniyle genel (sistemik) kalp atım hacminde azalma görülür. Böylece kalbin belirli bir zaman biriminde vücut dolaşımına pompaladığı kan miktarı azalır. Normal koşullarda, bu durumu organizma kolayca dengeleyebilir. Çeşitli nedenlerle aşırı bedensel güç harcanması sonucunda kan gereksinimi artarsa, kalp uyum mekanizmalarından yoksun olduğu için, kan gereksinimi fazla olan organlarda bozukluklar görülür. Örneğin, yeterli kan gitmeyen beynin işlevleri bozulur; dolaşım ve solunum normal olmakla birlikte, bilinç kaybı ortaya çıkar. Bu durumdan kalp de olumsuz etkilenir; göğüs ağrıları (anjina pektoris nöbeti) görülür. Ayrıca sol karıncık aşırı büyür ve karıncık duvarı önemli ölçüde kalınlaşabilir. Bazen daralmış bölgenin üstünde bir genişleme ortaya çıkar. Bu durumun, darlığı geçtikten sonra kanın oluşturduğu girdaba ve düzensiz akımlara bağlı olduğu düşünülmektedir.
Belirtileri
Ağır bir darlık söz konusu değilse, olgularda hiçbir belirti ortaya çıkmaz, hasta bu kalp hastalığına çok iyi uyum gösterebilir. Ama zaman geçtikçe hastalık hızla ilerler ve ağırlaşır. Darlığın artmasıyla birlikte ağır kalp yetmezliği görülebilir. Bazen erken yaşta görülmekle birlikte, belirtiler sıklıkla ergenlik ya da gençlik çağında ortaya çıkar. Başlıca belirtiler nefes darlığı, göğüs ağrısı ve ani bayılma nöbetleridir. Nefes darlığı ya da nefes almada güçlük, daha çok bedensel güç harcama sonucunda ortaya çıkar. Önceleri hafif olan nefes darlığı, gittikçe artarak hastanın bedensel etkinliğini engelleyici bir durum alır ve sonunda hasta ancak dinlenme durumunda rahat solunum yapabilir.

Bazen göğüs kemiği arkasında kalbe ilişkin ağrılar olabilir. Beyne az kan gitmesinden kaynaklanan belirtiler bayılma ve baş dönmesi nöbetleridir. Bazen bunlar ani ölüm nedeni olabilir. Ayrıca hastaların cildi soluk görünümlüdür. Büyüme ve gelişme genelde normaldir. Ama özellikle kapaküstü darlıklarda, yüzün oldukça özel bir görünümü vardır. Bu görünüme "yunus yüzü" denir. Bebeğin çenesi çok küçük, ağzı geniş ve burnu yukarı doğru kıvrılmıştır; gözler birbirinden uzaktadır ve şaşılığa sık rastlanır. Alın geniş, dişlerin yerleşimi bozuktur.
Tanı
Klinik olarak, kalp damar sistemi muayenesinde hastalarda aort darlığına özgü bulgular vardır: Hastanın tansiyonu düşük, nabzı hafiftir; kalp dinlendiğinde üçüncü kaburgalar arası aralıkta şiddetli biçimde duyulan ve boyun damarlarına yayılan sert ve şiddetli üfürüm vardır. Ayrıca üfürümün en şiddetli duyulduğu bölgeye el ayası ile basıldığında, bir titreşim hissedilir. Dinleme sırasında aort odağında, ikinci kalp sesinin çok az duyulması ya da hiç duyulmaması da aort darlığına özgü bir bulgudur.

Bulgular özellikle küçük çocukta ya da genç yaştaki hastada ortaya çıkmışsa, doğumsal aort darlığının düşünülmesi gerekir. Gene de kesin tanı için söz konusu bulguların yanı sıra radyolojik, elektrokardiyografik incelemeler yapılmalı ve sol kalp kateterizasyonu uygulanmalıdır. Radyolojik inceleme kalp hacminde, özellikle sol karıncıkta bir büyümeyi ortaya koyar. Elektrokardiyogramda da sol karıncığın aşırı büyüdüğünü gösteren değişimler vardır. Ama aort darlığında en kesin ve belirleyici tanı yöntemi sol kalp kateterizasyonudur. Bu yöntemle ameliyata gerek olup olmadığına karar verilebilir. Kalp kateterizasyonu, sol karıncık ile aort arasındaki basınç farkını gösterir. Bu basınç farkı, aortta darlığın bulunduğunu kesin olarak kanıtlar.
Hastalığın Gelişimi
Aort darlığında, hastalığın gelişimi pek çok etkene bağlıdır. Hastalığın gidişi öncelikle darlığın derecesine, kalpte başka oluşum bozukluklarının bulunup bulunmamasına ve bozulmuş kapaklarda iltihap olup olmamasına bağlıdır. Hastalık kendi başına bırakıldığında, kalp yetmezliği ve ölümle sonlanır. Bu nedenle, aort darlığında, tek etkili tedavi yöntemi olan cerrahi girişime başvurulur.
Aort Damarı Darlığı
Aort damarı darlığı denince, aortun belirli bir bölümünün darlığı, çoğunlukla da, yukarıda sağ köprücükaltı atardamarıyla altta atardamar bağı arasında kalan bölgedeki darlık anlaşılır.
Sol akciğer atardamarından aorta uzanan bir bağdokusu kordonu olan atardamar bağı, Botallo'nun atardamar kanalı ya da atardamar yolu adı verilen ve dölüt dolaşımında önemli rol oynayan dölütsel bir damar kalıntısıdır. Dölütsel yaşamda açık olan bu damar aracılığıyla kan akciğer atardamarından doğrudan aorta geçer. Böylece dölütsel yaşamda solunum işlevi görmeyen akciğerlere kan gitmemiş olur. Doğumda akciğerler solunuma başlayınca, buraya kan akımı olur ve Botallo kanalı gereksiz hale gelir. Doğum sonrasında bu kanal kapanarak bağsı bir kordona dönüşür; buna atardamar bağı adı verilir. Bazı anormal durumlarda bu kanalın kapanması gerçekleşemez ve akciğer dolaşımına büyük bir yük binerek sağ kalpte aşın büyüme ve yetmezlik ortaya çıkar.

Aort damarı darlığı genellikle yukarıda tanımlanan bölgede ortaya çıkmakla birlikte, bazen sol köprücükaltı atardamarında, inen göğüs aortu bölgesinde ya da karın aortunda da görülebilir.
Nedenleri
Bu oluşum bozukluğunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, embriyonal gelişimdeki bir aksaklık sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bunun nedeni başka doğumsal kalp ya da aort hastalıklarıyla birlikte görülmesidir. Aort daman darlığıyla birlikte en sık görülen oluşum bozukluktan şunlardır:
1) Botallo'nun atardamar kanalı
2) Karıncıklar arası bağlantı
3) Aort darlığı
4) Kalp iç zarında bağ ve esnek doku birikmesi.

Aort daman darlığı bunlardan başka, Fallot dörtlemesi ve büyük damarların yerleşim bozukluğu (transpozisyon) gibi karmaşık kalp hastalıklarıyla da birlikte görülebilir.
Turner sendromu adı verilen kromozom bozukluğu da aort daman darlığıyla birlikte görülebilir. Turner sendromu bulunan kişi görünürde kadın yapısındadır ama yumurtalıktan gelişmemiş, meme gelişimi geri kalmıştır; hiç âdet görmez, gelişmesi yetersiz, kemik gelişimi yavaştır ve boynunun her iki yanında deri kıvrımları vardır. Turner sendromu istatistiksel olarak 3 bin canlı doğumda 1 sıklıkta görülmektedir, ama klinik olarak fazla belirti vermeyen hafif biçimleri göz önüne alınırsa, bu oranın daha yüksek olduğunu söylenebilir.

Aort damarı darlığı başlıca iki biçimde görülür. Olguların önemli bölümünde darlık bölgesi kısadır. İlgili damar bölümü bir kum saati görünümünü almıştır. Atardamar bağı, darlığın hemen üstünde ya da önündedir.

Bazen daralma belirli bir bölgeyle sınırlı değildir ve bağın üstündeki aort yayını birkaç santimetre boyunca yaygın olarak tutar. Bu durumda aort yayının gelişimi yetersizdir.
Söz konusu olguların cerrahi girişimle düzeltilmesi güçtür. Darlık bölgesine sentetik bir protez (Dacron tüpü) konur.

Her iki tip olguda da açık kalmış Botallo kanalı bulunabilir. Daralmış bölgenin önünde ve arkasında aort iyice gevşemiştir. Aort içinde biriken ateroskleroz plakları duvarın kalınlığına erişebilir. Buna karşılık inen aort bölümünde aort boşluğu yavaş daralır.
Vücudun Tepkileri
Kan aort içindeki akışı sırasında daralma bölgesinde önemli bir engelle karşılaşır. Vücut bu engeli aşmak için yeni dolaşım yollan geliştirir. Bu durum, oldukça önemli bir ana caddenin trafiğe kapanmasına benzer. Ana cadde kapanınca trafik akımı yan yollara kaydırılır. Aynı biçimde, aort daman darlığı söz konusu olduğunda aorta açılan atardamarlarda kan akımı artar. Farklı bölgelerde yeni dolaşım yollan ortaya çıkar. Bunlardan en önemlisi köprücükaltı atardamarının bir kolu olan iç meme atardamarının, kaburgalar arası, bel ve mideüstü atardamarları aracılığıyla dolaşımı sürdürmesidir. Öteki yol ise kaburgalar arası atardamarlarla delici atardamarlar aracılığıyla birleşen kürek kemiği atardamarıdır.
Yakınmalar ve Tanı
Aort damarı darlığı bulunan hastalar çoğunlukla oluşum bozukluğunun dolaşımda yarattığı sonuçlardan yakınırlar. Bunlar, vücudun üst kısmında kan basıncı artışı, alt kısmında kan basıncı azalması ve yeni dolaşım yollarının oluşmasıdır.

Darlık ileri derecedeyse yaşamın daha ilk günlerinden (ya da aylarından) başlayarak ciddi bozukluklar görülür. Ağır kalp yetmezliğinin ortaya çıktığı bu durumlarda bebeğin yaşamını kurtarmak için acil cerrahi girişim gerekir.

Kalp yetmezliğinin belirtileri, nabız ve solunum hızlanması ile çoğu zaman göbek hizasına kadar büyüyen bir karaciğerdir. Bebek zor nefes alır, bol miktarda terler, mama yerken yorulur; ağır durumlarda morarma (siyanoz) ortaya çıkabilir. En temel klinik bulgu kollarda kan basıncının yüksek olmasına karşın bacaklarda basınç düşüklüğüdür. Nabız bacaklarda çok zayıfken ya da güç alınıyorken, el bileğinde ya da koltuk altında son derece kuvvetli ve dolgundur. Göğüs filminde kalbin, özellikle sol karıncık bölgesinde, önemli ölçüde büyüdüğü görülür.

Darlık hafifse, başlangıçta bütünüyle gözden kaçabilir ama bazen genç yaşta özellikle 30 yaşın altında yakınmalar ortaya çıkar. Bu durumda darlık atardamar bağından sonra ya da aynı hizadadır. Hastalar baş ağrısı, burun kanaması, kulaklarda uğultu, bedensel güç harcarken gelişen nefes darlığı ve bacaklarda kramplardan yakınır. Genel görünüm sıklıkla normal olmakla birlikte, bacakların aşırı geliştiği, kollarla vücudun üst yansının da oldukça iyi gelişerek vücuda atletik bir görünüm verdiği gözlenir.

Dinleme aletiyle sistolde (kalbin kasılma evresi) tüm göğüs boyunca sırta doğru yayılan ve bazen burada daha şiddetlenen bir üfürüm duyulur. Bu durumun özellikle yeni yan dolaşımın gelişmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Oldukça tipik bulguları nedeniyle dikkatli bir muayene, aort damarında darlığa ilişkin ipuçları verir. Daha sonra yapılan incelemeler tanıyı doğrulamaya ve cerrahi girişime yardımcı olmaya yöneliktir.

Elektrokardiyogramda genellikle sol karıncığın aşırı büyüdüğünü gösteren sonuçlar alınır. Radyolojik inceleme ise darlığın en tipik özelliklerinden birini görmemizi sağlar. Bu özellik, kaburgaların alt kısımlarında görülen aşınmalardır. Kaburgalar arası atardamarların dolaşımı desteklemek amacıyla genişlemesine bağlı olan bu aşınmalar özellikle üçüncü ile altıncı-sekizinci kaburgalar arasındadır. Aort içine kontrast madde verildikten sonra, sık aralıklarla aortun filmi (aortografi) çekilirse darlığın bulunduğu bölgenin yaygınlığı ve yan dolaşımların gelişme derecesi kolaylıkla saptanabilir.
Tedavi
Kesin tanı konduktan sonra tedavide izlenecek yola karar verilir. Aort damarı darlığı oldukça ağır bir hastalıktır; bu hastalar yüksek tansiyon, aort yırtılması, beyin, kalp ve böbrek rahatsızlıkları nedeniyle yitirilir. Özellikle tansiyonun yükseldiği olgularda cerrahi girişimin, hastanın hayatta kalması için tek seçenek olduğu söylenebilir. Kalp damar cerrahisindeki önemli gelişmeler sonucunda günümüzde ameliyattan doğan tehlikeler çok azalmıştır.
Çift Aort Yayı
Aortun başlangıç bölümüne ilişkin olan bu oluşum bozukluğunda, aort yayı soluk borusu ile yemek borusunu önden ve arkadan çevreleyen iki gövde halini alır. Bunun sonucunda soluk ve yemek boruları üzerinde kısmi bir baskı ortaya çıkar. Çok az olguda yayın yeterince geniş olması sonucunda soluk borusu ile yemek borusu üzerinde baskı oluşmaz. Olguların çoğunda ise daha ilk aylarda yutma güçlüğü (disfaji), boğucu bir öksürük, sıkıntı, nefes darlığı ve solunum yolları enfeksiyonu gibi belirtiler ortaya çıkar. Soluk borusu üzerindeki baskıya bağlı olarak, nefes alırken hırıltı duyulur. Hasta çocuklar nefes borusundaki tıkanmayı mümkün olduğunca azaltmak için başlarını olabildiğince yukarı kaldırarak özel bir konum alırlar. Ölüme neden olan bronş-akciğer iltihaplanmaları sık görülür. Özellikle yemeklerden sonra morarmayla birlikte oksijen yetersizliğinden kaynaklanan nöbetler görülür.

Çift aort yayı tanısı görece kolaydır. Yemek ya da soluk borusuna kontrast madde verildikten sonra çekilen yemek borusu filminde daralma açıkça görülür. Yandan çekilen filmde ise soluk borusunun önden, yemek borusunun ise arkadan sıkıştırıldığı saptanır. Cerrahi girişimde genellikle daha az gelişmiş olan ön aort yayı çıkartılır.
Sağ Köprücükaltı Atardamarının Anormal Bir Yerden Kaynaklanması
Çift aort yayıyla aynı belirtileri gösteren bir oluşum bozukluğudur. Sağ köprücükaltı atardamarı, inen aorttan kaynaklanarak yemek ve soluk borusunu arkadan çevreler. Hastalığın tedavisinde cerrahi girişime başvurularak bu atardamar işlevsiz hale getirilir ve kesilip alınır. Sağ kola kan gitmesi için yan dolaşımlar yeterli olur.
Atardamar Kütüğünün Kalıcı Olması
Bu oluşum bozukluğunda, sol karıncıktan çıkan aort ile sağ karıncıktan çıkan akciğer atardamarı birleşik atardamar kütüğü adı verilen büyük bir damarda birleşmiştir. Bu damar karıncıklar arası bölmedeki bir deliğin üzerine ata biner gibi oturmuştur ve hem sağ, hem de sol karıncığın içine doğru uzanmıştır.

Oldukça sık görülen bir doğumsal kalp-damar hastalığıdır; morarmalı (siyanozlu) doğumsal kalp hastalıkları arasında, Fallot üçlemesi ile birlikte, üçüncü sırada yer alır.

Kütük bölmesinin yeterince gelişmemesi, hem bu ana damarın aort ve akciğer atardamarı olarak ikiye ayrılmamasına, hem de karıncıklar arası bölmenin sürekli açık kalmasına neden olur.
Sonuçlar
Kan dinamiği yönünden sonuçlar incelenirken iki farklı biçim göz önünde tutulmalıdır:
• Gerçek atardamar kütüğü - Birleşik atardamar kütüğü aort yayı ve inen aort biçiminde devam eder. Aort yayından önce, kütüğün taban bölümünden sağ ve sol akciğer atardamarları iki ayrı kol biçiminde dallanır. Kan dolaşımı şu biçimde gerçekleşir: Kan hem sağ, hem de sol karıncıktan pompalandığı için karışıktır. Başka bir deyişle atardamar ve toplardamar kanı bir aradadır. Bu karışık kan aort yayı ve inen aort aracılığıyla tüm vücuda dağıtılır. Aort yayından önce, kütüğün taban bölümünden ayrılan akciğer atardamarları da gene bu karışık kanın bir bölümünü akciğerlere taşırlar. Böylece oksijenlenen kan daha sonra akciğer toplardamarları aracılığıyla sol kulakçığa ve sol karıncığa ulaşır.
• Yalancı atardamar kütüğü - Bu biçim bir öncekinden, akciğer atardamarının ya da dallarının kan dolaşımını sağlayamayacak kadar az gelişmiş ya da tıkanmış olması ile ayrılır. Bu durumda oksijenlenmesi gereken kan akciğerlere, genişlemiş bronş atardamarları aracılığıyla taşınır. Böylelikle bronş atardamarları, beslenme işlevlerinin yanı sıra akciğer dolaşımının sürdürülmesinde tamamlayıcı bir görev üstlenmiş olurlar. Kan dolaşımı şu şekilde gerçekleşir: Sağ ve sol kulakçıktan gelen karışık kan, atardamar kütüğü içine girerek genel dolaşıma katılır. Bu kanın bir bölümü, gene atardamar kütüğünden kaynaklanan bronşiyal atardamarlara geçer. Bu atardamarlar aracılığıyla akciğerlere taşınan kan burada oksijenlendikten sonra, akciğer toplardamarlarıyla sol kulakçığa ve sol karıncığa geri döner.

Sonuçta, ister gerçek ister yalancı biçimde olsun, atardamar kütüğü içindeki kan, yeterince oksijenlenmeden genel dolaşıma geçer. Yalancı biçimde, dolaşımda bulunan oksijenlenmemiş kan oranı daha yüksektir.

Klinik Tablo
Daha önce tanımlanan bozuklukların en önemli sonucu morarmadır (siyanoz). Belirtiler hastalığın gidişine ve aşamalarına bağlı olarak değişir. Nefes darlığı yalancı biçimde daha belirgindir; bunun nedeni akciğere yeterince kan gitmemesidir.
Gidişi
Genel olarak son derece ağır seyreder. Erişkin yaşa erişen az hasta vardır. Hastalığın gidişi sırasında, beyin trombozu ve atardamar kütüğünün yalancı biçiminde, akciğerlere yeterli kan gitmemesi nedeniyle, ani anoksemi (oksijen yetersizliği) nöbetleri görülür.
Bilmek İstedikleriniz
Doğumsal kalp hastalıklarının nedenleri nelerdir?
Günümüzde doğumsal kalp hastalıklarının nedenleri tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Bugün bu tip kalp hastalıklarının ortaya çıkmasında pek çok etkenin bir arada rol oynadığı düşünülmektedir. Bir yandan oldukça genel bir anlamda genetik etkenler (dar anlamda kalıtsal etkenler çok enderdir), öte yandan edinilmiş çevresel etkenlerden söz edilebilir. Çevresel etkenlerin aydınlatılması çok önemlidir. Çünkü bunların tanınması bu tip hastalıkların önlenmesi için geçerli tek yol olabilir. Edinsel nedenlere ilişkin kesin kanıtlar yoktur. Yalnızca bazı kuşkular söz konusudur. Bütün virüs enfeksiyonlarının (grip ve bebeklerin döküntülü hastalıkları vb), özellikle de kızamıkçığın yüzde 5-6 oranında doğumsal kalp hastalığına yol açtığı bilinmektedir. Ayrıca ailesel özellikler gösteren bedensel ve ruhsal oluşum bozuklukları da sıklıkla doğumsal kalp hastalıklarıyla birlikte görülmektedir. Bazı kromozom bozuklukları özellikle doğumsal kalp hastalıklarıyla birlikte bulunmaktadır. Bunlardan yalnızca Down sendromunu (mongolizm) hatırlatalım. Down sendromu olgularının yüzde 40-50'sinde doğumsal kalp hastalığı bulunmaktadır.

Anne yaşı ile doğumsal kalp hastalığı arasında belirgin bir ilişki bulunamamıştır. Bazı kalp hastalıktan (açık kalmış atardamar yolu ve karıncıklar arası delikler) erken doğan bebeklerde sık görülür. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında düşük tehdidi, bedensel travmalar, tanı ya da tedavi amacıyla ışınlanma ve ruhsal gerginlikler tehlike etkenleridir. Bu anlamda bazı ilaçlar (talidomid), ayrıca östrojen ve türevleri, sara nöbetlerine karşı alınan ilaçlar ve iştah kesici ilaçlar da olumsuz rol oynamaktadır. Ayrıca annenin alkolik olması da bir tehlike etkenidir. Şeker hastalığı bulunan annelerin bebeklerinde doğumsal kalp hastalığı görülme tehlikesi, öteki bebeklere oranla 10 kat daha çoktur.

Doğumsal kalp hastalığım önleyebilmek için bir şeyler yapılabilir mi?
Tüm söylenenler göz önüne alınarak bazı öneriler getirilebilir: Her şeyden önce en tehlikeli dönemin gebeliğin ilk üç ayı olduğu hatırlanacak olursa, virüs enfeksiyonlarının (özellikle de gribin) çok yaygın olduğu kış aylarında gebe kalanların çok dikkatli olması gerekir.
- Ergenlik öncesinde ya da daha sonra gebe olmadığına emin olmak koşuluyla kadınların kızamıkçık aşısı yaptırması gerekir.
- Gebe kadınlar kızamıkçık ya da başka döküntülü hastalığa yakalanmış çocuklarla ya da bunların ana-babalarıyla temastan, çok gerekmedikçe radyolojik incelemeden (özellikle karınla ilgili radyolojik inceleme) ve her türlü ilaç almaktan kaçınmalıdır.
- Düşük tehdidi durumunda istirahat etmek, her türlü yorgunluktan kaçınmak gerekir.
- Anne 35-40 yaşlarını geçmişse amniyon sıvısı incelemesi yapılmalıdır. Bu yaşlardaki annelerin çocuklarında Down sendromu görülme tehlikesi daha çoktur.
- Normalde doğumsal kalp hastalığı oranı yaklaşık binde 8'dir. Anne ya da babada, tedavi edilmiş ya da edilmemiş bir doğumsal kalp hastalığı varsa ya da ailenin öteki çocuğunda doğumsal kalp hastalığı bulunuyorsa, yeni bir bebekte doğumsal kalp hastalığı görülme olasılığı yüzde 3 ile yüzde 5 arasında değişir. Bir ailenin iki çocuğunda da doğumsal kalp hastalığı varsa, hastalığın üçüncü çocukta görülme olasılığı yaklaşık yüzde 15'e çıkmaktadır. Bu bilgiler ileride yeni bir gebeliğe karar verip vermemede göz önüne alınmalıdır.
- Çiftlerin evlenmeden önce muayene edilerek, yukarıda belirtilen doğumsal kalp hastalıklarıyla bir arada bulunan sendromlardan birinin var olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu durum dünyaya çocuk getirecek insanlar tarafından mutlaka bilinmelidir.
 

Yaşam Devresi

sol menü ok Doğacak Çocuk
sol menü ok Doğacak Çocuk 2
sol menü ok Düşük ve Kürtaj
sol menü ok Doğum
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek
sol menü ok Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
sol menü ok Bebek
sol menü ok Bebeğin Beslenmesi
sol menü ok Yuva Öncesi Dönem
sol menü ok Yuva Dönemi
sol menü ok Okul Çağındaki Çocuk
sol menü ok Sorunlu Çocuklar
sol menü ok Ergenlik
sol menü ok Cinsellik
sol menü ok Kadın ve Erkek
sol menü ok Üretken Dönem
sol menü ok Doğum Kontrolü
sol menü ok Gebelikte Kadın
sol menü ok Çocuksuzluk
sol menü ok Yaşlılık
sol menü ok Ölüm

İnsan Bedeni

sol menü ok Baş ve Boyun
sol menü ok Göğüs
sol menü ok Karın
sol menü ok Sırt
sol menü ok Kol ve Bacaklar
sol menü ok Hücre, Doku ve Organlar
sol menü ok Kalıtım
sol menü ok Metabolizma
sol menü ok Solunum
sol menü ok Konuşma
sol menü ok Konuşma Bozuklukları
sol menü ok Sindirim Sistemi
sol menü ok Sindirim
sol menü ok Sindirim Bozuklukları
sol menü ok Dişler
sol menü ok Kan Dolaşımı
sol menü ok Kan
sol menü ok Kalp
sol menü ok Dolaşım Bozuklukları
sol menü ok Lenf Sistemi
sol menü ok Bağışıklık
sol menü ok Bağışıklık Bozuklukları
sol menü ok Böbrekler ve İdrar Yolları
sol menü ok Sinir Sistemi
sol menü ok Beyin
sol menü ok Bilinç Bozuklukları
sol menü ok Omurilik
sol menü ok Hormonlar
sol menü ok Hormon Bezleri
sol menü ok Hormon Bozuklukları
sol menü ok Kemik ve Eklemler
sol menü ok Kas Sistemi
sol menü ok Deri
sol menü ok Göz
sol menü ok Göz Bozuklukları
sol menü ok Kulak
sol menü ok Koku ve Tat Alma
sol menü ok Cinsel Organlar
sol menü ok Cinsel İlişki
sol menü ok Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

sol menü ok Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
sol menü ok Prof.Dr. Derin Kösebay
sol menü ok Dr.Mehmet Öz

 

Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

  Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot

  haberler