|
|
|
Bazı
hücrelerin anormal bir hızla büyümesi ur (tümör) oluşmasına
neden olur. Bir ur selim yani iyi huylu ya da habis yani kötü
huylu olabilir. Selim bir ur çevresindeki dokuya girmez ve
bedene yayılmaz. Bunun aksine habis bir ur ise çok tehlikelidir
ve olabildiği kadar erken tedavi edilmelidir. Habis urlara
kanser denir. Beyin urları çok dar bir alanın, yani beyin
boşluğunun içinde büyümeleri olgusu ile diğer urlardan
ayrılırlar. Bir yandan beyin üzerindeki baskının artması, öte
yandan büyüyen habis urun beynin belirli alanlarına girmesi ve
buraları zedelemesi belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. |
|
|
|
Ur ya da tümör, anormal hücre bölünmesinin yol açtığı doku
büyümesidir. Ödem ya da iltihaplanma da bir şişkinliğe neden
olabilir. Tümör sözcüğü Latincede şişkinlik anlamına geliyorsa
da genellikle, belirli beden hücrelerinin büyümesinin neden
olduğu bir kütle anlamında kullanılır. Bedende hücreler sürekli
olarak parçalanır ve bölünme yoluyla yeni hücreler oluşur.
Çocuklukta, büyüme dönemi boyunca yeni hücrelerin oluşması
egemen
iken, daha sonraki yaşlarda hücrelerin
ölmesi egemen olur. Sağlıklı hücreler kendilerinden aynı tür iki
hücrenin oluşabileceği bir biçimde bölünürler. Bir hücrenin
nasıl işlev görmesi gerektiğine ilişkin bilgi hücre
çekirdeğindeki kalıtsal malzemede saklıdır. Bir hücre
çekirdeğinin metabolizmasındaki değişiklikler normal hücrelerin
ur hücreleri haline dönüşmelerine neden olabilir. Bu
değişikliklerin nasıl gerçekleştiği hala büyük ölçüde
bilinmemektedir. Bir urun oluşması halinde, hücre bölünmesinin
aşırı düzeyde gerçekleşmesi yeni hücrelere olan gereksinimin
aşılmasına yol açar. Yeni oluşan hücreler normal biçim ve işlev
gösterirlerse ve de ur çevresindeki dokuya yayılmazsa, buna
selim ur denilir. Bu tür bir ur tehlikeli değildir; bu urun
bulunduğu organ normal işlevlerini yerine getirmeye devam
edebilir. İyi bilinen selim ur örnekleri yağ hücrelerindeki bir
artışın yol açtığı yağ dokusu uru (lipom) ve bağ dokusu
hücrelerindeki bir artışın yol açtığı bağ dokusu uru (fibrom)
dur. Bu küçük urlar bedenin ve derinin herhangi bir yerinde
oluşabilirler. Sinir sisteminin destekleyici dokusundan (gliya
dokusu) kaynaklanan bir ura gluyom denir. Bir bezde gelişen
selim bir ura adenom denir. Adenom esas bez gibi işlev görebilir
ve iç salgı dokusunda ortaya çıkması halinde, söz konusu bezin
normal olarak ürettiği hormondan aşırı miktarda salgılamasına
yol açabilir. Örneğin bir tiroid adenomu tiroid bezinin aşırı
çalışmasına (hipertiroidizm) yol açar. Bileşik ur (teratom), bir
iç organda deri hücreleri, diş ya da kıllar gibi normal olarak
gelişmeyen hücrelerden oluşur. Yumurtalık teratomu gibi bazı
teratomlar selim olabildiği gibi, bazıları da habis olabilir.
Urun saplı bir biçimi varsa buna polip denir. Bunlar genellikle
deride, bağırsakta, mesanede ve dölyatağında oluşurlar. Polipler
çoğunlukla gerçek urlar olmayıp, mukoza şişkinlikleridir
(örneğin burun polipi). Selim urlar kendi başlarına tehlikesiz
olmalarını karşın, beyin ya da kalp gibi önemli bir yerde
bulunmaları halinde ölüme yol açabilirler. Bu durumda urun
alınması gerekir. Selim urlara ek olarak bir de habis urlar
vardır. Habis urlar için kullanılan genel kavram kanserdir.
|
|
|
|
Bu
durumda da anormal bir hücre büyümesi söz konusudur, ancak bu
kez ur çevresindeki dokuya yayılır ve dokunun çalışmasını
aksatır. Habis urlar çok hızlı gelişebilir ve tamamen
alınmamaları halinde, kalan ur dokusundan yeni bir ur gelişir.
Ancak habis urların en kötü özelliği bunların yayılma (metastaz)
eğilimi göstermeleridir. Metastaz hücreleri bir ürün çok küçük
parçaları, hatta bir kaç hücre biçiminde oluşan ve urdan
koparak, kan ya da lenf damarları aracılığıyla bedene yayılan ve
yayıldığı yerlerde yeni urlar oluşturan hücrelerdir. En yaygın
biçimi lenf damarları yoluyla yayılmasıdır. Beden boşlukları
(göğüs ya da karın boşluğu) yoluyla yayılması da olanaklıdır.
Sindirim ya da cinsel organlardan kaynaklanan habis hücreler
karın boşluğuna girebilir ve karın zarında yerleşebilir.
Metastaz bedenin her yerinde oluşabilirse de, genellikle
akciğerlerde, karaciğerde, beyinde ve kemiklerde görülür.
Böylece, çeşitli organlar metastaz nedeniyle zedelenebilirler;
aynı zamanda bu habis hücreler çok fazla enerji tükettikleri
için bedeni zayıf düşürürler. Habis hücreler kaynaklandıkları
dokunun hücrelerine artık benzemezler ve bu nedenle de bunların
işlevlerinin yerine getiremezler. Habis hücreler deri ya da
mukoza gibi epitel tabakasında oluşurlarsa, bunlara karsinom (epitel
dokudan kaynaklanan kanser) denir. Sarkom bağ, yağ ya da kemik
dokusu gibi destek doku hücrelerinden kaynaklanan ve
kaynaklandığı dokuya göre sırayla lif-sarkomu (fibrosarkom)
yağ-sarkomu (liposarkom) ya da kemik sarkomu (osteosarkom) gibi
adlar alan habis bir urdur. Karsinom genellikle orta yaşta daha
ender görülen sarkomlar ise her yaşta ortaya çıkabilir. Sistem
urları lenf sisteminden ya da kan ve kan yapan organlardan
kaynaklanan habis urlardır. Bunlar tek bir organa bağlı olarak
yerel bir gelişme değil, etkilenen tüm sistemde yaygın bir
gelişme gösterirler. Sistem urları genellikle çocuklukta ortaya
çıkar. Çoğu habis ur başlangıçtan itibaren habistir ancak bazen
selim urların da habis urlara dönüştüğü görülmüştür (habis
dejenerasyon). Selim bir urun alınmasının bir nedeni de bu
olabilir. Bazı bağırsak poliplerinde habis dejenerasyon eğilimi
çok güçlüdür. Karsinoid, nitelik olarak selim ve habis urlar
arasında yer alan bir ara urdur. Örneğin apandiste büyüyen bir
karsinoid hiçbir zaman genişlemez, ancak çevresindeki dokulara
yayılan bir büyüme gösterir. İnce bağırsakta gelişen bir
karsinoid, hastalığın ancak ileri bir evresinden sonra yayılmaya
başlar.
|
|
Beyin urlarının urlar arasında özel bir
yeri vardır. Beyin genişleme olanağı olmayan sert kafatası
içinde bulunduğu için, urun doldurduğu alan çok hızlı bir
biçimde beyin üzerindeki basıncı arttırır. Bu nedenle selim bir
ur bile çok geçmeden öldürücü olabilir. Genellikle unutkanlık
gibi akli değişiklikler bir beyin urunun ilk belirtileridir;
bunların yanı sıra görülen diğer belirtiler sürekli bir baş
ağrısı, görme keskinliğinin azalması ve bulantı olmadan
kusmadır. Bir beyin urunun özelliği belirtilerin ani olarak
ortaya çıkmayıp, birkaç haftadan birkaç yıla kadar değişen bir
süre içinde yavaş yavaş gelişmesidir. Urun yaptığı baskı
nedeniyle beynin bazı kısımları işlev göremez hale gelebilir ve
felç, dokunma duyusunda bozukluklar, konuşamamak (afazi) ya da
görme alanının bir kısmının işlevini yitirmesi gibi çok çeşitli
belirtilere neden olur. Beynin bir kısmının aşırı uyarılması bir
sara nöbetine yol açabilir. Beyin urunun çok hızlı gelişmesinin
yanı sıra, nerede geliştiği de önemlidir. Bazen selim bir ur
beynin içinde çok derinde bulunduğu için alınamaz. Bu durumda
çevresine yayılmayan, yavaş bir gelişme gösteren selim bir ur
yine de kötü bir seyir izler. En yaygın beyin urlarından birisi
beyindeki destek dokusundan (gliya) kaynaklanan gliyoblastomdur.
Bu ur en çok 40-60yaşları arasında görülür ve hızla gelişerek
çevresindeki dokuya yayılır. Hemen felç ve konuşma bozuklukları
gibi yerel bozukluklar belirir. Ameliyat edilebilir olsa bile,
bu tür bir ur genellikle bir yıl içinde ölüme neden olur.
Astrositom da destek dokusundan kaynaklanan bir urdur ve
genellikle 30-40yaşları arasında beyinde gelişir. Yavaş bir
büyüme gösterir ve çevredeki dokuya yayılmaz; ancak bazen habis
bir nitelik alır ve yavaş yavaş yayılmaya başlar. Bunun
sonucunda tek taraflı felç ortaya çıkabilir. Bazen ameliyat ile
tam bir tedavi sağlamak olanaklıdır. Çocuklukta astrositomlar
beyincikte de gelişebilir. Spongioblastom olarak bilinen bu tür
bir urun alınması, yeri nedeniyle çok güçtür. Medülloblastom da
çocuklarda görülen bir diğer ur türüdür. Bu ur da beyincikte
gelişir ve habis olduğu için genellikle bir ameliyattan ya da
ışın tedavisinden sonra bile merkez sinir sisteminde metastaza
yol açar. Bu nedenle hastalığın seyri genellikle kötüdür; aylar
ya da yıllar sonra ur yeniden belirir. Beyin zarlarından
kaynaklanan beyin zarı uru (meninjiyom) 40-50yaşları arasında
görülür. Beyin zarı urları beyin dokusuna dıştan çok yavaş baskı
yaptıkları için görece selimdirler. Ancak beyin kabuğu üzerinde
baskı yaptıklarından genellikle sara nöbetlerine neden olurlar.
Ameliyat çoğunlukla tam bir iyileşme sağlar. |
|
|